Ruhun Özgürlüğü ve Doğruluğu
Ruhun Özgürlüğü ve
Doğruluğu
Padişah, pazarda gezerken elleri ve
ayakları zincirli olmasına rağmen başı dik, vakur bir duruş sergileyen ve çok
yüksek bir bedelle satılan bir kadın görür.
Kadının bu hali ve istenen bedel padişahın ilgisini çeker ve onu huzuruna çağırtır.
Padişah, kadına değerinin neden bu kadar yüksek olduğunu anlamak için beş soru soracağını söyler.
“Senin değerini yüz köleye bedel kılan o gizli marifet nedir?”
Kadın büyük bir sükûnetle;
“Aklım ve irfanımdır hünkârım. Kollarıma zincir vurmuş olabilirler ama aklıma zincir vuramazlar!” der.
“Dünyada en büyük güç nedir?”
Kadın, en büyük gücün silahlar veya ordular değil, “adalet ve hakikat” olduğunu, çünkü bunların zamanla her türlü zinciri kıracağını ifade eder.
“En büyük zenginlik nedir?”
Maddi zenginliğin geçici olduğunu, asıl zenginliğin “kanaat ve gönül tokluğu” olduğunu söyler.
“İnsanı insan yapan nedir?”
Dış görünüşün veya makamın değil, “karakter ve edep” olduğunu dile getirir.
“Hürriyet (özgürlük) nedir?”
Hürriyetin sadece bedenin serbest kalması olmadığını; asıl hürriyetin insanın kendi nefsinin esiri olmaması ve sadece yaratana kul olması olduğunu belirtir.
Padişah, kadının verdiği bu derin ve hikmetli cevaplar karşısında etkilenir. Kadının fiziksel olarak esir olsa da ruhen ve aklen padişahtan daha özgür olduğunu fark eder.
Sonuçta kadını serbest bırakır ve ona büyük bir saygı gösterir.
Bu hikâye maddi esaretin ruhun ve aklın hürriyetine engel olamayacağı mesajını verir.
“Fiziksel esaret geçicidir, ancak ruhun özgürlüğü ve doğruluğu savunma cesareti zincirlenemez”
Kadının bu hali ve istenen bedel padişahın ilgisini çeker ve onu huzuruna çağırtır.
Padişah, kadına değerinin neden bu kadar yüksek olduğunu anlamak için beş soru soracağını söyler.
Kadın büyük bir sükûnetle;
“Aklım ve irfanımdır hünkârım. Kollarıma zincir vurmuş olabilirler ama aklıma zincir vuramazlar!” der.
Kadın, en büyük gücün silahlar veya ordular değil, “adalet ve hakikat” olduğunu, çünkü bunların zamanla her türlü zinciri kıracağını ifade eder.
Maddi zenginliğin geçici olduğunu, asıl zenginliğin “kanaat ve gönül tokluğu” olduğunu söyler.
Dış görünüşün veya makamın değil, “karakter ve edep” olduğunu dile getirir.
Hürriyetin sadece bedenin serbest kalması olmadığını; asıl hürriyetin insanın kendi nefsinin esiri olmaması ve sadece yaratana kul olması olduğunu belirtir.
Padişah, kadının verdiği bu derin ve hikmetli cevaplar karşısında etkilenir. Kadının fiziksel olarak esir olsa da ruhen ve aklen padişahtan daha özgür olduğunu fark eder.
Sonuçta kadını serbest bırakır ve ona büyük bir saygı gösterir.
Bu hikâye maddi esaretin ruhun ve aklın hürriyetine engel olamayacağı mesajını verir.
“Fiziksel esaret geçicidir, ancak ruhun özgürlüğü ve doğruluğu savunma cesareti zincirlenemez”
Yorumlar
Yorum Gönder