Kayıtlar

bir etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Öyle Bir Kul Ol ki...

Öyle Bir Kul Ol ki...   Öyle bir kul ol ki... Allah Teâlâ’nın sonsuz kudreti karşısında kendi acziyetini idrak et; varlığınla övünme, yokluğunla da yeise düşme!   Öyle bir kul ol ki... Yerde yürüyen bir karıncanın bile Allah katında senden daha makbul olabileceğini unutma; kendini değil, kulluğunu büyüt!   Öyle bir kul ol ki... İnsanların gözünde yükselmeyi değil, Allah’ın katında değer kazanmayı iste!   Öyle bir kul ol ki... Nefsinin fısıltılarını değil, vicdanının ve imanın sesini dinle!   Öyle bir kul ol ki... Dünyadaki bütün insanlar sana kötülük yapsa bile, sen kötülüğe kötülükle karşılık verme; affetmeyi, sabretmeyi ve iyilikle mukabele etmeyi seç. Çünkü karanlığı karanlık gidermez; onu ancak ışık dağıtır.   Öyle bir kul ol ki... Sana yapılan iyilikleri ömür boyu hatırla, yaptığın iyilikleri ise hemen unut!   Öyle bir kul ol ki... Bir gönlü ihya etmeyi, bin taş bina inşa etmekten daha büyük bir nimet say!   Öyle bir kul ol ki... Kimsenin gör...

Korunmak İçin Bir Zırh Kullanın

  Korunmak İçin Bir Zırh Kullanın Ebu Hureyre Radiyallahü Anh şunları söylemiştir: “Rasûlullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem 'Korunmak için bir zırh kullanın.' diye buyurduğunda, oradakiler: ‘Şu anda karşımıza çıkacak bir düşmandan mı korunmayı kastettiniz?’ diye sordular. O da: ‘Cehennem Ateşinden Korunmak İçin: سُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُ لِلهِ وَلَا إِلٰهَ إِلَّا اللهُ وَاللهُ أَكْبَرُ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ Okunuşu: Subhânallâhi ve'l-hamdu lillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh."   Anlamı: Allah'ı tüm eksiklik ve kusurlardan tenzih ederim (O, her türlü noksanlıktan uzaktır). Hamd (övgü ve şükür) yalnızca Allah'a mahsustur. Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Ve Allah en büyüktür. Günahtan kaçacak güç ve ibadet edecek kuvvet ancak Allah'ın yardımıyladır.   Kaynak: Müslim, Zikir 31 (2695) Tirmizî, Daavât 59 (3462): Buhârî, Ezân 155; Müslim, Zikir 44-46   Fazileti: Bu zikir, Kütüb...

Acı Bir İbret Vesikası

Acı Bir İbret Vesikası Çanakkale’de çarpışıyorduk Siperlerde bulunduğumuz sıralarda düşman tarafından bir askerin sıçrayarak bize doğru yaklaşmakta olduğunu gördük. Korkusuz bir delikanlıydı bu. Bizim erattan onu görenler arka arkaya ateş ediyor, fakat bu askerin bize yaklaşmasına engel olamıyorlardı. Düşmanımız anlaşılan bize sokularak el bombası atacaktı. Hemen silahımı doğrultarak nişan aldım ve ateş ettim. Vurularak yere düştü ve bir müddet çırpındıktan sonra hareketsiz kaldı. Ölmüş olduğunu gördüm. Fransız üniformalı zenci bir askerdi bu. Üzerini yokladım, iç cebinde bir şişkinlik vardı. Elimi üniformasından içeri sokarak onu aldığımda donakaldım. O değil de ben vurulmuştum sanki. Elimde tuttuğum şey sözde düşmanım olan o zencinin kanlarıyla ıslanmış bir Kur’an-ı Kerim’di. Ah o sömürgeci İngilizler, ah o Fransızlar. Evet, tüylerimiz ürpererek okuduğumuz bu hadise Çanakkale gazilerinden Mülazım Ahmet Halit Üngör'ün 15 Nisan 1915 tarihli bir hatırasıdır. Ve İslâm düşmanların...

Cuma Gününün Faziletleri Hakkında Bir Kıssa

Cuma Gününün Faziletleri Hakkında Bir Kıssa (Mutlaka okuyalım)   “- Babam bana şöyle anlattı:”. Salih Meri, cuma gecesi, cuma namazını kılmak üzere mescide gitmek için yola çıktı. Kabristana uğradı. Kendi kendine şöyle dedi: “- Tan yeri ağarıncaya kadar kalayım.” Kabristanın içine girdi. İki rekât namaz kıldı. Bir kabre dayandı. Gözlerine uyku geldi. Şöyle bir rüya gördü: Kabirde yatanlar kabirlerinden çıkmışlar, halka halka olup oturmuş, konuşuyorlar. Bir de baktı ki, onlardan ayrı, kirli elbiseli bir genç, bir köşede, üzüntülü bir halde oturuyor. Onu yanlarına oturtmuyorlar. Oradakilerin hepsine tepsi tepsi, üzeri mendillerle örtülü hediyeler gelip dağıldı. Herkes kendi tabağını aldı; sonra kabrine girdi. En sonuna bu genç kaldı. O da üzüntülü bir halde, kalktı; kabre girmek istedi. Hemen ona sordum: “- Hey Allah'ın kulu, sende gördüğüm bu üzüntü neden? Sonra gördüğüm bu hal nedir?” Bana şöyle dedi: “- Ey Salih Meri, sen o tepsileri gördün mü?” “- Evet, gördüm!”, deyince şöyle an...

Allah Teâlâ’nın Lanet Ettiği Bir Kavim; Yahudiler

Allah Teâlâ’nın Lânet Ettiği Bir Kavim; Yahudiler   İsrail, yine gerçek yüzünü gösterdi. Gazze’de çocuk, kadın, genç, yaşlı demeden her yeri bombaladı. Özellikle de hastane ve okul gibi sivil Müslüman halkın sığındığı yerleri hedef aldı. Öyle gözü dönmüş ki Dünya’nın gözü önünde uluslararası hukukta bile savaş suçu kabul edilen her türlü katliamı yapmaktan çekinmiyor. Buna rağmen Amerika başta olmak üzere, birçok Batı ülkesi kendilerine destek veren açıklamalarda bulunduğu gibi; bazıları da bizzat fiili olarak destekliyor. Biz de İsrail’in bu vahşi tutumuna karşı 3 gün yas ilan edip bayrakları yarıya indirmekle görevimizi ifa ediyoruz! İsrail’in yaptığı bu vahşet, Yahudilerin ne kadar nankör, insaniyetten yoksun, ne derece zalim, acımasız ve Müslümanlara karşı kin ve nefretle dolu olduklarını bir kere daha göstermiştir. Yahudiler, bugün Ortadoğu’nun işgalinde olduğu gibi tarih boyunca savaşlar, ihtilâller çıkarmış, entrikaları hiç bitmemiştir. Her çeşit fitne-fesat hareketinin alt...

Sözünden Dönmüş Bozguncu Bir Kavim; Yahudiler

Sözünden Dönmüş Bozguncu Bir Kavim; Yahudiler   Kur’ân-ı Kerim’de zikredilen Allah (Celle Celâluhû)’nün ve peygamberlerinin lânetini hak eden Yahudilerin tabiatı olan bir takım çirkin özellikleri aktarmaya devam ediyoruz:   01-     Çok Nankördürler: Allah (Celle Celâlühü) onları Firavun’un elinden kurtardı fakat onlar Allah’a ibadet edip, şükranlarını ifade etmeleri gerekirken nankörlük ettiler ve buzağıya taptılar. Kur’an-ı Kerim’de bu husus şöyle ifade edilir: وَاِذْ نَجَّيْنَاكُمْ مِنْ اٰلِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُٓوءَ الْعَذَابِ يُذَبِّحُونَ اَبْنَٓاءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَٓاءَكُمْ وَفٖي ذٰلِكُمْ بَلَٓاءٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَظٖيمٌ ﴿٤٩﴾ وَاِذْ فَرَقْنَا بِكُمُ الْبَحْرَ فَاَنْجَيْنَاكُمْ وَاَغْرَقْـنَٓا اٰلَ فِرْعَوْنَ وَاَنْتُمْ تَنْظُرُونَ ﴿٥٠﴾ وَاِذْ وٰعَدْنَا مُوسٰٓى اَرْبَعٖينَ لَيْلَةً ثُمَّ اتَّخَذْتُمُ الْعِجْلَ مِنْ بَعْدِهٖ وَاَنْتُمْ ظَالِمُونَ ﴿٥١﴾ ثُمَّ عَفَوْنَا عَنْكُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ﴿٥٢﴾ وَاِذْ اٰتَيْنَا مُوسَى...

Modern İnsanın Hastalıklarından Biri Olan Erteleme

Modern İnsanın Hastalıklarından Biri Olan Erteleme   “Böbürlenip kibirlenen, fitnecilik yapan kimse olmayın; iyi, güzel şeylerin ticareti dışında ticaret eden de olmayın. Muhakkak ki, onlar amellerini geriye erteleyen / yarıncı kimselerdir.” (Müsned, 1/129; Bu hadis sahihtir. bk. Mecmau’z-Zevaid, 5/172) Modern insanın hastalıklarından biri olan erteleme; nefis ile mücadele çabasındaki müminin de önemli bir problemi haline gelmiştir. Böylece basit bir iş, kurtulması gün geçtikçe zorlaşan, ağır bir sorun olur. Tıpkı, Hz. Mevlana’nın (ks) Mesnevi’sinde anlattığı gibi: "Adamın biri yol kenarına diken ekmiş. Önceleri zararsız gibi görünen bu dikenler, zamanla gelip geçenleri rahatsız etmeye başlayınca, şikayetler çoğalmış. Fakat, adam bu şikayetleri duymamazlıktan gelmiş. Derken, Allah Teala’nın bir veli kulu gelip adama dikenleri sökmesini söylemiş. Adam da: 'Bir hayli gün var babacığım. Bugün olmazsa yarın; bir gün mutlaka o dikenleri sökeceğim.' demiş. Bunun üzerine Allah do...