İslâmiyet’te Hata ve Kusurları Görmeme
İslâmiyet’te Hata ve Kusurları Görmeme
İslâm’da
“başkasının hata ve kusurunu görmemek / örtmek” doğrudan “hiç fark etmemek”
anlamında değil; kusuru yaymamak, ifşa etmemek, utandırmamak ve mümkünse ıslah
etmeye çalışmak anlamında anlaşılır. Bu, Kur’ân-ı Kerim, Hadis-i Şerif ve İslâm
büyüklerinin sözlerinde güçlü şekilde yer alır.
“Müminler arasında çirkin şeylerin yayılmasını isteyenler için dünyada ve ahirette acı bir azap vardır.” (Nur Suresi 19) Kusuru yaymanın yanlışlığına işaret eder.
“Zannın çoğundan sakının… Birbirinizin kusurunu araştırmayın (tecessüs etmeyin).” (Hucurat Suresi 12) İnsanların gizli hatalarını kurcalamamak emredilir.
“Affı esas al, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.” (Araf Suresi 199) Kusura karşı büyütmek yerine affedicilik önerilir.
Hadis-i Şerifler’den
örnekler
Hz. Muhammed Sallallahü Aleyhi Vesellem buyurur:
“Kim bir Müslümanın ayıbını örterse, Allah da onun ayıbını örter.” (Sahih Müslim)
“Ey diliyle iman edip kalbine iman girmemiş olanlar! Müslümanların kusurlarını araştırmayın…” (Sünen-i Tirmizî - Birr ve Sıla bölümü) Kusur araştırmanın kalbi bozduğunu vurgular.
Hz. Muhammed Sallallahü Aleyhi Vesellem’in uygulaması:
Bir hata gördüğünde çoğu zaman “Bazı kimseler şöyle yapıyor…” diyerek kişiyi ifşa etmeden uyarırdı.
İmam Gazali Rahmetullahi Aleyh:
İhyâ-u Ulûmi’d-Dîn’de; “Mümin, kardeşinin ayıbını örtmede gece gibi olmalıdır.” Buyurdu.
İmam Nevevi Rahmetullahi Aleyh:
Kusuru örtmenin, özellikle gizli günahlarda, farz-ı kifâye derecesinde önemli olduğunu vurgular.
İmam Şafii Rahmetullahi Aleyh:
“Sana gizlice öğüt veren seni süslemiştir; açıktan öğüt veren ise seni utandırmıştır.” Buyurdu.
İmam Malik Rahmetullahi Aleyh:
İnsanların hatalarını araştırmayı ilim ehline yakışmayan bir davranış olarak görür.
Mevlânâ Celaleddin Rumi Rahmetullahi Aleyh:
“Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.” Buyurdu.
Abdülkadir Geylani Rahmetullahi Aleyh:
“Mümin, mümin kardeşinin ayıbını ortaya dökmez; onu düzeltmeye çalışır.” Buyurdu.
Yunus Emre Rahmetullahi Aleyh:
“Kendi aybın görmezsin,
Bu ne aceb hâl imiş.” Buyurdu.
Büyüklerimizden biri buyurur ki:
“Sen kendine bak, kim ne derse desin.”
Feridüddin Attar Rahmetullahi Aleyh:
Hikâyelerinde, başkasının kusuruyla meşgul olanın hakikatten uzak kalacağını anlatır.
Bir kadın, bir âlime soru sormaya gelirken istemeden gaz çıkarır ve çok mahcup olur. Âlim, onun utancını fark edince “duymamış” gibi davranmakla yetinmez, gerçekten işitmediğini düşündürmek için birkaç kez “Ne dedin?” diye sorar. Kadın, onun duymadığını sanarak rahatlar. Böylece âlim, bir mümini utandırmamak için kendi itibarından bile fedakârlık yapmış olur.
Başkalarının kusurunu örtmek büyük bir erdemdir.
İnsanları zor durumda bırakmamak, hatta bunun için kendini eksik göstermeyi göze almak yüksek ahlâktır.
“Setr-i ayıp” (ayıpları örtme) İslam ahlâkında çok önemli bir ilkedir.
Kimi sûfîler,
başkalarını rahatlatmak için kendilerini küçük göstermeyi bile tercih ederler.
Ancak şunu da net söylemek gerekir:
Kusuru örtmek; gizli hatayı ifşa etmemek demektir.
Kusuru görmezden gelmek zulme sessiz kalmak demek değildir.
Yani: Kişisel, gizli hatalar; örtülür. Başkasına zarar veren durumlar ise; fitne çıkarmadan uygun şekilde düzeltilir.
İslâm’da amaç:
İnsanları utandırmadan düzeltmek; toplumda fitne çıkarmadan iyiliği yaymaktır.
“Müminler arasında çirkin şeylerin yayılmasını isteyenler için dünyada ve ahirette acı bir azap vardır.” (Nur Suresi 19) Kusuru yaymanın yanlışlığına işaret eder.
“Zannın çoğundan sakının… Birbirinizin kusurunu araştırmayın (tecessüs etmeyin).” (Hucurat Suresi 12) İnsanların gizli hatalarını kurcalamamak emredilir.
“Affı esas al, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.” (Araf Suresi 199) Kusura karşı büyütmek yerine affedicilik önerilir.
Hz. Muhammed Sallallahü Aleyhi Vesellem buyurur:
“Kim bir Müslümanın ayıbını örterse, Allah da onun ayıbını örter.” (Sahih Müslim)
“Ey diliyle iman edip kalbine iman girmemiş olanlar! Müslümanların kusurlarını araştırmayın…” (Sünen-i Tirmizî - Birr ve Sıla bölümü) Kusur araştırmanın kalbi bozduğunu vurgular.
Hz. Muhammed Sallallahü Aleyhi Vesellem’in uygulaması:
Bir hata gördüğünde çoğu zaman “Bazı kimseler şöyle yapıyor…” diyerek kişiyi ifşa etmeden uyarırdı.
İmam Gazali Rahmetullahi Aleyh:
İhyâ-u Ulûmi’d-Dîn’de; “Mümin, kardeşinin ayıbını örtmede gece gibi olmalıdır.” Buyurdu.
İmam Nevevi Rahmetullahi Aleyh:
Kusuru örtmenin, özellikle gizli günahlarda, farz-ı kifâye derecesinde önemli olduğunu vurgular.
İmam Şafii Rahmetullahi Aleyh:
“Sana gizlice öğüt veren seni süslemiştir; açıktan öğüt veren ise seni utandırmıştır.” Buyurdu.
İmam Malik Rahmetullahi Aleyh:
İnsanların hatalarını araştırmayı ilim ehline yakışmayan bir davranış olarak görür.
Mevlânâ Celaleddin Rumi Rahmetullahi Aleyh:
“Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.” Buyurdu.
Abdülkadir Geylani Rahmetullahi Aleyh:
“Mümin, mümin kardeşinin ayıbını ortaya dökmez; onu düzeltmeye çalışır.” Buyurdu.
Yunus Emre Rahmetullahi Aleyh:
“Kendi aybın görmezsin,
Bu ne aceb hâl imiş.” Buyurdu.
Büyüklerimizden biri buyurur ki:
“Sen kendine bak, kim ne derse desin.”
Feridüddin Attar Rahmetullahi Aleyh:
Hikâyelerinde, başkasının kusuruyla meşgul olanın hakikatten uzak kalacağını anlatır.
Bir kadın, bir âlime soru sormaya gelirken istemeden gaz çıkarır ve çok mahcup olur. Âlim, onun utancını fark edince “duymamış” gibi davranmakla yetinmez, gerçekten işitmediğini düşündürmek için birkaç kez “Ne dedin?” diye sorar. Kadın, onun duymadığını sanarak rahatlar. Böylece âlim, bir mümini utandırmamak için kendi itibarından bile fedakârlık yapmış olur.
Başkalarının kusurunu örtmek büyük bir erdemdir.
İnsanları zor durumda bırakmamak, hatta bunun için kendini eksik göstermeyi göze almak yüksek ahlâktır.
“Setr-i ayıp” (ayıpları örtme) İslam ahlâkında çok önemli bir ilkedir.
Ancak şunu da net söylemek gerekir:
Kusuru örtmek; gizli hatayı ifşa etmemek demektir.
Kusuru görmezden gelmek zulme sessiz kalmak demek değildir.
Yani: Kişisel, gizli hatalar; örtülür. Başkasına zarar veren durumlar ise; fitne çıkarmadan uygun şekilde düzeltilir.
İslâm’da amaç:
İnsanları utandırmadan düzeltmek; toplumda fitne çıkarmadan iyiliği yaymaktır.
Yorumlar
Yorum Gönder