Kayıtlar

Marifetullah (Ebdedi Saadet kazanmak isteyenler okusun!)

Marifetullah (Ebeddi Saadet kazanmak isteyenler okusun!) Marifetullah; Allah Teâlâ’yı isimleri, sıfatları, fiilleri, kudreti ve ilâhî sanatlarıyla tanıyıp kalben idrak etmektir. Bu bilgi, yalnızca zihinsel ve teorik bir bilgi olmayıp; kalpte yerleşen bir iman, muhabbet, haşyet ve kulluk şuurudur. İnsan, Rabbini tanıdığı ölçüde O’nu sever; sevdiği ölçüde de O’na yaklaşır. Bu sebeple marifetullah, bütün mânevî makamların özü ve kulluk hayatının temelidir. Marifetullah, insana yaratılış gayesini, dünyadaki vazifesini ve kâinattaki yerini kavratan en yüce ilimdir. Hakikatte gerçek ilim; insanı Allah’a yaklaştıran, takvâya ve güzel ahlâka sevk eden ilimdir.   Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulur: “Yoksa geceleyin secde ederek ve kıyamda durarak ibâdet eden, âhiret azâbından sakınan ve Rabbinin rahmetini uman kimse (inkârcı gibi) midir? De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akl-ı selîm sahipleri düşünüp ibret alırlar.” (ez-Zümer, 39/9) Bu âyet-i kerîme, hakikî ...

Acı Bir İbret Vesikası

Acı Bir İbret Vesikası Çanakkale’de çarpışıyorduk Siperlerde bulunduğumuz sıralarda düşman tarafından bir askerin sıçrayarak bize doğru yaklaşmakta olduğunu gördük. Korkusuz bir delikanlıydı bu. Bizim erattan onu görenler arka arkaya ateş ediyor, fakat bu askerin bize yaklaşmasına engel olamıyorlardı. Düşmanımız anlaşılan bize sokularak el bombası atacaktı. Hemen silahımı doğrultarak nişan aldım ve ateş ettim. Vurularak yere düştü ve bir müddet çırpındıktan sonra hareketsiz kaldı. Ölmüş olduğunu gördüm. Fransız üniformalı zenci bir askerdi bu. Üzerini yokladım, iç cebinde bir şişkinlik vardı. Elimi üniformasından içeri sokarak onu aldığımda donakaldım. O değil de ben vurulmuştum sanki. Elimde tuttuğum şey sözde düşmanım olan o zencinin kanlarıyla ıslanmış bir Kur’an-ı Kerim’di. Ah o sömürgeci İngilizler, ah o Fransızlar. Evet, tüylerimiz ürpererek okuduğumuz bu hadise Çanakkale gazilerinden Mülazım Ahmet Halit Üngör'ün 15 Nisan 1915 tarihli bir hatırasıdır. Ve İslâm düşmanların...

Yahudiler Niçin Lânetlenmiştir?

Yahudiler Niçin Lânetlenmiştir?   Lânet: Allah Teâlâ'nın rahmetinden uzak kalmak anlamını taşır. Kur'an-ı Kerim'e göre Yahudilerin (İsrailoğulları’nın) lânetlenmesi; özellikle şu nedenlere dayanır.   01-   Yahudiler’in Allah Teâlâ’ya İhanetleri:             Kur’an-ı Kerim’de bazı Yahudi topluluklarının Allah Teâlâ’ya verdikleri sözü bozdukları ve ilahî emanetlere sadık kalmadıkları ifade edilir. Bu durum genellikle “misakı bozmak” (ahidlerini çiğnemek) şeklinde anlatılır.             Konuyla ilgili bazı ayetler:             (Bakara Sûresi, 40, - 83, - 100; Nisa Sûresi, 155 Mâide Sûresi, 12–13)             Bu ayetlerde: Allah Teâlâ’ya verilen sözlerin bozulması, peygamberlere karşı gelinmesi, bazı hükümlerin gizlenmesi veya değiştirilmesi, ilahî emirlere...

Hediyeleşmek

Hediyeleşmek   Hediyeleşmek, İslâm ahlâkında sevgi, kardeşlik ve muhabbeti artıran; gönüllerdeki kini gideren, sosyal bağları kuvvetlendiren güzel ahlâk davranışlarından biridir. Kur’ân-ı Kerîm’de doğrudan “hediyeleşin” emri geçmese de infak, ikram, iyilik ve gönül alma teşvik edilmiştir. Hediyeleşmek, Hz. Peygamber Sallallahü Aleyhi ve Sellem’in bizzat tavsiye edip uyguladığı kıymetli sünnetlerden biridir.   Kur’ân-ı Kerîm’den: Yüceler yücesi Allah Teâlâ buyurdu: “Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe gerçek iyiliğe erişemezsiniz...” (Âl-i İmrân, 3/92) Bu ayet, sadece elde kalanları değil; sevilen şeyleri de Allah Teâlâ rızası için vermenin faziletini göstermektedir. “Allah’a ve ahiret gününe iman edip de Allah’ın kendilerine verdiğinden harcasalardı ne olurdu?” (Nisâ, 4/39) Bu ayet-i Kerime’de Allah Teâlâ, cimrilik yapan ve gösteriş için harcayan kimseleri kınamaktadır. Ayet-i Kerime şu hakikatlere işaret eder: ·        Mal ve nimet Allah Teâl...