Kayıtlar

bu etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

N’oldu Bu Gönlüm

N’oldu Bu Gönlüm   N’oldu bu gönlüm, n’oldu bu gönlüm? Derdügam ile doldu bu gönlüm. Yandı bu gönlüm, yandı bu gönlüm; Yanmada derman buldu bu gönlüm.   Yan ey gönül yan, yan ey gönül yan! Yanmada oldu derdine derman. Pervane gibi, pervane gibi, Şem’ine aşkın yandı bu gönlüm.   Gerçi ki yandı, gerçeğe yandı; Rengine aşkın cümle boyandı. Kendinde buldu, kendinde buldu, Matlabını hoş buldu bu gönlüm.   Sevad-ı âzam, sevad-ı âzam, Belki oluptur arş-ı muazzam. Mesken-i canan, mesken-i canan Olsa acep mi şimdi bu gönlüm?   “El-fakru fahrî, el-fakru fahrî” Demedi mi ol âlemler fahri? Fahrini zikret, fahrini zikret; Mahv u fenada buldu bu gönlüm.   Bayram’ım imdi, Bayram’ım imdi, Bayram edersin yâr ile şimdi! Hamdüsenalar, hamdüsenalar; Yâr ile bayram kıldı bu gönlüm.   Hacı Bayram Velî Rahmetullahi Aleyh-1352 – 1429 Ankara

Sanma Bu Köhne Sarâyı Ey Gönül Dâr-ı Karâr

Sanma Bu Köhne Sarâyı Ey Gönül Dâr-ı Karâr   Sanma bu köhne sarâyı ey gönül dâr-ı karâr, Gece gündüz sa‘y edüben bulagör bir bâkî yâr.   “Küllü şey’in hâlikün” sırrını cânâ zevk edüp, Ol vecihten kıldı ‘ârif cânı cânâna nisâr.   Nakd-i câna gevher-i bâkîyi eyle iştirâ, ‘Aşk-ı ma‘şûku edegör cân-ı dilden ihtiyâr.   Verd-i bî-hemtâ içündür ‘andelîbin nâlesi, Gece gündüz ol gül-i bî-hâra zâr eyler hezâr.   Cür‘a-i ‘aşk-ı ezelden her ki nûş eyler bugün, Nefsini kıldı melâmet terk edüp nâmûs u ‘âr.   Sâlik ol bu neş’e-i dünyâda “mûtû” râhına, Lâhık olur her kişiye yoksa mevt-i ıztırâr.   Berr-i firkat içre ‘atşân olmayalım yâ Kerîm, Ergörüp anı visâle etme sergerdân-ı zâr.   Cism ü câna kıl müyesser feyz-i akdesden nasîb, Ver habîbin hürmetine zât-ı pâke iktidâr.   “Küntü kenz”in bâbını feth et Fenâyî bendene, Pertev-i mihr-i ezelden eyle anı neş’edâr.   Ehl-i Cennet Fenâyî Mehmed Efendi Kuddise Sırruh   Bu Güzel Gazelin Günümüz Türkçesi...

Bu Dünya Hangimizin?

Bu Dünya Hangimizin?   Bırak deli Haydar-bırak be gardaş, Kafayı bozmaya değmez bu dünya... İster hızlı dönsün, isterse yavaş, Sen seni üzmeye değmez bu dünya...   Fani diyen varsın, desin sana ne? Gönül veren gitsin, versin sana ne? Haydut vursun, hırsız yesin sana ne? Gücenip kızmaya, değmez bu dünya...   Nerde kan akıtıp kavga verenler; Nerde şimdi sefasını sürenler; Ne götürdü kucağına girenler; Bir yırtık çizmeye değmez bu dünya...   Hayaller kur tespih tanesi farzet; Hepsi de senindir otuz üç adet; Bırak kalsın orda hiç çekme zahmet; İpliğe dizmeye değmez bu dünya...   Kulpu yok ki neresinden tutasın; Sana göre lokma değil yutasın; İçine gireni Allah kurtarsın; Üstünde gezmeye değmez bu dünya...   Gel gitme kal desem kalamazsın ki; Ortadan böl desem bölemezsin ki; Git tekrar gel desem gelemezsin ki; Aldanıp azmaya değmez bu dünya...   Almak-satmak, tapu-senet nafile Toplayıp yığdığın servet nafile; Sıla nafiledir, gurbet nafile; Yağmaya tozmaya d...

Bu Beş Şeyi Yapanı Allah Teâlâ Lânetliyor

Bu Beş Şeyi Yapanı Allah Teâlâ Lânetliyor 1- Kadının erkeğe; erkeğin kadına benzemesi, 2- Dövme yaptırmak, 3- Kaş aldırmak, 4- Zina etmek, 5- Ve devamlı içki içmek, Bunları yapana Allah Teâlâ asla affetmeyecek ve rahmetinden uzak edecektir.

Bu Dünyada Allah Teâlâ Rızasından Başka Her Şey Boş...

Bu Dünyada Allah Teâlâ Rızasından Başka Her Şey Boş...   l   Bu dünyaya , ç ıplak geldi n , çıplak   gideceksin ... l   Güçsüz geldin, güçsüz ayrılacaksın... l   Parasız, eşyasız geldin, parasız, eşyasız uğurlanacaksın ... l   İ lk yemeğini bir başkası verdi, son yemeğini de bir başkası verecek ... l   İ lk banyonda birileri yıkadı, son banyonda da birileri yıkayacak ... l   H ayat böyle işte, peki o zaman neden bu kadar nefret, bencillik, kıskançlık ve k ırgınlık taşıyorsun içinde ? l   H epimiz eli boş geldik, burada kazandığımız tüm materyalleri geride bırakacağız ... l   Bu dünyada gerçek zenginlik ; Allah Teâlâ’nın rızası için gösterdiğimiz çabalar ve harcadıklarımız... l   Y anında götüreceğin tek şey, burada kazandığın kâmil iman, salih amel ve kalbi selim (Sadece Allah Teâlâ rızası olan tertemiz bir kalp)... l   Bunlar senin mirasın, dünyanın sana sunduğu en değerli armağan lar... l   İ...

Seni Bu Eve Kim Koydu?

Seni Bu Eve Kim Koydu?   İbrâhim Aleyhisselâm’ın ibâdet ettiği bir evi vardı. Bir gün evden çıkıp kapıyı kilitledi ve bir müddet sonra döndü. Kapıyı açıp girince, içeride birisinin oturduğunu gördü. "- Bu eve seni kim koydu?" diye sorunca, o şahıs: "- Ev sâhibi koydu!" diye cevap verdi. "- Ev sâhibi benim. Ben seni içeri koymadım!" deyince de; "- Senden ve benden başka bir sâhib vardır. O her şeyin sâhibidir." dedi. Bunun üzerine oturanın melek olduğunu anladı. "- Kimsin?" diye sordu ve Melek-ül-mevt, yâni ölüm meleği Hz. Azrail Aleyhisselâm olduğunu öğrendi. Sonra İbrâhim Aleyhisselâm: "- Mü’minlerin rûhunu nasıl alırsın bana göster!" buyurdu. Azrâil Aleyhisselâm: "- Mübârek yüzünü yan tarafa çevir!" dedi. Yüzünü çevirince gayet güzel bir sûret gördü. Hiç öyle güzel yüz görmemişti. Bunun üzerine: "- Ey Azrail! Eğer ölen bir kimseye bu suret gösterilirse ona kâfidir!" buyurdu. ...

Ey İnsanoğlu! Bu Gidiş Nereye?

Ey İnsanoğlu! Bu Gidiş Nereye? Yazar: Raif Koçak İçerisinde yaşadığımız şu muazzam kâinat, tesadüfen meydana gelmemiştir. Yine bu kâinat; nefsin çeşitli arzularını tatmin etmek ve birtakım dünyalıklar edinerek, onlarla eğlenmek için de yaratılmamıştır. Bu muazzam kâinat; kudreti ve kuvveti sonsuz Allah Teâlâ tarafından, insanoğlu için bir kulluk ve imtihan mekânı olarak yaratılmıştır. Kâinatta yaratılan mahlûkat içerisinde; insanlar, hayvanlar, nebâtat ve cemâdat her ne varsa hepsinin yaratıcısı tarafından, kendilerine verilen vazifelerine göre belirlenmiş bir sistemleri, bir fıtratları mevcuttur. Âlemdeki gezegenlerin ve galaksilerin kendi içlerinde ve birbirleriyle olan münasebetlerinin de, dünya üzerinde deverân eden tabiat ve ekosistem dediğimiz düzenin de kusursuz bir şekilde işlemesi; bu kanun ve yaratılış sayesinde devam etmektedir. Kâinâtın vâr olma sebebi insan; insanın vâr olma sebebi ise Allâh’ı bilmek, Allâh’ı bulmak, O’nun rızâsına ermek, cennet ve cemâline nâil ve...

“Akıl Tutulması” Değil, Bu Bir “İnsan Tutulması”dır!

“Akıl Tutulması” Değil, Bu Bir “İnsan Tutulması”dır!   Akdeniz’in alev alev yandığını göreceğiz. 21. yüzyılda helak olacak toplum İsrailliler olacak…   Bir yıl önce, soykırımla öldürülen çocukların günlük istatistiğini tutuyorduk. Bu yıl açlıkla öldürülen çocukların günlük istatistiğini tutuyoruz. İnsan tarihinin en korkunç örneklerini sessizce, çaresizce, öfkesizce izlemeye mahkûm edildik. Bu bir akıl tutulması değil. Bu bir “insan tutulması”dır! Bu; yarının dünyasında yaşanacakların, korkunç örneklerin normalleştirilmesidir.   HZ. ADEM’DEN BU YANA, BÜYÜK SAPKINLIKLARDAN BİRİ DAHA YAŞANIYOR. GAZZE İLE BİTMEZ, İNANIN! İşte bu yüzden feryat ediyoruz. Gazze’deki barbarlık dünyaya yayılıp arşa yükseldi. Ama meselemizin sadece Gazze olduğunu sananlar, büyük yanlışa düştüklerini çok geçmeden anlayacak ve derin bir hayal kırıklığı yaşayacak. Yarın elindeki nükleer silahı bile kullanacağı apaçık olun bir “devlet”e, bir topluma bu kadar tahammül, İran’dan Kı...