Kayıtlar

kötülük etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kötülüğe Engel Olmak, İyiliği Emretmek

Kötülüğe Engel Olmak, İyiliği Emretmek   Kötülüğe Engel Olmak İyiliği Emretmek; hem Kur’an-ı Kerim’de, hem sünnette, hem de âlimlerimiz tarafından çok güçlü şekilde vurgulanan bir sorumluluktur. Bu konu genelde “Emr-i bi’l Ma‘ruf ve Nehy-i ani’l Münker” (iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak) başlığı altında ele alınır.   Yüceler yücesi Rabbimiz buyuruyor: ·        “Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten men edersiniz...” (Âl-i İmrân 3/110) ·        “İçinizden hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten alıkoyan bir topluluk bulunsun...” (Âl-i İmrân 3/104) ·        “İsrailoğulları... işledikleri kötülükten birbirlerini vazgeçirmiyorlardı...” (Mâide 5/79) Bu ayetler, kötülüğe engel olmanın: ·        Ümmetin vasfı ·        Farz bir sorumluluk ·        Te...

Epstein Medeniyeti!

Epstein Medeniyeti!   Epstein davasına ilişkin belgelerin küçük bir kısmı daha yayınlandı. Hepiniz görüyorsunuz… Çok fazla pislik, çok fazla kötülük var. Bir noktadan sonra her birini tek tek anlatmanın, konuşmanın bir anlamı kalmıyor. Ne yaparsak yapalım, karşımıza çıkan bu iğrençliği bir “insanlık durumu” olarak tasnif etmemiz mümkün değil. Yani, bir grup insanın bu denli canavarlaşmasını insana dair tanımlamalar ile izah edecek argümanımız yok. Dolayısı ile gerçek bir anlamlandırma için konunun ahlaki boyutundan biraz daha öteye gitmemiz; bir başka zemine, politik alana geçmemiz gerekiyor. Doğrusu Epstein Adası, Batı medeniyetinin zirvesidir. “İnsanlığın kurtuluşu” olarak kutsanan aydınlanma, işe Kilise ile kavga ederek başlamıştı. Maalesef vardığı nokta hiç de iç açıcı olmadı. “Kralı ve Tanrı’yı yeneceğim” diye yola koyulan insan, sonunda ‘kendi ahlakını yenme’ meselesi ile karşı karşıya kaldı….   Epstein gibi yaratıklar işte bu çatlaktan fışkırdı. Bugün, ...

Yaptığın Kötülüğe Pişman Ol Kaçırdığın İyiliklere İse Üzül!

Yaptığın Kötülüğe Pişman Ol Kaçırdığın İyiliklere İse Üzül!   Cemâleddîn Kürânî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. İran’da Küran’da doğdu. 768 (m. 1367)’de Mısır’da vefât etti. Hikmetli sözleri çoktur. Buyurdu ki: ·         “O esnada Allahü teâlâ ile huzûrda olmasan da, zikri terk etme! Çünkü zikir ettiğin hâlde O’ndan gâfil olman, zikir etmediğin zamanki gafletinden daha azdır. Umulur ki, böyle zikir, seni gafletten uyandırır ve huzûra kavuşturur.” ·         “Kalbin ölü olmasının alâmetlerinden biri, insanın kaçırdığı iyiliklere üzülmemesi ve yaptığı kötülüklere pişman olmamasıdır.” ·         “Eğer adâletle muâmele olunursan, küçük günahlardan bile helak olursun. Allahü teâlâ ihsân ile muâmele ederse, büyük günâhın da olsa kurtulursun.” ·         “Zulmet nefsin askeri, ordusu olduğu gibi, nûr da kalblerin askeridir. Allahü teâl...

İyiliği Emir Kötülükten Nehiy

  İyiliği Emir Kötülükten Nehiy   Cenab-ı Hak, Âl-i İmrân sûresinin 104. ayetinde şöyle buyuruyor:   Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü men eden bir topluluk bulunsun.” (Âl-i İmrân sûresi, 104)   Riyâzüs-sâlihîn müellifi İmam Nevevî, bu eserde o kadar güzel ve hassas bir usül takip etmiştir ki okuyucu, eserin kitap ve bab başlıklarını iyice düşünmek, mahiyetini güzelce anlamakla, onlardan sonra getirilen âyet ve hadislerin muhtevasını daha derinlemesine kavrayabilir. Burada da “nasihat”dan sonra bu konunun getirilmesi çok anlamlıdır. Neden nasihat ve nasıl nasihat, sorusunun cevabı bu kısımdır. Çünkü “el-emr bil-maruf ve’n-nehy ani’l-münker” dinin temellerindendir. Nasihatte aslolanın bunlar olduğunu daha önce açıklamıştık. Şimdi, “ma’rûf” ve “münker”in ne olduğunu, etraflıca öğrenmiş olacağız.   Daha önce açıklamasına geniş yer verdiğimiz “hayır”, din veya dünya ile ilgili bir iyiliği ihtiva eden her şeydir, yani tevhîd akidesine, İs...

İyilik Ve Kötülük

Vâbisa ibni Ma’bed Radıyallahu Anh diyor ki: Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellemi ziyarete gittim. İçimdeki niyetim de bugün Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Veselleme iyilik ve kötülük adına ne kadar bilgi varsa hepsini sormaktı. Huzuruna gittiğimde baktım ki insanlar etrafını çevirmiş, kalabalık bir grup vardı. Ben de insanların omzunu yara yara onun yanına kadar gittim. Bu sefer rahatsız olanlar: “- Vâbısa, uzak dur!” diye sitem ettiler. Herhâlde Ashab-ı Kiramın bir kısmı da Rasûlullah’a böyle yaklaşmakta olan birinden şüphe etmiş olacaklar ki: “- Arkadaşlar, ben Vâbısa’yım. Korkmayın, Rasûlullah’tan daha çok kimseyi sevmiyorum!” dedim. Bunun üzerine Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem: “- Vâbısa, yaklaş bakalım!” buyurdu. Ben de bundan cesaret bularak Rasûlullah aleyhisselama yaklaştım ve oturdum. Dizimi mübarek dizlerine değdirecek kadar yanına yanaştım. Bana buyurdu ki: “- Vâbısa, söyleyeyim mi sana neden gelmek istediğini yoksa sen mi soracaksın?” “- Buyu...

Kötülüğe İyilikle Karşılık Vermek Hakkında Hadis

  Kötülüğe İyilikle Karşılık Vermek Hakkında Hadis İnsanların eziyetlerine katlanamamak ve tahammülsüzlük göstermek, hikmetten nasipsizliğin ve cehâletin bir neticesidir. İlim ve irfan sahibi insanlar nasıl zarif ve nâzik olurlarsa, hikmetten nasipsiz ve câhil kimseler de, kaba, hodgâm ve edep mahrumu olurlar. Şeyh Sâdî buyurur: “İnat, haksızlık ve düşmanlık gördüğün vakit nazik ol. Çünkü keskin kılıç, yumuşak ipeği kesemez. İnsan tatlılıkla bir fili bile çekip götürebilir.” Peygamber vârisi Hak dostları da insanların kendilerine karşı gösterdikleri kaba davranışlara, hatâ ve kusurlara aldırmaz, onların ıslâhı için türlü meşakkatlere cân u gönülden katlanırlar. Zira bu hâl, gerçek ilim ve irfânın muktezâsıdır. Kötülüklere Tahammülsüzlük, Cehâletin Neticesidir Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin buyurduğu gibi: “Musîbete karşı rızâ hâlinde, şiddete karşı sabırlı ve sarsıntı anlarında vakarlı olmak, velîlerin âdetidir.” “İlmin başı, yumuşak huyluluk; hikmetin başı,...

Sürekli Kötülük Gördü Yılmadı İyiliğe Devam Etti

  Sürekli Kötülük Gördü Yılmadı İyiliğe Devam Etti Derviş suya düşen akrebi kurtarmak ister, elini uzatınca akrep sokar. Derviş birçok kere dener, akrep yine sokar. Bunu görenler dayanamaz, dervişe: “- İyilik yapmak istediğin halde sana zarar verene daha ne diye iyilik edersin?” derler. Derviş: “- Akrebin fıtratında sokmak var, benim fıtratımda ise yaratılanı sevmek, merhamet etmek var. Akrep fıtratının gereğini yapıyor diye ben niye fıtratımı değiştirip kötülük yapayım?” der. İnsan kötülük yapmak için harcadığı enerjiyi, iyilik yapmak için harcarsa hem dünyasın hem ahiretini kurtarır; “Ebedî Seadete kavuşur!” Ama yapılan iyilik şartlara göre değişirse yapılan iyilik değil ticaret olur. Allah’ım bizleri nefsimizin, şeytanın ve kötülerin şerlerinden korusun!             Toplumsal huzur ve barışın sağlanması için dervişlerin sayısının çoğaltılması akreplerin sayılarının azaltılması gerekiyor…

Bir Sadaka Kötülük Cinsinden Yetmiş Kapıyı Kapatır

Bir Sadaka Kötülük Cinsinden Yetmiş Kapıyı Kapatır Rasûlullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem buyurdular: "Bir sadaka, kötülük cinsinden yetmiş kapıyı kapatır." (Hadis-i şerif, İbn-i Mübârek) Sadaka, sevap getirme ciheti ile dört yönlüdür; şöyle ki: 1- On kat sevap getiren sadaka. 2- Yetmiş kat sevap getiren sadaka. 3- Yedi yüz kat sevap getiren sadaka. 4- Yedi bin kat sevap getiren sadaka. On kat sevap getiren sadaka, fakirlere verilen sadakadır. Yetmiş kat sevap getiren sadaka, (muhtaç olan) akrabaya verilen sadakadır. Yedi yüz kat sevap getiren sadaka, (muhtaç olan) kardeşlere verilen sadakadır. Yedi bin kat sevap getiren sadaka, ilim sahiplerine (İlim talebelerine, Allah yolunda olanlara) verilen sadakadır. (Dürretü'l-Vâizîn, c.1, s.431)

Eğer Namaz Kötülükten Alıkoymuyorsa

Eğer Namaz Kötülükten Alıkoymuyorsa Tedavisi olmayan dert ve hastalık yoktur. Bilinmiyordur o ayrı bir şey. Her hastalığın çaresi olduğunu, kâinatı yoktan var eden Allahü Teâlâ tarafından, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber efendimiz haber veriyor. Buyuruyor ki: “Allahü teâlâ, devasını, çaresini vermediği hastalık, dert yaratmadı. Bilen bildi, bilmeyen bilmedi. Yalnız ölüme çare yoktur.” [Taberani] “Her derdin devası vardır. İlacı kullanıldığında Allahü Teâlâ şifasını verir.” [Buhari, Müslim] “Ey Allah'ın kulları, tedavi olun. Allahü teâlâ, ilacını, devasını vermediği hiçbir hastalık yaratmadı. İhtiyarlık bundan müstesnadır.” [Ebu Ya'la, İbni Hibban] İçki, zina, hırsızlık, eşcinsellik gibi her türlü günahın tek ilacı vardır. Bu ilaç Kur'an-ı Kerim’de açıkça bildiriliyor. Bu ilacı kullanan her Müslüman, alışkanlık haline gelen, bağımlısı olduğu büyük günahlardan mutlaka kurtulur. Kur'an-ı Kerim’de mealen buyuruluyor ki: “Namaz, münker ve...

İçimizdeki Düşman...

İçimizdeki Düşman...   “İyi olamıyorum. Çünkü dünya çok kötü...” Her insan özünde bir yerlerde iyidir ve her insan iyi olması ile orantılı bir şekilde kusurludur... Aslında böyle bir tanım, henüz çözümlenememiş bir dengenin en kestirme tarifidir. Nikola Tesla’ya göre, insanlarda bulunan kusurla erdem, madde ve enerjiye benziyor. Birbirinden tamamen ayrışmaları halinde, insan olmanın anlamının yiteceğini savunuyor. Ön görülü bulduğum bu yaklaşımı gelin hep beraber irdeleyelim; Dünya geneline baktığımızda, tüm kusurlarına ve olumsuzluklarına rağmen, beğensek de, beğenmesek de, bir uyum söz konusudur. Her bireyin hayat yoluna koyulduğunda, kendince hedefleri ve hayalleri vardır. Mesela diyelim ki, dünyayı değiştirmeyi istedik. Ne derler? Evdeki hesap çarşıya uymaz bazen... Biz doğruyduk. Diyelim ki, tüm dünya yapa yanlıştı. Böylece, akıntıya ters yüzen bir yalnızlık içerisinde öylece kala kaldık. Ümitlerimiz, kendini karamsarlığa bıraktı. Tıpkı gün batımı gibi, kaçınılmaz...

Namaz Kötülüklerden Korur!

Namaz Kötülüklerden Korur!                  Namaz insanları, çirkin, kötü ve yasak olan şeylerden men eder, korur. Namazını dosdoğru edâ eden mü'minlerin felâh bulacakları âyet-i kerîmede bildirilmiştir. Evliyânın büyüklerinden Fudayl bin Iyâd hazretleri, önceleri Merv ve Ebyurd şehirleri arasında eşkıyâlık yapardı. Sahranın tenha bir yerinde çadırını kurar, eşkıyâ reisi olduğu için kendisi içerde otururdu. Arkadaşları yoldan geçen kervanları soyarlar, ele geçirdikleri malların hepsini getirip, Fudayl bin Iyâd'a teslim ederlerdi. O da getirilen malları arkadaşlarına taksim ederdi. Hayret edilecek bir husustur ki, eşkıyâlık yaptığı hâlde, namaza çok önem verirdi. Kendisi namazını hiç terk etmediği gibi, namaz kılmayan hizmetçilerini de yanından kovardı. Bir gün büyük bir kervan geldi. Fudayl bin Iyâd'ın arkadaşları kervanı fark edince yolunu kesmek üzere hazırlanmağa başladılar. Kervan içinde ...