Kayıtlar

ey etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Ey Yabancı…

Ey Yabancı…   Mahkûm musun ey yabancı bu ne hal böyle? Bir voltalık avlularda dolanıyorsun Ruhundaki terazide tartıp da söyle Kendine mi dengine mi inanıyorsun?   Saçlarına aklar düşmüş yüzüne kemal Gözlerim mi öyle gördü büyüdün mü sen? Oysa sana yakışırdı o çocuksu hal Hani onu büyütürken küçülmüştüm ben   Hiç aklına gelir miydi böyle nihayet? Yoksa daim sende miydi bu yabancılık? Faturayı adresime yolla bir zahmet Ben öderim sende kalsın bedavacılık   O kasvetli sokaklarda dolaşmam artık Tesadüften görmelere mana yükleme Herkes bana el yabancı yok bir tanıdık Yola girmiş yolcun yoksa sende bekleme   Bir vakitler aşk adıyla sundun ya cebir Olsun varsın ziyanı yok ben yedim gitti Sen aşını helâlinden eşine yedir Ben hep eşsiz anılmayı diledim gitti.   Cemal Safi

Ey İnsan, İyi Düşün!

Ey İnsan, İyi Düşün!   Ey saadet yolcusu! Eğer dikkatli ve şuurlu olarak düşünecek olursan; Allah Teâlâ'ya ibadet ve taatin değerini gayet iyi anlarsın. Yine, insanların ne derece âciz, zayıf ve câhil olduklarını görürsün. Öyleyse kalbinde onların değerlendirmelerine yer verme; onların sana hiçbir faydası olmayan övgüsünden, beğenmesinden ve seni yüceltmesinden uzak dur! Yaptığın ibadetlerde sakın böyle bir yanlışlığa meyletme! Yine üzerinde iyice düşünürsen dünyanın ne kadar hasîs ve değersiz, dünya menfaatlerinin ne kadar çabuk sona erdiğini de görürsün. Öyleyse ibadetlerinde dünya menfaatlerini talep etmekten de sakın! Kendi kendine şöyle de:   – Ey nefsim! Âlemlerin Rabbi olan Allah Teâlâ'nın övgüsü, mükafatı ve yüceltmesi mi yoksa şu câhil ve âciz yaratıklarının övgüsü, mükafatı ve yüceltmesi mi senin için daha hayırlıdır? Kaldı ki o yaratılmış olanlar, senin ibadetinin değerini, onun için ne gibi zahmetlere katlandığını gerçek manada bilebilir, işlediğin amellerin ve ka...

Neredesin ey Muhammed?

Neredesin ey Muhammed? (Vurulan Bir Kız Bır Feryad Bir Mucize)   1953 yılının 19 Kasım’ı 20 Kasına bağlayan gece. “Mevlid-i Nebevi” gecesi. Lübnan’ın güneyindeki Sayda şehrinde… Her yıl olduğu gibi, Müslümanlar Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi Vesellem’in doğum gününü kutluyordu. O dönemde Lübnan’da bu kutlamaların bir parçası da havaya ateş açmak gibi yaygın bir gelenek vardı. Ne var ki, o gün sıkılan mermilerden yorgun bir mermi, şehirde tanınmış Hristiyan bir aile olan Ğattas ailesinin genç kızının başına isabet etti. Mahalleli panikle kızı Dr. Ğassan Hammud Hastanesi’ne götürdü. Fakat doktorlar müdahalede yetersiz kaldı ve aileye: “- Durumu çok ağır, derhal Beyrut’taki Amerikan Üniversitesi Hastanesi’ne götürün.” dediler. Kız hemen Beyrut’a sevk edildi. Lübnan’ın en meşhur doktorları, Amerikalı bir tıp ekibiyle birlikte odada toplandı. Fakat kızın başındaki delik çok büyüktü, kanama her geçen dakika artıyordu. Tüm çabalar tükendi ve umutlar sönmey...

Ey Yolcular! Ey Yolcular…

Ey Yolcular! Ey Yolcular…   Ey Yolcular! Ey Yolcular… Yol Muhammed’in yoludur. Her bahçenin gülü kokmaz, Gül Muhammed’in gülüdür…   Nerde anan nerde baban? Aynı yere sende varan, Cehennemden çekip alan, El Muhammed’in elidir…   Bir gün olur sende yalan, Malın mülkün olur talan, Doğru yolu tarif eden, Dil Muhammed’in dilidir…   Bağla nefsin olsun kölen, Böylelikle kalbin silen, Medine şehrine giden, Yol Muhammed’in yoludur…

Ey İnsanoğlu! Bu Gidiş Nereye?

Ey İnsanoğlu! Bu Gidiş Nereye? Yazar: Raif Koçak İçerisinde yaşadığımız şu muazzam kâinat, tesadüfen meydana gelmemiştir. Yine bu kâinat; nefsin çeşitli arzularını tatmin etmek ve birtakım dünyalıklar edinerek, onlarla eğlenmek için de yaratılmamıştır. Bu muazzam kâinat; kudreti ve kuvveti sonsuz Allah Teâlâ tarafından, insanoğlu için bir kulluk ve imtihan mekânı olarak yaratılmıştır. Kâinatta yaratılan mahlûkat içerisinde; insanlar, hayvanlar, nebâtat ve cemâdat her ne varsa hepsinin yaratıcısı tarafından, kendilerine verilen vazifelerine göre belirlenmiş bir sistemleri, bir fıtratları mevcuttur. Âlemdeki gezegenlerin ve galaksilerin kendi içlerinde ve birbirleriyle olan münasebetlerinin de, dünya üzerinde deverân eden tabiat ve ekosistem dediğimiz düzenin de kusursuz bir şekilde işlemesi; bu kanun ve yaratılış sayesinde devam etmektedir. Kâinâtın vâr olma sebebi insan; insanın vâr olma sebebi ise Allâh’ı bilmek, Allâh’ı bulmak, O’nun rızâsına ermek, cennet ve cemâline nâil ve...

Ey Soykırımcı Siyonist İsrail!

Ey Soykırımcı Siyonist İsrail! “Eğer zalim ısrarla zulme devam ediyorsa bil ki sonu yakındır. Eğer mazlum da ısrarla direniyorsa bil ki zafer yakındır.” (Hz. Ali Radiyallahü Anh) Yâ Rabbi! Yeryüzünü kan ve gözyaşına boyayan Siyonist İsrail ve ona destek veren; devlet, şirket, parti, iş adamı, siyasetçi, gazeteci, sanatçı… kim varsa ıslah eyle! Islah olmayacaksa kahrı perişan eyle! Allahümme âmîn!

Can Yakıp, Kalp Kırma! Ey İnsanoğlu!

Resim
Can Yakıp, Kalp Kırma! Ey İnsanoğlu! Can yakıp, kalp kırma, ey insanoğlu! Senin de gül benzin solacak bir gün... Her canlının kalbi Allah'a bağlı, Herkes ettiğini bulacak bir gün...   Görmüyo'n mu, gökte parlayan günü? Hangi güç soldurur onun rengini? Allah şahit etmiş sana bu canı, Amel defterlerin dolacak bir gün...   Garib'im ölmeden kendini tanı! Unutma o Hakk'ı atma vicdanı! Alır toprak bir gün; verdiği canı, Ruh Allah'a teslim olacak bir gün...   Neşet Ertaş Rahmetullahi Aleyh - Kırşehir

Ey İnsan! Seni Aldatan Nedir?

Ey İnsan! Seni Aldatan Nedir?   İnsan, bir nefes almakta dahi zorlandığında düştüğü durum onun ne kadar aciz olduğunu göstermektedir. Peki Rabbine karşı bu kadar aciz olan bir kulun haddini aşıp meydan okuması akıllıca mıdır? İnsan haddini neden bilmez de Rabbini unutur?   Mevlânâ Hazretleri buyurur:   “Ey işlerinde Hakk’ın emrine uymamayı kendine huy edinmiş gâfil kişi! Şunu bil ki senin bedeninin zerreleri bile, Allâh’ın irâdesinin memurlarıdır. Şimdi ikiyüzlülük ediyorlar da, sana uymuş gibi görünüyorlar. Eğer Allah, onların sana karşı gelmelerini isterse, her biri, senin amansız bir düşmanın olur.   Allah göze; “Şu kulumu rahatsız et!” derse, göz ağrısı senden yüz türlü intikam alır.   Eğer Allah dişe bir cezâ verdirse, görürsün ki diş, senin acı acı kulağını bükmeye başlar, seni âdeta perişan eder.   Tıp kitabını aç da, hastalıklar bahsini oku. Oku da beden askerlerinin neler yaptıklarını gör.   Mâdem ki her şeyin canın...

Ey İnsanoğlu!

Ey İnsanoğlu!   Yeryüzünde nice sarayların, tahtların, hazinelerin sahibi oldun… Soylu oldun. Sultan oldun. Padişah oldun…   Her şey senin oldu. Sen, her şey oldun. Ama Sen, sen olmadın... Huzuru bulamadın...   Şöhretini, servetini, makamını hükmettin. Ama sen, kendini kurtaramadın...   Ordulara, ülkelere, krallara hükmettin. Ama sen, kendine hükmedemedin.   Döktüğün mazlum kanlarıyla tarihin yüzünü kızarttın. Ama senin, yüzün kızarmadı.   Şehvetinin azgınlığı karşısında dağlar, taşlar, kurtlar, kuşlar utandı... Hazreti Lut utandı. Ama sen, utanmadın!   Kibir ve bencilliğin girdabında döne döne yozlaştın... Ama sen kendinle yüzleşemedin...   Ekonomik yasaları, haramlarla doldurulmuş kasaları düşündün. Hep düşündün. Ama sen düşünür olamadın...   Ciltler dolusu kitaplar yazdın. Alim oldun. Alkışlandın. Ama sen ilminle amil olamadın...   Kendini ilâh edindin. Dünyanın geçici hazl...

Ey Turump! Ey Haçlı ABD, Ey Haçlı Avrupa!

Ey Turump! Ey Haçlı ABD, Ey Haçlı Avrupa!   Ey Turump! Ey Haçlı ABD, Ey Haçlı Avrupa! Ey Yahudi anadan doğmayan tüm Dünya halkı… Siyonist Yahudiler sizlerden de Filistinlilerden nefret ettikleri gibi, nefret ediyorlar. Sadece sıranız gelmedi. Filistin’se yapılan soykırıma göz yummaya devam ederseniz sıra size de gelecek… Sakın unutmayın sizler de Goim’siniz…

Susma Ey Müslüman

Susma Ey Müslüman   Susma ey Müslüman susma susma, Susma ey Müslüman susma! Susma ey Müslüman susma susma, Susma ey Müslüman susma!   Yine hüzün sardı uyku tutmaz gözümü, Mazlumun çığlık sesi kulakları kemirir, Br annenin feryadı yankılanır göklerden, Yere batsın özgürlük dediğiniz ihanet…   Susma ey Müslüman karşı gel zalimlere, Korkma sen mazlumun sesi çıkar göklere, Hesabı bugün değil, yarın gider mahşere, Yeter ki hep dik dur sen zafer yakın bizlere…   Bir gün elbet sonunuz gelmeyecek mi? Sizin hesabı olmaz mı hiç kanlı ellerinizin, Yanınıza kalır mı sandığınız bu zulüm, Kısan olacak elbet bir gün o sesinizi…   Susma ey Müslüman karşı gel zalimlere, Korkma sen mazlumun sesi çıkar göklere, Hesabı bugün değil yarın gider mahşere, Yeter ki hep dik dur sen zafer yakın bizlere…   Susma ey Müslüman susma susma, Susma ey Müslüman susma! Susma ey Müslüman susma susma, Susma ey Müslüman susma…   ...