Ağlatan Ölüm Sohbeti
Ağlatan Ölüm Sohbeti
Bismillahirrahmanirrahim
İmanını kurtaran bir insanın
ölümünü anlatacağım. Bütün namazlarını kılmış, hiç kaza namazı bırakmamış,
oruçlarını tutmuş, zekâtını vermiş, haccına gitmiş, kul hakkına girmemiş ya da
girmiş veya insanlarla helalleşmiş, Allaha ibadet borcu yok, insanlara kul
hakkı borcu yok bir insanın vefatını anlatmak istiyorum, sizlere.
Böyle bir insan nasıl vefat
eder. Buyurdu ki büyüklerimiz; Allah Teâlâ bu insana çeşitli vesilelerle ölüm
verir. Öldüğünü anlamaz. Bunlardan bir tane misal vermek istiyorum sizlere…
Allah Teâlâ’yı razı eden bir
insan hastalanır ve yatağa düşer. Artık bu hastalık onun ölüm hastalığıdır.
Ölecek Allah Teâlâ bunu vesile kılmış. O hasta yatağında iken Allah Teâlâ ona
arkadaşı kılığına girmiş bir melek gönderir. Ve onun yanına gider. O melek de
yanında birkaç melek daha götürür. Yanında Azrail Aleyhisselâm’da getirir.
Azrail Aleyhisselâm’da doktor kılığına girmiş ve o hasta adama;
“- Selamünaleyküm!”
“- Ve Aleykümselam!”
Hasta yatağındaki adam der
ki:
“- Yahu sen nerelerdesin.
Ben bunca zamandır hastayım. İnsan bir gelir ziyaret eder.”
Hani dost dosta tatlı bir
sitem eder ya o ahbap da.
“- Ya kusura bakma. Hasta
olduğunu yeni duydum. Duyar duymaz geldim ve doktor getirdim sana. Bu doktor
öyle bir doktor ki nereye elini dokunsa anında şifa saçıyor Allah Teâlâ’nın
izniyle. Bu doktor seni bir tedavi etsin, ondan sonra seninle oturalım uzun
uzadıya sohbet edelim.”
“- E peki madem doktor
getirmişsin, o zaman beni bir tedavi etsin. Ondan sonra seninle oturalım uzun
uzadıya sohbet edelim.”
Doktor kılığına girmiş
Azrail Aleyhisselâm eliyle adamın ayaklarından sıvamaya başlar ve beline kadar
elini getirir.
“- Ya arkadaş inanır mısın
belimden aşağısı sapa sağlam oldu.”
“- Eee ben sana demedim mi
bu doktor şifa saçıyor.”
Azrail Aleyhisselâm elini
belinden boynuna kadar çeker.
“- Hakikaten bu doktor şifa
saçıyor. Vallahi boynumdan aşağı hiçbir şey kalmadı.”
Çünkü boynundan aşağı can
kalmadı. Ruhunu alıyor hissetmiyor. Azrail Aleyhisselâm elini başından çeker.
Adam yataktan doğrulur. Aslından adam öldü. Doğrulan ruhtur. Ceset yatakta
yatıyor. Öldü adam. Dünya hayatı bitti. Çocukları feryadı figan ediyor.
Ağlayanlar, sızlananlar.
Adam görmüyor. O iyileştim kalktım zannediyor.
Diyor ki arkadaşına:
“- Hay senden Allah razı
olsun. Bu ne kadar güzel bir doktormuş.”
Diyor ki:
“- Uzun zamandır ben yatağa
bağlı kaldım biraz dışarı çıkalım ve hava alalım.”
“- Haydi çıkalım.”
İyileştiğini zannediyor.
Arkadaşı olan görevli meleklerle dışarı çıkarlar ve bakarlar ki dışarıda bir
cenaze yıkanıyor. Kendi cenazesi yıkanıyor. Tanımıyor. Allah Teâlâ bildirmiyor.
Allah Teâlâ’yın her şeye gücü yeter. Ol demesiyle neler olur.
Der ki Adam;
“- Ya bu cenaze yıkanıyor
kimin cenazesi bu?”
“- Falan dostumuzdu mahallemizde,
arkadaşımızdı.”
“- Öyle mi öldü mü?”
“- Öldü ya.”
“- Hadi gidelim arkadaşlık
dostluk vazifemizi yerine getirelim. Onun yıkanmasına yardım edelim.”
Gider kendi cenazesinin
yıkanmasına yardımcı olur. Öldüğünden haberi yoktur.
Kendi cenazesidir.
Der ki:
“- Biz bunu yıkadık bari
kabre kadar da eşlik edelim. Arkadaş olarak son vazifemizi yerine getirelim.”
Cenaze ile birlikte kabre
kadar gelirler, cenazeyi defnederler ve imam efendi telkinini verir.
Ve cemaat dağılmaya başlar.
Cemaat dağılmaya başlar fakat Kendisi ruhtur. Ruh olduğu için farklı düşünür.
Der ki:
“- Acaba bu adam mezarda tek
başına ne yapacak. Çok merak ediyorum. Acaba bu adam mezarda tek başına ne
yapacak?”
Der ki:
“- Benim bu mezara girmem
lazım… Mezara girebilir mi girer. O ruhtur. Mezarın etrafında dolandıktan sonra
süzülür topraktan içeriye girer. Nasıl girer. O ruhtur girer. Güneşin ışığı camdan
içeriye nasıl süzülüyor ise ruh da toprak dan süzülür öyle girer.
Mezarın içerisine girince
bakar ki cenaze orada yatıyor. Acaba bu adam ne yapıyor.
Ruhtur. Farklı düşünür.
Der ki:
“- Benim bu cesedin içine
girip onun düşündüklerini hissetmem lazım.”
Cesedin etrafında kabirde
tur attıktan sonra cesedin içine giriverir. Cesedin içine girince ceset
canlanır, canlanınca doğrulur, doğrulunca da mezarın tahtasına başını şöyle bir
vurur. Mezarın tahtasına başını vurur. Çünkü cesede girince ceset canlanır.
Allah Rasûlü’ne sahabeden
biri şöyle sordu;
“- (Kabirde) aklımız
başımızda olacak mı Ya Rasûlullah?”
“- Evet!.. Aynen bugünkü
gibi!"
Adam Başını da tahtaya
vurunca biraz biraz kendine gelir gibi oldu. Dışarıda yürüyen insanların ayak
seslerini duyuyor. Mezarlığın yanından geçen insanların konuşmalarını duyuyor.
Biraz daha aklı başına geliyor ve adam diyor ki;
“- Eyvaaaaah… Ben ölmüşüm ya…
Ama bu nasıl bir ölüm. Hani cenneti ve cehennemi görecektik. Hani Azrail Aleyhisselâm
gelecekti. Hani bir şeyler, bir şeyler olacaktı. E, ben bunların hiçbiri
görmedim ki. Bu nasıl ölüm ya… Çoluk çocuğun haberi de yok.”
Öyle zannediyor. Aklı başına
tam gelmedi daha. Dışarıdan hatta kendini kaptırır ve yürüyen insanlara der ki;
“- Çoluk çocuğa haber verin…
Benim ben… Öldüm ya. Beni merak etmesinler.”
Oysa çoluk çocuğu onu
defnetmiştir.
Ve merakla beklemeye başlar.
Şimdi ne olacak acaba diye. Ve dünyada yapıp ettiklerinizle baş başasınızdır.
Biraz bekledikten sonra bir bakar ileriden bir nur parlıyor. Nur yüzlü bir genç
delikanlı çıktı geldi adamın yanına.
“- Selamünaleyküm!”
“- Ve Aleykümselam!”
Gelen O nur yüzlü
delikanlıya dedi ki:
“- Sen kimsin? Ne kadar
güzel yüzün var.”
“- Ben dünyada senin
arkadaşındım.”
“- Benim dünyada senin kadar
güzel arkadaşım yoktu. Allah aşkına kimsin söyle.”
“- Senin dünyada terk
etmediğin namazım ben namaz. Sen beni dünyada yalnız bırakmadın bende burada
seni yalnız bırakmayacağım.”
Ve biraz daha vakit geçti;
bir nur yüzlü delikanlı daha çıktı daha geldi.
“- Sen kimsin?”
“- Ben Kur'an-ı Azimüşşan!”
Ve biraz daha vakit geçti;
bir nur yüzlü delikanlı daha çıktı daha geldi.
“- Sen kimsin?”
“- Ben Haccım.”
Ve biraz daha vakit geçti;
bir nur yüzlü delikanlı daha çıktı daha geldi.
“- Sen Kimsin?”
“- Ben zekâtım.”
Ve biraz daha vakit geçti;
bir nur yüzlü delikanlı daha çıktı daha geldi.
Ve biraz daha vakit geçti;
bir nur yüzlü delikanlı daha çıktı daha geldi.
“- Sen Kimsin?”
“- Ben Sadakayım.”
Dünyadaki yapmış olduğu
bütün güzel ameller başına toplandı ve adama dediler ki;
“- Biraz sonra sorgu sual
melekleri gelecek ve Sana diyecekler Rabbin Kim?
Hiç heyecanlanma. Biz sana
yardım edeceğiz. Rabbim ALLAH dersin. Sana diyecekler ki; Dinin nedir? Dinim
İSLAM, dersin. Sana diyecekler ki; Kitabın nedir? Kur'an-ı Azimüşşan dersin.”
Kabirde Bir rivayete göre 3
soru sorulacak, Bir rivayete göre 4 soru sorulacak.
Dördüncü soru sorulacaksa da
şu soru sorulacak buyruluyor.
“- Efendimiz Sallallahü
Aleyhi ve Sellem simasını gösterilecek ve bu zat hakkında ne dersin? O benim peygamberim.
Muhammed Mustafa Sallallahü Aleyhi ve Sellem. Dersin.”
Ve biraz sonra gözleri gök
yeşili, sesi aynı gök gürültüsü gibi iki tane melek çıkageldi.
“- Rabbin Kim?”
“- Rabbim ALLAH!”
“- Dinin nedir?”
“- Dinim İSLAM!”
“- Kitabın nedir?”
“- Kuranı Azimüşşan!”
“- Efendimizi göstererek; bu
zat hakkında ne dersin?”
“- O benim peygamberim.
Muhammed Mustafa Sallallahü Aleyhi ve Sellem!”
Ve melekler ona derler ki:
“- Biz senin zaten doğru
cevabı vereceğini biliyorduk. Sana müjdeler olsun. Sen ebediyen kurtuldun artık.
Bütün dünyadaki sıkıntıların bitti. Sabah erken kalkıp işe gitmelere. Otobüs durağında
otobüs beklemeler, Hastanelere gitmeler. Hepsi bitti.
Ve o kulun kabri 6 cihetten
genişler. Önden, arkadan, Sağdan, soldan, yukarıdan, aşağıdan. Gözünün görebildiği
yer açık. Ve onun kabrinin sağından bir pencere açılır. Cennetteki makamını
seyreder. O arada haydi kıyamet koptu derler. Bu kadar kısa süre.
Âmâ değerli cemaat varsa
gelecek değil mi? Kaza namazlarını kıldıysak gelecek namaz.
Orucu tuttuysak gelecek.
Paramız var da zekât verdiysek gelecek zekat. Paramız var da hacca gittiysek
gelecek hac. Paramız var da sadaka verdiysek gelecek sadaka. Tabii bunları
yapmadıysak gelecek olan belli; ŞEYTAN.
Evet, dünyada engelli
çocuklarımıza şükürle, sabırla bakabildiysek, topluma kazandırabildiysek,
imanlı yetiştirebildiysek. Kabirde neden bizlerin sadaka kelebekleri olmasın.
Belki de engelli çocuklarımız bizlerin anne babaların ahirette cennet anahtarı,
kabir anahtarı.
Not: Yukarıda anlatılan
sohbetin aşağıda you tube linkini tıklayarak mutlaka dinlemenizi tavsiye
ederim.
https://youtu.be/xfMDqGnWA4I
Geylani Karaarslan
x
Yorumlar
Yorum Gönder