Peygamber Efendimizin Hoşlanmadığı Davranışlar
Peygamber Efendimizin
Hoşlanmadığı Davranışlar
Kur'ân-ı Kerim, kendinden öncekileri iptal etmiştir.
Hz. Ömer Radiyallahü Anh, elinde bir kısım Tevrat
parçaları ile Peygamber Efendimiz Aleyhisselâm'a gelip şöyle dedi:
"Ey Allah'ın Rasûlü! Zurayk oğullarından bir
arkadaşımdan alıp getirdiğim bir kısım Tevrat."
Hemen Allah Rasûlü Aleyhisselâm'ın yüzünün rengi değişti.
Bunun üzerine ezan rüyasında kendisine gösterilen Abdullah bin Zeyd Radiyallahü
Anh, Hz. Ömer Radiyallahü Anh 'a:
"Allah senin aklını başından mı aldı? Allah Rasûlü Aleyhisselâm'in
rengine bak, nasıl kızardı?" dedi.
Bunun üzerine Hz. Ömer Radiyallahü Anh şöyle dedi:
"Rab olarak Allah'ı, din olarak İslâm'ı, peygamber
olarak Muhammed'i, önder olarak Kur'an'ı kabul edip hoşnut olduk."
Hz. Ömer'in bu sözü üzerine Allah Rasûlü Aleyhisselâm çok
memnun oldu. Üzüntüsü gitti ve şöyle buyurdu:
"Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki,
eğer Musa Alelyhisselâm aranızda olup da beni terk edip ona uysaydınız, apaçık
bir sapıklığa düşerdiniz. Ümmetler içinde siz benim nasibimsiniz, peygamberler
içinde ben de sizin nasibinizim!"
İbadette Aşırı Gitmeyin
Enes bin Malik Radiyallahü Anh anlatıyor: "Sahabeden
üç kişilik bir grup Allah'ın Rasûlü Aleyhisselâm Efendimizin nafile
ibadetlerini sormak üzere Peygamber hanımlarının evlerine geldiler. Kendilerine
Efendimizin ibadetleri bildirilince, onlar bunu azımsar gibi oldular ve:
"Allah'ın Rasûlü nerede biz neredeyiz? Onun geçmiş ve
gelecek günahları bağışlanmıştır." Dediler.
İçlerinden biri:
"Ben daima bütün geceleri namaz kılarak geçireceğim!"
dedi.
Bir diğeri:
"Ben de hayatım boyunca gündüzleri oruç tutacağım ve
oruçsuz gün geçirmeyeceğim!" dedi.
Üçüncü sahabe de:
"Ben de daima kadınlardan uzak kalacağım ve asla
evlenmeyeceğim!" diye söz verdi.
Bir müddet sonra Peygamberimiz geldi ve onlara şöyle
buyurdu:
"Şöyle şöyle diyen sizler misiniz? Sizi uyarıyorum!
Allah'a yemin ederim ki, ben sizin Allah'tan en çok korkanınız ve O'nu en iyi
bileninizim. Fakat ben bazen oruç tutuyor, bazen tutmuyorum. Gece hem namaz
kılıyor, hem de uyuyorum. Kadınlarla da evleniyorum. Benim sünnetimden yüz
çeviren kimse benden değildir!"
Mescidi Kirletmek
Enes Radiyallahü Anh'dan rivayet edildiğine göre,
Peygamber Aleyhisselâm Mescidin kıble duvarında bir tükürük gördü. Öylesine
öfkelendi ki yüzü kıpkırmızı oldu. Bunun üzerine Ensar'dan bir kadın kalkıp o
tükürüğü kazıdı ve yerini güzel kokuyla kokulandırdı.
Allah Rasûlü Aleyhisselâm: "Bu ne kadar güzel
oldu!" buyurdu.
Cezada Adalet
Benî Mahzûm kabilesinden hırsızlık yapan bir kadının
durumu Kureyşlileri çok üzmüştü. Onlar, "Bu konuyu, Rasûlullah Aleyhisselâm
ile kim konuşabilir." diye kendi aralarında müzakere ettiler. Bazıları,
"Buna Peygamberimizin çok sevdiği Üsâme bin Zeyd'den başka kimse cesaret
edemez!" dediler.
Üsâme Radiyallahü Anh, onların istekleri doğrultusunda Rasûlullah
ile konuştu. Bunun üzerine Efendimiz ona:
"Allah'ın koyduğu cezalardan birinin tatbik
edilmemesi için aracılık mı yapıyorsun?" diye sordu. Sonra ayağa kalktı ve
halka şöyle hitap etti:
"Sizden önceki milletler şu sebeple yok olup gittiler.
Aralarından soylu, mevki ve makam sahibi biri hırsızlık yapınca onu bırakıverirler,
zayıf ve kimsesiz biri hırsızlık yapınca da onu hemen cezalandırırlardı.
Allah'a yemin ederim ki, Muhammed'in kızı Fâtıma hırsızlık yapsaydı, elbette
onun da elini keserdim."
Erkeğin Kadın Giysisi Giymesi
Hz. Ali Radiyallahü Anh şöyle anlatır:
Rasûlullah Aleyhisselâm'a, saf ipekten dokunmuş çizgili
bir elbise hediye edilmişti. Onu bana gönderdi. Ben de elbiseyi giyip yanına
vardım. İpek elbiseyi üzerimde görünce yüzünden öfkelendiğini anladım.
Sonra:
"Ben onu sana giyesin diye göndermedim!" buyurdu
ve o elbiseyi hanımıma vermemi emretti. Ben de onu akrabam olan hanımlara
paylaştırdım.
Boyanmak
Enes bin Malik Radiyallahü Anh şöyle anlatır:
Bir adam üzerinde (za'ferân) sarılığı olduğu hâlde Rasûlullah
Aleyhisselâm'ın yanına girdi.
Peygamber Aleyhisselâm, yüzünde hoşlanmadığı bir şey
bulunan kişiye nadiren bakardı. (Yani yüzüne vurmazdı.).
Adam çıkınca, efendimiz şöyle buyurdu:
"Şuna söyleseniz de yüzündeki o boyayı yıkasa!"
Ebû Saîd El-Hudrî Radiyallahü Anh Şöyle Der:
Rasûlullah Aleyhisselâm örtünme çağına girmiş bir genç
kızdan daha hayâlı idi. Hoşlanmadığı bir şey gördüğünde bunu yüzüne bakınca
anlardık.
Resimli Örtü
Hz Âişe Radiyallahü Anha şöyle der:
Evimin sofasını üzerinde resimler bulunan bir perde ile
ayırdığım gün Rasûlullah Aleyhisselâm bir seferden dönmüştü.
Resimli örtüyü görünce yüzü renkten renge girdi ve onu
çekip kopardı. Sonra da bana şunları söyledi:
"Âişe! Kıyamette insanların en şiddetli azap
görenleri, yaptıklarını Allah'ın yarattığına benzetenlerdir." (Buhari)
Efendimizin, üzerinde koç resmi bulunan bir kalkanı vardı.
Tasvirden hoşlanmadığı için bu resmi kazıttı.
Kapıyı Çaldığınızda
Cabir Radiyallahü Anh diyor ki:
"Rasûlullah Aleyhisselâm'a geldim ve kapısını çaldım.
Rasûl-i Ekrem Aleyhisselâm:
"Kim o?" dedi.
"Benim!" diye cevap verdim.
Allah Rasûlü:
"Benim, benim!" diye tekrar etti. Galiba bu
cevaptan hoşlanmamıştı."
Ölen İçin Feryad Etmek
Ebu Bürde şöyle der:
(Babam) Ebû Mûsâ el-Eş'arî hastalandı ve başı
hanımlarından birinin kucağında iken bayıldı. Bunun üzerine hanım, bir çığlık
atıp yüksek sesle ağlamaya başladı. Fakat Ebû Mûsâ, kadını bundan men edecek
durumda değildi.
Ayılınca:
"Rasûlullah Aleyhisselâm'ın hoşlanmayıp uzak kaldığı
şeyden ben de hoşlanmam ve uzak olurum.”. Dedi.
Rasûlullah Aleyhisselâm şöyle buyurmuştur:
"Ölenin arkasından yüzünü gözünü tırmalayan, yakasını
paçasını yırtan, Câhiliye insanı gibi bağıra - çağıra ağıt yakıp kendisine
beddua eden, bizden, bizim yolumuzu izleyenlerden değildir."
Sabah Namazına Kalkmamak
Peygamber Efendimizin yanında bir adamın sabaha kadar
uyuduğu ve namaz kılmadığı söylendiğinde, bundan hoşlanmadı ve:
"Bu adamın kulağına şeytan bevletmiştir."
buyurdu.
Allah Teâlâ İmtiyazı Sevmez
Allah Rasûlü Aleyhisselâm bir kimsenin, kendisini
arkadaşlarından farklı görmesini sevmezdi.
Bir sefer esnasında ashabına koyun kesip pişirmelerini
emretmişti.
Ashabından biri:
"Ya Rasûlullah, onu ben keseyim!" dedi.
Başka biri;
"Ya Rasûlullah, yüzmesi de benim vazifem olsun!"
dedi.
Bir başkası da;
"Ya Rasûlullah, pişirmesi de bana ait olsun"
dedi.
Rasûl-i Ekrem Efendimiz de:
"O hâlde odunu toplamak da bana ait olsun!"
buyurdu.
Sahabeler;
"Ya Rasûlullah! Biz onu da yaparız, senin çalışmana
gerek yok." dedilerse de…
Peygamberimiz:
"Sizin benim işimi de yapabileceğinizi biliyorum.
Fakat ben, size göre imtiyazlı bir durumda bulunmaktan hoşlanmam. Çünkü Allah
Teâlâ kulunun, arkadaşları arasında imtiyazlı durumda olmasını sevmez!"
buyurdu.
Cemaatteki Dağınıklık
Câbir bin Semüre Radiyallahü Anh şöyle demiştir:
Rasûlullah Aleyhisselâm bir gün mescide girdi. Cemaat ayrı
ayrı halkalar hâlinde oturuyordu.
Bunun üzerine Allah Rasûlü Aleyhisselâm:
"Sizi niçin böyle dağınık halde görüyorum."
buyurdu.
Hz. Peygamber bu sözü söylerken; birliği seviyor
ayrılıktan nefret ediyor; intibaını vermek istiyor gibiydi. (Ebu Davud)
Hayvanları Dağlamak
Peygamber efendimiz Aleyhisselâm, yüzüne damga vurulmuş
bir merkebin yanından geçti. Bunun üzerine:
"Bu hayvanın yüzünü dağlayana Allah lânet
etsin!" buyurdu.
Ehli Kitaba Haksızlık
İrbâz bin Sâriye Radiyallahü Anh anlatıyor:
Rasûlullah Aleyhisselâm ile Hayber Kalesi'ne indik.
Beraberinde ashabından başka kimseler de vardı. Hayber'in lideri Cebbâr,
mütekebbir birisi idi.
Allah Rasûlü'ne gelerek:
"Ey Muhammed! Sizin eşeklerimizi kesmeye,
meyvelerimizi yemeye, kadınlarımızı dövmeye hakkınız var mı?" dedi.
Rasûlullah Efendimiz öfkelenerek:
"Ey İbn-i Avf, atına bin ve şöyle nida et!
"Haberiniz olsun, Cennet sadece müminlere helâldir,
namaz kılmak üzere toplanın!"
Cemaat toplandı. Rasûlullah Aleyhisselâm onlara namaz
kıldırdı. Sonra da kalkıp şunları söyledi:
"Sizden biri, (rahat) koltuğuna kurulup Allah'ın,
Kuran'dakilerin haricinde haramlarının bulunmadığını mı zannediyor? Haberiniz
olsun, vallahi ben nasihatte bulundum, (Kuran'da olmayan bazı şeyler) emrettim,
birçok şeyleri de yasakladım. Bunlar, Kuran'ın bir misli kadar, belki de daha
fazladır. Allah Teâlâ hazretleri, Ehli-i Kitabın evlerine izinsiz girmenizi
helal kılmamıştır. Kadınlarını dövmenizi, borçları (olan cizyeyi) verdikten
sonra meyvelerini yemenizi de helal kılmamıştır." (Ebu Davud)
Kur'ân-ı Tartışmak
Abdullah bin Amr bin Âs Radiyallahü Anh şöyle anlatır:
Bir kavim Allah Rasûlü Aleyhisselâm'ın kapısının önünde
Kur'ân hakkında tartışıyorlardı. Rasûlullah Aleyhisselâm, yüzünün rengi değişmiş
bir halde çıkıp şöyle buyurdu:
"Ey kavmim! İşte bu yüzden milletler helak
olmuşlardır. Kur'ân (ayetleri) birbirini tasdik eder, siz onun bazı
(ayetlerini) bazı ayetleri ile yalanlamayın!" buyurdu.
İnfakta Cimrilik
Rasûl-i Ekrem Efendimizden bir şey istendiğinde, şayet
yanında yoksa borçlanır ve ihtiyaç sahibini memnun ederek gönderirdi. Bir gün
böyle biri Peygamberimize gelerek bir şeyler istedi.
Allah Rasûlü:
"Yanımda sana vereceğim bir şey yok, git benim namıma
satın al, mal geldiğinde öderim." dedi.
Efendimizin sıkıntıya girmesine gönlü razı olmayan Hz
Ömer:
"Ya Rasûlullah! Yanında varsa verirsin, yoksa Allah
seni gücünün yetmeyeceği şeyle mükellef kılmamıştır." dedi.
Allah Rasûlü Aleyhisselâm'ın Hz. Ömer'in bu sözlerinden
hoşnut olmadığı yüzünden belli oldu.
Bunun üzerine Ensar'dan biri:
"Anam babam sana feda olsun ya Rasûlullah! Ver! Arşın
sahibi azaltır diye korkma!" dedi. Bu sahabenin sözleri Efendimizin çok
hoşuna gitti, tebessüm etti ve: "Ben de bununla emrolundum!" buyurdu.
Alıntı
x
Yorumlar
Yorum Gönder