Kayıtlar

etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Biz Fakir…

Biz Fakir…   Biz fakir, sen Gani! Biz çaresiz, Kadir! Biz ölü, sen Hayy! Biz muhtaç, sen Samed! Bizi sensiz bırakma yâ Rab! Ümmeti Muhammedin zor sınavlardan geçtiği bu günlerde; bizi sensiz, dualarımızı cevapsız bırakma, rahmetini, merhametini ve bereketini üzerimize sağnak sağnak yağdır Allah'ım! Rabbim halisane yaptığımız dualarımızı kabul etsin! Hayırlı huzurlu ve başarı dolu bir ömür dilerim!

Yâ İlâhî Sen Vâr İken Ben Kime Yalvarayım?

  Yâ İlâhî Sen Vâr İken Ben Kime Yalvarayım?   Kıl 'inâyet cânıma ölmezden önden öleyim Maksûdum sensin benim cânımda pinhân bulayım Sen beni reddeyleme vechinde dâim durayım Yâ ilâhî sen vâr iken ben kime yalvarayım?   Ehl-i derdem derdime senden gerek dermân bana Zâtını zikr etmeğe senden gerek bürhân bana Şol sıfatın bilmeğe senden gerek 'irfân bana Yâ ilâhî sen vâr iken ben kime yalvarayım?   'Akl-ı kâsır derdmendem bildiğim budur benim Her nefesde dâimâ bu tevhidim "Hû"dur benim Hasretinden gözlerimden dökülen sudur benim Yâ ilâhî sen vâr iken ben kime yalvarayım?   Kimse bilmez hâlimizi sen bilirsin yâ ilâh Senden artık kim bile ahvâlimiz ey pâdişâh Bu suâle bin cevâb senden gerekdir pâdişâh Yâ ilâhî sen vâr iken ben kime yalvarayım?   Kim severse ben anın derdine dermânım dedin Gizli değil gün gibi rûhumda pinhânım dedin 'Âşıkın zikr etdiği tevhidde 'ayânım dedin Yâ ilâhî sen vâr iken ben kime yalvar...

Yâ Bâkî, Entel Bâkî!

  Yâ Bâkî, Entel Bâkî!   Bâki kelime anlamı olarak; Ebedi, sonu olmayan, sonsuz anlamlarına gelir. Cenabı-Hakk’ın Beka sıfatına mahsus Bâki-i Zülcelâl’e mahsus ism-i şerifidir. يَا بَاقِى أَنْتَ الْبَاقِى   يَا بَاقِى أَنْتَ الْبَاقِى “Sen bâkisin. Giden gitsin, Sen yetersin. Madem Sen bâkisin; zeval bulan herşeye bedel bir cilve-i rahmetin kâfidir. Madem Sen varsın; Senin varlığına iman ile intisabını bilen ve sırr-ı İslâmiyetle o intisaba göre hareket eden insana herşey var. Fenâ ve zevâl, mevt ve adem bir perdedir, bir tazelenmektir, ayrı ayrı menzillerde gezmek hükmündedir”

Yâ Rabbi öyle bir iman ver ki...

Yâ Rabbi Öyle Bir İman Ver ki...   Eûzü billâhimineşşeytânirracim. Bismillâhirrahmânirrahîm! Elhamdulillahi Rabbil Alemîn. Vesselâtü vesselamu alâ Resûlina Muhammediv ve alâ âlîhî ve sahbihî ecmaîn!   Yâ Rabbi öyle bir iman ver ki... Başımı vereyim; imanımı vermeyeyim! Canımı vereyim; namazımı, orucumu, zekâtımı ve haccımı vermeyeyim!   Yâ Rabbi öyle bir hidayet ver ki... İslâmiyet’ten başka bir din aramayayım. Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye’den ayrılmayayım!   Yâ Rabbi öyle bir aşk ver ki... Seni ve Rasûlün Muhammed Aleyhisselâm’ı canımdan, malımdan bütün sevdiklerimden daha çok seveyim!   Yâ Rabbi öyle bir sevgi ver ki... Senin sevdiklerini ben de seveyim; senin sevmediklerini ben de sevmeyeyim!   Yâ Rabbi öyle bir Cihad ver ki... Senin şânı yüce adını yeryüzünün en ücra köşesinde her ferde kadar duyurayım! Şirki, küfrü ve zulmü yok etmek için kanımın son damlasına kadar çarpışıp şehit olayım!   Yâ Rabbi öyle bir güzel ahlâk ver ki... Tatlı dilli...

Öyle Bir Gözyaşı Ver ki Yâ Rabbî!

  Öyle Bir Gözyaşı Ver ki Yâ Rabbî!   Öyle bir gözyaşı ver ki Yâ Rabbî; Aklansın.. Ölümün kara düşleri, Korkuları, umutlara döndürsün. Rahmetinle, her damlası Cehennemler söndürsün…   Öyle bir gözyaşı ver ki Yâ Rabbî; Cennetler berâtı inci damlalar, Secdelerde seller gibi çağlasın. Etrafımda haşre kadar melekler, Sevinçlerle ağlasın…   Öyle bir gözyaşı ver ki Yâ Rabbî; Eritsin.. Buzlarını gafletin, Gönül ufukları, nûra bürünsün. Açılsın da cehlin kara perdesi, Gerçek görünsün…   Öyle bir gözyaşı ver ki Yâ Rabbî; Müjdeler dökülsün, Arş-ı Âlâ’dan, Hidâyet selleri, sineme dolsun. Her damlası Mahşer Günü Şâhidim olsun…   Öyle bir gözyaşı ver ki Yâ Rabbî; Esmâ’ndaki ‘Doksandokuz’ aşkına, Semâlardan gufranını indirsin. Hesap günü, titreşirken Mîzan’da, Hicâbımı dindirsin…   Öyle bir gözyaşı ver ki Yâ Rabbî; Firdevs Göklerinden, nûr sağnakları, Dehşet günü, Sırât üzre saçılsın. Sekiz yerden...

Senin Aşkın Kamu Derde Devâdır Yâ Rasûlallah...

Senin Aşkın Kamu Derde Devâdır Yâ Rasûlallah...   Senin 'aşkın kamu derde devâdır yâ Rasûlallah.... Senin katında hâcetler revâdır yâ Rasûlallah...   Senin nûrun gören gözler ne ay gözler ne yıldızlar. Nûrundan gece gündüzler ziyâdır yâ Rasûlallah...   Terinden açılır güller sözünden şehd-ü şekkerler. Seninle hasta gönüller şifâdır yâ Rasûlallah...   Habîbsin pâdişâhlara tabîbsin dertli âhlara. Şefâ'atin günahkâra 'afâdır yâ Rasûlallah...   Ay u güneş yedi yıldız seni över kamu düpdüz. Senin sözünden ayruk söz hatâdır yâ Rasûlallah...   Hased kılar sana İblîs zehî ahmak olur telbîs. Seni sevdiği'çün İdrîs a'lâdır yâ Rasûlallah...   Vururlar nevbetin dâim bu beş vakt sünnetin kâim. Gelirse honuna her kim salâdır yâ Rasûlallah...   Mugaylanlar harîr giydi beriyyeler 'abîr oldu. Senin cefâların derdi vefâdır yâ Rasûlallah...   Satıldı Yûsuf-ı Ken'ân inen az nesneye pinhân. Seni görmekliğe bin cân bahâdır yâ Rasûlallah...   Dâvûd eğninde hil...

Kudûmün Rahmet ü Zevk ü Safâdır Yâ Resûlallah

  Kudûmün Rahmet ü Zevk ü Safâdır Yâ Resûlallah   Kudûmün rahmet ü zevk ü safâdır yâ Resûlallah, Zuhûrun derd-i uşşâka devâdır yâ Resûlallah…   Nebî idin dahi Âdem dururken mâ' vü tîn içre, İmâm-ı enbiyâ olsan revâdır yâ Resûlallah…   Kemâli zümre-i kümmel senin nûrunla bulmuşdur, Vücûdun mazhar-ı tâmm-ı Hudâ'dır yâ Resûlallah…   Seninle erdiler zâta dahi envâ'-ı lezzâta, İşin erbâb-ı hâcâta 'atâdır yâ Resûlallah…   Hüdâyî'ye şefâ'at kıl eğer zâhir eğer bâtın Kapuna intisâb etmiş gedâdır yâ Resûlallah…   Azîz Mahmûd Hüdâyî Kuddise Sirrûh

Bu Da Geçer Yâ Hû!

  Bu Da Geçer Yâ Hû!   Ârif zâtlar, hayatın acı-tatlı sürprizleriyle karşılaştıklarında; “Bu da geçer yâ Hû!” derler. Bu ifade kula şöyle seslenir: “– Ey insan! Sana gelen hüzünler de sevinçler de birer misafirdir. Sakın onları dâimî zannetme! Başına gelen fânî sıkıntılara çok üzülme, çünkü onlar gidicidir. Nâil olduğun fânî lezzetlere de fazla sevinme, zira onların da bekāsı yoktur…” Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Kerim’de “müslüman ve mü’min” tabirleri yanında başka sıfatlar zikretmiştir. Müttakî (takvâya eren), muhsin (ihsan şuuruyla yani ilâhî kameranın altında olduğunun idrâki içinde yaşayan), muhlâs (ihlâsa erdirilmiş), mukarreb (Cenâb-ı Hakk’a kalben yakınlaşmış), sâbikûn bi’l-hayrât (hayırlarda yarışarak öne geçen) ve benzeri bu sıfatlar, mü’minlere bir ufuk verir. Mânevî terakkî sonsuzdur. Zirvesi, Allah Rasûlü Sallallâhu Aeyhi Vesellem Efendimiz’dir. Mü’minlere; İslâm’ın bu derûnî vasıflarını kazandırmak için tesis edilen dergâhlarda, tezkiye-i nefs ve tasfiye-i...

"Yâ Ebâ Zerr: Gemini Yenile..."

"Yâ Ebâ Zerr: Gemini Yenile..."   Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi Vesellem Ebû Zerr El-Ğıfari Radiyallahü Anh Hazretlerine ve onun şahsında kıyamete kadar gelecek ümmetine hitaben şöyle buyurmuştur:   يَا اَبآ ذرٍّ!   جَدِّدِ السَّفِينَۀَ فَاِنَّ البَحرَ عَمِيقٌ وَخُزِ الزَّادَ كَامِلًا فَاِن اسَّفرَ بَعِيدٌ وَخَفِّفِ الحِمْلَ فَاِن العَقَبَۀَ كَئۈُدٌ وَاَخلِصِ الْعَمَلَ فَاِن النَّاقِدَ بَصِيرٌ   "Yâ Ebâ Zer! Gemini yenile çünkü deniz derindir. Azığını tam al, çünkü yol uzundur. Yükünü hafif tut, çünkü geçit çok sarptır. Amelini ihlaslı yap, çünkü gözetleyici, kalbin niyetine bakmaktadır." (İbn-i Hacer-i Askalânî Rahmetullahi Aleyh, el-Münebbihât)   Ya Rabbi! Bu fani dünyada Pişmanlık ve Nasuh tevbe ile günahlarımızdan kurtulmayı; kâmil iman, salih amel ve selim bir kalp ile vuslata ermeyi, Sevgili Rasûlün Muhammed Sallallahü Aleyhisselâm’a komşu olmayı, Cemalûllaha nail olmayı nasip eyle!