Kötülüğe Engel Olmak, İyiliği Emretmek

Kötülüğe Engel Olmak, İyiliği Emretmek
 
Kötülüğe Engel Olmak İyiliği Emretmek; hem Kur’an-ı Kerim’de, hem sünnette, hem de âlimlerimiz tarafından çok güçlü şekilde vurgulanan bir sorumluluktur. Bu konu genelde “Emr-i bi’l Ma‘ruf ve Nehy-i ani’l Münker” (iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak) başlığı altında ele alınır.
 
Yüceler yücesi Rabbimiz buyuruyor:
·       “Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten men edersiniz...” (Âl-i İmrân 3/110)
·       “İçinizden hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten alıkoyan bir topluluk bulunsun...” (Âl-i İmrân 3/104)
·       “İsrailoğulları... işledikleri kötülükten birbirlerini vazgeçirmiyorlardı...” (Mâide 5/79)
Bu ayetler, kötülüğe engel olmanın:
·       Ümmetin vasfı
·       Farz bir sorumluluk
·       Terk edilince ilahi azaba sebep olabileceğini gösterir.
 
Peygamberimiz Sallallahü Aleyhi Vesellem zulme karşı pasif kalmamayı açıkça emreder.
·       “Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin; buna gücü yetmezse diliyle buna da gücü yetmezse kalbiyle (buğz etsin). Bu ise imanın en zayıf derecesidir.” (Sahih Müslim)
·       Zalime engel olmamak toplumsal azaba sebep olur.
·       “İnsanlar zalimi görüp de ona engel olmazlarsa, Allah’ın hepsini kapsayan bir azap göndermesi yakındır.” (Sünen-i Tirmizî Fiten 9) Burada sadece zalim değil, ona engel olmayan toplum da sorumlu tutulur.
·       “Zalim de olsa mazlum da olsa kardeşine yardım et.” Sahabe: “Mazluma yardım ederiz, zalime nasıl yardım ederiz?” Peygamber: “Onu zulmünden alıkoyarsın; işte bu ona yardımdır.” (Sahih Buhari) Bu hadis, zulmü engellemenin aktif bir görev olduğunu gösterir. Günahlar işlendiğinde engel olunmazsa, zamanla kalplerin kararır. Bu, sessizlik sadece toplumu değil, bireyin imanını da zayıflatır.
·       “Fitneler kalplere hasır çubuğu gibi birer birer arz olunur. Hangi kalp onu kabul ederse orada siyah bir nokta oluşur; hangi kalp reddederse orada beyaz bir nokta oluşur. Sonunda kalpler iki kısım olur: biri bembeyaz, diğeri simsiyah…” (Sahih Müslim)
·       “Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin; buna gücü yetmezse diliyle; buna da gücü yetmezse kalbiyle (buğz etsin). Bu ise imanın en zayıf derecesidir.” (Sahih-i Müslim, İman 78)
 
Âlimlerimiz Buyuruyorlar ki:
 
İmam Nevevî Rahmetullahi Aleyh:
·       Bu görevin farz-ı kifaye olduğunu söyler.
·       Ancak bazı durumlarda farz-ı ayn olur. (kimse müdahale etmiyorsa)
 
İmam Gazali Rahmetullahi Aleyh (İhya-u Ulumiddin’de):
·       Bu görevi dinin direklerinden biri sayar.
·       Şartlarını belirtir:
·       İlmi olmak,
·       Hikmetle yapmak,
·       Daha büyük fitneye yol açmamak…
 
Abdülkadir Geylani Rahmetullahi Aleyh
·       Önce nefsin kötülüğünü düzelt, sonra başkasına yönel; samimiyet olmadan yapılan müdahale faydasızdır.
 
Mevlâna Celâleddin Rumi Rahmetullahi Aleyh:
·       Kötülüğü engellemenin yolu sadece sertlik değil, sevgi ve irşaddır.
 
İmam Rabbani Rahmetullahi Aleyh
·       Bu görevi “peygamberlerin mirası” olarak görür.
·       Ama edep, hikmet ve zamanlama şarttır.
 
Kötülüğe müdahale için genelde şu şartlar aranır:
·       Yapılan şeyin gerçekten haram/kötü olduğundan emin olmak
·       Müdahalenin daha büyük zarar doğurmaması
·       Güç yetirebilmek
·       Hikmet ve uygun yöntem kullanmak.
 
Olarak ifade ederler…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Esmaül Hüsna (Arapça- Türkçe) دُعٰٓاءُ اَسْمٰٓاءُ الْحُسْنٰى

Şifa Salavâtı (Salavâtı Tıbbil Kulubi/Salâvatı Tıbbiye)

Kayıp Bulma Duaları