Ölüm Bizim Peşimizde, Siz Neyin Peşindesiniz?
Ölüm Bizim Peşimizde, Siz Neyin Peşindesiniz?
Dünya hayatı geçici,
ölüm kaçınılmazdır.
"Gelirken yıkandık, giderken yıkanacağız!"
Doğarken (ilk yıkanma) ve ölürken (cenaze yıkanması) insanın dünyevi hiçbir şeyinin olmadığına, çıplak gelip çıplak gidileceğine işaret eder.
"Ölüm bizim peşimizde, siz neyin peşindesiniz?"
Ölümün her an mümkün olduğu; bir dünyada, insanların hırs, makam, mal veya geçici zevkler peşinde koşmasının anlamsızlığını sorgulayan, manevi bir uyarıcı sorudur.
“Her nefis ölümü
tadacaktır…” (Âl-i İmrân 3:185)
“Nerede olursanız olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşır…” (Nisâ 4:78)
Bu ayetler, insanın
ne kadar güçlü, zengin ya da meşgul olursa olsun ölümden kaçamayacağını
anlatır. Yani ölüm “peşimizde”dir; biz ise çoğu zaman geçici dünya
meşguliyetlerinin peşinden gideriz.
Peygamber Efendimiz
Sallallahü Aleyhi Vesellem şöyle buyurur:
“Lezzetleri yok eden ölümü çokça hatırlayın.”
Bu hadis, insanın gaflete dalmaması için ölüm bilincini diri tutması gerektiğini öğretir.
Başka bir hadiste:
“Akıllı kişi, nefsini hesaba çeken ve ölüm sonrası için çalışandır.”
Yani asıl “peşinden gidilmesi gereken şey”, ahiret hazırlığıdır.
İmam Gazali
Rahmetullahi Aleyh: Dünya sevgisinin kalbi körleştirdiğini, ölümün ise hakikati
ortaya çıkardığını söyler. Ona göre insan, ölüm gerçeğini unutursa yönünü
kaybeder.
Mevlâna Celâleddin Rumi Rahmetullahi Aleyh: Ölümü bir yok oluş değil, “asıl vatana dönüş…” olarak görür. Bu yüzden dünya hırsına kapılmayı anlamsız bulur.
Hasan-ı Basri Rahmetullahi Aleyh: “Dünya üç gündür: biri geçti, biri içinde bulunduğun, biri de belirsiz…” diyerek insanın geleceğe güvenip gaflete düşmemesi gerektiğini vurgular.
Şair der ki:
“Bir gün olur götürürler evinden,
Allah'ın ismini bırakma dilinden,
Kim kurtuldu Azrail’in elinden,
Bin yıl kadar ömrün olsa ne fayda?”
Sözün Özü: “Ölüm
bizim peşimizde” demek: Zaman sınırlı, hayat geçici, hesap kaçınılmaz demektir.
“Siz neyin
peşindesiniz?” sorusu ise şunu sorgulatır:
Sadece para, makam, zevk mi?
Yoksa kalıcı olan iyilikler, ibadet ve ahiret mi?
Sonuç: İslâm,
dünyayı tamamen terk etmeyi değil, dünyayı ahiretin tarlası olarak görmeyi
öğretir. Yani çalışmak, kazanmak, yaşamak yanlış değildir; ama dünya amaç
haline gelirse insanı asıl hedefinden uzaklaştırır.
"Gelirken yıkandık, giderken yıkanacağız!"
Doğarken (ilk yıkanma) ve ölürken (cenaze yıkanması) insanın dünyevi hiçbir şeyinin olmadığına, çıplak gelip çıplak gidileceğine işaret eder.
"Ölüm bizim peşimizde, siz neyin peşindesiniz?"
Ölümün her an mümkün olduğu; bir dünyada, insanların hırs, makam, mal veya geçici zevkler peşinde koşmasının anlamsızlığını sorgulayan, manevi bir uyarıcı sorudur.
“Nerede olursanız olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşır…” (Nisâ 4:78)
“Lezzetleri yok eden ölümü çokça hatırlayın.”
Bu hadis, insanın gaflete dalmaması için ölüm bilincini diri tutması gerektiğini öğretir.
“Akıllı kişi, nefsini hesaba çeken ve ölüm sonrası için çalışandır.”
Yani asıl “peşinden gidilmesi gereken şey”, ahiret hazırlığıdır.
Mevlâna Celâleddin Rumi Rahmetullahi Aleyh: Ölümü bir yok oluş değil, “asıl vatana dönüş…” olarak görür. Bu yüzden dünya hırsına kapılmayı anlamsız bulur.
Hasan-ı Basri Rahmetullahi Aleyh: “Dünya üç gündür: biri geçti, biri içinde bulunduğun, biri de belirsiz…” diyerek insanın geleceğe güvenip gaflete düşmemesi gerektiğini vurgular.
“Bir gün olur götürürler evinden,
Allah'ın ismini bırakma dilinden,
Kim kurtuldu Azrail’in elinden,
Bin yıl kadar ömrün olsa ne fayda?”
Sadece para, makam, zevk mi?
Yoksa kalıcı olan iyilikler, ibadet ve ahiret mi?
Yorumlar
Yorum Gönder