Kayıtlar

Âşık Olanlar Ol Güle Nâlân-ı Zikrullah Olur

Âşık Olanlar Ol Güle Nâlân-ı Zikrullah Olur   Âşık olanlar ol güle nâlân-ı zikrullah olur, Sâdık olanlar derd ile giryân-ı zikrullah olur…   'Aşkın ile cûş eyleyen anınla dilhûş eyleyen, Bir katresin nûş eyleyen 'ummân-ı zikrullah olur…   Sarf etse 'âşık himmetin zevk etse 'aşkın lezzetin, Bulsa visâlin şevketin sultân-ı zikrullah olur…   Gel gör hakâyık illerin der anda vahdet güllerin, Gûş eyleyen bülbüllerin handân-ı zikrullah olur…   Nûrî visâle cân atar ağlar yaşına dem katar, Dîvâneler şeklin tutar hayrân-ı zikrullah olur…   Şeyh Abdülehad Nûrî Kaddesallahu Sırrahu'l-Âlî

İlâhi Armağan Kitabından 34. Meclis

Abdulkadir Geylani Rahmetullahi Aleyh İlâhi Armağan Kitabından 34. Meclis   Bu konuşmanın tarihi yoktur; bundan önceki meclisin devamı olabilir. O gün hayli konuştu; sonra şöyle devam etti: Allah yoluna can koyanlar, varlıklarını dağıtırlar. İşleri, halka huzur getirmektir. Ganimet toplar, halka dağıtırlar. Onların aldığı ganimet, Allah'ın fazlıdır. Onu alır, ihtiyaç sahiplerine karşılıksız verirler. Darda kalmışları sıkıntıdan kurtarırlar. Borcunu ödemekten çaresiz kalanlara yardımda bulunurlar; borçlarını öderler. Onlar şahlardır; lâkin dünya şahı değil. Dünya şahları ganimet toplar; fakat kimseye vermez. Hâlbuki Allah yoluna baş koyan cemaat, mevcut olanı başkalarına dağıtır, henüz ellerinde olmayanı da dağıtmak için beklerler. Bir şey alacakları zaman, Hak ve hakikat eli ile alırlar. Halkın onlara karıştığı yoktur. Zaten kendileri halka iyilik yapmaya çalışır; ayrıca onlardan yardım almaya tenezzül ederler mi? Onlar, dış varlıkları ile halka; iç varlıkları ile de Ha...

Borcum Vardı...

Resim
Borcum Vardı...   Oldukça yaşlı bir adam, kendisi gibi kamburlaşıp yere yanaşmış bir ağacın altında ağlıyordu. Biraz önce irikıyım bir genç yanına sokulmuş ve kendisinden içki parası istedikten sonra bir de tokat atmıştı. Yaşlı adamın yere yıkıldığını görenler, hemen yardımına koşup: “- Geçmiş olsun dede, dediler. O serseri ne istedi ki senden?” Adamcağız bir şey olmamış gibi toparlanmaya çalışırken: “- Eski bir borcum vardı, onu istedi! Yapması gerekeni yaptı sadece...” dedi. Çevresindekiler, ihtiyar adamı yerden kaldırdıktan sonra eline bastonunu tutuşturup aceleyle işlerine koşuştular. Herkes ayrıldığında, hadiseyi başından beri görmüş olan bir delikanlı onun koluna girerek: “- Fazla hırpalandınız, dedi. Ağacın gölgesinde biraz oturalım mı?” Yaşlı adam yorgun bakışlarını yukarıya yöneltip: “- Benim bu ağacın altında dinlenmeye hakkım yok yavrum! Ölünceye kadar da olmayacak.” Delikanlı, söylenenden bir şey anlamamıştı. Meraklı gözlerle kendisine bakarken...

Malımın Bir Kısmını Ahirete Götürmek İstiyorum

Malımın Bir Kısmını Ahirete Götürmek İstiyorum   Vaktiyle malı mülkü çok sevdiği söylenen bir zat, bir gün hayırlı hizmetler yapan bir vakıf müdürüne gitmiş. Bir kısım servet ve gayrimenkullerini vakfetmek istediğini anlatmış. Kendisini tanıyanlar sormuşlar: "- Sen malı mülkü çok seven zat değil misin?" "- Evet, malı mülkü çok severim!" demiş. "- Sen bunları nasıl vakfediyorsun, nasıl vazgeçiyorsun?" gibi hayretli suallere şöyle cevap vermiş: "- Dedikleriniz doğrudur. Ben malı mülkü çok severim, sevdiğim için de onların dünyada kalmasına razı olmuyor, benimle âhirete gitmesini İstiyorum. Fânî olmayıp bâkîleşmesi için âhiretime yatırım yapmak istiyorum. Malımı Allah'a satıyorum. Vakfedişimin sebebi budur."   Bu akıllı Müslüman şu hadisi güzelce anladığı için böyle yapmıştır. Enes b. Malik Radiyallahü Anh’tan rivayetle, Peygamber Efendimiz Aleyhisselâm şöyle buyurmuştur: “Ölen kimseyi üç şey takip eder: Ailesi, malı ve ame...

Kalb kırmak

Kalb kırmak   Gözlerinden yaşlar akar, Mümin olan kalb mi yıkar? Hangi yüzle Hakk’a çıkar?   Sakın incitme bir canı! Yıkarsın Arş-ı Rahman’ı.   Öğren haramla helâli, Cahilliğin çok vebâli, At öfkeyi ve celâli!   Sakın incitme bir canı! Yıkarsın Arş-ı Rahman'ı.   Lütfi seni ruh terk eder, Malın mülkün elden gider, Ecel gelir, kabre iter.   Sakın incitme bir canı! Yıkarsın Arş-ı Rahman'ı.   (Alvarlı M. Lütfi Efendi Sirrûh Hazretleri)

Hazer Kıl Kırma İncitme

Hazer Kıl Kırma İncitme   Hazer kıl kırma kalbin kimsenin canını incitme Esir-i gurbet-i nalan olan insanı incitme Tarik-i ışkda bi-çareyi hicranı incitme Sabır kıl her belaya hâne-yi Rahman’ı incitme Felekde hasılı insan isen bir canı incitme   Günahkâr olma fahr-i âlem-i zî-şanı incitme Elin çek meyl-i dünyadan eğer aşık isen yare Muhabbet camını nuş et asıl Mansur gibi dare Misafirsin felek bağında bendin salma efkare Düşersin bir belaya sabrı kıl Mevla verir çare   Felekde hasılı insan isen bir canı incitme Günahkâr olma fahr-i alem-i zi-şanı incitme   Bulaşma çark-ı dünyaya vücudun pak-tahirken Güvenme mal u mülk ü mansıbın efnası zahirken Nic’ oldu mali Karun’un felek bağında vafirken Nedir bu sendeki etvar-ı dert gönlün misafirken   Felekde hasılı insan isen bir canı incitme Günahkâr olma fahr-i alem-i zî-şanı incitme   Hasislikden elin çek sen cömerd ol kan-ı ihsan ol Konuşma cahil-i nadan ile gel ...

Kabirde Sorgu Sual Nasıl Olacak?

Kabirde Sorgu Sual Nasıl Olacak?   Ehl-i sünnete göre, Münker ve Nekir, ölen kişiye Rabbini, dinini ve peygamberini sorarlar. Mü'min kişi bu sorulara cevap verir, ama kâfir veremez. Bu husustaki hadisler pek çoktur. Söz konusu iki melek ölünün kabrine gelir, Allah ölüyü diriltir ve melekler sorularını yöneltirler (Pezdevî, "Ehl-i Sünnet Akâidi" Çev., Şerafettin Gölcük, İstanbul 1980, 237).   Ebu Hüreyre Radiyallahü Anh'dan; Hz. Peygamber Sallallahü Aleyhi Vesellem’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:   "- Ölü defnedildiğinde, ona gök gözlü simsiyah iki melek gelir. Bunlardan birine Münker diğerine de Nekir denir. Ölüye: "- Bu adam (Rasûlüllah) hakkında ne diyorsun?" diye sorarlar. O da hayatta iken söylemekte olduğu; "- O, Allah'ın kulu ve Rasûlüdür. Allah'tan başka Allah olmadığına, Muhammed Sallallahü Aleyhi Vesellem’in O'nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet ederim." sözlerini söyler. Melekler; "- Biz de...

Çırpınırdı Karadeniz Şiiri ve Şairi

Çırpınırdı Karadeniz Şiiri ve Şairi   Çırpınırdı Karadeniz, Bakıp Türk’ün bayrağına, Ah, ölmeden bir görseydim, Düşebilsem toprağına!   Ayrı düşmüş dost elinden, Yıllar var ki, çarpar sinem, Vefalı Türk geldi yine, Selâm Türkün bayrağına.   Sırmalar sarsam koluna, İnciler dizsem yoluna, Fırtınalar dursun yana, Yol ver Türk’ün bayrağına.   Düş önüme doğru yolsun, Bir yan bakan düşman solsun, Bütün dünya kurban olsun, Şanlı Türk’ün bayrağına!   Kafkaslardan esen yeller, Şimdi sana selâm söyler, Olsun bütün Turan eller, Kurban Türk’ün bayrağına!   Ahmed Cevad Ahundzâde Oğuzlar diyarı Azerbaycan’ın Gence ili, Şemkir ilçesi Seyfeli köyünde 1892’de doğdu. Tahsil hayatı sonrası öğretmenlik yapmaya başladı. Koşma (1916) ve Dalga (1919) hayatta iken çıkardığı şiir kitaplarıdır. Balkan Savaşı çıkınca öz kardaşlarına yardım etmek için Mehmetçik ile Trakya’da düşmana karşı savaştı. Kars ve Erzurum halkının, Rus ...

Rabbini Zikredenle Etmeyenin Farkı

Rabbini Zikredenle Etmeyenin Farkı   Allah Teâlâ’yı zikredenle etmeyenin farkı nedir? Cenâb-ı Hak buyuruyor: “Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes O’nu tesbîh eder. O’nu hamd ile tesbîh etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz, onların tesbîhini anlayamazsınız…” (İsrâ Sûresi, 44) Rasûlullah Sallallahü Aleyhi Vesellem buyurdular: “Rabbini zikredenle etmeyenin farkı, diriyle ölünün farkı gibidir.” (Buhârî, Daavât 66) Rabbini zikredenle etmeyenin farkı: Ebû’l Hasan Harakânî Rahmetullahi Aleyh Hazretleri buyurur: “Dünyada en üstün ve değerli şey; her zaman ve mekânda AllâhTeâlâ’nın zikriyle dolu bir gönüldür.” Göklerde ve yerde bulunan bütün varlıklar, Allâh Teâlâ’yı kendi dillerince zikrederler. Bundan dolayıdır ki bülbüllerin bir damlacık yüreklerinden dökülen feryat nağmeleri, kumrulardan yükselen ‘hû, hû’ lar, leyleklerin ‘lek, lek’ leri, ârif kulların nazarında hep duygu dolu birer ‘zikir’ tezâhürüdür. Nitekim bu hakîkatin birer misâli sadedinde, nebevî ...