Ölümümde Benim İçin Hayat Var
Ölümümde Benim İçin Hayat Var
Seyyid Nesimî Kuddise
Sirrûh’a idam kararı veren Kadı, söz konusu idam fermanında şöyle diyordu:
“Bu öyle bir murdardır ki, kanının değdiği yer yıkanmakla temizlenmez, orayı kesip atmak gerekir.”
İdam esnasında cellat bıçağı Nesimî Kuddise Sirrûh’a vurduğunda, Nesimî Kuddise Sirrûh’tan fışkıran kan Kadı’nın üzerine, bir damlası da Kadı’nın eline geldi. Bu durum karşısında Nesimî, Kadı’ya şöyle dedi:
“Sen şerîat uğruna parmağını bile kesmezsin. Hâlbuki görüyorsun, biz onun yolunda kendi kanımızla yıkanıyoruz.”
Hâllac-ı
Mansur Kuddise Sirrûh buyurdu ki: “Allah’a kavuşmak için iki rekât namaz yeter.
Ancak böyle bir namaz için abdesti insanın kendi kanıyla almış olması gerekir.”
Mevlana
Celaleddin-i Rumi Kuddise Sirrûh buyurdu ki: “Bazı sırları açıkladığı için
Hallâc’ı dara çektiler. Eğer bizim sırlarımıza vâkıf olsaydı o bizi dara
çekerdi!”
Alâu’d Devle Kuddise
Sirrûh anlatıyor: “Hallâc-ı Mansur Kuddise Sirrûh’un mezarına gittim. Mezarın
başında gözlerimi kapattım ve murakabe yapmaya başladım. Murakabem esnasında
Hallâc Kuddise Sirrûh’un ruhunu yükseklerin en yükseğinde gördüm.
Şöyle niyaz ettim:
Rabbim bu ne haldir ki Firavun ‘Ben en yüce Rabbinizim’ ve Hallâc Kuddise Sirrûh ‘Ben Hakk’ım’ dedikleri ve her biri ilahlık davasında bulundukları halde Hallac Kuddise Sirrûh yücelerin yücesinde, Firavun ise cehennem çukurunda?
İçimden bir ses şöyle dedi: Firavun bencilliğe düştü; hep kendini görerek bizi fark edemedi.
Hallâc Kuddise Sirrûh’a gelince O, hep bizi gördüğü için kendini fark edemedi.”
Dikkat
edilirse Hallâc’ı Mansur Kuddise Sirrûh:
“Ene’l Hakk: ‘Ben Hakk’ım’ dedi. “Ben Allah’ım” demedi.”
Burada ki Hakk; gerçek ve hakikat anlamındadır. O halde mânâ “Ben Hakikatim!” olur.
Hallâc-ı
Mansur Kuddise Sirrûh buyurdu ki:
“Allah’ım! İnsanlar seni verdiğin nimetler yüzünden severler; bense seni verdiğin belâlar yüzünden severim”
Hallâc-ı
Mansur Kuddise Sirrûh ile İbn Arabi Kuddise Sirrûh arasında 318 yıl vardır.
Tecelliyat isimli eserinde İbn Arabi Kuddise Sirrûh, Hallâc-ı Mansur Kuddise Sirrûh ile manevi bir buluşmasını anlatır.
Bu buluşmasında Hallâc-ı Mansur Kuddise Sirrûh’a kendisinin neden idam edilmesine izin verdiği sorduğunda Hallâc’ı Mansur Kuddise Sirrûh gülümseyerek şöyle cevap verir:
“Mahlukâtın elleri ona (bedenime) uzanınca onu onlara bıraktım…
Zira üzerinde mahlukâtın ellerinin hükmedeceği bir evi mâmur etmekten fânî olmuştum. Ondan elimi çektim. Onlar da “Hallâc öldü” dediler. Hâlbuki Hallâc ölmedi. Sâdece ev yıkılınca içinde oturan da oradan göçtü, o kadar.”
İdam edilen
Hallâc’ı Mansur Kuddise Sirrûh son nefesini verirken ağzından Şura suresinin
18. ayetini dökülür:
“Ona inanmayanlar onun çabucak gelmesini isterler. İman edenlerse ondan ürperirler ve bilirler ki o haktır. Dikkat edin, kıyamet saati hakkında tartışıp duranlar, geri dönüşü olmayan bir sapıklığın tam içindedirler.”
“Bu öyle bir murdardır ki, kanının değdiği yer yıkanmakla temizlenmez, orayı kesip atmak gerekir.”
İdam esnasında cellat bıçağı Nesimî Kuddise Sirrûh’a vurduğunda, Nesimî Kuddise Sirrûh’tan fışkıran kan Kadı’nın üzerine, bir damlası da Kadı’nın eline geldi. Bu durum karşısında Nesimî, Kadı’ya şöyle dedi:
“Sen şerîat uğruna parmağını bile kesmezsin. Hâlbuki görüyorsun, biz onun yolunda kendi kanımızla yıkanıyoruz.”
Şöyle niyaz ettim:
Rabbim bu ne haldir ki Firavun ‘Ben en yüce Rabbinizim’ ve Hallâc Kuddise Sirrûh ‘Ben Hakk’ım’ dedikleri ve her biri ilahlık davasında bulundukları halde Hallac Kuddise Sirrûh yücelerin yücesinde, Firavun ise cehennem çukurunda?
İçimden bir ses şöyle dedi: Firavun bencilliğe düştü; hep kendini görerek bizi fark edemedi.
Hallâc Kuddise Sirrûh’a gelince O, hep bizi gördüğü için kendini fark edemedi.”
“Ene’l Hakk: ‘Ben Hakk’ım’ dedi. “Ben Allah’ım” demedi.”
Burada ki Hakk; gerçek ve hakikat anlamındadır. O halde mânâ “Ben Hakikatim!” olur.
“Allah’ım! İnsanlar seni verdiğin nimetler yüzünden severler; bense seni verdiğin belâlar yüzünden severim”
Tecelliyat isimli eserinde İbn Arabi Kuddise Sirrûh, Hallâc-ı Mansur Kuddise Sirrûh ile manevi bir buluşmasını anlatır.
Bu buluşmasında Hallâc-ı Mansur Kuddise Sirrûh’a kendisinin neden idam edilmesine izin verdiği sorduğunda Hallâc’ı Mansur Kuddise Sirrûh gülümseyerek şöyle cevap verir:
“Mahlukâtın elleri ona (bedenime) uzanınca onu onlara bıraktım…
Zira üzerinde mahlukâtın ellerinin hükmedeceği bir evi mâmur etmekten fânî olmuştum. Ondan elimi çektim. Onlar da “Hallâc öldü” dediler. Hâlbuki Hallâc ölmedi. Sâdece ev yıkılınca içinde oturan da oradan göçtü, o kadar.”
“Ona inanmayanlar onun çabucak gelmesini isterler. İman edenlerse ondan ürperirler ve bilirler ki o haktır. Dikkat edin, kıyamet saati hakkında tartışıp duranlar, geri dönüşü olmayan bir sapıklığın tam içindedirler.”
Yorumlar
Yorum Gönder