Kalbi Öldüren Hâller ve Ruhun Sessiz Çöküşü

Kalbi Öldüren Hâller ve Ruhun Sessiz Çöküşü
 
İnsan çoğu zaman büyük günahlardan ve açık felaketlerden sakınmaya çalışır; fakat günlük hayatın içinde küçük görüp önemsemediği alışkanlıkların kendisini yavaş yavaş nasıl değiştirdiğini fark edemez. Oysa kalbin kararması, ihlâsın zayıflaması ve manevî hayatın sönmesi çoğu zaman bir anda gerçekleşmez. Günahlar ve ihmaller damla damla birikir; fark edilmeden büyür ve sonunda bütün kalbi kuşatır.
 
İnsanın manevî hayatındaki bu sessiz çözülmeyi, kaynaklarda Hz. Ömer'e (Radiyallahu Anh) nispet edilen şu hikmetli söz veciz bir şekilde özetlemektedir:
 
Hz. Ömer'in (Radiyallahu Anh) Hikmetli Silsilesi
·       Çok gülenin heybeti azalır.
·       Şakayı aşırı yapan hafife alınır.
·       İnsan, en çok yaptığı işle tanınır.
·       Çok konuşan çok hata eder.
·       Çok hata edenin hayâsı azalır.
·       Hayâsı azalanın takvâsı zayıflar.
·       Takvâsı zayıflayanın kalbi kararır ve ölür.
 
Bu silsile, dışarıdan önemsiz gibi görünen davranışların zamanla insanın karakterini, ardından kalbini ve nihayet manevî hayatını nasıl etkileyebileceğini gözler önüne sermektedir.
 
1. Vakarın Zedelenmesi
"Çok gülenin heybeti azalır. Şakayı aşırı yapan hafife alınır."
İslâm, tebessümü sadaka kabul etmiş; meşru sevinci ve ölçülü mizahı yasaklamamıştır. Nitekim Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tebessüm eder, zaman zaman latife yapardı; ancak hiçbir zaman yalan söylemez, kimseyi incitmez ve ölçüyü aşmazdı.
Buna karşılık hayatı sürekli eğlenceye dönüştüren, her meseleyi şakaya indirgeyen kimse zamanla vakarını ve güvenilirliğini kaybetmeye başlar. Çünkü heybet; sertlikte değil, ölçülü davranmakta, gerektiğinde susmasını ve ciddiyetini koruyabilmektedir.
 
2. Alışkanlıkların Karaktere Dönüşmesi
"İnsan, en çok yaptığı işle tanınır."
İnsan neyle meşgul olursa zamanla onun rengine bürünür.
 
Vaktini ilimle geçiren ilimle, ibadetle geçiren ibadetle, boş ve faydasız meşguliyetlerle geçiren ise onlarla tanınır. Günümüzde saatlerce sosyal medya akışında oyalanmak, dedikoduya dalmak veya faydasız uğraşlarla vakit tüketmek de aynı tehlikeyi taşımaktadır.
 
Alışkanlıklar önce zamanı, sonra karakteri, en sonunda da insanın kimliğini şekillendirir.
 
3. Dilin Kontrolünü Kaybetmek
"Çok konuşan çok hata eder."
Dil, kalbin tercümanıdır.
Konuşma arttıkça hata ihtimali de artar. Düşünmeden söylenen söz; gıybete, kırıcı ifadelere, gereksiz tartışmalara, yanlış bilgiye ve pişmanlığa kapı aralayabilir.
Bu sebeple İslâm, konuşmaktan önce düşünmeyi öğretmiştir.
Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Kim Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsa ya hayır söylesin yahut sussun."
(Buhârî, Edeb, 31; Müslim, Îmân, 74)
 
4. Hayânın Zayıflaması
"Çok hata edenin hayâsı azalır."
İlk günah kalbi sızlatır, ilk yanlış vicdanda rahatsızlık meydana getirir.
Fakat aynı hata tekrarlandıkça insan ona alışır; vicdanın sesi zayıflar, mahcubiyet hissi körelir ve yanlışlar zamanla sıradanlaşır. Böylece hayâ duygusu yavaş yavaş aşınır.
Hâlbuki Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
"Hayâ imandandır." (Buhârî, Îmân, 16; Müslim, Îmân, 57) buyurmuştur.
 
5. Takvânın Aşınması
"Hayâsı azalanın takvâsı zayıflar."
Hayâ; kulun, Allah'ın huzurunda bulunduğunu idrak etmesinden doğan ince bir hassasiyettir.
Bu hassasiyet zayıfladığında günahlara karşı direnç azalır; haramlar sıradanlaşır, ibadetler ağır gelmeye başlar ve kulun Rabbiyle olan bağı giderek zayıflar.
Takvâ, insanı günahlardan koruyan en güçlü manevî kalkandır.
 
6. Kalbin Kararması
"Takvâsı zayıflayanın kalbi kararır ve ölür."
Manevî çözülmenin son halkası budur.
·       Kalbin ölmesi; sadece bedende atmaya devam etmesi değil, hakikate karşı duyarsız hâle gelmesidir.
·       Artık nasihat tesir etmez.
·       Kur'ân okunur ama kalbi etkilemez.
·       Zikir yapılır ama huzur vermez.
·       Günah rahatsız etmez.
·       İbadet ağır gelmeye başlar.
·       Kalp, Rabbine karşı duyarlılığını yitirdikçe manevî hayatın nuru da sönmeye başlar.
 
Kur'ân-ı Kerîm bu hâli şöyle tasvir eder:
"Sonra bunun ardından kalpleriniz katılaştı; artık taş gibi, hatta taştan da katıdır." (Bakara, 2/74)
 
Peygamber Efendimizin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) İkazları
"Çok gülmeyin. Çünkü çok gülmek kalbi öldürür." (İbn Mâce, Zühd, 19; Tirmizî, Zühd, 2)
 
"Kim Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsa ya hayır söylesin yahut sussun."
(Buhârî, Edeb, 31; Müslim, Îmân, 74)
"Hayâ imandandır." (Buhârî, Îmân, 16; Müslim, Îmân, 57)
 
Âlimlerin Hikmetli Sözleri
 
Hasan-ı Basrî (rahimehullah):
"Kalbin ölümü, dünyanın onu tamamen meşgul etmesidir."
 
İmam Gazâlî (rahimehullah):
"Dil, kalbin tercümanıdır. Diline sahip olan, çoğu zaman kalbini de korumuş olur."
 
Sonuç
Kaynaklarda Hz. Ömer'e (Radiyallahu Anh) nispet edilen bu hikmetli silsile, manevî hayatın büyük kırılmalarla değil; çoğu zaman küçük ihmallerin birikmesiyle zayıfladığını hatırlatmaktadır. Ölçüsüz gülmek, gereğinden fazla konuşmak, faydasız meşguliyetler, tekrar edilen hatalar ve kaybolan hayâ duygusu; zamanla takvâyı aşındırarak kalbin kararmasına sebep olabilir.
 
Buna karşılık mümin; dilini muhafaza etmeye, vaktini faydalı işlerle değerlendirmeye, hayâ ve takvâsını canlı tutmaya gayret eder. Çünkü kalbin hayatı; Allah'ı zikretmek, O'nu murâkabe etmek, ihlâsı korumak, samimiyetle tevbe etmek ve salih amellerle yaşamaktır.
 
Canlı bir kalp; günah karşısında ürperen, nasihatle yumuşayan, Kur'ân-ı Kerîm'i dinlediğinde huzur bulan ve Allah'ın rızasını her şeyin önünde tutmaya çalışan kalptir.
 
Allah Teâlâ kalplerimizi katılaşmaktan muhafaza eylesin; bizleri zikriyle dirilen, takvâ ile yaşayan, işlediği günah ve hatalara samimiyetle tevbe eden, ihlâs üzere yaşayıp O'nun rızasına kavuşan kullarından eylesin.
 
Âmin.
 
Hazırlayan:
Fakir Kardeşiniz
Yaşar Akkaş

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Esmaül Hüsna (Arapça- Türkçe) دُعٰٓاءُ اَسْمٰٓاءُ الْحُسْنٰى

Devri Alâ Duası حزب الدَّورُ الأَعلَى (حِزْبُ الوِقَايَةِ)

Kayıp Bulma Duaları