40 Hadisi Şerif 88
40 Hadisi Şerif 88
001- Kişi malı, hanımı ve çocuğuyla imtihan edilir. (Taberani)
002- Mü’min, kulluk elbisesi günahlarla yıprandığında, onu tövbe
iğnesiyle yamayandır. Talihli kişi, tövbesi üzerine ölendir. (Bezzar)
003- Kişi, hanımının ve çocuklarının rızkını karşılamak için
çalışmaya çıkarsa, Allah’ü Teâlâ yolundadır. Yaşlı anne ve babasının bakımını
sağlamak için yola çıkarsa, Allah’ü Teâlâ yolundadır. Nefsini harama karşı
korumak niyetiyle çalışmaya çıkarsa, Allah’ü Teâlâ yolundadır. Eğer insanlara
gösteriş ve başkalarına öğünmek için yola çıkarsa, Allah’ü Teâlâ yolunda değil,
şeytanın yönlendirdiği yoldadır. (Taberani)
004- Rasulullah ile beraberdik. Yer – gök tüm vadiyi tekbir
seslerimizle inletip bağıra bağıra dua ediyorduk. Rasulüllah bize yaklaştı ve
şöyle dedi: Ey insanlar! Siz yanınızda olmayan uzaktaki birine veya sağır bir
varlığına seslenmiyorsunuz. Hemen yanı başınızdaki sizi işitene (size sizden
yakın olana) yalvarıp yakarıyorsunuz. (Duada bu şiddet ve gürültüye gerek yok)
(Hilye)
005- Çocuklarınızı şu 3 sevgiyle terbiye ediniz: Peygamberin
sevgisi; Onun ehl-i beytinin sevgisi; Kur’an-ı Kerim okumak (sevgisi) (Deylemi)
006- Kişi, birinin yaptığı işten hoşlanırsa, o da onun gibidir. (Taberani)
007- En üstün ibadet, sıkıntı anında sabırla kurtulmayı
beklemektir. (Beyhaki)
008- Birbirinize karşı mütevazı olmanızı, Allah’ü Teâlâ bana
vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç
kimseye zulmetmesin. (Müslim)
009- İki hâkim Cehenneme, bir hâkim de Cennete girer. Hakkı bilen
ve o hak üzere hüküm veren hâkim cennetliktir. Hakkı bilen, fakat o hak ile hükmetmeyerek
yargıya zulüm karıştıran hâkim cehennemliktir. Hakkı bilmeden, gerçeği
öğrenmeden peşin yargıya varan hâkim de yine cehennemliktir. (Hâkim)
010- Ahir zamanda insanlara para pul gerekecek. Ta ki onunla din
ve dünyalarını ayakta tutabilsinler. (Taberani)
011- Kulun konuşmalarında inşallah demesi, imanının
mükemmelliğindendir. (Taberani)
012- Pek çok günahları olan bir kimse dahi olsa, zulme uğrayanın
bedduası kabul görür. Fasıklığı kendine... (Ramuz)
013- Kişi değiştirmeye güç yetiremeyeceği bir münkeri (sakıncalı
eylemi) görünce, Allah’a o eylemi münkir olduğunu yani asla hoşlanmadığını
bildirmesi, onu kurtarmaya yeter. (Taberani)
014- Açıktan günah işleyenleri anlatmaktan niçin çekiniyorsunuz?
İnsanlar onları ne zaman tanıyacak? Onların kötü eylemlerini anlatın ki,
insanlar onlardan sakınsınlar, zarar görmekten korunsunlar (Beyhaki)
015- Şu 4 şeyden sakınan Cennete girer: Cana kıymaktan (cinayetten);
Haram kazanç elde edip yemekten; Zina işlemekten, haram olan cinsel ilişkilere
girmekten; Alkol alışkanlığından... (Bezzar)
016- Hz. Peygamber sözlü iddia ve ithama göre ceza vermezdi. Ve
birinin diğeri aleyhindeki iddiasını delilsiz ve ispatsız kabul etmezdi. (Ebu Nuaym)
017- Cuma günü, bana çok salavat getirin. Çünkü Cuma günü,
şahitlerin hazır olduğu bir gündür. Yani o günde melekler, (ibadet edenlerin
yanında) hazır bulunurlar. Sizden biriniz bana salavat getirdiğinde, (bitirinceye
kadar) salavatı melekler tarafından bana sunulur. (İbn-i Mace)
018- Mümin, bütünüyle faydadan ibarettir. Birlikte yürüdüğünde,
sana (güzel şeyler anlatıp) fayda verir. Kendisine akıl danıştığında, (en doğru
ve gerekli bilgiyi verip) sana yararlı olur. Ortaklık kurduğunda (hainlik
düşünmez) sana kazanç sağlar. O, her şeyiyle, her işinde (tepeden tırnağa)
faydadan ibarettir. (Ebu Nuaym)
019- İnsanların gelip geçtiği yollarda (caddelerde) oturmaktan
sakının. Mutlaka oturacaksanız o zaman yolun hakkını verin. Yolun hakkı ise
şunlardır: Harama bakmamak, Yoldan gelip geçen insanlara sıkıntı ve eziyet
vermemek, tacizde bulunmamak, Verilen selamları almak, İyiliği teşvik etmek,
Kötülükten de sakındırmak. (Ebu Davud)
020- Ebu Rafi’ anlatıyor: Kureyş beni Hz. Peygambere (elçi olarak)
gönderdi. Onu görünce kalbime İslam sevgisi düştü. Dedim ki: Ey Allah’ın Rasulü!
Ben bir daha onlara dönmem. Şöyle buyurdu: Ben yaptığım sözleşme ve anlaşmaları
bozmam ve (bana gelen) elçileri yanımda alıkoymam. Şimdi sen (Kureyş’e) geri
dön, görevini tamamla. Sonra şu anda içinde hissettiğini yine hissedersen döner
gelirsin. Bunun üzerine Kureyş’e geri döndüm. Görevimi bitirdim. Sonra tekrar
gelip Müslüman oldum. (Ebu Davud)
021- Hz. Peygamber, aciz (bezgin) ve tembel olmadığını gösteren
bir yürüyüşle yürürdü. (İbn-i Asakir)
022- Biriniz gönlünden, Müslüman kardeşine faydalı bir öğüt
geçiriyorsa, onu söylesin. (İbn-i Adiyy)
023- Müslümanlar karşılaştıklarında, tokalaşır, birbirlerinin hal
ve hatırlarını sorarlarsa, Allah’ü Teâlâ onlara bu halde iken 100 rahmet
indirir. Doksan dokuzu daha güler yüzle ve daha samimiyetle kardeşinin halini
ve hatırını sorana, biri de diğerine verilir. (Taberani)
024- Allah’ü Teâlâ, Cehennemde cezası en hafif olanlardan birine
şöyle der: Eğer yer yüzündeki her imkan (güç ve servet) senin elinde olsaydı,
bu cezadan kurtulmak için, verir miydin? O kişi hiç tereddütsüz: verirdim, der.
Allah’ü Teâlâ şu açıklamayı yapar: Sen dünyada yaşarken, ben senden bu
dediğimden daha kolayını, yani bana inanmanı ve hiçbir şeyi ortak koşmamanı
istedim. Ama sen ise bana ortak koşmakta direttin. (Tirmizi)
025- Mü’minlerin ölen küçük çocukları cennette bir dağdadır. Kıyamet
günü babalarına teslim edilinceye kadar bakımlarını İbrahim Peygamber ve hanımı
Sare üzerine almıştır. (Müsned)
026- Sıcak yemekten sakının! Çünkü o, bereketi giderir. Soğuk
yemeyi tavsiye ederim. Çünkü onun bereketi daha büyüktür. (Camiüssağir)
027- Cennette büyük bir köşk vardır. İsmi cömertler köşküdür (Taberani)
028- Kendisine aklını yerinde kullanma becerisi verilen kimse,
kurtuluşa ermiştir. (Beyhaki)
029- Her şeyin bir yolu vardır. Cennetin yolu da ilimdir. (Deylemi)
030- Benden sonra bana inanan Müslümanlar hakkında şu 3 şeyden
korkuyorum: Onları idare edenlerin zulme sapmalarından. Yıldızların (Burçların)
yaşamlarına etkisi olduğuna inanmalarından. Kaderi inkâr etmelerinden. (İbn-i
Asakir)
031- Başlarına üzücü bir hal geldiğinde sabreden; Kendine nimet
verildiğinde şükreden; Haksızlığa uğradığında olaya hoşgörüyle yaklaşarak
bağışlayıp affeden; Kendi bir haksızlık yaptığında özür ve af dileyen kimseler...
İşte onlar güvenli ve doğru yolu bulanların ta kendileridir. (Taberani)
032- Geçimini sağlamakla yükümlü olduğu insanları ihmal etmek,
kişiye günah olarak yeter. (Ebu Davud)
033- Biriniz bir yolculuğa çıktığında din kardeşlerine (uğrayıp)
onlarla vedalaşsın. Çünkü Allah’ü Teâlâ, onların yapacakları duayı, onun
hakkında bereketli (ve makbul) kılar. (Deylemi)
034- Fuhuş yeryüzünde yaygınlaşınca yer sarsıntıları (depremler)
olur. İdareciler halka zulüm ve haksızlık yaptıklarında yağmurlar kesilir (Kuraklık
ve kıtlık başlar) İslam toplumunda yaşayan gayr-i müslimlere verilen sözler (taahhütler)
yerine getirilmediğinde de düşman, Müslümanlara galip gelir. (Deylemi) Kim ilim
öğrenmeye çalışırsa, bu onun geçmiş tüm günahlarının silinmesine sebep olur. (Tirmizi)
035- Cennete giren, hep nimet görür, sıkıntı çekmez. Ne elbisesi
eskir; ne de gençliği elden gider. (Müslim)
036- Üzüntü ve kaygılarınızı sadakalar vererek gideriniz. Ta ki, Allah’ü
Teâlâ kötü durumunuzu düzeltsin, düşmanlarınıza karşı da size yardımcı olsun. (Deylemi)
037- Din kardeşi kendisine özür dilemek üzere gelen kişi; özür
dileyen bunda ister samimi olsun, isterse olmasın; o özrü kabul etsin. Böyle
yapmazsa, Kevser Havuzunun başında yanıma gelemez. (Hâkim)
038- Yağmurların çoğalıp bitkilerin (ürünlerin) az, Kur’an-ı Kerim
okuyanların çok olup dini bilenlerin az, İdarecilerin sayının artıp, güven
duyulanların ise kıt olması kıyametin yaklaştığının delillerindendir. (Taberani)
039- Siz kadınların evinizde ev işlerini yaparken çektiğiniz
sıkıntı, inşallah’ü Teâlâ (cephede) Allah’ü Teâlâ yolunda savaşanların sevabına
denk sayılır. (Ebu Ya’la)
040- Sizden biriniz bir topluluğa vardığında selam versin. Ayrılırken
de selam versin. Bu ikinci selam da, birincisi kadar önemlidir. (Ebu Davud,
Tirmizi)
Yorumlar
Yorum Gönder