Çanakkale'de
Çanakkale'de
Karanlık
gecenin, soğuk ayazında,
Silaha sarılan neferler vardı.
Çatlak dudaklarla, sabah namazında,
Allah’a yükselen dualar vardı.
Yârin
cemalini seyre doymadan,
Doğacak çocuğunu bile görmeden,
Sabah vaktinde, güneş doğmadan,
Cephenin yolunu tutanlar vardı.
Vatan,
millet deyip öne atılan,
Şehit atasının yerini alan,
‘Allah, Allah’ deyip, korkular salan,
Henüz on beşinde aslanlar vardı.
Ulu
Rahman’a kurban adanan,
Sıladan, cepheye düğünle giden,
Hakk’a kurban diye kına çalınan,
Şahin gibi bakan Hasan’lar vardı.
Çakal,
Türk yurdunu mesken tutunca,
Anadolu toprağını, malı sayınca,
Söz konusu vatan, millet olunca,
Kurt misali dağlar aşanlar vardı.
Düşman
donanması topa tutarken,
Savaş tayyaresi çivi saçarken,
Nefer şehit olup, mevzi düşerken,
Sapasağlam duran imanlar vardı.
Cephane
patlamış, mühimmat azalmış,
Düşmanlar şahlanmış, mevziye dalmış,
Elli tane nefer, pusuya durmuş,
Cesur yüreklerle, süngüler vardı.
Sabah
kahvaltısı; kurumuş bir ekmek,
Öğlen yemeğinde; bir tas hoşaf, tek,
Akşamında aş yok; olsun, gönül tok,
Yine de şükreden yiğitler vardı.
‘BİSMİLLAH’
diyerek yerden doğrulan,
Çeyrek ton mermiyi sırtına alan,
Alıp da düşmanın başına çalan,
Gözü pek pehlivan Seyit’ler vardı.
Alsancak,
göklerden inmez yerlere,
Türkler onurludur, düşmez ellere,
Bunu bilmeyerek düşüp yollara,
Türk’e karşı duran, düşmanlar vardı.
Uçuşan
mermiler, delerken bağrı,
Düşmanın gayesi; geçmek şu bahri,
Gamsızca ilerlerken boğaza doğru,
Düşmana ‘DUR!’ diyen mayınlar vardı.
Kır
atın üstünde Hazreti Hızır,
Yetmiş bin evliya yanında hazır,
Can vermiş mehmedim, gönlünde huzur,
Hakk’a arz edilen tevhitler vardı.
Ali
Dilsiz
Silaha sarılan neferler vardı.
Çatlak dudaklarla, sabah namazında,
Allah’a yükselen dualar vardı.
Doğacak çocuğunu bile görmeden,
Sabah vaktinde, güneş doğmadan,
Cephenin yolunu tutanlar vardı.
Şehit atasının yerini alan,
‘Allah, Allah’ deyip, korkular salan,
Henüz on beşinde aslanlar vardı.
Sıladan, cepheye düğünle giden,
Hakk’a kurban diye kına çalınan,
Şahin gibi bakan Hasan’lar vardı.
Anadolu toprağını, malı sayınca,
Söz konusu vatan, millet olunca,
Kurt misali dağlar aşanlar vardı.
Savaş tayyaresi çivi saçarken,
Nefer şehit olup, mevzi düşerken,
Sapasağlam duran imanlar vardı.
Düşmanlar şahlanmış, mevziye dalmış,
Elli tane nefer, pusuya durmuş,
Cesur yüreklerle, süngüler vardı.
Öğlen yemeğinde; bir tas hoşaf, tek,
Akşamında aş yok; olsun, gönül tok,
Yine de şükreden yiğitler vardı.
Çeyrek ton mermiyi sırtına alan,
Alıp da düşmanın başına çalan,
Gözü pek pehlivan Seyit’ler vardı.
Türkler onurludur, düşmez ellere,
Bunu bilmeyerek düşüp yollara,
Türk’e karşı duran, düşmanlar vardı.
Düşmanın gayesi; geçmek şu bahri,
Gamsızca ilerlerken boğaza doğru,
Düşmana ‘DUR!’ diyen mayınlar vardı.
Yetmiş bin evliya yanında hazır,
Can vermiş mehmedim, gönlünde huzur,
Hakk’a arz edilen tevhitler vardı.
Yorumlar
Yorum Gönder