Kayıtlar

Ağlatan Ölüm Sohbeti

Ağlatan Ölüm Sohbeti Bismillahirrahmanirrahim   İmanını kurtaran bir insanın ölümünü anlatacağım. Bütün namazlarını kılmış, hiç kaza namazı bırakmamış, oruçlarını tutmuş, zekâtını vermiş, haccına gitmiş, kul hakkına girmemiş ya da girmiş veya insanlarla helalleşmiş, Allaha ibadet borcu yok, insanlara kul hakkı borcu yok bir insanın vefatını anlatmak istiyorum, sizlere. Böyle bir insan nasıl vefat eder. Buyurdu ki büyüklerimiz; Allah Teâlâ bu insana çeşitli vesilelerle ölüm verir. Öldüğünü anlamaz. Bunlardan bir tane misal vermek istiyorum sizlere… Allah Teâlâ’yı razı eden bir insan hastalanır ve yatağa düşer. Artık bu hastalık onun ölüm hastalığıdır. Ölecek Allah Teâlâ bunu vesile kılmış. O hasta yatağında iken Allah Teâlâ ona arkadaşı kılığına girmiş bir melek gönderir. Ve onun yanına gider. O melek de yanında birkaç melek daha götürür. Yanında Azrail Aleyhisselâm’da getirir. Azrail Aleyhisselâm’da doktor kılığına girmiş ve o hasta adama; “- Selamünaleyküm!” “- Ve Aleykümselam!...

Kanseri Yediklerinizle Savın

Resim
Kanseri Yediklerinizle Savın Kanserin başlaması ve/veya ilerlemesinin önlenmesinde beslenme çok önemli. Daha net ve umut verici bir ifadeyle beslenme ile kanser önlenebiliyor. İşte Prof. Dr. Ahmet Aydın'ın önleyici beslenme önerileri...  Kanser sanki bulaşıcı bir hastalık salgını gibi, sürekli artıyor… Tıptaki ilerleme kanserdeki artışı azaltmadığı gibi ilerlemesini de engelleyemiyor! Uzmanlar kanserin ancak erken teşhisinin (mamografi, prostat spesifik antijen; PSA ve diğer tümör belirteçleri vb.) yapılabileceğini ve ilerlemesinin de ilaç, ışın ve ameliyat ile mümkün olduğunu anlatıyorlar. Bu erken teşhis çabalarının tıp sektörüne para kazandırmakta olan başarısı ile kanserin tedavi başarısı maalesef aynı paralellikte gitmemektedir. Bu çevreler rant getirmediği için kanserin erken önlenmesi adına neredeyse hiç çaba sarf etmemektedirler. Kanser vakalarının yarısını akciğer, kalın bağırsak, meme ve prostat tümörleri oluşturur. Kalın bağırsak (kolon), meme ve prostat ka...

Ramazan Bayramı

Ramazan Bayramı Peygamberimiz Sallallahü Aleyhi Vesellem buyuruyor ki: “Bayramlarınızı tekbîrler ile şenlendiriniz” “Kim bayram günü üç yüz kere “sübhânellahi ve bi hamdihi” der ve sevabını ölmüş Müslümanlara bağışlarsa, her Müslüman ölünün kabrine bin nûr iner ölünce Allâh Celle Celâlüh kendi mezarına da bin nûr gönderir.” Ramazan Bayramı sabahı, Allah Celle Celâlühü, melekleri yeryüzüne indirir. Onlar sokak başlarına dikilerek insanlardan ve cinlerden başka her canlının duyduğu bir sesle şöyle seslenirler: “Ey Muhammed ümmeti! Büyük günâhları afveden ve bol bağışlar sunan kerem sahibi Rabb’inize çıkın.” Mü’minler namaza katılınca Allah Celle Celâlühü, meleklere “Vazifesini yapan işçinin karşılığı nedir?” diye sorar. Melekler: “Yaptığı işin mükâfatını almaktır.” diye cevap verirler. Bunun üzerine ulu Allâh Celle Celâlühü “Sizi şâhid tutarım ki, onlara mükâfat olarak rızâmı ve mağfiretimi verdim” buyurur. (İmâm-ı Gazâlî, Kalplerin Keşfi, 668-669.s.) Ramazan Bayramın...

Bayram Ve Mendubları

Bayram Ve Mendubları Peygamberimiz Sallallahü Aleyhi Vesellem Hicrette Medine-i Münevvere'ye gelince bu şehrin halkının senede iki bayramları olduğunu gördü. Onlara, "Allahü Teâlâ size bu iki bayramın yerine onlardan daha hayırlı iki bayram ihsan etti" (Buhari) diye müjdeleyip o günlerin ramazan ve kurban bayramları olduğunu haber verdi. Kurban Bayramı'nın birinci gününden önceki güne arefe günü denilir. Ramazan Bayramı'nda ise arefe denmesi âdettendir. Bayram günlerinde Müslümanların birbirlerini tebrik etmeleri, birbirleriyle müsafaha etmeleri ve birbirleri için duâ etmeleri mendub (yapılması uygun olan şey)'tur. Cuma Namazı için aranan şartlar bayram namazları için de geçerlidir. Hutbenin dışında, Cuma Namazı'nın şartlarını taşıyan kimseye bayram namazları vâcibtir. Bayram Namazı hutbesi sünnet olup namazdan sonra okunur. Ramazan Bayramı günü fecirden / tan yeri ağardıktan sonra, evden çıkmadan önce tatlı bir şey yemelidir. Bulunabilir...

Kanserli Serap'ın Son Günleri (Yaşanmış Gerçek Bir Olaydır)

Kanserli Serap'ın Son Günleri (Yaşanmış Gerçek Bir Olaydır) Dünya hayatının en çetin imtihanlarından biri de, gerçeğe yaklaşmakta çekilen zorluklardır. Çünkü beyinlerimiz maddi olaylarla yıkanmış, gözler görmediğine inanmaz olmuş, bu yüzden de dualarımız bile samimiyetini kaybetmiştir. Aslında her insan, başta rüya gerçeği olmak üzere birçok kere madde ötesindeki esintileri fark eder. Veya birçok kere madde ötesinden yansıyan mana gücünün varlığına şahit olur. Fakat kuvvetli bir imana sahip olmayan insan, madde ötesi gerçeklerin nefsin ve şeytanın tesiri ile ya görmezlikten gelir, ya da "tesadüf" der geçer. Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum. Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yu...

Güneşin Uyuduğu Yer

Güneşin Uyuduğu Yer        Güneş, sayısız defa doğup batmaktan yorulmuştu. Birazcık uyumak istedi. “Nerde uyusam.” diye düşündü. Gökyüzünde uyuyacak bir yer istemedi. Yeryüzünde uyusam dedi.   Denize sordu: “Afedersiniz, öyle çok yoruldum ki...  Biraz uyumazsam bitkinlikten mahvolacağım. Acaba sizin üzerinizde uyuyabilir miyim?”    Deniz, bu yorulmuş güneşe baktı ve: “Koynumda uyumanızı isterdim ama öylesine sıcak, öylesine sıcaksınız ki, ben hemen kuruyuverir giderim. Ben kurursam balıklar nereye gider sonra? Hepsi ölür, günah değil mi?”    Deniz haklıydı.   Güneş denizde uyuyamayacağını anlamıştı. Oradan ayrıldı. Az sonra yağmur yüklü ülkeler kadar büyük bir buluta rastladı. Bu bulut pekala serin bir yatak olabilirdi. “Bir dakika bakar mısın?” dedi buluta. Yağmur yüklü bulut durdu: “Söyleyin, ne istiyorsunuz?”  Güneş: “Yorgunum ve uyumak istiyorum. Kısa bir süre için benim...

Küskün Ayçiçeği

Küskün Ayçiçeği    Bütün gün güneşi izlerler. Çiçekleri de güneşe benzer zaten. Onlara bahçelerde, tarlalarda rastlayabiliriz. İşte onlardan birisi: Adı Ayçiçeği, soyadı Günebakan. Diğerlerinden farklı o. Hiçbir şeyden memnun olmaz. Sürekli arkadaşlarına küser. Onlarla günlerce konuşmaz. Evet adını küskün koymuşlardı arkadaşları. Herkes ona karşı dikkatliydi. Hafif bir rüzgar esiyordu. Rüzgarın etkisiyle arkadaşının yaprağı hafifçe Küskün’e çarptı. Küskün çok sinirlendi.     Arkadaşına:  - Dikkat etsene! Diye bağırdı. - İstemeyerek oldu. Rüzgar esince yaprağım çarptı, dedi.   - Hayır, sen bilerek çarptın. Bundan sonra benimle konuşma.  Arkadaşı hem şaşkın, hem üzgündü. Diğer ayçiçekleri de onları görmüşlerdi. İçlerinden biri:  - Üzülme. Biz olanları gördük. Senin bir suçun yok. Küskün her zaman böyle yapıyor, dedi. Başka bir ayçiçeği:  - Nerdeyse hepimize küstü. Küsmek için mutlaka bir sebep buluyor....

Şeftali

Şeftali Köylünün biri, günün birinde öteberi satın almak için en yakın kente inmiş. Şeftali da almış o gün, eşi ile çocuklarına götürmüş. Onlar da çok sevinmiş buna, hele hele çocukları, çünkü o güne kadar şeftali gördükleri hiç yokmuş. Ertesi gün baba, çocuklarına ayrı ayrı şeftalilerle ne yaptıklarını sormuş. En büyük oğlu: - Sevgili babacığım, ben hissemi yedim, doğrusu çok lezzetli bir meyve. Bu yüzden çekirdeklerini odamın bir köşesinde gizledim. Bahçemin bana düşen kısmında ekeceğim onları. - İyi dedi, baba, sen geleceği düşünüyorsun? - Ben diye seslenmiş en küçük oğlu. Hem bana verilenleri, hem annemin yarı şeftalisini yedim, çekirdekleri de attım. - İyi etmişsin, dedi baba. Ama yaptığın yanlışlık affedilebilir! Daha, küçüksün sen. Büyüdüğün zaman daha olgunca hareket edersin. Üçüncü oğlu: - Ben atılan çekirdeklerin hepsini topladım, sonra kırıp yedim. Şeftalileri ise yemedim, sattım onları. Onlar için aldığım parayla çok fazla şeftali alabileceğim. - Korku...