Kayıtlar

ağa etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Gelen Ağam, Giden Paşam

Gelen Ağam, Giden Paşam   Kimi gider, kimi gelir, “Gelen ağam, giden paşam!” Devir artık böyle devir… “Gelen ağam, giden paşam!”   Aklım başımda bu sefer, Gelen gelir, giden gider… Görev yapılmazmış… Boş ver, “Gelen ağam, giden paşam!”   İsterse yan gelip yatsın, İster birine bin katsın, İster alsın, ister satsın, “Gelen ağam, giden paşam!”   Sen çalıştın elde ne var, Başına mart karı yağar, Bir başım her yere sığar, “Gelen ağam, giden paşam!”   Orda kurulur mahkeme, Rüşvet işlemez hâkime, Aman ha! Sen bari deme, “Gelen ağam, giden paşam!”   Halil Manuş

Deli

Resim
Deli   Ağanın biri köyünde büyükçe bir konak yaptırmış. Açılış günü köyde yaşayan herkese yemek vermiş. Çoluk-çocuk, kadın-erkek, akıllı-deli. Deli lafın gelişi değil, gerçekten deliyi de davet etmiş çünkü hemen her köyde olduğu gibi o köyün de bir delisi varmış. Yemekler yenmiş. Köylüler ayrılırken; Ağa: “- Deliye sorun, bu konaktan ne istiyorsa alsın.” talimatını vermiş adamlarına. Delinin gözü bahçede bağlı duran beyaz ata takılmış ve: “- Bu atı istiyorum.” demiş. O at ise Ağa'nın gözdesiymiş. “- Hayır!” demiş Ağa, “- Başka bir şey istesin.” Deli ısrar etmiş, “- İlla da bu beyaz at.” diye diretmiş. Ağa da: “- Hayır!” demiş başka bir şey dememiş. Ziyafet bitmiş, ayrılık zamanı gelmiş. Deli konaktan melül-mahzun bir şekilde ayrılırken bir şeyler konuşuyormuş kendi kendine. Ağa'nın dikkatini çekmiş bu hâl ve: “- Gidin dinleyin bakalım.” demiş adamlarına. Deli sürekli şunu söylüyormuş: “- Sen isteseydin verirdi, Ağa da kim oluyor ki?” “- Sen...

Herkes Birbirinden Çalarsa…

Herkes Birbirinden Çalarsa…   Çoban sürüden, Ağa köylüden, Öğretmen ve öğrenci dersten, İşçi ve memur mesaiden, patron alın terinden, Tüccar ve esnaf ölçü ve tartıdan, müteahhit malzemeden, imalatçı kaliteden, reis belediyeden, müdür şirketten, hoca hakikatten, vekil devletten, Müslüman zekât ve namazdan çalarsa… Maddi ve manevi değerimiz düşük, ilâhi ikaz ve cezamız büyük olur… Tıpkı bugün olduğu gibi… Rabbim bizleri, şuurlu ve hakiki mü’min ve Müslüman eylesin!

Sen Ağa Ben Ağa, Bu İneği Kim Sağa?

Sen Ağa Ben Ağa, Bu İneği Kim Sağa?   “- Çobanlık yapar mısın?” “- Yok almayayım” “- Kim yapacak?” “- Afganlar...”   “- Tarlada çalışır mısın?” “- Yuh, daha neler!” “- Kim yapacak?” “- Türkmenler...”   “- Bebek bakıcılığı yapar mısın?” “- Ben kendi bebeğime bakmıyorum, başkasının bebeğine niye bakayım?” “- Kim yapacak?” “- Özbekler...”   “- Çay, fındık toplar mısın?” “- Başka işim mi yok?” “- Kim yapacak?” “- Gürcüler (Şu sıralar Afrikalılar)...   “- Sanayide, fırında, inşaatta, kazma kürek işinde çalışır mısın? “- Enayi beni mi buldun?” “- Kim yapacak?” “- Suriyeliler…”   SONUÇ: “-   Defolup gitsinler...” “- Öyle mi... Yahu senin benim tenezzül etmediğimiz bu işleri kim yapacak?”   “- Bana ne hacı? Kim yaparsa yapsın. Sen bana devlette bir iş veya Sabah 9”- Akşam 5, vardiyasız, masa başı güzel bir iş var mı, onu söyle… Amele miyiz biz?”   “Üzücü, ama gerçek durum bu…”  ...

Sarı Çizmeli Mehmet Ağa

Resim
  Sarı Çizmeli Mehmet Ağa   Barış Manço’nun 1979 Yılında meşhur ettiği, Mehmet Ağa Aslen Karamanlı bir Toprak ağasıyken, Osmanlı Dönemi yetkilileri Mehmet ağayı çağırarak Kıbrıs Girne’de büyük bir tarla vererek " Karaman’daki Bahçelerin gibi ek, biç, halka iş ver bizde sana toprak bağışlayalım. Hayvancılık ve Tarımı geliştir" derler... 1810-1920 tarihleri arasında yaşamış Karaman’ dan Kıbrıs’a 5 kardeşini de alıp gelmiştir. Yörük Türkmendir... Kıbrıstaki Köyünün adının Göçeri olması, Yörüklerin konar göçer hayatından gelmektedir. Yörükler köyü de derlermiş Göçeri köyüne .. Sarı Çizmeli Mehmet ağa, Devlete söz verdiği gibi Tarımda ve hayvancılıkta binlerce kişi çalıştırır, İş verir büyük bir aile olurlar... Zamanla 3 bin dönümden fazla toprağı olur. Kavgalıları barıştırır, bekarları evlendirir, eşyalarını hediye eder, ev verir, en az da birer dönüm toprak bağışlarmış. Fakir fukara bir kahvehaneye, ya da lokantaya gittiğinde para ödemez, yer içer, tüm hesapları Sarı...

Ladikli Ahmed Ağa

Resim
Ladikli Ahmed Ağa Doğumu Ve Ailesi 1304 (1888) yılında Konya Vilayetinin Sarayönü Kazasına bağlı, Lâdik (Halıcı) Kasabasında dünyaya gelir. Babasının adı Mehmet, annesinin adı Emine'dir. Yusuflar Sülâlesindendir. Üç erkek bir kız olmak üzere dört kardeştir. Yıllarca çobanlık yaptığından dolayı muhitinde ÇOBAN AHMET olarak tanınmıştır. Sonradan Elma soyadını almıştır. Manevi bir yolla kendisine “Hüdâî” adı verilmiştir: Ol Mevla’m koymuştur Hüdâî adım, Melekler ederler gökte feryadım, Mevla’mın aşkından almışım tadım, Yansa da ayrılmaz haktan Hüdâî… Hatice Hanımla evlenmiştir. İkisi oğlan dördü kız olmak üzere altı tane çocuğu vardır. Hâlâ hayatta olan çocuk ve torunları vardır. Okur-Yazarlığı Hikmeti ilahi ÜMMÎDİR (Okuma yazması yoktur). Bu durumunu şu beytinde dile getirmektedir: Bir Üstaddan okumadım, yol nedir erkân nedir? İım-i Zahir okumadım, kalpteki bürhan nedir? Ey beni yaratan Hüda’m, cümle bilgi sendedir… Dertliler geldi ...

Takkeci İbrahim Ağa Camii

Resim
Takkeci İbrahim Ağa Camii Mimar Sinan tarafından inşa edilen cami Topkapı'da bulunuyor. Rivayetlere göre: 1500'lü yıllarda Topkapı surlarının dibinde, küçük bir kulübede fakir bir takkeci yaşarmış. Hayattaki en büyük isteği bir cami yaptırmakmış ancak takke satarak ekmeğini bile zor kazanırmış.  İbrahim Efendi adındaki bu takkeci, bir gün rüyasında bir zat görür. Bu zat ona: "- Rızkın iki salkım üzümdedir, Bağdat'a git." der.  Aynı rüyayı üç kez gören İbrahim Efendi, "- Herhalde bize yol göründü!" diyerek yola koyulur.  Bağdat'a vardığında onun kuru ekmek yediğini gören bir hancı, İbrahim Efendi'ye acıyarak kapının önündeki asmadan iki salkım üzüm kopartır ve İbrahim Efendi'ye verir.  Ardından İbrahim Efendi'ye nereden geldiğini sorar. İbrahim Efendi de durumu anlatır.  Hancı, "- Bir rüya için buralara gelinir mi? Ben de rüyamda İstanbul'da, Topkapı'da yaşayan bir İbrahim Efendi'nin k...

Adam

Adam Ayasofya Câmii’nin yanında kendi adına bir medresesi bulunan Câfer Ağa, ahbaplarını evine dâvet etmek için uşağını birine yollamış... Uşak adamın evine varmış, kapıyı süratle çalarak. -Kalk, kalk; hemen toparlan... Ağa seni istiyor!” şeklinde kaba davranışlarda bulunmuş,  Adam: - Ağanın bana gönderecek bir adamı yok muydu ki, senin gibi bir eşeği yolladı? deyince, uşak cevabı yapıştırmış: - Câfer Ağa diğer adamlarını öteki “adamlara” gönderdi. Beni de “sana” yolladı!