Kayıtlar

nefis etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Azgın Nefsin Şerrinden Korunmak

Azgın Nefsin Şerrinden Korunmak   “Nefsin şerrinden korunmak”, İslâm ahlâkının tam merkezinde yer alan en hayati ve en önemli meselelerden biridir. İnsan hayatındaki en büyük mücadelelerden biri, dış düşmanlarla değil; insanın kendi içindeki nefisle verdiği mücadeledir. Çünkü nefis, kontrol edilmediğinde insanı günaha, kibire, azgınlığa, hevâ ve arzuların peşinden körü körüne gitmeye sürükleyebilir. Terbiye edilmediğinde insanı adım adım helâke götüren bu güç, terbiye ve tezkiye edildiğinde ise insanın manevî yükselişine, olgunlaşmasına ve hakiki kurtuluşuna en büyük vesile olur. Bu konuda hem Kur’ân-ı Kerîm’de hem Hadis-i Şerifler’de, ayrıca sahâbe ve tasavvuf büyüklerinin sözlerinde bizlere bırakılmış çok zengin, köklü bir miras vardır.   1. İlahi Kelâmda Nefis Terbiyesi Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm’de nefis terbiyesinin ve tezkiyesinin (arınmanın) gerekliliğini ve önemini açıkça ortaya koyarak şöyle bildirir:   “Nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. Onu kirleten ise ziya...

Nefisle Mücadele, Tevazu ve Hakiki Kurtuluş

Nefisle Mücadele, Tevazu ve Hakiki Kurtuluş   İnsan hayatındaki en büyük mücadele, dış düşmanlarla değil; kendi nefsiyle verdiği mücadeledir. Çünkü nefis; kibri, gururu, hevâyı, dünya sevgisini ve kötülüğü insana süslü gösterir. Terbiye edilmediğinde insanı helâke sürükler; terbiye edildiğinde ise Allah Teâlâ’ya yaklaştırarak kurtuluşa erdirir. Bu yönüyle nefis terbiyesi, insanın kötülüklerden iyiliğe, gafletten şuura doğru çıktığı bitmek bilmeyen bir manevi hicret yolculuğudur.   Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurur: “Nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. Onu kirleten ise ziyana uğramıştır.” (Şems, 9-10)   Bir başka ayet-i kerimede ise nefsin bu amansız yönüne şöyle dikkat çekilir: “Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis, Rabbimin merhamet ettiği hariç, kötülüğü emreder.” (Yusuf, 53)   Bu yüzden Mü’min, nefsine asla güvenmez; onu her an adeta bir elekten geçirir gibi hesaba çeker ve durmaksızın terbiye etmeye çalışır.   Kibir: Şeytanın İlk Günahı Kibrin...

Aciz Kaldım Zalim Nefsin Elinden

Aciz Kaldım Zalim Nefsin Elinden   Aciz kaldım zalim nefsin elinden ; Şol dünyanın lezzetine doyamaz ... Eynine almıştır gaflet gömleğin ; Ömrün gelip geçtiğini bilemez ...   İlahi gaflet gömleğin giyene ; Müslüman der misin nefse uyana ; Kazanıp kazanıp verir ziyana ; Hak yolunda bir pul un a kıyamaz ...   Sağlığında ayet hadis nesine ; Son deminde muhtaç olur sesine ; İletip koyacaklar Makberesine ; Oğlum kızım malım kaldı diyemez ...   İlahi miskince adem oğlanı ; Varıp tutmaz bir mürşidin elini ; Helal haram kazandığı malını ; Ele nasib eder kendi yiyemez ...   İlahi gafletten uyar gözümü ; Derg â hında kara etme yüzümü ; Yunus eydür gelin tutun sözümü ; Dünya seven ahireti bulamaz ...   (Yunus Emre Kuddise Sirrûh)

Ey nefsim!

Ey nefsim! Dünya yaratılalıdan bu tarafa, milyarlarca insan; doğdu yaşadı ve öldü. Sen de doğdun, yaşıyorsun ve öleceksin! “Ben niçin yaratıldım?” “Ben neden yaşıyorum?” “Ben nereye gideceğim?” Sorularını kendine sormadan; Seni ve her şeyi yoktan yaratan Allah’ü Teâlâ’yı tanıyıp iman etmeden; Allah’ü Teâlâ’nın istediği gibi bir kul olmadan; yarattığı mahlûkata hizmet yapmadan… Allah’ü Teâlâ’nın rızasını kazanmadan; Cemalûllah’ı ve Cenneti hak etmeden ölürsen sana yazıklar olsun! Hem de sonsuz kere yazıklar olsun!

Bırakma Beni!

Bırakma Beni!   'Hevâ'dan kaçmaya, ettim de yemin; Olmadım, yine de kendimden emin. Ey! Yüce Sahibim, Rabbül Âlemin, Nefsimle baş başa, bırakma beni!   Son buldu, kibirle büyük savaşım, Önünde eğildi, o mağrur başım. Gördün.. Beytullah’ta seldi gözyaşım, Rahmetinden mahrum, bırakma beni!   Kişi gâfil ise, kelâm nâfile, Kalpler mutmaindir, zikrullah ile. Şu fâni dünyada, bir nefes bile, Kur’ân’dan nasipsiz, bırakma beni!   İbâdet tahtımdır, hidâyet tâcım, Başka hiçbir tâca, yok ihtiyacım, Her an, her mekânda Sana muhtâcım, Kapında secdesiz, bırakma beni!   Artık avutmuyor, ne söz ne beste, Emrini bekliyor, ruhum kafeste. Vuslat kapısında, o son nefeste, Şehâdetten gâfil, bırakma beni!   Affın azâbından, bilirim yüce, Doksan dokuz ismin, dilimde hece. Sorgu sual, başlayınca o gece; Kabirde cevapsız, bırakma beni!   Yaklaşan bir gün var, şartları yaman; Kur’ân der ki; O gün, verilmez aman. Ey! Sıfatı Rahmân ve Rahîm olan; Mahşerde gölgesiz, bırakma beni! ...

Nefsi Emmare’nin Askerleri

‘Nefsi Emmare’nin Askerleri   ‘Nefsi emmare’nin sayısız askeri var ise de aslı yedidir. 1.      Şehvet, 2.      Gazap, 3.      İnat, 4.      Kibir, 5.      Tamah, 6.      Haset, 7.      Kin. Çocuk dünyaya gelip buluğa erinceye kadar dönemde şehveti olmadığından onda bu sıfatlar var ise de saman alevi gibi gelip geçicidir ve müessir değildir. Ne zaman ki şehveti galip gelir, gazabı da inadı da artar. Kibri bayrak açar. Buğzu, tama'ı hasedi ortaya çıkar. Hepsi birbirine bağlı olarak çalışır. Hepsinin başında şehvet kuvvesi vardır. Bunların hepsine birden “emmare nefs” denir. Bu sıfatlar insanın nefsinden kıyamete kadar sökülüp atılamaz. Her an bunlar ile amel olunur. Bu sıfatların zahirleri zemmedilmiştir. Batınları ise vücud için her biri bir cevher kabul edilmiştir. Bu kuvvelerin batınlarının kıymetini gönlünü marif nu...