Kayıtlar

kapı etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kapısı Yok, Bacası Yok!

Kapısı Yok ,   Bacası Yok!   Kapısı yok, bacası yok; Gündüzü yok, gecesi yok; Ders alacak, hocası yok; Ya ben kime yalvarayım…   Kabir kulu pek aç olur; Oddan başına taç olur; Yalnız yatmak pek güç olur; Ya ben kime yalvarayım…   Kabir kulu pek aç olur; Oddan başına taç olur; Yalnız yatmak pek güç olur; Ya ben kime yalvarayım…   Kapısı yok açıp bakam; Bacası yok odlar yakam; Nice yıllar yalnız yatam; Ya ben kime yalvarayım…   Bir kılı kırka yaralar; Üstüne köprü kuralar; Evvel komşudan soralar; Ya ben kime yalvarayım…   Yûnus kulun sözü hakdır; Allah'ın ihsânı çokdur; Ondan gayrı ilâh yokdur; Ya ben kime yalvarayım…   (Yunus Emre Kuddise Sirrûh)

Kapındayım Af Dilerim

Kapındayım Af Dilerim   Rabb’im; günahkâr kulunum Kapındayım, af dilerim Aciz, biçare kulunum Kapındayım, af dilerim   Ne malım var ne de şanım Yalnız sensin benim varım Sana sığındı bu canım Kapındayım, af dilerim   Gücüm azdır, yüküm ağır Nefsim kördür, hem de sağır Kulum deyip; lütfet, çağır Kapındayım, af dilerim   Cennet yurdundan sürgünüm Fani dünyada yorgunum Günü, gece hep giryanım Kapındayım, af dilerim   Nefse uydum, gafil düştüm Her adımda, hata ettim Tövbe ile sana döndüm Kapındayım, af dilerim.   Ali Dilsiz

Din Kardeşini Allah İçin Sevmek: İlâhî Muhabbete Açılan Kapı

Din Kardeşini Allah İçin Sevmek: İlâhî Muhabbete Açılan Kapı   Nebiyy-i Ekrem Sallallahü Aleyhi Vesellem Efendimiz, bir mü’minin din kardeşini yalnızca Allah rızâsı için sevmesinin, ilâhî muhabbete vesile olacağını beyan buyurmuştur.   Nebiyy-i Ekrem Sallallahü Aleyhi Vesellem Efendimiz, bir kimsenin hiçbir dünyevî çıkar beklemeden, sadece Allah rızâsı için din kardeşini sevmesinin ne kadar büyük bir mükâfata vesile olacağını şu ibretlik kıssa ile ümmetine nakletmiştir:   “Bir kimse başka bir köydeki din kardeşini ziyâret etmek üzere yola çıktı. Allah Teâlâ, bu adamı gözetlemek için onun yoluna bir melek vazîfelendirdi. Adam yol alırken meleğin bulunduğu yere geldiğinde, melek ona: “- Nereye gidiyorsun?” diye sordu. Adam ise: “- Şu köyde bir din kardeşim var, onu ziyâret etmeye gidiyorum.” cevabını verdi. Melek tekrar sordu: “- Ondan bir menfaat elde etmeyi mi umuyorsun?” Adam: “- Hayır, onu sırf Allah rızâsı için severim, onun için gidiyorum.” dedi. ...

Bir Kapıya Bir Kere Gidersin

Bir Kapıya Bir Kere Gidersin   Bir kapıya bir kere gidersin, ikincisinde utanırsın… Ama bir kapı var her gün gidersin, Lâkin asla DOYAMAZSIN… Çünkü bilirsin, seni KAPISINDAN kovmayacak… Bir tek “O” vardır. “O” da âlemlerin Rabbi, Allah’ü Teâlâ’dır. Hâşa, sümme hâşa! Hem gidecek başka kapı mı var? Her gün, her saat Rabbine içini dökersin… 24 saat açık, hep açık, ömür boyu açık… Bir “O” sıkılmaz senden… Bir “O” affeder seni… Bir “O“ yüzüne vurmaz AYIPLARINI... Binlerce kez tevbe etsen, binlerce kez tevbeni bozsan… Yine “O”na gidersin… Seni yine kovmaz, affeder… O” yüce Yaratan’ın ne sevgisine ne aşkına doyamazsın… Elhamdü lillâh! Elhamdü lillâh! Elhamdü lillâh! Sonsuz kere sonsuz, hamdü senalar olsun… Elhamdü lillâh!

Affeyle Allah’ım Kapına Geldim...

Affeyle Allah’ım Kapına Geldim...   Bu dünya boşmuş çok geç anladım, Affeyle Allah’ım kapına geldim... Uyandım rüyadan iş işten geçti. Affeyle Allah’ım kapına geldim...   Hayat tatlı sanıp, bitmez sanmıştım. Dünya sonsuz sanıp hep aldanmıştım. Geçici zevklere tam gaz dalmıştım. Affeyle Allah’ım kapına geldim...   Acılar, elemler geçer demiştim, Sefahate dalıp sarhoş olmuştum. Nerede eğlence hemen koşmuştum. Affeyle Allah’ım kapına geldim...   Mal can emanetmiş, hayat rüyaymış, Gafil ancak son nefeste anlarmış. Ömrü boşa harcar, sonra ararmış. Affeyle Allah’ım kapına geldim...   Bu dünyadan hiçbir vefa bulmadım, Nice gençler öldü, ibret almadım, İhtiyarlık çöktü hiç uslanmadım, Affeyle Allah’ım kapına geldim...   Ahmak nefsim kudurdukça kudurdu, Zaman fırtınası esti savurdu, Her saniye hayat bir damga vurdu, Affeyle Allah’ım kapına geldim...   Helâl haram demeden, para kazandım, Yaratanı ...

Ömür Kapısı Kapanmadan, Aklımızı Başımıza Alalım

Resim
                                          Ömür Kapısı Kapanmadan, Aklımızı Başımıza Alalım     Bir kadın, bir gün kucağındaki çocuğu ile birlikte bir mağaranın önünden geçerken içeriden gelen bir ses duyar. Bu ses ona: “- İçeri gir ve ne istersen al, ama en önemli olanı unutma!” Ayrıca: “- Sen çıktıktan sonra kapının bir daha asla açılmayacağını da dikkate almalısın. Ancak bu fırsatı kaçırma, ama yine de en önemli şeyi unutma!” diyordu. Kadın mağaraya girer ve büyük bir servetle karşılaşır. Masanın üzerindeki altın ve mücevherleri görünce şaşkına döner ve çocuğunu yere bırakarak; hemen büyük bir hırsla masanın üzerindekileri toplamaya başlar. Bu sırada o esrarengiz ses yine duyulur: “- Yalnız sekiz dakikan var!” demektedir. Sekiz dakika çabuk geçer, kadın toplamış olduğu kıymetli taşlar ve altınlarla birlikte mağaranın dışına koşar ve...

Cehennemin Yedi Kapısı Ve Bu Kapılardan Girmeye Sebep Olan Yedi Uzuv

  Cehennemin Yedi Kapısı Ve Bu Kapılardan Girmeye Sebep Olan Yedi Uzuv   Nefsin en çok etkili olduğu ve kolaylıkla kötülüğe kaydırabildiği uzuvlar yedi tanedir. Bunlar: Göz, kulak, dil, mide, ferç, el ve ayaktır. Günahların çoğu bu yedi uzuvla işlendiği için, cehennemin yedi kapısı bu yedi uzva göre bölünmüştür. O halde, bu uzuv kapılarından cehenneme gitmemek için onları haramlardan korumak ve her birini kendi vazifesinde kullanmak lazımdır. Gözün Vazifesi: Yaratanı daha iyi tanımak ve O’nu daha yakın hissetmek için her biri diğerinden daha acayip olan yaratıkları müşahede etmek, uymak ve yapmak için hayır işlerine bakmak, ilim ve marifet kazanmak için Kur’an, hadis ve dini kitapları mütalaa edip okumaktır. Dilin Vazifesi: Zikretmek, doğruları söylemek, irşat görevi yapmak, gerekli uyarılarda bulunmak, hayrı yaymak ve dargınları barıştırmaktır. Müminin konuşması zikretmek, bakması ibret almak, susması tefekkür etmek içindir. Midenin Vazifesi: Nimetin tadını duyunc...

Sultanım Kapında Bana da Yer Ver!

Sultanım Kapında Bana da Yer Ver!   Çözülür dizimin bağı çözülür, Sultanım ismini duyduğum zaman… Gözyaşlarım sıra sıra dizilir, İsmini ağzıma aldığım zaman… Ezilir bedenim ruhum ezilir, Sultanım ismini duyduğum zaman…   Sultanım kapında bana da yer ver, Sancağın altına girdiğin zaman… Ne olur boynumu bükük bırakma, Mahşer günü sana geldiğim zaman… Ne olur boynumu bükük bırakma, Mahşer günü sana geldiğim zaman…   Bükülür ellerim dilim tutulur, Yüreğime kızgın hançer sokulur, Kurur dudaklarım nutkum alınır, İsmini ağzıma aldığım zaman… Ciğerlerim parça parça bölünür, Sultanım ismini aldığım zaman…

Bir Sadaka Kötülük Cinsinden Yetmiş Kapıyı Kapatır

Bir Sadaka Kötülük Cinsinden Yetmiş Kapıyı Kapatır Rasûlullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem buyurdular: "Bir sadaka, kötülük cinsinden yetmiş kapıyı kapatır." (Hadis-i şerif, İbn-i Mübârek) Sadaka, sevap getirme ciheti ile dört yönlüdür; şöyle ki: 1- On kat sevap getiren sadaka. 2- Yetmiş kat sevap getiren sadaka. 3- Yedi yüz kat sevap getiren sadaka. 4- Yedi bin kat sevap getiren sadaka. On kat sevap getiren sadaka, fakirlere verilen sadakadır. Yetmiş kat sevap getiren sadaka, (muhtaç olan) akrabaya verilen sadakadır. Yedi yüz kat sevap getiren sadaka, (muhtaç olan) kardeşlere verilen sadakadır. Yedi bin kat sevap getiren sadaka, ilim sahiplerine (İlim talebelerine, Allah yolunda olanlara) verilen sadakadır. (Dürretü'l-Vâizîn, c.1, s.431)

El Kapısına Muhtaç Olmamak İçin Okunacak Dua

El Kapısına Muhtaç Olmamak İçin Okunacak Dua رَبِّ إِنِّي لِمَا أَنزَلْتَ إِلَيَّ مِنْ خَيْرٍ فَقِيرٌ Okunuşu: Rabbi innî limâ enzelte ileyye min hayrin fakîr. Anlamı: Ey Rabbim muhakkak ki ben, bana hayır olarak indirdiğin hayra muhtacım. Kaynak: Kasas suresi 24. ayet

El Kapısına Muhtaç Olmamak İçin Okunacak Dua

El Kapısına Muhtaç Olmamak İçin Okunacak Dua رَبِّ إِنِّي لِمَا أَنزَلْتَ إِلَيَّ مِنْ خَيْرٍ فَقِيرٌ Okunuşu: Rabbi innî limâ enzelte ileyye min hayrin fakîr. Anlamı: Ey Rabbim muhakkak ki ben, bana hayır olarak indirdiğin hayra muhtacım. Kaynak: Kasas suresi 24. ayet

Gidecek Başka Kapı mı Var ki?

Gidecek Başka Kapı mı Var ki? Bir tasavvuf talebesi vardır ki, hocasından çok istifade eder. Derecesi o kadar yükselir ki, “Levh-i mahvuz” u (olmuşların ve olacakların, zamandaki bütün anların ve mekândaki bütün varlıkların, kısacası, her şeyin yazılı bulunduğu ilâhî muhafaza levhası) dahi keşfedecek hale gelir. Bir bakar ki hocasının ismi şakiler arasında yazılıdır. Yani cehennemlikler listesindedir hocası! “Beni bu duruma getiren hocam ne hikmettir ki cehennemlikler arasında oluyor?” diye, üzüntüden deli divane olur, yataklara düşer... “İsminiz şakiler defterinde!” Talebe çok üzüntülüdür fakat hocasına da bu konudan hiç bahsedememektedir. Ancak daha fazla tahammül edemez ve bir gün durumu hocasına anlatmaya karar verir. Huzuruna varır ve yutkunarak şöyle der: -Efendim, maalesef durumunuza vâkıf oldum. İsminiz şakiler defterinde yazılı! Hocası acı bir tebessümle cevap verir: -Oğlum, senin gördüğünü, ben tam kırk yıldır görüyorum. Talebe bu sefer daha büyük bir hayretle...

Kapıdaki Ölüm Meleği Azrail'dir

Kapıdaki Ölüm Meleği Azrail'dir Resulullah efendimiz artık son vasiyetlerine yapıyorlardı. Hazret-i Ali'ye; "Ya Ali! Zimmetimde filan Yahudi’nin şu kadar malı vardır. Asker hazırlamak için almıştım. Sakın onu ödemeyi unutma. Elbette zimmetimi kurtarırsın ve Kevser Havzı başında benimle görüşeceklerin birincisi sensin. Benden sonra sana çok zarar gelir, sabır edesin. İnsanlar dünyayı istedikleri vakit sen ahıreti seçesin" buyurdu. Hz. Üsame bu esnada. Resulullah efendimiz ona; "Allah’ü Teâlâ yardımcın olsun! Haydi, cenge git!" buyurdu. O da çıkıp ordusuna gitti. Âlemlerin efendisi, artık son nefeslerini veriyordu... Vakit iyice yaklaşmıştı... Allah’ü Teâlâ, Azrail aleyhisselama; "Habibime en güzel surette git! Eğer izin verirse ruhunu çok yumuşak ve hafif olarak al. İzin vermese geri dön!" diye vahiy etti. Azrail aleyhisselam, en güzel surette, insan kıyafetinde, sevgili Peygamberimizin sadethanelerinin kapısına geldi ve: ...