Allah Teâlâ Kimleri Sevmez?
Allah Teâlâ Kimleri Sevmez?
İşte Allah Teâlâ'nın sevmediği 12 Kul ve Amelleri
01- “Allah, ağır ve inciten sözlerin açıktan söylenmesini hiç sevmez…” (en-Nisâ, 148)
“İnsan olmanın en önemli özelliklerinden birisidir, söz
söylemek... Güzel söz, dalları Cennet’e ulaşan ve daima meyve veren bir ağaca
benzetilirken (Bkz. İbrahim, 24-26.)
Acı ve inciten söz, Rabbimizin hiç hoşlanmadığı bir üsluptur. Her türlü zorluğa, acıya, yorgunluğa ve haksızlığa rağmen güzel söz söylemek, Âlemlerin Rabbinin sevdiği bir davranıştır.
02-
“…Allah, ihanet eden ve
nankör olan kimseyi sevmez.” (el-Hac, 38)
İhanet etmek, emin olarak tanındıktan sonra güven bozmak, hakka
aykırı iş yapmaktır. Bu, İslâm ahlâkında münafıklık alâmeti olarak zikredilmiş
ve insan olma şerefini zedeleyen bir vasıf olarak kabul edilmiştir.
03-
“Şüphe yok ki Allah,
gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilir. O büyüklenenleri sevmez.”
(en-Nahl, 23)
Göğüslerde gizlenen veya söze gelip anlatılmak istenen hiçbir
şeyin, Âlemlerin Rabbinden gizli kalması mümkün değildir. Bir damla atılmış
sudan yaratılıp gözle görülmeyecek bir virüse karşı koyamayan insanın
büyüklenecek hiçbir güç ve başarısı bulunmamaktadır.
04-
“Size savaş açanlarla
Allah yolunda çarpışın. Fakat haksız saldırıda bulunmayın. Çünkü Allah, haksız
saldırıda bulunanları sevmez.” (el-Bakara, 190)
Mü’min, güzel ahlâklı, merhametlidir. Bulunduğu beldede emin
sıfatıyla güven veren, güzel ahlâkı ile örnek olandır. Âlemlerin Rabbi,
haksızlık yapanı ve haksız yere zarar vereni sevmediğini bildirip öfkeye yenik
düşülmemesini haber vermektedir.
05-
“…Allah bozgunculuğu
sevmez.” (el-Bakara, 205)
“...Allâh’ın sana ihsanda bulunduğu gibi sen de iyilik yap.
Yeryüzünde bozgunculuk isteme. Çünkü Allah bozguncuları sevmez.” (el-Kasas, 77)
İslâm; kardeşlik, birlik ve beraberlik dîni iken, toplumda ikilik çıkaran, huzursuzluk ve bozgunculuk yapanlar hem insanlar nezdinde hem de Allah Teâlâ katında sevilmeyen insanlardandır.
06-
“…Allah, günahta ve
inkârda direnen hiç kimseyi sevmez.” (el-Bakara, 276) İnsanı en iyi tanıyan ve
ona karşı en merhametli olan, Yaratıcısı’dır. Yaratıcı, et-Tevvâb’dır,
el-Afüv’dür, el-Gafûr’dur. Tevbe edildiğinde çok sevindiği; günahları sonsuz af
ve mağfireti ile bağışladığı gibi, günah ve inkârda direnmeyi ve bu hususta ayak
sürüyenleri de sevmez.
07-
“De ki: «Allâh’a ve
Peygamber’e itaat edin! Eğer yüz çevirirlerse, şüphe yok ki Allah inkâr
edenleri sevmez.” (Âl-i İmrân, 32)
Allah Teâlâ, dünya ve âhiret kazancının yollarını anlatmış, buna
rağmen hatada ısrar eden ve haber verilen hakikatleri inkâr edenleri
sevmediğini bildirmiştir.
08-
“…Ana-babaya, akrabaya,
yetimlere, yoksullara, akraba olan komşulara, yakın komşulara, yanında bulunan
arkadaşa, yolda kalanlara, sahip olduğunuz kölelere iyilik edin. Şüphesiz
Allah, kibirlenen ve övünüp duran kimseyi sevmez.” (en-Nisâ, 36)
Dünya hayatında iyilik ve güzellik adına fıtrî olan her şey,
Allâh’ın rızâsı gözetilmek şartıyla, ibadettir. Tâ ki, aile ve toplum
içerisinde beraber yaşanan anne-baba, akraba ve arkadaşlara yapılan iyiliklere
kadar… Bunun yanı sıra aile ve toplumda fıtrata aykırı, insanların üzülmesine
sebep olan her türlü kibir ve gurur gösterileri ile haksız kavga-gürültü ve
çirkin sözler, Allah Teâlâ’nın hoşlanmadığı davranışlardır.
09-
“Kendilerine hâinlik edenleri
savunma. Muhakkak Allah, hâin günahkârları sevmez.” (en-Nisâ, 107)
Ruhların yaratıldığı anda “Ben Rabbiniz değil miyim?” Yani “Söz
sahibiniz, yegâne efendiniz, emrine itaat edeceğiniz biricik yaratıcınız değil
miyim?” buyuran Rabbimize; “Evet!” dedikten sonra, dünya hayatında bu sözü
bozmak, insanın kendine hainlik etmesi değil midir?
010- “...Kârûn’a öylesine çok hazine verdik ki, onun anahtarlarını
taşımak, kalabalık bir topluluğa ağır gelirdi. Kavmi ona, “Şımarıp böbürlenme!
Çünkü Allah böbürlenenleri sevmez!» demişti.” (el-Kasas, 76)
“Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme! Yeryüzünde böbürlenerek
yürüme! Çünkü Allah büyüklük taslayan ve böbürlenen kimseyi sevmez.” (Lokman,
18)
Allah Teâlâ, bu dünya hayatında kimine bol, kimine de az rızık vererek imtihan etmektedir. Gerçekte verenin de vermeyenin de Allah olduğu şuuruyla, elimizdekilere “emanet” gözüyle bakmak ve emanet sahibinin dilediği yerlerde bu malın tasarrufunda bulunmak gerekir. Fazla mal, tek başına, insanın fazîletini gösteren bir şey olmadığı gibi, fakirlik de utanma sebebi ve Allah’tan uzaklığın işareti değildir. Bu yüzden varlıklı kimseler, ellerindekinin O’nun lûtfu olduğunu bilmeli, onların “gerçek sahibi” olduklarını zannederek kibir ve enâniyet çukuruna düşmemelidirler.
011- “…(Allah), israf edenleri sevmez.” (el-En’âm, 141)
İnanç, söz ve davranışta; dînin, aklın veya örfün uygun gördüğü
ölçülerin dışına çıkmayı, özellikle mal veya imkânları meşrû olmayan maksatlar
için saçıp savurma mânâsına gelen “israf” kelimesi, bütün nîmetlerin sahibine
karşı saygısızlık ve hadsizliktir. “Küfrân-ı nîmet”, yani nankörlük ise, ind-i
ilâhîde çok çirkin bir davranıştır.
012- “Rabbinize gönülden (yalvara yakara) ve gizlice (için için) duâ
edin. Şüphesiz ki O, haddi aşanları sevmez.” (el-A’râf, 55)
Duâ, kulun talep, ihtiyaç ve hâcetlerini Allah Teâlâ’ya
bildirmesi ve O’nun huzurunda acziyetini itiraf ederek yalvarmasıdır.
Dolayısıyla herkesin kendine özel ve kendi ifadeleriyle, sessiz ve cân u
gönülden olması daha uygundur. Duâ ederek yardım istediğimiz Hak Teâlâ, gizli
ve açık, ezel ve ebed, her şeyi bilen, hattâ gönüllerden geçene şâhit olandır.
Âlemlerin Rabbi, kendisine dua eden kimsenin hadsizlik etmesini, yüksek sesle
ve lâubâli bir tavırda duâ etmesini sevmediğini haber vermektedir. Dünya ve
âhiretin yegâne gerçek sahibi Allah Teâlâ’yı, zâtını bize tanıttığı gibi
tanımak; sevdiği ve sevmediği davranışları öğrenip bu hususta âzamî ihtimam ve
îtinâyı göstermek, Rabbimize kulluğumuzun en güzel nişânesidir. Rabbimiz, râzı
olacağı söz ve davranışlara bizleri muvaffak eylesin. Cümlemizi; sevdiği ve
râzı olduğu kulları arasına dâhil eylesin; sevmediği ve buğz ettiği kulları
olmaktan hepimizi muhafaza buyursun. Âmîn.
Kaynak: Seher Küçük, Altınoluk Dergisi, Sayı: 451
01- “Allah, ağır ve inciten sözlerin açıktan söylenmesini hiç sevmez…” (en-Nisâ, 148)
Acı ve inciten söz, Rabbimizin hiç hoşlanmadığı bir üsluptur. Her türlü zorluğa, acıya, yorgunluğa ve haksızlığa rağmen güzel söz söylemek, Âlemlerin Rabbinin sevdiği bir davranıştır.
İslâm; kardeşlik, birlik ve beraberlik dîni iken, toplumda ikilik çıkaran, huzursuzluk ve bozgunculuk yapanlar hem insanlar nezdinde hem de Allah Teâlâ katında sevilmeyen insanlardandır.
Allah Teâlâ, bu dünya hayatında kimine bol, kimine de az rızık vererek imtihan etmektedir. Gerçekte verenin de vermeyenin de Allah olduğu şuuruyla, elimizdekilere “emanet” gözüyle bakmak ve emanet sahibinin dilediği yerlerde bu malın tasarrufunda bulunmak gerekir. Fazla mal, tek başına, insanın fazîletini gösteren bir şey olmadığı gibi, fakirlik de utanma sebebi ve Allah’tan uzaklığın işareti değildir. Bu yüzden varlıklı kimseler, ellerindekinin O’nun lûtfu olduğunu bilmeli, onların “gerçek sahibi” olduklarını zannederek kibir ve enâniyet çukuruna düşmemelidirler.
Yorumlar
Yorum Gönder