Kayıtlar

İslâmiyet etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İslâmiyet’te Hata ve Kusurları Görmeme

İslâmiyet’te Hata ve Kusurları Görmeme               İslâm’da “başkasının hata ve kusurunu görmemek / örtmek” doğrudan “hiç fark etmemek” anlamında değil; kusuru yaymamak, ifşa etmemek, utandırmamak ve mümkünse ıslah etmeye çalışmak anlamında anlaşılır. Bu, Kur’ân-ı Kerim, Hadis-i Şerif ve İslâm büyüklerinin sözlerinde güçlü şekilde yer alır. “Müminler arasında çirkin şeylerin yayılmasını isteyenler için dünyada ve ahirette acı bir azap vardır.” (Nur Suresi 19) Kusuru yaymanın yanlışlığına işaret eder. “Zannın çoğundan sakının… Birbirinizin kusurunu araştırmayın (tecessüs etmeyin).” (Hucurat Suresi 12) İnsanların gizli hatalarını kurcalamamak emredilir. “Affı esas al, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.” (Araf Suresi 199) Kusura karşı büyütmek yerine affedicilik önerilir.   Hadis-i Şerifler’den örnekler Hz. Muhammed Sallallahü Aleyhi Vesellem buyurur: “Kim bir Müslümanın ayıbını örterse, Allah da onun ayıbını örter.” (Sa...

İslâmiyet Barış Dinidir

Resim
İslâmiyet Barış Dinidir                  Fransa’da 14 yıl önce İslâm’ı seçen ve Melek ismini alan Adeline, İslâm’ı “Barış Dini” olarak gördüğünü ve gerçek kardeşliği öğrettiğin anlattı. Ateist bir aile ortamında yetiştiğini söyleyen Adeline, Müslüman arkadaşları aracılığıyla İslam’la tanıştığını aktardı. Tek bir yaratıcıya inanma düşüncesinin kendisine daha anlamlı ve tutarlı geldiğini belirten Adeline, Kur’an-ı Kerim’i ve Hz. Muhammed’in hayatını anlatan kaynakları okuyarak dini daha derinlemesine öğrendiğini ifade etti. İslam’ın kendisi için barış, dayanışma ve kardeşlik anlamına geldiğini vurgulayan Adeline, bu inancın hayatına yön veren güçlü bir rehber olduğunu… Dile getirdi. Bizler de Kızımıza diyoruz ki: İslâm zaten: Teslim olmak, barış, güvenlik ve esenlik demektir. Terim olarak: Allah Teâlâ’nın varlığını - birliğini kabul edip O’na teslim olmak, Peygamberi Hz. Muhammed Sallallahü Aleyhi Vesellem’e inanmak ve O’nun bildird...

İslâmiyet Irkçılığı Lânetlemiştir

İslâmiyet Irkçılığı Lânetlemiştir   Allah Teâlâ dünyayı yarattıktan sonra Hz. Âdem Aleyhisselâmı halk etmiştir. Onun sol kaburga kemiğinden de eşi Hz. Havva’yı vücuda getirmiştir. Bu çift zamanla çoğalarak bugünkü insanlığın oluşumuna zemin hazırlamıştır. Yüce Rabbimiz bu durumu şu ayette dile getiriyor: “Ey insanlar, hakikat biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi sırf birbirinizle tanışmanız için büyük büyük cemiyetlerle küçük küçük kabilelere ayırdık. Şüphesiz ki sizin Allah Teâlâ nezdinde en şerefliniz takvaca en ileri olanınızdır… ”(Hucurat S. 13. Ayet)   Demek ki birbirinden farklı gelenek ve göreneklere sahip toplumların varlığı karşılıklı dayanışma ve iş birliği içindir. Oysa günümüzde bırakın ülkeler arası dostluğu komşular bile birbiriyle davalıdır. İlâhî nizam rafa kaldırılırsa olacağı budur.   İnsanların ve toplumların birbirinden farklı hususiyetlere sahip olması çok kere tefrikaya sebep olmuştur. Özellikle ırk farklılıkları kavgaların ve ayrılıkları...

İSTERSEN!

  İSTERSEN!   Dost istersen, ‘ALLAH TEÂLÂ’ yeter, Mürşit istersen, ‘KUR’AN-I KERİM’ yeter, Delil istersen, ‘MUHAMMED ALEYHİSSELÂM’ yeter, Meşgale istersen, ‘İBADET’ yeter, Huzur istersen, ‘NAMAZ’ yeter, Zenginlik istersen, ‘KANAAT’ yeter, Şeref istersen, ‘İSLÂMİYET’ yeter, İbret istersen, ‘ÖLÜM’ yeter, Düşman istersen, ‘NEFİS’ yeter, Bunlar da yetmez dersen; ‘CEHENNEM’ yeter…

İslâmiyet’te Hiçbir Eksiklik Yoktur

İslâmiyet’te Hiçbir Eksiklik Yoktur   Dinimiz yeni inmedi. Dinimizde eksiklik fazlalık yoktur. Bu bakımdan asla reforma ihtiyacı yoktur. Reforma ihtiyaç olan, din olamaz. Hâşâ Allah noksan göndermiş demektir. Bu bakımdan dine yeni bir şey ilave etmek veya çıkarmak dini bozmak olur.   İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Bazıları yapacağı değişiklikle, dini düzelteceğini zannediyorlar, dinin noksanlığını tamamlayacaklarını iddia ediyorlar. Hâlbuki din noksan değildir. Kur’an-ı Kerim’de, “Bugün sizin için dininizi ikmâl eyledim, üzerinize olan nimetimi tamamladım, size din olarak İslamiyet’i vermekle razı oldum.”. buyuruldu. Dini noksan sanıp, tamamlamaya [reform yapmaya] çalışmak, bu âyeti inkâr olur. (m. 260) Bugün etiketlisi etiketsizi her reformcu, din yeni inmiş gibi, üstelik hâşâ bunlara inmiş gibi ahkâm kesiyorlar. “Yalnız Kur’an…” diyerek, herkesi Kur’andan anladığı ile amel etmeye teşvik ediyorlar. Peygamberimizi kabul etmeyen “Kur’andan başka şey, hadi...

İslâmiyet’i Tebliğ Edebiliyor muyuz?

İslâmiyet’i Tebliğ Edebiliyor muyuz? Yüceler Yücesi Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’inde Buyuruyor ki: "İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa eren onlardır." (Ali İmran Sûresi, 104) "Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten meneder ve Allah'a inanırsınız..." (Ali İmran Sûresi, 110) "Bize düşen, açıkça tebliğ etmekten ibarettir." (Yâsin Sûresi, 17) Ey peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et! Eğer bunu yapmazsan O’nun mesajını iletmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Şüphe yok ki Allah kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez. (Maide Sûresi, 67)  "Size Rabbimin gönderdiği gerçekleri tebliğ ediyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm." (A'râf Sûresi, 68) Tebliğ Mesuliyeti İle İlgili Bazı Hadis-i Şerifler:             Abdullah bin Amr Hazretlerinden rivâyet edildiğine göre Nebiyy-i Ekrem Sallalla...

İslâmiyet Ve Batılılar

İslâmiyet Ve Batılılar   İslâmiyet’ten evvel Arabistan bir çöl ve orada oturan bedevîlerdi. Putperest idiler. Birçok putlara taparlardı. Basit bir hayat sürerlerdi. Kız çocuklarını diri diri gömmek gibi korkunç âdetleri vardı. İşte böyle âciz, zavallı, fakat saf ve temiz olan bir kavim; onlara mürşitlik, rehberlik eden Muhammed aleyhisselamın getirdiği Kur’ân-ı kerîm sayesinde birdenbire değişmiş, tam bir medeniyete kavuşmuş, harikulâde bir gayret ile çok kısa bir zamanda, doğuda Türkistan ve Hindistan, batıda İspanya olmak üzere akla hayret veren çok kudretli bir İslâm devleti meydana getirmiştir... İlimde, fende ve medeniyette son derece ilerlemişler, o zamana kadar bilinmeyen birçok şeyler keşfetmişlerdir. İlim, fen, tıp ve edebiyatta en yüksek mertebeye varmışlardır... O zamanın Avrupa’sından bahseden John W. Drapper gibi tarafsız bir tarihçi, [Avrupa’nın Mânevî İnkişâfı] ismindeki eserinde şöyle demektedir: “O zamanki Avrupalılar, tamamen barbardı. Hıristiyanlık on...

İslâmiyet'in Parlak Nurlarıyla Yeryüzünü Isıtıp Işıtalım!

Resim
Selçuklu Sultanı Melikşah Antakya'yı fethedip, önüne deniz çıkınca, atını denize sürüp kılıcını 3 kere denize saplayıp: "Yarabbi karşıma deniz çıkmasaydı, senin şanı yüce ismini gidebileceği yere kadar götürürdüm!!!" Diye haykırdı. Yâ Rabbi bizlere de öyle bir cihad aşkı ver ki: Bizler de senin şanlı ismini kâinatın her noktasına iletelim! İslâmiyet'in parlak nurlarıyla yeryüzünü ısıtıp ışıtalım!

“İslâmiyet” Budur. İnsanlık “İslâmiyet” Olmadan Olmaz…

Resim
“İslâmiyet” Budur. İnsanlık “İslâmiyet” Olmadan Olmaz… Filistinli Alul ailesi, Birinci Dünya Savaşı sırasında Filistin'de görev yapan bir Osmanlı askerinin bez parçasına sarılı içi para dolu emaneti Türkiye'nin Filistin nezdindeki Kudüs Başkonsolosu Büyükelçi Ahmet Rıza Demirer'e teslim etti.   OSMANLI ASKERİNİN EMANETİNE 106 YILDIR SAHİP ÇIKTILAR Filistinli ailenin üyelerinden Ragıp Hilmi el-Alul'un anlatımına göre hikâyenin başlangıcı 1915 yılına uzanıyor. O dönem Birinci Dünya Savaşı sırasında Filistin'den başka cepheye sevk edilen bir Osmanlı askeri, birikmiş tüm parasını bir parça beze sararak Nablus şehrinin bilinen esnaflarından Rüşdü Efendi'ye bırakmış. Alul'un amcası Rüşdü Efendi, Osmanlı askerinin "Dönebilirsek alırım" diye bıraktığı emaneti yıllarca muhafaza etmiş. Parayı bırakan ve kimliği bilinmeyen Osmanlı askeri Filistin'e bir daha hiç dönememiş, ancak Rüşdü Efendi'den sonra torunları da "Belki bir gün geri döner...

Kadınlar İslâmiyet Sayesinde İnsan Olma Onuruna Kavuştu

Kadınlar İslâmiyet Sayesinde İnsan Olma Onuruna Kavuştu Bir adam Hz. Peygamber Aleyhissalatü Vesselâma gelip şöyle dedi: “Ya Rasülallah! Bizler, cahiliye insanları ve putlara tapan kişiler idik. Bu sebeple çocukları öldürüyorduk. Yanımda bir kızım vardı. Büyüyüp, kendisini çağırdığımda, çağırmamdan dolayı sevinecek (bir yaşa geldiği) zaman bir gün onu çağırdım, o da peşimden geldi. Ben de ailemin uzak olmayan bir kuyusuna kadar gittim. (Kuyunun yanına varınca) elini tutup onu kuyunun içine attım. Ondan hatırımda kalan son şey:” “- Babacağım! Babacağım!” demesidir." Bunun üzerine Resûlullah Sallallahü Aleyhi Vesellem Efendimiz gözyaşları boşalıncaya kadar ağladı. Resûlallah Sallallahü Aleyhi Vesellem’ın yanında otu­ranlardan bunu gören bir adam, olayı anlatana; “- Resülullah Aleyhissalatü Vesselamı hüzünlendirdin!" dedi. Resûlullah Sallallahü Aleyhi Vesellem bu adama; "Bırak onu, buyurdu, çünkü o, kendisini ilgilendiren, endişeye sevk eden bir şeyi sormaktadır." Sonr...