40 Hadis-i Şerif 110 (Gençliğin Kişiliğini Şekillendirecek)
40 Hadis-i Şerif 110 (Gençliğin Kişiliğini Şekillendirecek)
İslam'ın
ilk dönemlerinde, Mekke ve Medine'de İslam davasını gençler omuzladılar. Enes
bin Malik Radiyallahü Anh'ın rivayetine göre hicret vaktinde Medine'de,
Ensar'dan 70 genç vardı. İslam, gençlere öyle büyük önem vermiştir ki, erken
yaşta yaptıkları amellerin karşılığı olarak onlara iki kat sevap yazılacağı
rivayet edilmiştir.
İlk
Müslümanlara bakıldığında toplumun her kesiminden gençlerin olduğu görülür.
Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem gençleri sever, onlara ayrı bir değer
verirdi ve onlar da Peygamberimizi Sallallahü Aleyhi ve Sellem’i severlerdi.
Allah
Teâlâ buyuruyor ki: "Rasûl, size neyi verirse onu alın. O, size neyi
yasaklarsa ondan kaçının." (Haşr Suresi, 7)
Allah'ın onlardan
alıp rasûlüne fey' olarak verdikleri için siz at veya deve koşturmuş
değilsiniz. Ama Allah elçilerini dilediği kimselere üstün kılar. Allah her şeye
kadirdir. Allah'ın (başka) beldeler halkından alıp rasûlüne fey' olarak
verdikleri, Allah'a, peygambere, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolda
kalmışlara aittir; (servet) içinizden sadece zenginler arasında dönüp dolaşan
bir şey olmasın diye böyle hükmedilmiştir.
"Allah,
benim sözümü (hadisimi) işiten, bunu iyice kavrayan, ezberleyen ve başkalarına
duyuran kişinin yüzünü nurlandırsın." (Tirmizi, İlim 7 - Ebu Davud, İlim
10 - İbn Mace, Mukaddime 18)
İslam hareketini
oluşturan Arap toplumunun yeni bir kimlik haline gelmesini sağlayan ve aynı
zamanda Efendimize Sallallahü Aleyhi ve Sellem yardımcı olan, gençlerdi.
Kim bana itaat
ederse, Allah'a itaat etmiş olur. Kim bana karşı gelirse, Allah'a karşı gelmiş
olur." (Buhari, Ahkam 1 - Müslim, İmare 33) 4/41
Gençlerin çoğu,
itibarlı ve zengin ailelerini terk ederek Peygamber Sallallahü Aleyhi ve Sellem
safında olmayı tercih etmişlerdi. Efendimizin Sallallahü Aleyhi ve Sellem
yanında severek ve isteyerek bulunmuşlar, fedakârlık etmişlerdir.
Size iki şey
bıraktım. Bu iki şeye sımsıkı sarıldığınız müddetçe asla sapıklığa
düşemezsiniz: Bunlardan biri: Allah'ın kitabı (Kur'an-ı Kerim), diğeri ise
Peygamberin sünnetidir." (Malik, Muvatta, Kader 3 - Ebu Davud, Menasik 56)
Sonraki zamanlarda
gençlerin içinden önemli vazifeler ifa eden şahıslar yetişti. Onların arasından
devlet başkanları, valiler, hakimler, öğretmenler ve ülkeleri fetheden
komutanlar çıktı. Hepsi gençti, hepsi yüklenmişti İslam davasını omzuna...
01-
"Allah'a
isyan olacak hususlarda hiçbir kimseye itaat edilmez. İtaat ancak meşru
(Allah'ın emrine uygun) olan hususlarda olur. (Buhari, Ahad 1 - Müslim, İmare
39) 6/41)
"Heva" kavramı, "hakkın zıddına
meyletmek" anlamına gelir. His ve heveslerin girdabından Peygamber Sallallahü
Aleyhi ve Sellem öğretilerine gayretle sarılmaya çalışmak gerekir.
02-
"Sizden
birinizin arzusu, benim getirdiğime (Kur'an'a) uygun olmadıkça, o kimse gerçek
mü'min olamaz." (Nevevi, Erbain, 41. Hadis - Makdisi, Kitabü'l-Hucce) 7/41)
03-
Efendimizi
Sallallahü Aleyhi ve Sellem anlamak, O'nu idrak etmek her Müslümanın
vazifesidir. İnsan hayatının huzuru, mutluluğu Peygamber Sallallahü Aleyhi ve
Sellem sünnetine bağlılığıyla oluşur.
04-
"Benim
sünnetime sarılın. Benden sonra gelecek olan ve kendilerine hidayet verilen
raşid halifelerin (yani dört halifenin) yoluna uyun." (Tirmizi, İlim 16 -
Ebu Davud, Sünnet 5 - İnb Mace, Mukaddime 6) 8/41)
İnsanın dünyaya gelmesine vesile olan anne ve
babası, onun büyüyüp yetişmesi, çocuklarının eğitimim için yıllarca emek verir.
Dolayısıyla dinimiz, insana anne-babasıyla iyi geçinmesini, onların hatırını
saymayı ve gözetmeyi emreder.
05-
"Rabbin
rızası, ana babanın rızasına bağlıdır. Rabbin kızgınlığı da ana babanın
kızgınlığına bağlıdır." (Tirmizi, Birr 3) 9/41)
“Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil,
Yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değil.”
Demiş Yunus Emre… Kalp kırmamak, üzmemek,
anne-babamıza öf dememek bizim kültürümüzde var. Birbirini Allah için sevmek
de...
06-
"İman
etmedikçe Cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe gerçek mü'min
olamazsınız." (Müslim, İman 93) 10/41)
07-
İman;
inanmak, boyun eğmek ve teslim olmaktır. Allah"ın, "inan"
dediklerine O'nun istediği ve emrettiği şekilde inanmaktır.
08-
"Mü'min,
mü'min kardeşi için, birbirine destek veren bir binanın tuğlaları
gibidir." (Buhari, Salat 88 - Müslim, Birr 65) 11/41) İnsan üzücü
olmamakla yükümlüdür. Müslümanların üzmemek, aynı zamanda kendine zulmetmemek
gibi bir sorumluluğu vardır.
09-
"Mü'minler
birbirini sevme, merhamet etme ve şefkat konusunda vücut organları gibidir. Bir
organ rahatsız olsa, diğer organlar uykusuzluk ve hararette ona ortak
olurlar." (Buhari, Edeb 27 - Müslim, Birr 66) 12/41)
Müslümanlar arasında kardeşlik kavramı mevcuttur.
Kardeşliğin getirdiği şeylerden birisi de kendisi için dilediğini din kardeşi
için de arzulamasıdır.
010-
"Sizden
biriniz kendisi için arzu ettiği bir şeyi din kardeşi için de arzu etmedikçe
gerçek mü'min olamaz." (Buhari, İman 7 - Müslim, İman 71) 13/41)
Allah'ın İsm-i Azam'larına "Esmaül Hüsna"
denilir. Onlardan biri Vedud'dur. Yani kullarını "çokça seven,
karşılıksız, sınırsız seven" anlamına gelir.
011-
"Cenab-ı
Hak (CC) şöyle buyuruyor: "Şu kimseleri sevmek bana vacip oldu: - Benim
rızam için birbirini sevenler, - Benim rızam için bir araya gelenler, - Benim
rızam için birbirlerini ziyaret edenler, - Benim rızam için ikram edenler.
(Malik, Muvatta, Şiir 16) 14/41)
Allah-u Teâlâ, sevgi nimetini insanların fıtratına
yerleştirmiştir. Dolayısıyla sevmek de bir rıızktır ve sevginin en güzeli Allah
Rasûlu'ne Sallallahü Aleyhi ve Sellem'dir.
012-
"Kişi,
(kıyamet gününde), sevdiği kimse ile beraberdir." (Buhari, Edeb 96 -
Müslim, Birr 165) 15/41)
İnsanoğlu karşılıklı ilişki ve iletişim içinde
yaşayan bir varlıktır. Bir bağ kurdmaya başladıklarında kalpleri birbirine
benzemeye başlar.
013-
"Kişi,
dostunun/samimi arkadaşının dini üzerinedir. Sizden biriniz kiminle
dost//samimim arkadaş olacağına dikkat etsin." (Tirmizi, Zühd 45) 16/41)
İnsanın bir dış güzelliği, bir iç güzelliği bulunur.
Fakat zahire takılıp kalırsa insan kendini değersiz hale getirir. Çünkü insan
tek bir halden oluşmaz, değerlendirilemez, biriciktir.
014-
"Allah,
sizin bedenlerinize ve şekillerinize bakmaz, kalplerinize bakar." (Müslim,
Birr 33) 17/41)
Riya, "gösteriş, göstermek" anlamlarına
gelir. Kur'an-ı Kerim'de riyanın yapılan ibadet ve güzel amellerin sevabını
ortadan kaldırdığı belirtilir.
015-
"Kim
(işlediği hayrı, şöhret için) insanlara duyurursa, Allah da (onun gizli
işlerini) insanlara duyurur. Kim gösteriş yaparsa, Allah da onun riyakarlığını
insanlara gösterir." (Buhari, Rikak 36 - Müslim, Zühd 47) 18/41)
Alemlere rahmet olan Peygamberimiz Sallallahü Aleyhi
ve Sellem peygamberlerin en üstünü, yaratılmış tüm insanlardan ise en
hayırlısıdır. Böylece Müslümanın hayırlı olma durumu da iyiliği emretme,
kötülüklerden sakınma ve sakındırma vasfına sahip olmasına bağlıdır.
016-
"Hayra
vesile olan, hayrı işleyen gibidir." (Tirmizi, İlim 14) 19/41)
017-
"Doğru
yol ve kılavuzluk" anlamına gelen hidayet, insanın Allah'a kul olmasıyla
ilişkilidir.
018-
"Allah'a
yemin olsun ki; Allah'ın, senin sebebinle bir kişiyi hidayete erdirmesi, senin
için (çok değerli) kırmızı develerin sahibi olmaktan daha hayırlıdır."
(Buhari, Fedailü's-Sahabe 9 - Müslim, Fedailü's-Sahabe 34) 20/41)
Allah Rasûlü Sallallahü Aleyhi ve Sellem
Müslümanlara hep kolaylık sağlamış ve kolaylığı, sevgiyi ümmetine hep
öğütlemiştir.
019-
"Kolaylaştırınız,
zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz." (Buhari, İlim 11 -
Müslim, Cihad 5) 21/41)
İlim, her kula farz kılınmıştır. İlim payelerin en
üstünü en kıymetlisidir, onu öğrenme konusundaki gösterilen her azmin kulu
ulaştıracağı yer cennettir.
020-
"Kim
ilim öğrenme arzusuyla bir yola girerse, Allah bu sebeple ona cennete giden
yolu kolaylaştırır." (Mülim, Zikir 11) 22/41)
İslam'da Müslümanın yaptığı hiçbir amel boşa gitmez.
Bu eline değen bir diken bile olsa günahlarına kefaret sayılır.
021-
"İlim
öğrenme amacıyla yolculuğa çıkan kimse, evine dönünceye kadar Allah
yolundadır." (Tirmizi, İlim 2) 23/41)
Allah'ın kullarına ilk emri "oku"dur.
İslam'da öğrenmek ve öğretmek büyük önem arzeder. Hatta Peygamberimiz Sallallahü
Aleyhi ve Sellem savaşta elinde bulunan esirlere okuma-yazma öğretmeleri
karşılığında kendilerini serbest bırakacağını söylemiştir.
022-
"Melekler,
ilim talebesinden razı oldukları için ona kanatlarını gererler." (Tirmizi,
İlim 19) 24/41)
İslam, hakikate önem vermiş ve bu hususu "hak
ve batıl" olarak ayırmıştır.
023-
"Bir
kimseye bildiği bir mesele sorulur da o kimse gerçeği gizlerse; kıyamet günü
ağzına ateşten gem vurulur." (Tirmizi, İlim 3 - Ebu Davud, İlim 9 - İbn
Mace, Mukaddime 24) 25/41)
Müslümanlar Kur'an- Kerim'i çocukluk döneminden
itibaren öğrenmeye ve öğretmeye başlar ve buna teşvik eder.
024-
"Sizin
en hayırlınız: Kur'an'ı öğrenen ve öğreten kimsedir." (Buhari,
Fedailü'l-Kur'an 21) 26/41)
Allah-u Teâlâ, yeryüzünde yarattığı bütün varlıkları
yeniden diriltecek ve dirilttikten sonra haşre yani toplanma yerinde kullarını
hesaba çekecektir.
025-
"Kur'an
okuyun. Zira Kur'an, kıyamet günü Kur'an ehline şefaatçi olarak
gelecektir." (Müslim, Salatü'l-Müsafirin 252) 27/41)
Müminler Kur'an-ı Kerim okumaya özen gösterdikleri
gibi hayatlarının her aşamasında Allah'ın (CC) buyruklarını uygulamaya özen göstermişlerdir.
026-
"Allah,
bu kitap sebebiyle (Kur'an'a uydukları için) pek çok milleti yükseltir. Yine bu
kitap sebebiyle pek çok milleti alçaltır." (Müslim, Salatü'l-Müsafirin
260) 28/41)
Namaz Müminlerin miracı, Allah ile kul arasındaki
hakiki bağdır. Aynı zamanda "namaz", manevi duyguları kuvvetlendirir,
kulun günlük hayatını düzene koyar.
027-
"Kulun
kıyamet günü ilk hesaba çekileceği ameli: Namazdır." (Tirmizi, Salat 305 -
Ebu Davud, Salat 145 - Nesai, Salat 9 - İbn Mace, İkame 102)
028-
"Cemaatle
kılınan namaz, yalnız kılınan namazdan yirmi yedi derece daha
faziletlidir." (Buhari, Ezan 30 - Müslim, Mesacid 249)
029-
"Allah'ın
yardımı cemaatle beraberdir." (Tirmizi, Fiten 7)
030-
"Müminlerin
iman yönünden en kâmil olanı, ahlakı en güzel olanıdır." (Tirmizi, Rada 10
- İbn Mace, Nikah 4)
031-
"Nerede
olursan ol, Allah'tan kork. Her kötü davranışın ardından iyi bir amel işle ki,
o günahı silsin. İnsanlara güzel ahlak ile davran." (Tirmizi, Birr 55)
032-
"Allah'ım!
Çirkin ahlak, çirkin davranışlar ve çirkin arzulardan sana sığınırım." (Tirmizi,
Deavat 127)
033-
"Müslüman,
diğer Müslümanların elinden ve dilinden zarar görmediği kimsedir."
(Buhari, İman 4 - Müslim, İman 64)
034-
"Bizi
aldatan bizden değildir." (Müslim, İman 164)
035-
"Yeryüzünde
olanlara merhamet edin ki, Allah da size merhamet etsin." (Tirmizi, Birr
16)
036-
"Küçüğümüze
merhamet etmeyen ve büyüğümüzün hakkını bilmeyen bizden değildir."
(Tirmizi, Birr 15 - Ebu Davud, Edeb 58)
037-
"Kuvvetli
mü'min zayıf mü'minden daha hayırlı ve Allah'a daha sevgilidir. Bununla
birlikte her mü'minde hayır vardır. " (Müslim, Kader 34)
038-
"İki
nimet vardır ki, insanların çoğu bu iki nimeti değerlendirmede aldanırlar:
Sağlık ve boş vakit." (Buhari, Rikak 1 - Tirmizi, Zühd 1 - İbn Mace, Zühd
15)
039-
"Sizden
kim çirkin bir davranış görürse ona eliyle engel olsun. Buna gücü yetmezse
diliyle uyarıda bulunsun. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu
(sonuncusu) imanın en zayıf şeklidir." (Müslim, İman 78)
040-
"Allah,
sizden birinizin yaptığı işi sağlam ve güzel yapmasından memnun olur."
(Taberani, el Evsat 1/275 - Beyhaki, Şüabü'l-İman, 4/334)
Kaynak: Fikriyat
Yorumlar
Yorum Gönder