Kayıtlar

Özgürlük etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Ruhun Özgürlüğü ve Doğruluğu

Ruhun Özgürlüğü ve Doğruluğu               Padişah, pazarda gezerken elleri ve ayakları zincirli olmasına rağmen başı dik, vakur bir duruş sergileyen ve çok yüksek bir bedelle satılan bir kadın görür. Kadının bu hali ve istenen bedel padişahın ilgisini çeker ve onu huzuruna çağırtır. Padişah, kadına değerinin neden bu kadar yüksek olduğunu anlamak için beş soru soracağını söyler.   “Senin değerini yüz köleye bedel kılan o gizli marifet nedir?” Kadın büyük bir sükûnetle; “Aklım ve irfanımdır hünkârım. Kollarıma zincir vurmuş olabilirler ama aklıma zincir vuramazlar!” der.   “Dünyada en büyük güç nedir?” Kadın, en büyük gücün silahlar veya ordular değil, “adalet ve hakikat” olduğunu, çünkü bunların zamanla her türlü zinciri kıracağını ifade eder.   “En büyük zenginlik nedir?” Maddi zenginliğin geçici olduğunu, asıl zenginliğin “kanaat ve gönül tokluğu” olduğunu söyler.   “İnsanı insan yapan nedir?” Dış gö...

Açık Saçık Gezmek Özgürlük mü?

Açık Saçık Gezmek Özgürlük mü?   Eğer kadınlarla erkeklerin bir arada, sınır tanımadan karışık bir şekilde bulunması gerçekten insan için bir mutluluk, bir haz ve bir nimet olsaydı, Allah Teâlâ bu durumu cennet ehline de lütfederdi. Ancak Kur’ân-ı Kerîm, cennetteki kadınların mahremiyet ve örtü içinde olduklarını şöyle ifade eder: “Saklı inciler gibi, çadırlarda korunmuş hûrîler…” (Rahmân, 72; Sâffât, 48) Bu da gösteriyor ki, haya ve mahremiyet, sadece dünyaya ait bir değer değil, cennet hayatında da korunmuş ilâhî bir ölçüdür. Benzer şekilde, eğer çıplaklık ve örtüsüzlük gerçekten bir özgürlük ve saadet vesilesi olsaydı, Allah onu dünya hayatında serbest bırakır, cennet hayatında da devam ettirirdi. Ama Allah, cenneti anlatırken şöyle buyurur: “Orada ne aç kalırsın, ne de çıplak kalırsın.” (Tâhâ, 118) Demek ki, bedenin örtülmesi sadece dünyevî bir gereklilik değil, aynı zamanda ebedî saadetin de bir parçasıdır.