Kayıtlar

ve etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Ali Emiri’nin Kitap Aşkı ve 700 El Yazması

Resim
Ali Emiri’nin Kitap Aşkı ve 700 El Yazması   “Allah’ım! Acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, ihtiyarlayıp ele avuca düşmekten ve cimrilikten sana sığınırım.” (Müslim, Zikir, 50)   Diyarbakırlı Ali Emiri Efendi’nin kitap tutkusu 9 yaşında başlar. Maaşından artırdığı paralarla ömrünün son günlerine kadar kitap toplamaya devam eder. Çeşitli nedenlerle sahip olmadığı kitapları bizzat kendisi kopya ederek kütüphanelere kazandıracak kadar sevdalıdır kitaplara. Öyle ki, 700’den fazla nadir kitabı elle yazarak çoğaltır. Bir memur olarak gittiği şehirlerden 40 sandık kitapla dönen Ali Emiri Efendi, emekli olduktan sonra da sahaflardan yazma kitapların arasından çıkmaz.   Kaşgarlı Mahmud’un Divan-ı Lugat-Türk’ünü de böyle bulur. Ve şu cümri kaleme alır:   “Bu eseri elime alır almaz, adeta heyecan titredim. Yeryüzünde bir eşi daha olmayan kıymette bir hazine idi; 30 lira değil, 30 bin lira ederdi. Bu eser, şimdiye kadar görülmemiş, pek eski devirlerde yazılmış bir dil kamusu...

Cennet: Ebedî Gençliğin ve Sonsuz Esenliğin Yurdu

Cennet: Ebedî Gençliğin ve Sonsuz Esenliğin Yurdu   Dünya hayatı ne kadar güzel olursa olsun fânidir. Gençlik yaşlanır, sağlık hastalığa; güç yorgunluğa, sevinç hüzne dönüşebilir. İnsan, en güzel nimetlerin içinde bile ayrılık, kayıp ve fanilikle karşı karşıyadır. Fakat Allah Teâlâ'nın mümin kullarına hazırladığı Cennet, bütün bu eksikliklerden arındırılmış ebedî bir esenlik yurdudur. Kur'ân-ı Kerîm şöyle buyurur: “Allah, kullarını esenlik yurduna çağırıyor ve dilediğini dosdoğru yola iletiyor.” (Yûnus, 10/25) Bu sebeple Cennet, Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle Dârü's-Selâm — Esenlik Yurdudur. Tefsirlerde de bu isim, Cennet'in bütün afetlerden, eksikliklerden ve sıkıntılardan uzak oluşuyla açıklanmıştır.   Orada Artık Ne Hüzün Ne Yorgunluk Vardır Cennet ehli, dünyadaki bütün keder ve yorgunluklardan kurtulacaktır. Rabbimiz şöyle buyurur: “Hamdolsun Allah'a ki bizden hüznü giderdi. Şüphesiz Rabbimiz çok bağışlayandır, şükrün karşılığını bol bol verendir. O lütfuyla bizi,...

Mahşer Meydanının Dehşeti ve Büyük Bekleyiş

Mahşer Meydanının Dehşeti ve Büyük Bekleyiş   Mahşer gününün dehşetli bekleyişinde bütün peygamberlerin acziyet arz ettiği şefaat makamında, Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem’in Makâm-ı Mahmûd’a yükselerek tüm insanlığı hesaba kavuşturma hadisesi. İnsanlık tarihinin en çetin ve kaçınılmaz günü olan kıyamet günü, mahlûkatın tamamı için tarifsiz bir acziyet sahnesidir. Sahih hadîs-i şerîflerde tafsilatıyla buyurulduğu üzere, Allâh Teâlâ o gün gelmiş ve gelecek bütün insanları düz, pürüzsüz ve alabildiğine geniş bir alanda (Arasat meydanında) toplayacaktır.   O öyle bir meydandır ki:   Mutlak Görüş: Yukarıdan bakan bir kimse, milyarlarca insanın tamamını tek bir bakışta görebilecek,   Mutlak Duyuş: Seslenen bir kimse, en uçtaki insana dahi sesini hiçbir engel olmadan ulaştırabilecektir.   O dehşetli günde güneş, insanların tepelerine adeta bir mızrak boyu yaklaşacak, hararetin ve kalabalığın şiddetinden insanlar tâkat getiremeyecekleri, dayanamayacak...

Mahşer Meydanının Dehşeti ve Büyük Bekleyiş

Mahşer Meydanının Dehşeti ve Büyük Bekleyiş   Mahşer gününün dehşetli bekleyişinde bütün peygamberlerin acziyet arz ettiği şefaat makamında, Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem’in Makâm-ı Mahmûd’a yükselerek tüm insanlığı hesaba kavuşturma hadisesi. İnsanlık tarihinin en çetin ve kaçınılmaz günü olan kıyamet günü, mahlûkatın tamamı için tarifsiz bir acziyet sahnesidir. Sahih hadîs-i şerîflerde tafsilatıyla buyurulduğu üzere, Allâh Teâlâ o gün gelmiş ve gelecek bütün insanları düz, pürüzsüz ve alabildiğine geniş bir alanda (Arasat meydanında) toplayacaktır.   O öyle bir meydandır ki:   Mutlak Görüş: Yukarıdan bakan bir kimse, milyarlarca insanın tamamını tek bir bakışta görebilecek,   Mutlak Duyuş: Seslenen bir kimse, en uçtaki insana dahi sesini hiçbir engel olmadan ulaştırabilecektir.   O dehşetli günde güneş, insanların tepelerine adeta bir mızrak boyu yaklaşacak, hararetin ve kalabalığın şiddetinden insanlar tâkat getiremeyecekleri, dayanamayacak...

Allah Teâlâ’nın Sonsuz Kudreti ve Kâinattaki Tefekkür Delilleri

Allah Teâlâ’nın Sonsuz Kudreti ve Kâinattaki Tefekkür Delilleri   İnsan kâinata baktığında yalnızca büyük bir boşluk değil; ölçü, denge, düzen, hareket, hayat ve hikmetle iç içe muazzam bir sanat görür. Gökyüzündeki milyarlarca yıldızdan insan bedenindeki küçücük bir hücreye, yağmur damlasından galaksilerin hareketine kadar her şey insanı aynı hakikate yönlendirir: Bu muazzam âlemin ardında sonsuz bir ilim, irade, hikmet ve kudret vardır. Kur’an-ı Kerim’in maksadı insana astronomi, fizik veya biyoloji öğretmekten önce, insanı yaratılmıştan Yaratıcı’ya götüren bir tefekkür yoluna sevk etmektir. Modern bilim ise bugün kâinatın büyüklüğünü, işleyişini ve hassas dengesini daha ayrıntılı biçimde ortaya koymaktadır. Mümin için bilimsel keşifler, İlâhî kudretin yerine geçen açıklamalar değil; O’nun yaratışındaki düzeni daha yakından görmeye vesile olan pencerelerdir.   Makro Âlemde İlâhî Kudret ve Kozmik Denge   1. Güneş’in Gücü ve Korunmuş Tavan (Atmosfer ile Manyetosfer) Gü...

Alçak ve Adi Siyonist’in Adaleti Budur…

Resim
Alçak ve Adi Siyonist’in Adaleti Budur…                  Olay, Mart 2016'da işgal altındaki Batı Şeria'nın El Halil kentinde yaşandı. İsrail askerleri, "Bir askeri bıçakladıkları…" iddiasıyla 21 yaşındaki Filistinli Abdulfettah eş-Şerif ve Remzi el-Kasravi'yi vurdu.                Olaydan kısa süre sonra, İsrail askeri Elor Azaria'nın yerde yaralı halde bulunan eş-Şerif'i başından vurduğu görüldü. Görüntüler kamuoyunda geniş tartışmalara neden oldu.                Bugün dünyanın her yerinde yerde yaralı yatan bir askere isterse sivil olsun, fark etmez; yardım edileceği - ambulans gönderileceği yerde ateş açılması ağır ve idamlık suçtur.             İsrail Askeri Mahkemesi tarafından kasıtsız adam öldürmekten komik bir ceza ile 18 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Olay böyle olmasına rağmen; İsra...

Azrail Aleyhisselâm Nasıl Gelir ve Can Alır?

Azrail Aleyhisselâm Nasıl Gelir ve Can Alır?   Ölüm, insanın dünya hayatındaki en kesin hakikattir. İnsan ne kadar güçlü, zengin, makam sahibi veya sağlıklı olursa olsun, ölümden kaçamaz. Vakti geldiğinde onu bir an olsun erteleyemez ve öne alamaz. Cenâb-ı Hak buyurur: “Her nefis ölümü tadacaktır.” (Âl-i İmrân, 3/185) Bir başka Âyet-i Kerîme’de: “Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiğinde ne bir saat geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.” (A‘râf, 7/34) Öyleyse ölümün zamanı Allah Teâlâ’nın takdirindedir. Fakat insanın elinde olan çok önemli bir şey vardır: Ölüm geldiğinde hangi hâl üzere bulunacağı. Bu sebeple “Azrail Aleyhisselâm bana nasıl gelecek?” sorusundan önce: “Ben Azrail Aleyhisselâm’ın geleceği güne nasıl hazırlanıyorum?” sorusunu sormak gerekir.   1. Ölüm Meleği Kimdir ve Can Nasıl Alınır? Halk arasında “Azrail” adıyla meşhur olan ölüm meleği, Kur’ân-ı Kerîm’de “Melekü’l-mevt” , yani ölüm meleği olarak zikredilir: “De ki: Size vekil kılınan ölüm meleği c...