Kayıtlar

bir etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Yürekleri Yakan Acı Bir Hatıra

Resim
Yürekleri Yakan Acı Bir Hatıra İhvan Liderlerinden Biltaci'nin Kızı: Esma https://tv.haberturk.com/dunya-hali/video/muhammed-el-baltacinin-kizi-esma-boyle-vuruldu/96349   Mısır'da 14 Ağustos 2013 tarihinde Rabiatul Adeviyye Meydanı'nda güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu Müslüman Kardeşler Teşkilatı (İhvan) yöneticilerinden ve Hürriyet ve Adalet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Muhammed el-Biltaci'nin 17 yaşındaki tıp öğrencisi kızı Esma el-Biltaci, göğsüne ve sırtına isabet eden mermilerle hayatını kaybetti. Aynı saldırıda Mursi'nin Basın Danışmanı Ahmed Abdulaziz'in kızı Habibe de hayatını kaybederken, iki çocuğu yaralandı.   Esma el-Biltaci'nin Şehit Olmadan Önce Paylaştığı Şiir   "Onlar bizi Vetir'de namaz kılarken buldular   Kimimizi rükuda, kimimizi secdede vurdular   Onlar hem güçsüzdü hem az sayıca   Allah'ın kullarını çağır da gelsinler yardıma   Köpüklü deniz dalgalarını andıran ordularla..."     Bu sözler klasik bir şiirde...

Bir Baba, Çocuğunun Özgüvenini Nasıl İnşa Eder?

Bir Baba, Çocuğunun Özgüvenini Nasıl İnşa Eder?   Güçlü Bir Karakterin Temeli: Sevgi, Güven ve Güzel Terbiye   Her anne ve baba evladının başarılı, mutlu ve güçlü bir karakter sahibi olmasını ister. Ancak gerçek özgüven; çocuğu sürekli övmekle değil, ona güven vermekle, değerli olduğunu hissettirmekle ve sağlam bir kişilik kazandırmakla oluşur.   İslâm'a göre çocuk; anne ve babanın malı değil, Allah Teâlâ'nın onlara emanet ettiği kıymetli bir can ve büyük bir sorumluluktur. Bu emaneti korumak yalnızca onu doyurup giydirmekle değil; imanını, ahlâkını, şahsiyetini ve özgüvenini inşa etmekle mümkündür.   Cenâb-ı Hak şöyle buyurur: "Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun." (Tahrîm Sûresi, 66/6)   Bu âyet, anne ve babanın en büyük vazifesinin evladını yalnız dünya hayatına değil, ahiret hayatına da hazırlamak olduğunu göstermektedir.   Rasûlullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:   "Hepiniz çoban...

Yalan ve İnsan: Müthiş Bir Tezat

Yalan ve İnsan: Müthiş Bir Tezat   İnsan, yaratılışı gereği haber almaya meraklıdır. Fakat ne yazık ki çoğu zaman duyduğu haberin doğruluğunu araştırmadan ona inanır. Hele hele haber korku, panik ve sansasyon içeriyorsa, insanlar onu çok daha çabuk kabul eder.   İnsanoğlunun en garip çelişkilerinden biri, dünyevî tehlikeler karşısındaki aşırı duyarlılığına rağmen, kaçınılmaz olan ahiret hakikatine karşı sergilediği derin vurdumduymazlıktır.   Hiç tanımadığımız, güvenilir olup olmadığını bilmediğimiz bir kimse çıkıp:   "Şu dağın ardında büyük bir yangın var, çok yakında buraya da ulaşacak!" dese...   Hemen telaşa kapılır, eşyalarımızı toplamaya, kaçış yollarını düşünmeye başlarız.   Bir başkası:   "Yarın çok şiddetli bir deprem olacakmış!" dese...   Doğruluğunu araştırmadan tedbir almaya koyuluruz.   Bir diğeri:   "Eli silahlı çeteler şehri bastı, buraya doğru geliyorlar!" dese...   Kapıları kilitler, ailemizi korumaya çalışır, elimi...

Amerika'da Bir Adam Camiye Girdi

  Amerika'da Bir Adam Camiye Girdi   Amerika'da bir adam camiye girdi ve minbere çıkıp, Fatiha suresini bilenlerden başkasının anlayamayacağı bir lehçeyle okudu ve ağladı, Sonra Camiden çıktı, İmam peşinden gidip neden böyle Bir şey yaptığını sordu… O adam ise şöyle cevap verdi; “- Ben iki gün önce Müslüman oldum ve İslâm hakkında bir kitap okurken Rasûllulah Sallallahü Aleyhi ve Sellem’in, “Benim tarafımdan bir ayet bile olsa onu tebliğ ediniz.” hadisi'ni gördüm ve ben şu an 7 ayet biliyorum, onları tebliğ ettim.”  

Bir Saatin Çarkları Dönmeyi Bıraktığında…

Resim
Bir Saatin Çarkları Dönmeyi Bıraktığında… "Bir saatin çarkları dönmeyi bıraktığında, sadece zaman mı durur, yoksa kopan bağlar mı? Yıllar sonra eski bir saatin içinden çıkan o tek cümlelik not, birbirini unutan iki kardeşin hayatını tek bir gecede kökünden değiştirdi.   Ahmet Bey, kasabanın kenarındaki eski konakta tek başına yaşıyordu. Çocukları Can ve Elif, yıllar önce iş ve aile telaşıyla büyük şehre taşınmış, hayatın koşturmacasına kapılmışlardı. Bayramlar dışında konağın kapısı pek çalınmaz olmuştu. Ahmet Bey onları hiç suçlamıyor, başarılarıyla gurur duyuyordu ama içindeki o sessiz özlem de her geçen gün büyüyordu.   Bir sonbahar günü, Ahmet Bey babasından kalan eski kurmalı duvar saatini tamir etmek istedi. Yıllardır tıkır tıkır işleyen çarklar artık durmuştu. Saatin içini açtığında mekanizmanın arkasına sıkıştırılmış sararmış bir zarf buldu. Üzerinde babasının el yazısıyla şu bilgece not yazılıydı:   ‘Bu saatin çarkları birbirine muhtaçtır oğlum. Biri durursa, zam...

Azılı Bir Ateist Nasıl Müslüman Oldu?

Azılı Bir Ateist Nasıl Müslüman Oldu?   Ateist Olan Mehmed Milaşev’in Dine Dönmesi İlk seminer olan Faiz Semineri, yaklaşık olarak üç saat sürdü. Sonunda, semineri büyük bir ilgi ile dinleyen hocalar, birer değerlendirme konuşması yaptılar. Bu seminerlerin başlamasında büyük gayreti olan ve kendisini saygıyla andığım Osmanlıca dersi hocası Yusuf Kerimov'un konuşması pek duygulu ve duygulandırıcı idi. "Biz burada Allah diyemezken şimdi dinî bir konuyu bu derece ayrıntılı olarak ele alabiliyoruz, dinleyebiliyoruz." şeklinde etkili bir konuşma yaptı. Ardından Enstitü müdürü Canbazov da konunun çok güzel bir şekilde işlendiğini ifade ederek takdirlerini dile getirdi. Kendisiyle ilk tanıştığım andan beri ateist olduğunu söyleyen ve bana karşı ateizmi savunmadan çekinmeyen Mehmed Milaşev de kısa bir konuşma yaptı. Şöyle dedi: "Ben bugüne kadar hep ateizme çalıştım, hep ateizme oynadım; ama ben İslâm'daki faiz konusunun bu şekilde olacağını hiç düşünemiyordum, bilmiy...