Padişahın Kalbini Kırmaktansa...

Padişahın Kalbini Kırmaktansa...

 

Bir hükümdarın pek çok cariyeleri vardı. İçlerinde pek güzel dilberler bulunmasına rağmen, siyah bir cariyeye daha fazla alaka ve sevgi gösterirdi. Diğerlerinin bunu çekemediğini fark eden padişah, bir gün kendilerine üzeri mücevheratla süslü birer kristal bardak vermişti. Manevi değeri yanında maddi kıymeti de pek yüksek olan bu bardakları ellerinde tutan cariyeler, hayranlıkla bakarlarken; padişah:
“- Herkes elindeki bardağı yere vurup kırsın, demişti. Güzel cariyeler
hediyelerini sinelerine bastırarak:

“- Efendimizin bu kadar değerli bir hediyesini nasıl kırabiliriz? Dediler. Siyah cariye ise padişahın emrini, hiç tereddüt etmeden ve vakit kaybetmeden derhal yerine getirdi. Bardak yere çarpılmış ve param parça olmuştu.

Padişah siyah cariyeye hitaben:

“- Diğer cariyelerim bu kadar kıymetli bardağı kıramadıkları halde sen
neden kırdın? dedi. Siyah cariyenin verdiği cevap ise çok takdire şayandı:

“- Bana efendimin kalbi lâzım, kadehin ne kıymeti olabilir? Yeter ki
onun kalbi kırılmasın!”
Hükümdar, bu cevabın içerisinde diğerlerine gereken dersi vermiş bulunuyordu.
Yüzü güzel fakat özü çirkin bir kadın, kocasının kalbini kırmaya devam ettikçe, kalpte açtığı yaraya güzellik olamaz.

Kaynak: (İslâm’da Kadın ve Aile, Mehmed Emre, Bedir Yayınevi)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Esmaül Hüsna (Arapça- Türkçe) دُعٰٓاءُ اَسْمٰٓاءُ الْحُسْنٰى

Şifa Salavâtı (Salavâtı Tıbbil Kulubi/Salâvatı Tıbbiye)

Yuşa Aleyhisselam’ın Okuduğu İsm-i Azam Duası