Kalbi Öldüren Hâller ve Ruhun Sessiz Çöküşü
Kalbi Öldüren Hâller ve Ruhun Sessiz Çöküşü
· Çok gülenin heybeti azalır.
"Çok gülenin heybeti azalır. Şakayı aşırı yapan hafife alınır."
İslâm, tebessümü sadaka kabul etmiş; meşru sevinci ve ölçülü mizahı yasaklamamıştır. Nitekim Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tebessüm eder, zaman zaman latife yapardı; ancak hiçbir zaman yalan söylemez, kimseyi incitmez ve ölçüyü aşmazdı.
Buna karşılık hayatı sürekli eğlenceye dönüştüren, her meseleyi şakaya indirgeyen kimse zamanla vakarını ve güvenilirliğini kaybetmeye başlar. Çünkü heybet; sertlikte değil, ölçülü davranmakta, gerektiğinde susmasını ve ciddiyetini koruyabilmektedir.
"İnsan, en çok yaptığı işle tanınır."
İnsan neyle meşgul olursa zamanla onun rengine bürünür.
"Çok konuşan çok hata eder."
Dil, kalbin tercümanıdır.
Konuşma arttıkça hata ihtimali de artar. Düşünmeden söylenen söz; gıybete, kırıcı ifadelere, gereksiz tartışmalara, yanlış bilgiye ve pişmanlığa kapı aralayabilir.
Bu sebeple İslâm, konuşmaktan önce düşünmeyi öğretmiştir.
Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Kim Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsa ya hayır söylesin yahut sussun."
(Buhârî, Edeb, 31; Müslim, Îmân, 74)
"Çok hata edenin hayâsı azalır."
İlk günah kalbi sızlatır, ilk yanlış vicdanda rahatsızlık meydana getirir.
Fakat aynı hata tekrarlandıkça insan ona alışır; vicdanın sesi zayıflar, mahcubiyet hissi körelir ve yanlışlar zamanla sıradanlaşır. Böylece hayâ duygusu yavaş yavaş aşınır.
Hâlbuki Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
"Hayâ imandandır." (Buhârî, Îmân, 16; Müslim, Îmân, 57) buyurmuştur.
"Hayâsı azalanın takvâsı zayıflar."
Hayâ; kulun, Allah'ın huzurunda bulunduğunu idrak etmesinden doğan ince bir hassasiyettir.
Bu hassasiyet zayıfladığında günahlara karşı direnç azalır; haramlar sıradanlaşır, ibadetler ağır gelmeye başlar ve kulun Rabbiyle olan bağı giderek zayıflar.
Takvâ, insanı günahlardan koruyan en güçlü manevî kalkandır.
"Takvâsı zayıflayanın kalbi kararır ve ölür."
Manevî çözülmenin son halkası budur.
· Kalbin ölmesi; sadece bedende atmaya devam etmesi değil, hakikate karşı duyarsız hâle gelmesidir.
"Sonra bunun ardından kalpleriniz katılaştı; artık taş gibi, hatta taştan da katıdır." (Bakara, 2/74)
"Çok gülmeyin. Çünkü çok gülmek kalbi öldürür." (İbn Mâce, Zühd, 19; Tirmizî, Zühd, 2)
(Buhârî, Edeb, 31; Müslim, Îmân, 74)
"Hayâ imandandır." (Buhârî, Îmân, 16; Müslim, Îmân, 57)
"Kalbin ölümü, dünyanın onu tamamen meşgul etmesidir."
"Dil, kalbin tercümanıdır. Diline sahip olan, çoğu zaman kalbini de korumuş olur."
Kaynaklarda Hz. Ömer'e (Radiyallahu Anh) nispet edilen bu hikmetli silsile, manevî hayatın büyük kırılmalarla değil; çoğu zaman küçük ihmallerin birikmesiyle zayıfladığını hatırlatmaktadır. Ölçüsüz gülmek, gereğinden fazla konuşmak, faydasız meşguliyetler, tekrar edilen hatalar ve kaybolan hayâ duygusu; zamanla takvâyı aşındırarak kalbin kararmasına sebep olabilir.
Fakir Kardeşiniz
Yaşar Akkaş
Yorumlar
Yorum Gönder