Kayıtlar

Dilimizden Düşmemesi Gereken Dualar

Dilimizden Düşmemesi Gereken Dualar   ۱ - رَبِّ إِنِّي لِمَا أَنزَلْتَ إِلَيَّ مِنْ خَيْرٍ فَقِيرٌ Okunuşu:   Rabbi innî limâ enzelte ileyye min hayrin fakîr. Anlamı:   “Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım” Kaynak:   Kasas suresi, 24. ayet   ٢ - رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِإِخْوَانِنَا الَّذِينَ سَبَقُونَا بِالْإِيمَانِ وَلَا تَجْعَلْ فِي قُلُوبِنَا غِلًّا لِّلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا إِنَّكَ رَؤُوفٌ رَّحِيمٌ ﴿١٠﴾ Okunuşu:   Rabbenâgfir lenâ ve li ihvâninâllezîne sebekûnâ bil îmâni ve lâ tec’al fî kulûbinâ gıllen lillezîne âmenû rabbenâ inneke raûfun rahîm. Anlamı:   “Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin.” Kaynak:   Haşr Suresi – 10. Ayet   ٣ - سُبْحَانَ اللَّهِ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ، وَلَا إلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَاللَّهُ أكْبرُ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إلَّ...

Neredesin ey Muhammed?

Neredesin ey Muhammed? (Vurulan Bir Kız Bır Feryad Bir Mucize)   1953 yılının 19 Kasım’ı 20 Kasına bağlayan gece. “Mevlid-i Nebevi” gecesi. Lübnan’ın güneyindeki Sayda şehrinde… Her yıl olduğu gibi, Müslümanlar Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi Vesellem’in doğum gününü kutluyordu. O dönemde Lübnan’da bu kutlamaların bir parçası da havaya ateş açmak gibi yaygın bir gelenek vardı. Ne var ki, o gün sıkılan mermilerden yorgun bir mermi, şehirde tanınmış Hristiyan bir aile olan Ğattas ailesinin genç kızının başına isabet etti. Mahalleli panikle kızı Dr. Ğassan Hammud Hastanesi’ne götürdü. Fakat doktorlar müdahalede yetersiz kaldı ve aileye: “- Durumu çok ağır, derhal Beyrut’taki Amerikan Üniversitesi Hastanesi’ne götürün.” dediler. Kız hemen Beyrut’a sevk edildi. Lübnan’ın en meşhur doktorları, Amerikalı bir tıp ekibiyle birlikte odada toplandı. Fakat kızın başındaki delik çok büyüktü, kanama her geçen dakika artıyordu. Tüm çabalar tükendi ve umutlar sönmey...

Peygamber Efendimiz Aleyhisselâm’a Salât ve Selâm

Peygamber Efendimiz Aleyhisselâm’a Salât ve Selâm ٱلسَّلَاةُ وَٱلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ ٱلسَّلَاةُ وَٱلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا حَبِيبَ اللَّهِ ٱلسَّلَاةُ وَٱلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا خَلِيلَ اللَّهِ ٱلسَّلَاةُ وَٱلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا نَبِيَّ اللَّهِ ٱلسَّلَاةُ وَٱلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا صَفِيَّ اللَّهِ ٱلسَّلَاةُ وَٱلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا خَيْرَ خَلْقِ اللَّهِ ٱلسَّلَاةُ وَٱلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا نُورَ أَرْشِ اللَّهِ ٱلسَّلَاةُ وَٱلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا أَمِينَ وَحْيِ اللَّهِ ٱلسَّلَاةُ وَٱلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مَنْ زَيَّنَهُ اللَّهُ ٱلسَّلَاةُ وَٱلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مَنْ شَرَّفَهُ اللَّهُ ٱلسَّلَاةُ وَٱلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مَنْ كَرَّمَهُ اللَّهُ ٱلسَّلَاةُ وَٱلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مَنْ أَزَّمَهُ اللَّهُ ٱلسَّلَاةُ وَٱلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مَنْ عَلَّمَهُ اللَّهُ ٱلسَّلَاةُ وَٱلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا سَيِّدَ ٱلْمُرْسَلِينَ ٱلسَّلَاةُ وَٱلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا إِمَامَ ٱلْمُتَّقِينَ ٱلسَّلَاةُ وَٱلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا خَاتَمَ ٱلنَّبِيِّينَ ٱلسَّلَاةُ وَٱلسَّلَامُ عَلَيْ...

Zina Yapmak İsteyen Genç (Mutlaka Okuyun!)

Zina Yapmak İsteyen Genç (Mutlaka Okuyun!)   Genç bir delikanlı hocasıyla istişare eder: "- Hocam ben zina yapmak istemiyorum ama artık dayanamıyorum, sokağa çıkınca gözlerime hakim olamıyorum! Allah Teâlâ rızası için bana bir tavsiye ver, zinaya düşmekten çok korkuyorum." Hoca cevap vermiş: "- Bana evinden bir kova dolusu su getir ve sakın ola ki bir damlası yere dökülmesin. Şayet dökülürse her damlasına karşılık seni sopayla döveceğim." Delikanlı itaat etmiş ve kovayla hocanın yanına gelmiş. Hoca: "- Evet evlâdım sen kovayı bana dolu olarak getirdin peki çarşıdan geçtin, kaç tane bayan gördün ve baktın?" "- Hocam ben gözümü kovadan hiç ayırmadım ki dayak yememek için!" "- Peki benden korktuğun kadar, Allah Teâlâ'dan korkmuyor musun? "- Delikanlı tövbe etmiş ve bu vesvelerin şeytandan geldiğini anlamış. Rabbimiz bu yazıyı okuyan, okumayan tüm kardeşlerimizi, ve tüm evlâtlarımızı zina denen pislikten korusun!...

Kabir Azabı Bilinseydi

Kabir Azabı Bilinseydi            Evliyayı kiramdan Seyyid Abdülhakim-i Arvasi Kuddise Sirruh hazretlerine, bir gün kabir azabından sordular.          Cevabında:          “- Kâfirlere ve günahkâr olan Müslümanlara kabirde azab vardır.”, buyurdu. Peygamberimiz Aleyhisselam; “Etini yediğiniz hayvanlar, insanların kabirde çektikleri azabı bilselerdi, üzerlerinde bir lokma et kalmaz, bir deri bir kemik kalırlardı.”. ( Deylemî ) buyurdu.          Ve ekledi:          “- Kabirdeki bu sıkıntıları, insanlar dünyadan kendileri götürürler.”          Şöyle devam etti:          “- İnsanlar, ne zaman “Allahü teâlâ gafururrahimdir, affeder.” der, emirlerini yapmazlarsa, o insanların felakette olduğu anla...

Regâib Gecesi

Regâib Gecesi   Dînimizdeki mübârek gecelerden. Recep ayının ilk Cumâ gecesidir. Bu sene 25 Aralıkı 26 Aralıka bağlayan gecedir. Receb ayı Âdem Aleyhisselâm’a beri kıymetli idi ve bu ayda muharebe etmek günah idi. Her ümmet bu aya saygı gösterirdi. Receb demek; mürecceb, muazzam, muhterem, kıymetli demektir. Receb ayının her gecesi ve Cumâ geceleri kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli olmaktadır. Allah Teâlâ, bu gecede mümin kullarına ragîbetler, yâni ihsânlar, ikrâmlar yapar. O gece yapılan duâ reddolmaz. Namaz, oruç, sadaka gibi, ibâdetlere pek çok sevap verilir. O geceye hürmet edenleri affeder. Birçok İslâm memleketinde ve Türkiye’de Peygamberimizin babası Abdullah’ın evlendiği geceye, bir asırdan beri, Regâib Kandili adı verilmektedir. Regâib kandiline böyle mânâ vermek doğru değildir. Peygamber efendimiz Rebîülevvel ayının on ikisinde doğdu. Abdullah’ın evlendiği geceye Regâib gecesi denildiği taktirde, Peygamberimizin dokuz aydan ö...

Seni Bu Eve Kim Koydu?

Seni Bu Eve Kim Koydu?   İbrâhim Aleyhisselâm’ın ibâdet ettiği bir evi vardı. Bir gün evden çıkıp kapıyı kilitledi ve bir müddet sonra döndü. Kapıyı açıp girince, içeride birisinin oturduğunu gördü. "- Bu eve seni kim koydu?" diye sorunca, o şahıs: "- Ev sâhibi koydu!" diye cevap verdi. "- Ev sâhibi benim. Ben seni içeri koymadım!" deyince de; "- Senden ve benden başka bir sâhib vardır. O her şeyin sâhibidir." dedi. Bunun üzerine oturanın melek olduğunu anladı. "- Kimsin?" diye sordu ve Melek-ül-mevt, yâni ölüm meleği Hz. Azrail Aleyhisselâm olduğunu öğrendi. Sonra İbrâhim Aleyhisselâm: "- Mü’minlerin rûhunu nasıl alırsın bana göster!" buyurdu. Azrâil Aleyhisselâm: "- Mübârek yüzünü yan tarafa çevir!" dedi. Yüzünü çevirince gayet güzel bir sûret gördü. Hiç öyle güzel yüz görmemişti. Bunun üzerine: "- Ey Azrail! Eğer ölen bir kimseye bu suret gösterilirse ona kâfidir!" buyurdu. ...