Kayıtlar

Mehmet etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Fatih Sultan Mehmet'in Türbesindeki Sırlar

Fatih Sultan Mehmet'in Türbesindeki Sırlar     Ömrü seferlerle geçen büyük komutan Fatih Sultan Mehmet Rahmetullahi Aleyh, yine bir sefer hazırlığında Gebze yakınlarında vefat etti. Şeyh Ebu'l-Vefa Rahmetullahi Aleyh'in kıldırdığı cenaze namazı ile Fatih Camii külliyesi içerisinde yer alan hazire alanındaki türbeye defnedildi.   Fatih Sultan Mehmet’in Sandukası   Fatih Sultan Mehmet'in sandukasında gümüş şebeke, Kâbe’nin kuşak yazısı, sanduka örtüsü ve sanduka yazıları yer alır.   Sultan Abdülaziz tarafından sedefli parmaklık yerine gümüş şebeke koydurulmuştur.   Sandukada Kâbe-i Muazzama’nın Kuşak Yazısından Bir Parça Yer Alıyor   Sandukanın üzerine 16. yüzyıla ait olan Kâbe-i Muazzama'nın kuşak yazısından bir parça bulunmaktadır.   Sandukanın üzerindeki yazılar hattat Abdülfettâh Efendi'ye aittir. Örtünün üstünde Hattat Abdülfettâh Efendi'nin "Ketebe Abdülfettâh" yazılı imzası bulunmaktadır.   Türbedeki Kitabeler   Kapının üstündeki m...

Uyan!

Uyan!   Baksana kim boynu bükük ağlayan? Hakk-ı hayâtın senin ey Müslüman! Kurtar o bîçâreyi Allâh için, Artık ölüm uykularından uyan!   Bunca zamandır uyudun, kanmadın; Çekmediğin kalmadı, uslanmadın. Çiğnediler yurdunu baştan başa, Sen yine bir kerre kımıldanmadın!   Ninni değil dinlediğin velvele... Kükreyerek akmada müstakbele, Bir ebedî sel ki zamandır adı; Haydi katıl sen de o coşkun sele.   Karşı durulmaz, cereyan sîne-çâk... Varsa duranlar olur elbet helâk. Dalgaların anlamadan seyrini, Göz göre girdâba nedir inhimâk?   Dehşet-i mâzîyi getir yâdına; Kimse yetişmez yarın imdâdına. Merhametin yok diyelim nefsine; Merhamet etmez misin evlâdına?   “Ben onu dünyâya getirdim...” diye, Kalkışacaksın demek öldürmeye! Sevk ediyormuş meğer insanları, Hakk-ı übüvvet de bu cânîliğe!   Doğru mudur ye’s ile olmak tebâh? Yok mu gelip gayrete bir intibâh? Beklediğin subh-i Kıyâmet midir? Gün...

Mukaddes Kudüs

Mukaddes Kudüs   Hazreti Yâkub’un özlemi sokaklarında, Güzel yüzlü Nebi’nin hoş kokusu ufkunda, Her adın geçtiğinde sıkışıyor göğsümüz, Kanlı gözyaşımızın adısın mahzun Kudüs!   Hazret-i Süleyman’ın tahtı var kucağında, Dâvudî ses işitiliyor semâlarında, Küçük bir çocuk gibi üzerinde gözümüz, Vazgeçilmez dâvâmızsın ey şanlı Kudüs!   Son Resûlü haber veriyordu kitabında, “İsâ Rûhullah” yazılıdır duvarlarında, Kara bulutlarla kaplandı masum göğümüz, Çölleşen bahtımızın gülüsün mazlum Kudüs!   Kelimullah’ın asası asılıdır burcunda, Zebur, İncil ve Tevrat’ın ana yurdunda, Bâtılı yok edecek adâletli süngümüz, Hayâllerimizin süsüsün sevgili Kudüs!   Bastırılmış yüzyıllık taşlar var bağrımızda, Hasretin bitmedi son vermedin inzivaya, Niçin kapılarını açmıyorsun küs müyüz? İçimizde yanan sevdamızsın nazlı Kudüs!   Server-i âlem oradan yükseldi Mirac'a, Ayağının değdiği yere canımız fedâ. Gam değil, yolunda t...

Birlik!

  Birlik! Cehennem olsa gelen göğsümüzde söndürürüz; Bu yol ki hak yoludur dönme bilmeyiz yürürüz!   Düşer mi tek teşı sandın harim-I namusun? Meğer ki harbe giren son nefer şehit olsun.   Şu karşımızdaki mahşer kudursa çıldırsa; Denizler ordu, bulutlar donanma yağdırsa;   Bu altımızdaki yerden bütün yanardağlar, Taşıp da kaplasa afakı bir kızıl sarsar;   Değil mi cephemizin sinesinde iman bir; Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir;   Değil mi sinede birdir vuran yürek, yılmaz! Cihan yıkılsa, emin ol, bu cephe sarsılmaz!   (Mehmet Akif Ersoy Rahmetullahi Aleyh)

Sevilmeye Tek Lâyık Olan...

Sevilmeye Tek Lâyık Olan...               İmâm-ı Gazali Rahmetulahi Aleyh hazretleri, insanın sevdiği şeylerin hepsinin yaratanı, onlara o güzelliği, sevimliliği verenin Allahü Teâlâ olduğu için, hakiki sevgiye, sevilmeye tek layık olan O'dur, buyurmaktadır. Sonra bunu şöyle izah etmektedir: Bunu düşünmeden, bunun şuuruna varmadan başkasını seven bir kimsenin sevgisi cehaletinden ve Allahü Teâlâ’yı tanımamaktaki eksikliğinden ileri gelir. Resulullahı sevmenin kaynağı Allah sevgisidir. Âlimleri ve velileri sevmenin kaynağı da böyledir. Çünkü sevenin sevdiği de sevilir. Dost güzel olduğu gibi dostun dostu da güzeldir. Bu bakımdan hakîkatte, basiret sahipleri nezdinde Allah'tan başka sevilen ve sevgiye müstahak olan yoktur. Çünkü Allah'tan başka varlıklar vehim ve hayaldir ve tam bir mecazdır. Asla hakikati yoktur. İnsan kendi nefsini, geleceğini, kemâlini ve varlığının devamını sever; bunu sağlayacak tek güç Allah’ü Teâ...

Hani Nerdeler?

Resim
  Hani Nerdeler?   Aklıma geldi de eski adamlar, Çekilip gittiler hani nerdeler? Evim barkım deyip ocak yakanlar, Söndürüp gittiler hani nerdeler?   Kış gecelerinde saya gezenler, Onlara yağ salça bulgur verenler, Kapının önünde oyun dökenler, Güldürüp gittiler hani nerdeler?   Örme çorap çarık saku giyenler, Kışı geçirip yaylaya göçenler, Peynirimiz yağlı olsun diyenler, Dürüm alıp gittiler hani nerdeler?   Her sabah tandırda ekmek edenler, İşli çöreğe sade yağ sürenler, Tandırda sobada, kömbe çekenler. Eşinip gittiler hani nerdeler?   Bahar gelince nevale dikenler, Su sulamak için kavga edenler, Gizlice Merro’ya cığara verenler, İçirip gittiler hani nerdeler?   Çıkınca biberi taze hıyarı, İşte o zaman gör bizim diyarı, Tongü’yü bağlayıp tırpana ayarı, Verip te gittiler hani nerdeler?   Günlerce sap çekip döven sürenler, Deneyi samanı yele verenler, Akşam yorgun argın eve gelenle...

Yeis

Yeis   Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak… Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.   Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle. İmânı olan kimse gebermez bu ölümle:   Ey dipdiri meyyit, ‘İki el bir baş içindir.’ Davransana… Eller de senin, baş da senindir!   His yok, hareket yok, acı yok… Leş mi kesildin? Hayret veriyorsun bana… Sen böyle değildin.   Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz? Kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz?   Âtiyi karanlık görüvermekle apıştın? Esbâbı elinden atarak yeise yapıştın!   Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan Tek bir ışık olsun buluver… Kalma yolundan.   Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk! Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!   Herkes gibi dünyâda henüz hakk-i hayâtın Varken, hani herkes gibi azminde sebâtın?   Yeis öyle bataktır ki; düşersen boğulursun. Ümîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!   Azmiyle, ümi...