Kayıtlar

Müslüman Böyle Yapmaz: Vurdumduymaz Olmaz!

Müslüman Böyle Yapmaz: Vurdumduymaz Olmaz!   Ümmet Bir Bendedir Müslüman; başta Filistin ve Gazze olmak üzere Doğu Türkistan’dan Yemen’e, Suriye’den Arakan’a kadar tüm İslâm coğrafyasında kanı dökülen, evleri yıkılan, iffet ve haysiyetleri çiğnenen kardeşlerinin acılarına karşı asla vurdumduymaz, tepkisiz ve gamsız olamaz.   O; ümmetin derdiyle dertlenen, zalimin karşısında elif gibi dimdik durup kardeşine kalkan ve siper olan asil bir imanın sahibidir. Müslüman, zulüm altındaki kardeşlerinin çığlığını duymazdan gelemez; hakkı savunmak, adaleti gözetmek ve mazlumun elinden tutmak zorundadır. Bu duruş, basit bir kişisel tercih değil; inancın, izzetin ve insanlığın açık bir emridir.   Zulme Taraf Olmak ve Vicdanı Satışa Çıkarmak Zulüm altındaki kardeşlerimiz feryat ederken, anaların ve çocukların feryatları arşı titretirken; onların katillerini finansal olarak besleyen, silahlara mermi, bombalara sermaye sağlayan markalardan ve konfordan vazgeçememek büyük bir vebaldir. Bu ...

Bir Baba, Çocuğunun Özgüvenini Nasıl İnşa Eder?

Bir Baba, Çocuğunun Özgüvenini Nasıl İnşa Eder?   Güçlü Bir Karakterin Temeli: Sevgi, Güven ve Güzel Terbiye   Her anne ve baba evladının başarılı, mutlu ve güçlü bir karakter sahibi olmasını ister. Ancak gerçek özgüven; çocuğu sürekli övmekle değil, ona güven vermekle, değerli olduğunu hissettirmekle ve sağlam bir kişilik kazandırmakla oluşur.   İslâm'a göre çocuk; anne ve babanın malı değil, Allah Teâlâ'nın onlara emanet ettiği kıymetli bir can ve büyük bir sorumluluktur. Bu emaneti korumak yalnızca onu doyurup giydirmekle değil; imanını, ahlâkını, şahsiyetini ve özgüvenini inşa etmekle mümkündür.   Cenâb-ı Hak şöyle buyurur: "Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun." (Tahrîm Sûresi, 66/6)   Bu âyet, anne ve babanın en büyük vazifesinin evladını yalnız dünya hayatına değil, ahiret hayatına da hazırlamak olduğunu göstermektedir.   Rasûlullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:   "Hepiniz çoban...

Selâmlaşmak ve Önemi

Selâmlaşmak ve Önemi   Bir Emniyet, Muhabbet ve Kardeşlik Sözleşmesi   Selâmın Özü ve Anlamı   "Selâm"; barış, güven, huzur, emniyet ve esenlik demektir. Aynı zamanda Cenâb-ı Hakk'ın el-Esmâü'l-Hüsnâsından biri de "es-Selâm" ismidir. O; kullarını her türlü eksiklikten, korkudan ve kötülükten selâmete çıkaran, gerçek huzur ve güveni veren yegâne Rabbimizdir.   Bir Müslümanın diğer bir Müslümana: "Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû" demesi, sadece bir nezaket sözü değildir. Bu söz aynı zamanda şu anlamları taşır:   "Ben Müslümanım. Benden sana elimle de dilimle de hiçbir zarar gelmez. Allah Teâlâ'nın selâmı, rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun."   Karşıdaki mümin de: "Ve aleykümü's-selâm ve rahmetullâhi ve berekâtühû" diyerek şu manayı ifade eder: "Ben de Müslümanım. Sen benden de emniyettesin. Allah Teâlâ'nın selâmı, rahmeti ve bereketi senin de üzerine olsun."   Böylece selâmlaşma; sadec...

Toplum Neden mi Bozuldu?

Toplum Neden mi Bozuldu?   Geniş Aileden Bireysel Yalnızlığa Toplumsal Dönüşüm ve Manevî Reçete   Giriş: Aile Toplumun Mayasıdır Toplumun özü, mayası ve sarsılmaz temel taşı ailedir. Aile yapısı sağlam, maneviyatı güçlü ve kaim olan bir cemiyet, karşılaştığı en büyük fırtınalar karşısında bile dimdik ayakta kalabilir. Ancak ailede başlayan çözülme, zamanla sirayet dalgası gibi toplumun bütün kılcal damarlarına yayılır. Zira kale içeriden fethedildiği gibi, bir medeniyet de ancak kalesi olan aile yıkıldığında çöker.   Son yüzyılda yaşanan hızlı şehirleşme, sanayileşme, kontrolsüz Batılılaşma, kültürel değişim ve yaşanan dönüşümler; sadece yaşam tarzımızı değil, düşünce ve zihniyet dünyamızı, ahlâk anlayışımızı ve aile yapımızı da derinden etkilemiş ve sarsmıştır. Bugün sıkça sorulan "Toplum neden bozuldu?" sorusunun en önemli cevabı, kaybettiğimiz aile medeniyetinde ve unutulan edep ilkelerinde gizlidir.   1. Bölüm: Bir Hikmet Mektebi Olarak Geniş Ai...