Namaz

Namaz

 

 Dünyamızı huzur ve mutluluğa, ahiretimizi ebedi cennete dönüştüren ibadetlerin en başında namaz gelir. Namaz kılan; yüzünü kıblemiz Kâbe’ye, yönünü Rabbine çevirir. Bedenini kirlerden, kalbini günahlardan arındırır. Ruhunu miraca, gönlünü sükûnete erdirir.

Namaz; tekbirle başlayan, selâmla tamamlanan bir kulluk yolculuğudur.

Her tekbir, Allah Teâlâdan başka ilah olmadığının ilanıdır.

Her kıyam, haksızlığa ve zulme asla rıza gösterilmeyeceğinin sembolüdür.

Her kıraat, Kur’an-ı Kerim ile irtibatı kuvvetlendirmektir.

Her rükû, bir tevazu; her secde, Allah Teâlâya teslimiyettir.

Her tahiyyat, kelime-i şehâdetin izharıdır.

Her selâm, elinden ve dilinden emin olunan bir Müslüman olmanın ahdidir.

Hayat akıp giderken namazı kendimize rehber kılmalıyız. Gönlümüz daraldığında namazla ayağa kalkmalıyız. Sıkıntı veya hastalık anında namazla Rabbimize sığınmalıyız.

Gündüzün telâşında namazla ruhumuzu dinlendirmeliyiz. Gecenin sessizliğinde namazla dirilişimizi gerçekleştirmeliyiz. Camide, evde, okulda, işyerinde, tarlada ve bahçede namazla Cenâb-ı Hakk’ın rahmet ve mağfiretine yönelmeliyiz. Zira namaz, müminin miracıdır.

Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi Vesselem’in buyurduğu üzere:

“Cennetin anahtarı namazdır.” (Tirmizî, Tahâret, 1)

Yaratan ile kulun arasındaki muhabbeti güçlü tutacak en sağlâm bağ namazdır. Kişiyi, kötülüklerden uzaklaştırıp iyiliğe ulaştıracak en güzel yol namazdır.

Aynı safta inanan gönülleri birleştirecek; birlik, beraberlik ve kardeşliği pekiştirecek olan da namazdır.

Namaz, büyük bir rahmettir. Sevgili Peygamberimiz  Sallallahü Aleyhi Vesselem hadis-i şeriflerinde: 

“Sizden biri namaz kılarken aslında Rabbiyle konuşuyordur!(Buhârî, Salât, 36.) buyurmaktadır.

Dolayısıyla dinen meşru bir mazeret olmaksızın namazdan uzak kalmak, Allah Teâlâ ile hasbihalden mahrum kalmaktır. Sonra kılarım diye namazı ötelemek, dinin direğini zayıflatmaktır.

Dünyalık meşgalelere dalarak namazı ihmal etmek, ilâhî lütfa mazhar olâmamaktır. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de: 

“Ailene namazı emret, kendin de ona sabırla devam et” (Tâhâ, 20/132) buyurmaktadır.

Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi Vesselem’in: 

“Kulun Rabbine en yakın olduğu an secde halidir” (Müslim, Salât, 215) müjdesine nail olmak için secdelerde buluşalım. İşlediğimiz hata ve günahlarımız için tövbe edelim. Vatanımızın selâmeti, devletimizin bekası, insanlığın huzur ve barışı, Mescid-i Aksâ’nın ve Gazze’nin özgürlüğü için Cenâb-ı Hakk’a niyazda bulunalım.

Hutbemizi Yüce Rabbimizin şu müjdesiyle bitirmek istiyorum:

“Kurtuluşa eren müminler, namazlarını titizlikle kılmaya devam ederler. İşte Firdevs cennetinin vârisleri onlardır. Orada ebedi kalacak olanlar da onlardır.” (Mü’minûn, 23/9-11)

 

Kaynak: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Esmaül Hüsna (Arapça- Türkçe) دُعٰٓاءُ اَسْمٰٓاءُ الْحُسْنٰى

Şifa Salavâtı (Salavâtı Tıbbil Kulubi/Salâvatı Tıbbiye)

Yuşa Aleyhisselam’ın Okuduğu İsm-i Azam Duası