Kayıtlar

Ölüm Anında Hiç Kimse Ateist Değildir...

Resim
Ölüm Anında Hiç Kimse Ateist Değildir...   "Aslında ölüm anında hiç kimse ateist değildir. Canlarını alacak olan Azrail meleğini gördükleri anda iman etmek isterler... Fakat artık iş işten geçmiştir…” Rabbim hepimize imanla yaşamayı, imanla ölmeyi, imanla dirilmeyi nasip eylesin!

Öteki Menderes Rahmetullahi Aleyh

  Öteki Menderes Rahmetullahi Aleyh   Tarihçi Said Alpsoy, 63 yıl önce îdam edilen eski Başbakan Adnan Menderes'e yakın bulunmuş eski DP milletvekili Gıyasettin Emre'nin birinci elden hâtıralarına dayanılarak hazırlanmış Recep Şükrü Apuhan'ın kaleme aldığı “Öteki Menderes” kitabının 31. sayfasında çarpıcı bilgiler aktardı. İşte yaşananlar:   “1926'da devlet büyükleri Topkapı Sarayı'ndaki Efendimiz'in sancağı, hırkası, dişi, kılıcı vb. gibi... Kutsal Emânetler’inin bulunduğu kısma giriyorlar.   Mübârek emânetleri Topkapı Sarayı'nın ahır kısmına naklediyorlar.   Bunların ziyâret işi bittikten sonra da bir emir veriliyor. Gıyasettin Emre'nin ifâdesine göre. Yüzlerce seneden beridir Topkapı Sarayı'nda göz önünde, göz üstünde, baş üstünde tutuldukları yerden çıkartılıyorlar. Herhalde onlar oraya lâyıktır diye düşünüldüğü için Topkapı Sarayı'nın ahır kısmına naklediliyorlar.   Evet. Emânet-i Şerife arkadaşlar. 1926 senesinden 1950 senesinde Demokrat Pa...

Ey Rabbim!

  Ey Rabbim!   Ey Rabbim! Bir tek, Senin rızanı bildim. Geri kalan ne varsa: Her şeyi sildim. Faydasız bir cihanda! Şifayı, Sende gördüm. Affet beni, gören bir kördüm.   Ey Rabbim! Bir tek, Senin yolunu sevdim. Geri kalan ne varsa: Hepsinden, bir bir tiksindim. Doymaz bir nefsimle! Sana, nedâmet getirdim. Affet beni, bilen bir cahildim.   Ey Rabbim! Bir tek, Senin rahmetine eğildim. Geri kalan ne varsa; Benliğim dahil, hiçe serdim. Aynada büyüttüğüm kibrimi, Senin, yolunda ezdim. Affet beni, acizliğime yenildim.   Ey Rabbim! Bir tek, Senin vuslatına geldim. Geri kalan ne varsa; Bir rüya deyip, Senle dirildim. Tamah ettiklerimden geçtim! Senden diledim. Affet beni, hevesime esir düştüm.   Ey Rabbim! Beni, Sana verdim. İmanla, şehadet ettim. Yunus kulun, Sana teslim. Sensin! Bir tek, Kerim.   Muharrir: Yunus Emre Rahmetullahi Aleyh x

Yaralı Gönlüm

  Yaralı Gönlüm   Nurun gelse güneş söner, Bu devran aşkınla döner. Yaralı gönlüm sarıver, Gel Rasûlallah, yâ Habiballah, Yâ Şefiallah, yâ Nebiallah!   Günahla geçen ömrümü, Aşkınla doldur gönlümü. Katrandan kara yüzümü, Gel Rasûlallah, yâ Habiballah, Yâ Şefiallah, yâ Nebiallah!   Seni seven mesut olur, Şefaatin nasip olur. Nur yüzünü görsem ne olur? Gel Rasûlallah, yâ Habiballah, Yâ Şefiallah, yâ Nebiallah!   Boyansam senin nuruna, Canımı versem yoluna. Son nefeste imdadıma, Gel Rasûlallah, yâ Habiballah, Yâ Şefiallah, yâ Nebiallah!   Seni seven mesut olur, Şefaatin nasip olur. Nur yüzünü görsem ne olur? Gel Rasûlallah, yâ Habiballah, Yâ Şefiallah, yâ Nebiallah!   (Anonim) x

Nereye Gittiğin Değil, Nasıl Gittiğin Önemli…

Nereye Gittiğin Değil, Nasıl Gittiğin Önemli… Dervişe sormuşlar: “- Nereye gidiyorsun?” Derviş: “- Bilmem ki…” demiş. Sonra devam etmiş: “- Çiçekleri ezmeden, gönülleri üzmeden… Kimseye yük olmadan, Allah Teâlâ’nın rızasını arayarak; ezelden, ebede gidiyorum…” Bir süre sustuktan sonra: “- Herkesin bir yolu var, kimi Cennet’e çıkar, kimi Cehennem’e…” Rabbim, bizlere iman selâmeti versin! İstikametten ayırmasın, Yolu Cennet’e çıkan bahtiyar kullarından eylesin! Âmin! Allahümme âmîn! Velhamdü lillâhi Rabbil âlemîn! Yâ Muîn! Yâ Mucîb!   Hazırlayan: Fakir Kardeşiniz Yaşar Akkaş x

Sen mi Üstünsün, Ben mi Üstünüm?

  Sen mi Üstünsün, Ben mi Üstünüm?   Cüneyd-i Bağdâdî Rahmetullahi Aleyh hazretlerine nispet edilen ibretli bir menkıbede şöyle anlatılır: Bir gün kendisine bir papaz gelir ve: “- Ey Cüneyd! Ben mi üstünüm, sen mi üstünsün?” diye sorar. Cüneyd-i Bağdâdî Rahmetullahi Aleyh hazretleri: “- Bir hafta sonra gel.” buyurur. Papaz bir hafta sonra geldiğinde, Cüneyd-i Bağdâdî Rahmetullahi Aleyh hazretlerinin vefat ettiğini görür. Şaşkınlıkla: “- Bugün bana cevap verecekti.” der. Oradakiler tabutunu göstererek: “- İşte orada... Git, sor. O büyükler boşuna konuşmaz.” derler. Papaz tabutunun başına gider ve aynı soruyu tekrar sorar: “- Ey Cüneyd! Ben mi üstünüm, sen mi üstünsün?” Menkıbeye göre Cüneyd-i Bağdâdî Rahmetullahi Aleyh hazretleri, Allah Teâlâ’nın izniyle başını kaldırır ve şöyle cevap verir: “- Seninle konuştuğumuz gün sana cevap veremedim. Çünkü o zaman ikimiz de hayattaydık. Benim de senin de son nefesimizin nasıl olacağı belli değildi. Sen imanla ölebilir, ben ise —Allah kor...

Herkesi Ağlatan Gencin İbretlik Hikâyesi

Herkesi Ağlatan Gencin İbretlik Hikâyesi               Küçük bir kasabada, herkes tarafından sevilen ama içine kapanık bir genç yaşardı:             Ali. Sessizliğiyle tanınır, kalabalıklardan uzak durur, çoğu zaman da kasabanın kenarındaki eski çınar ağacının altında tek başına otururdu.             Kimse onun neden bu kadar yalnız olduğunu bilmezdi. Bir gün kasabada büyük bir yardım kampanyası düzenlendi. İhtiyaç sahipleri için para toplanacak, herkes gücü yettiğince katkıda bulunacaktı. İnsanlar birer birer bağış yapmak için sıraya girerken Ali kenarda duruyor, başını öne eğmiş onları izliyordu. Kasaba halkı Ali’den pek bir şey beklemiyordu. Fakirdi, işsizdi; çoğu zaman kendi karnını bile zor doyururdu. Tam yardım toplama sona erecekken Ali utangaç bir şekilde öne çıktı. Cebinden buruşturulmuş küçük bir kese çıka...

Muhammed Ali Rahmetullahi Aleyh’in Son Sözleri

Resim
Muhammed Ali Rahmetullahi Aleyh’in Son Sözleri (Eski Dünya Ağır Siklet Boks Şampiyonu)   ·      Hayatımızı başkalarının hoş görmesi için değil, Kainatın yaratıcısı Allah Teâlâ'nın hoş görmesi için yaşayalım. ·      Acı çekmiyorum. Acı yok. Benim için üzülme, Rahman Allah’a gidiyorum. Huzur içinde onunla birlikteyim." ·      Bu hayat sanaldır. Dünyayı dize getirdim, bana huzur vermedi. Allah bana bir hastalık vererek şampiyonun kim olduğunu hatırlattı."   Mekânın Cennet olsun, Muhammed Ali!

Gönülleri Doldurur Erenlerin Halveti

Gönülleri Doldurur Erenlerin Halveti   Gönülleri doldurur erenlerin halveti, Ölüleri diriltir erenlerin halveti.   Yaka yaka kül eder, her dikeni gül eder. Hakk’dan yana yol eder erenlerin halveti.   Sıdk ile giren kişi, âh u zâr olur işi, Gözden akıtır yaşı erenlerin halveti.   Tuygurur ol illeri tiz geçirür belleri, Yakın eder yolları erenlerin halveti.   İçine bir od salar nefsin sıfâtın yakar, Canın gözünü açar erenlerin halveti.   Seni sana bildirir, ağlar iken güldürür, İrfan ile doldurur erenlerin halveti.   Niyâzî sen var yürü sanma anı zâhiri, İçrüden içeri erenlerin halveti.   Gönülleri doldurur erenlerin halveti, Ölüleri diriltir erenlerin halveti.   Hz. Pir Niyazî-i Mısrî Kuddise Sirrûh

Cihad

Resim
Cihad   Allah yolunda savaşmaktır niyetim İslâm dininin mücerred gayretidir gayretim   Allah'ın ve evliya ordusunun yardımıyla Küfür ehlini baştan başa kahreylemektir niyetim   Peygamberlere ve Velilere dayanmışlığım var benim Allah'ın lütfundandır fetih ümidim ve kuvvetim   Nefsimi ve malımı dünyada feda etsem ne olur? Hamd olsun, var yüzbinlerce gazaya rağbetim   Ey Mehmed! Ahmed-i Muhtar'ın mucizeleriyle Umarım galip olur din düşmanlarına devletim.   (Fatih Sultan Mehmet Han (Avnî) Rahmetullahi Aleyh)

Bak Şu Dünyanın Türlü Hâline

Bak Şu Dünyanın Türlü Hâline   Bak şu dünyanın türlü hâline, Hiç kimseler çare bulmaz ölüme. Sabredelim gönül, elden ne gelir? Ne gelirse kula, Allah’tan gelir.   Ben dertliyim, bana derman bulunmaz, Yüreğimde yaralarım onulmaz. Hakk’tan gelene çare bulunmaz, Sabredelim gönül, elden ne gelir?   Ne gelirse kula, Allah’tan gelir. Benim işim ancak Hakk’a kalmıştır, Ciğerime kara kanlar dolmuştur. Eyyûb Peygamber’den miras kalmıştır,   Sabredelim gönül, elden ne gelir? Ne gelirse kula, Allah’tan gelir. Kardeş dedikleri gönül yarası, Evlat dedikleri ciğer paresi.   Hiç bulunmaz bu ölümün çaresi, Sabredelim gönül, elden ne gelir? Ne gelirse kula, Allah’tan gelir. Derviş Yunus bunu böyle demiştir,   Allah’tan gelene razı olmuştur. Mevlâ bir ismime "Sabır" demiştir, Sabredelim gönül, elden ne gelir? Ne gelirse kula, Allah’tan gelir.   (Anonim)

Ben Öldükten Sonra…

Resim
Ben Öldükten Sonra… Ben öldükten sonra... Mezarıma gelsen ne olur? Gelmesen ne olur? Ben öldükten sonra... Ağlasan ne olur? Ağlamasan ne olur? Sen benim değerimi; Yaşarken bilmedin ki... Öldükten sonra... Bilsen ne olur?     (Alıntı)

Ben Öldüğümde…

Resim
Ben Öldüğümde… Ben öldüğümde… Çiçekler istemiyorum! Gözyaşları istemiyorum! Kalabalık bir cenaze töreni istemiyorum! Eğer beni bu kadar seviyorsanız… Ne bekliyorsunuz? Şimdi gönderin o çiçekleri… Şimdi gelin yanıma beni görmeye… Ben gittikten sonra değil… Beni bugün sevin! BEN ÖLDÜKTEN SONRA DEĞİL…

Çok Çarpıcı bir Tespit!!!

Resim
  Çok Çarpıcı bir Tespit!!!   Bundan 300 yıl kadar önce de Müslümanlar namaz kılıyordu şimdi de kılıyor. 300 yıl önce, dünyaya hâkimdi, şimdi ise sürünüyor. Namazda bir değişiklik olmadığına göre, Müslümanlar’da bir değişiklik var.     Roger Garaudy - Fransız Düşünür Ve Yazar x

Ali Emiri’nin Kitap Aşkı ve 700 El Yazması

Resim
Ali Emiri’nin Kitap Aşkı ve 700 El Yazması   “Allah’ım! Acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, ihtiyarlayıp ele avuca düşmekten ve cimrilikten sana sığınırım.” (Müslim, Zikir, 50)   Diyarbakırlı Ali Emiri Efendi’nin kitap tutkusu 9 yaşında başlar. Maaşından artırdığı paralarla ömrünün son günlerine kadar kitap toplamaya devam eder. Çeşitli nedenlerle sahip olmadığı kitapları bizzat kendisi kopya ederek kütüphanelere kazandıracak kadar sevdalıdır kitaplara. Öyle ki, 700’den fazla nadir kitabı elle yazarak çoğaltır. Bir memur olarak gittiği şehirlerden 40 sandık kitapla dönen Ali Emiri Efendi, emekli olduktan sonra da sahaflardan yazma kitapların arasından çıkmaz.   Kaşgarlı Mahmud’un Divan-ı Lugat-Türk’ünü de böyle bulur. Ve şu cümri kaleme alır:   “Bu eseri elime alır almaz, adeta heyecan titredim. Yeryüzünde bir eşi daha olmayan kıymette bir hazine idi; 30 lira değil, 30 bin lira ederdi. Bu eser, şimdiye kadar görülmemiş, pek eski devirlerde yazılmış bir dil kamusu...