Kayıtlar

Tevbe Edebilecek misin?

Tevbe Edebilecek misin? Bit talebesi hocasına sormuş. - Hocam ben ölürken tevbe ederek güzel bir ölümle ölmek istiyorum. Ne yapmalıyım? Mübarek hocası da demiş ki: - Evlâdım, neden halâ tövbe etmiyorsun da günahlı hayata devam ediyorsun? "Nasıl olsa can boğaza gelinceye kadar tevbenin vakti var. O zaman tövbe eder, kurtulurum!" demiş talebesi. Allah dostu sormuş: - Sen ne iş yapıyorsun? - Hocam ben terziyim! - Sen kaç senedir terzilik yapıyorsun? - Otuz senedir. - Bu kadar zaman içerisinde elin en çok neye alıştı? - Makasla kumaş kesmeye. Allah dostu sormuş: - Canın boğaza geldiği anda eline bir makas verseler yine kolayca kumaş kesebilir misin? Omuzlarını silkmiş 30 senelik terzi: - Öylesine korkulu bir anda nefes bile alamazken kumaşı doğru kesemem ki! Allah dostu taşı gediğine koymuş: - Peki, 30 senedir yaptığın bir işi o anda doğru yapamıyorsun da, ömründe hiç yapmadığın tevbeyi nasıl yapacaksın? O zam

Caiz mi?

Caiz mi? Zamanında bir kız sevmiştim. Hala seviyorum. Adı Gülçiçek. Çok güzel biriydi. Dinine düşkündü, dinde sürünüyordu adeta. Başörtülü bir kızdı. Karşı apartmanda oturuyordu ve balkonları, bizim camın en köşesinden biraz da olsa görünüyordu. Her akşam, gölge gelince balkonda kitap okurdu. Saatlerce. Bazen Kur'an okuduğuna da şahittim. Değişiyordu elindeki kitaplar. Sesi de çok güzeldi. Çok'u ve Güzel’i sadece Gülçiçek için yan yana kullanabilirdim. Bir gün, cesaretimi toplayıp karşısına çıktım. Bakkaldan eve dönüyordu. Elinde poşetler. Centilmenlik yapıp alayım dedim, yardımcı olayım, izin vermedi. "Sizinle konuşmak istiyorum" dedim. "Sadece on dakika, biraz, lütfen..." Başı öne eğikti. Yüzüme bakmıyordu. Gözlerinin gözlerime dokunduğunu hiç görmedim. Hiç hissetmedim nasıl bir titreme hali olduğunu. "Ne amaçla?" dedi. "Size aşığım" dedim, çıkıverdi ağzımdan. Belki biraz daha ağırdan almalıydım. Hoşlandım des

İslam Benim Dinim

İslam Benim Dinim Fransa da Peçe'li bir bacımız süper markette alışverişini bitirdikten sonra ücretini ödemek için sırada bekler... Birkaç dakika sonra sıranın kendisine gelmesiyle kasiyere doğru ilerler... Kasadaki bayan tesettürsüz bir Müslümandır... Bu bayan çarşaflı peçeli bayanın eşyalarını birer birer kasadan geçirmeye başlar, bir müddet sonra müşterisine kendini beğenmiş bir üslupla, "Bizim bu ülkede birçok problemimiz var ve senin peçen de bunlardan biri... Biz gurbetçiler ticaret için buradayız, dinimizi veya tarihimizi göstermek için değil... Eğer dinini yaşamak ve çarşafını giymek ve peçeni takmak istiyorsan, Arap ülkene geri dön, orada ne yapmak istiyorsan onu yap... Peçeli kardeşimiz elindeki poşetleri yere koyarak yüzündeki örtüyü kaldırdı... Kasiyer bayan tamamen şok halindeydi, kadın Sarışın ve mavi gözlüydü ve şunları söyledi. "Ben bir Fraksızım, Arap değilim, hele bir göçmen hiç değilim... " “Bu benim ülkem

Bez Parçası

Bez Parçası Kapının arka arkaya çalınmasıyla yatağımdan fırladım. Gecenin bu saatinde gelen kim olabilirdi ki? Alelacele aşağıya inerek kapıyı açtım. Bitişik evde oturan arkadaşımın oğluydu. Nefes nefese, -Babam çok hasta, arabanızla doktora götürebilir misiniz? Dedi. -Arabam 2 gündür tamirde, âmâ telefon edip doktor çağırabiliriz. Bir doktor arkadaşıma telefon ettikten sonra çocukla beraber babasının yanına gittik. Adamcağız yattığı yerde büyük bir acıyla kıvranıyor ve kasılan parmaklarıyla, duvarın sıvalarını çiziyordu. Yatağını duvardan uzaklaştırırken, eşi, -Bugün ava gitmişti, fakat döndüğünde rengi sapsarıydı. 2 saattir kendini bilmeden kıvranıyor. -Acaba avda bir şey mi oldu? Dedim. -Zannetmiyorum, sadece başparmağını kesmişti civardaki bir türbede bulduğu bez parçasıyla sarıp kanını dindirmiş. Böyle söylerken sehpanın üzerinde duran ve rastgele yırtıldığı belli olan yeşil bir kumaş parçasını gösteriyordu. Ancak eşi daha sonra bu bezi değiş

Tabutumu En İyi Doktorlar Taşısın!

Tabutumu En İyi Doktorlar Taşısın! Büyük İskender komutanlarını çağırıp son üç arzusunu iletmiş... 1- Tabutumu dönemin en iyi doktorları taşısın! 2- Altın, gümüş ve değerli taşlar, yol boyunca tabutum mezarıma gelene kadar serpiştirilsin! 3- Ellerim, herkesin görebileceği şekilde tabutun dışına sarkıtılsın! Komutanlardan biri, şaşkın, nedenini sormuş. Büyük İskender, açıklamış: 1- En ünlü doktorların taşımasını şu nedenle istiyorum: Herkes bilsin ki, Doktorlar ne kadar iyi olursa olsun, onlar bile ölümün karşısında çaresizdir. 2- Yerlere serpeceğiniz değerlerim de gösterecektir ki: Bu dünyada elde ettiğimiz zenginlik, bu dünyada kalır. 3- Ellerim tabutun dışında kalsın ki, herkes bilsin: Bizim için en değerli şey olan zamanımız tükenince, boş ellerle doğduğumuz gibi, gideriz. (Alıntı)

Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhisselâm'ın Uhud Savaşı Esnasında Yaptığı Dua

Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhisselâm'ın Uhud Savaşı Esnasında Yaptığı Dua [Peygambermiz Hazreti Muhammed Sallallahü Aleyhi Vesellem’in Uhud Savaşında yaptığı bu dua, aynı zamanda Allah’ü Teâlâ’ya Sığınma Duası ve de Kötülüklerden Korunma Duasıdır.] Peygamberimiz, Uhud Savaşı esnasında Müslümanları saf yapıp önlerine geçmiş ve şöyle dua etmiştir: اَللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ كُلُّهُ، اللَّهُمَّ لَا قَابِضَ لِمَا بَسَطْتَ، وَلَا بَاسِطَ لِمَا قَبَضْتَ، وَلَا هَادِيَ لِمَنْ أَضْلَلْتَ، وَلَا مُضِلَّ لِمَنْ هَدَيْتَ، وَلَا مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ، وَلَا مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ، وَلَا مُقَرِّبَ لِمَا بَاعَدْتَ، وَلَا مُبَاعِدَ لِمَا قَرَّبْتَ، اللَّهُمَّ ابْسُطْ عَلَيْنَا مِنْ بَرَكَاتِكَ، وَرَحْمَتِكَ، وَفَضْلِكَ، وَرِزْقِكَ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ النَّعِيمَ الْمُقِيمَ الَّذِي لَا يَحُولُ وَلَا يَزُولُ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ النَّعِيمَ يَوْمَ الْعَيْلَةِ، وَالأَمْنَ يَوْمَ الْخَوْفِ، اللَّهُمَّ إِنِّي  أَعُوذُ بِكَ  مِنْ شَرِّ مَا أَعْطَيْتَنَا وَشَرِّ

Dünya Askeri Güç Sıralaması 2018

Dünya Askeri Güç Sıralaması 2018 Uluslararası askeri güç verilerini toplayan Global Fire Power tarafından 2018'in askeri gücü en yüksek ülkeleri açıklandı! Bu listenin belirlenmesinde 50'den fazla faktör hesaba alındı. Bunlardan bazıları; teknoloji yönünden gelişmişlik, insan gücü, sahada uzun süre kalma ve hareket kabiliyeti... Türkiye'nin listedeki yerini belirleyen en önemli faktörün operasyonlarda teknolojiyi en iyi şekilde kullanması olduğu belirtildi. İşte 2018'in en güçlü orduları ve Türkiye'nin listedeki sırası... 1- Amerika Birleşik Devletleri 2- Rusya 3- Çin 4- Hindistan 5- Fransa 6- İngiltere 7- Japonya 8- Türkiye 9- Almanya 10- Mısır 11- İtalya 12- Güney Kore 13- Pakistan 14- Endonezya 15- İsrail 16- Vietnam 17- Brezilya 18- Tayvan 19- Polonya 20-Tayland 21- İran 22-Avustralya 23- Kuzey Kore 24- Suudi Arabistan 25- Cezayir 26- Kanada 27- İspanya 28- Yunanistan 29- İsveç 30- Ukrayna 31

40 Milyon Sevabı Olan Dua

40 Milyon Sevabı Olan Dua أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، إِلَهًا وَاحِدًا أَحَدًا صَمَدًا، لَمْ يَتَّخِذْ صَاحِبَةً وَلَا وَلَدًا، وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ. Okunuşu: Eşhedü en la ilahe illallahu vahdehu la şerike leh ilahen vahiden sameden lem yettehiz sahibeten ve la veleda ve lem yeküllehû küfüven ehad" Anlamı: Allah’ü Teâlâ’dan başka ilâh olmadığına bir olduğuna ve ortağı olmadığına şahitlik ederim. O birdir Sameddir; hiçbir şeye muhtaç değildir aksine her şey ona muhtaçtır. Eş ve çocuk edinmemiştir hiçbir şey onun dengi değildir." (Tirmizi) Fazileti: Peygamberimiz Sallallahü Aleyhi Vesellem hadis-i şerifte bu duayı günde on kere okuyana 40 milyon sevap yazılır buyurmuşlardır. (Alıntı)

Canım Oğluma! / Kızıma!

Canım Oğluma! / Kızıma! Mutlaka okumanızı tavsiye ederim! Eğer bir gün ben ölmez de yaşlı bir huysuz ihtiyar olursam... Benim yaşlandığımı düşündüğün gün Sabırlı ol lütfen ve beni anlamaya çalış ! Yemek yerken üstümü kirletirsem, Üzerimi değiştirecek gücüm yoksa. Lütfen sabırlı ol. Benim sana bir şeyler öğretmek için seninle ilgilendiğim zamanları hatırla... Seninle konuşurken, sürekli aynı şeyleri 1000 kere tekrarlıyorsam ! s ö z ü m ü kesme beni dinle. Sen küçükken, uyuyana kadar sana aynı hikâyeyi, 1000 defa tekrar tekrar okumak zorunda kalıyordum… Banyo yapmak istemediğimde; Beni utandırma ya da azarlama ! Seni banyoya götürmek için icat ettiğim küçük yöntemlerimi Ve oyunlarımı hatırla ! Yeni teknolojiler karşındaki cahilliğimi görürsen ! Bana zaman tanı ve beni yüzünde alaycı bir gülümsemeyle izleme ! Bazı zamanlarda unutkan olursam yahut konuşmalarımızda ipin ucunu kaçırırsam ! Lütfen hat ı rlamam i ç in gerekli zaman

Hz. Ömer Radiyallahü Anh’ı Ağlatan Günâhkâr Gencin Hâli

Hz. Ömer Radiyallahü Anh’ı Ağlatan Günâhkâr Gencin Hâli Resûl-i Ekrem Sallallahü Aleyhi Vesellem Efendimiz o günâhkâr gence tekrâr buyurdular: “-Günâhını, bana anlatabilirsin.”  Bundan sonra o genç, günâhını şöyle anlattı: “-Ben kefen soyucusuyum. Yedi yıldan beridir kabir açarım. Ensâr’dan birinin ölen kızının kabrini açtım. Kefenini soydum, bıraktım; fakat şeytân beni aldattı ve dönüp geldim ve onunla nefsimi körelttim. Yanından az ayrılınca kız, ayağa kalkıp: “-Ey genç, sana yazıklar olsun! Kıyâmet Günü’nün sâhibi Deyyân olan Allâh’tan utanmıyor musun? Beni ölüler arasında çıplak bıraktın. Allâh’ın huzûrunda kirlettin. Allâh ki yarın mahkeme-i İlâhi’de zulme uğrayanın hakkını, zâlimden alacak.” O genç, işlediği bu büyük günâhın hikâyesini bitirince Ol Resûl-i Müctebâ Aleyhisselâtü ve’s-Selâm Efendimiz Hazretleri’nin mübârek benizlerinin değiştiği ve ürperdikleri görüldü. Ayağa kalktılar. Bir taraftan mübârek ser-i sâadetleri Sallallahü Aleyhi Vesellem’i (başlarını) iki

Sehâvet

Sehâvet Abdullah bin Cafer Radiyallahü Anh bir gün kendi çiftliğine giderken yolu üzerinde bir bahçeye inip istirahat eyledi. O bahçenin siyah genç bir bahçıvanı vardı. Bahçeyi beklerdi. O gencin yanına bir köpek geldi. Genç, köpeği görünce köpeğe bir ekmek atıverdi. Köpek onu hemen yedi. Bir ekmek daha verdi. Onu da yedi. Üçüncü bir ekmek daha verdi köpek onu da hemen yedi. Abdullah bin Cafer hazretleri o gencin hâline nazar etti ve: – Sana bir günde ne kadar ekmek verirler, diye sordu. Genç de: – Şu gördüğün üç ekmekten fazla vermezler, dedi. Abdullah da: – Niçin bir günlük nafakanın hepsini kelbe verdin, sen kendini aç koydun, dedi. Genç köle de şöyle cevap verdi: – Bu mekân köpek yeri değildir. Bildim ki bu kelb uzak yerden gelmiş ve çok acıkmıştır. Onu aç göndermeği revâ görmedim. Onun karnı doysun da ben birgün aç kalır oruç tutarım. Bu sözü işitince Abdullah bin Cafer yanında hazır bulunanlara hitâben dedi ki: – Bana niçin bu kadar cömertlik yapıp malını dağıt