Doğruları Dolaylı Yönden Söylemek
Doğruları Dolaylı Yönden Söylemek
Kişinin doğruyu söylemesinde zarar görmesi söz konusu olduğunda tavsiye edilen, karşı tarafın farklı manada algıladığı bazı örnek davranış şekilleri vardır.
Rasûlullah Sallallahü Aleyhi
Vesellem Efendimiz ile Hazreti Ebû Bekir Radiyallahü Anh hicret ederlerken,
Hazreti Ebû Bekir Radiyallahü Anh, Rasûlullah efendimizin arkalarından
yürüyordu.
Bir grup kimse ile karşılaştılar. O kimseler, Peygamber Sallallahü Aleyhi
Vesellem Efendimizi tanımıyorlar, Hazreti Ebû Bekir Radiyallahü Anh'ı
tanıyorlardı.
Kendisine;
"O kim?" diye sordular.
O da onun Rasûlullah Sallallahü
Aleyhi Vesellem olduğunu söylemedi. Anlarlarsa zarar vermelerinden,
O'nun mübârek kalbini incitmelerinden endişe ederek;
"Bu, bana yol gösteriyor."
buyurdu.
O kimseler bu sözü, normal yol
göstericisi olarak anlamışlardı ve Hazreti Ebû Bekir Radiyallahü Anh'ın
sözü bu manada yalan idi.
Fakat o, bu sözü söylerken;
"Bize, hidâyet, kurtuluş yolunu gösteren zât." manasını kastetmiş olduğundan, hakîkatte yalan söylememiş idi...
Abbasî halîfelerinden Me'mûn, bir ara Kur'ân-ı Kerîm’in mahlûk
olduğunu söyleyip, herkesi de böyle söylemeye teşvik etmiş, hattâ zorlamıştı. Böyle söylemeyenlere zarar veriyordu. Âlimlerden birini de
bu şekilde zorlamıştı.
O zât; "Tevrat bir, Zebur iki, İncîl üç ve Kur'ân-ı Kerîm dört." dedi.
Bunları söylerken de parmakları ile bir, iki, üç diye işâret ediyordu.
Böylece, elinin dört parmağını göstererek;
"Bunların hepsi mahlûktur!" dedi. Böylece zararından
kurtulmuş oldu.
Me'mûn, daha sonra bu yanlış düşüncesinden tövbe etmiştir.
Yorumlar
Yorum Gönder