Müslümanın Derdiyle Dertlenmek
Müslümanın Derdiyle Dertlenmek
Bismillahirrahmanirrahim
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
"Müminler ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki rahmete eresiniz." (Hucurât Suresi, 49/10)
Yine Rabbimiz şöyle buyuruyor:
"İyilik ve takvâ üzerinde yardımlaşın; günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın." (Mâide Suresi, 5/2)
İslâmiyet, insanı sadece kendi hayatından
sorumlu tutan bir din değildir. Müslüman, yalnızca kendi ibadetini düşünen,
kendi ailesiyle ilgilenen, kendi huzurunu arayan bir kimse değildir. O, aynı
zamanda ümmetin bir ferdidir. Dünyanın neresinde olursa olsun bir müminin
sevinciyle sevinir, acısıyla üzülür.
Çünkü iman, sadece dil ile söylenen bir söz
değil; kalpte hissedilen, hayata yansıyan bir kardeşlik şuurudur.
Rasûlullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem
buyuruyor:
"Müminler; birbirlerini sevmede,
birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede tıpkı bir beden gibidir. Bedenin bir
organı rahatsız olursa diğer organlar da uykusuzluk ve ateşle ona iştirak
eder." (Müslim, Birr, 66)
Bir beden düşünelim…
Ayağımıza küçücük bir diken batsa sadece ayağımız mı rahatsız olur?
Hayır.
Gözümüz uyuyamaz. Başımız ağrır. Elimiz hemen yardıma koşar. Bütün beden o acıyı paylaşır.
İşte iman da böyledir.
Gazze'de, Doğu Türkistan'da, Arakan'da,
Suriye'de, Afrika'da veya dünyanın herhangi bir köşesinde bir mümin zulüm
görüyorsa, gerçek müminin yüreği bundan etkilenir. Elinden bir şey gelmiyorsa
bile duasını eksik etmez. Çünkü dua da müminin silahıdır.
Allah Teâlâ müminleri şöyle tarif ediyor:
"Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin velileridir; iyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar." (Tevbe Suresi, 9/71)
Demek ki mümin, kardeşinin derdiyle ilgilenmeyi imanının bir parçası olarak görmelidir.
Kardeşlik Sadece Sözle Olmaz
Bugün "Ümmetiz" diyoruz.
"Kardeşiz" diyoruz.
Fakat kardeşliğimiz ne kadar hayatımıza yansıyor?
Komşumuz açken haberimiz oluyor mu?
Yetimleri ziyaret ediyor muyuz?
Borçlu kardeşimize destek oluyor duyğumuzla el uzatıyor muyuz?
Hasta ziyaretine gidiyor muyuz?
Dargınların arasını buluyor duyğumuzla barıştırıyor muyuz?
Bir mazlum için gözyaşı döküyor muyuz?
Yoksa bütün gayemiz kendi rahatımız mı?
Rasûlullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem
buyuruyor:
"Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir." (Hâkim, Müstedrek, II, 15)
Yine buyuruyor:
"Kim bir Müslümanın dünya sıkıntılarından bir sıkıntıyı giderirse Allah da kıyamet günü onun sıkıntılarından birini giderir... Kul, kardeşinin yardımında olduğu sürece Allah da onun yardımcısı olur." (Ebû Dâvûd, Edeb, 60; Müslim, Zikir, 38)
Ne büyük müjde...
Sen kardeşinin yardımına koşarsan Allah da senin yardımına koşacaktır.
İyiliğin Küçüğü Olmaz
Bazıları yardım denilince yalnızca para vermeyi anlıyor.
Hâlbuki bazen bir tebessüm sadakadır.
Bazen güzel bir söz sadakadır.
Bazen bir hastayı ziyaret etmektir.
Bazen yaşlı birinin yükünü taşımaktır.
Bazen bir öğrencinin eğitimine destek olmaktır.
Bazen bir yetimin başını okşamaktır.
Rasûlullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem buyuruyor:
"Her iyilik bir sadakadır." (Tirmizî, Birr, 45)
Ve yine buyuruyor:
"Din kardeşini güler yüzle karşılama
şeklinde olsa bile hiçbir iyiliği küçük görme." (Müslim, Birr, 144)
Allah katında küçük görülen değil, ihlâsla yapılan amel değerlidir.
Gerçek İman Nasıl Anlaşılır?
Rasûlullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem buyuruyor:
"Sizden biri kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için de istemedikçe gerçek anlamda iman etmiş olamaz." (Buhârî, Îmân, 7)
Ve yine buyuruyor:
"İman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de gerçek anlamda iman etmiş olamazsınız." (Müslim, Îmân, 93)
Demek ki iman güçlendikçe merhamet artar.
Merhamet arttıkça yardımlaşma artar.
Yardımlaşma arttıkça ümmet güçlenir.
Hikmet Ehli Zatlar Ne Buyuruyor?
Hasan-ı Basrî Rahmetullahi Aleyh şöyle buyurmuştur:
"Mümin, insanların derdiyle dertlenir; münafık ise yalnız kendi menfaatini düşünür."
Abdülkadir Geylânî Rahmetullahi Aleyh buyuruyor:
"İnsanların en hayırlısı, insanlara faydası dokunandır."
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Rahmetullahi Aleyh şöyle
der:
"Merhamette güneş gibi ol."
Bu sözler, Kur'an ve Sünnet'in öğrettiği
kardeşlik ahlâkının farklı ifadeleridir.
Kendimize Soralım
Bir mümin ağlarken ben rahat uyuyabiliyor duyğumla uyuyor muyum?
Bir yetim üşürken benim vicdanım sızlıyor mu?
Bir mazlum için dua ediyor duyğumla el açıyor muyum?
İmkânım varsa infak ediyor muyum?
Bilgim varsa öğretiyor duyğumla paylaşıyor muyum?
Gücüm varsa yardım ediyor duyğumla koşuyor muyum?
Hiçbir şeye gücüm yetmiyorsa gecenin bir
vaktinde ellerimi açıp ümmet-i Muhammed için dua ediyor duyğumla yalvarıyor
duyğumla yakarıyor muyum?
Eğer bunları yapmıyorsak, iman kardeşliğimizi yeniden gözden geçirmemiz gerekir.
Rasûlullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem şöyle
buyurmuştur:
"Müslümanların derdini kendine dert edinmeyen onlardan değildir." (Hâkim, Müstedrek, IV, 352; Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat)
Bu rivayetin senedi hakkında farklı
değerlendirmeler yapılmış olsa da, ifade ettiği mânâ; Kur'an-ı Kerim'deki müminlerin
kardeşliği, yardımlaşma emri ve sahih hadislerde bildirilen merhamet
anlayışıyla bütünüyle uyumludur.
Dualarla Birlikte Fiilî Adımlar
Ümmetin derdiyle dertlenmek yalnızca dilde kalan temennilerden ibaret olmamalıdır. Hakiki dertlenmek, samimi duaları fiilî adımlarla taçlandırmaktır.
Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem
bu hususta sorumluluğumuzun derecelerini şöyle haber vermektedir:
"Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin ki bu da imanın en zayıf derecesidir." (Müslim, Îmân, 78)
İşte bu sebeple mümin;
Eliyle imkân verip mazlumun elinden tutmalı,
Diliyle ve kalemiyle hakikati haykırıp mazlumun sesi olmalı,
Kalbiyle de kötülüğe rıza göstermeyip daima hayrın yanında durmalıdır.
Komşuluk ve Akrabalık Hukuku
Ümmet bilinci en yakın daireden, yani aileden, akrabadan ve komşudan başlar. Yakınındaki bir fukaranın açlığını görmezden gelip uzak diyarlara merhamet taslamak samimiyetten uzaktır.
Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurur:
"Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin..." (Nisâ Suresi, 4/36)
Rasûlullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem ise
komşuluk hakkının ehemmiyetini şöyle vurgulamıştır:
"Cebrail bana komşu hakkını o kadar çok
tavsiye etti ki, onu komşuya mirasçı kılacak sandım." (Buhârî, Edeb, 28;
Müslim, Birr, 140)
Dertlenmek; kapı komşumuzun halini sormak,
akrabamızın darlığını ferahlatmak ve mahallemizdeki yetimin başını okşamakla
başlar.
Kardeşliğe Manevi Bir Engel: Haset ve Gıybet
Birlik ve beraberliği zedeleyen en büyük tehlike, kardeşler arasındaki haset, kin, gıybet ve suizan hastalıklarıdır. Kardeşinin derdiyle dertlenmek isteyen bir gönül, öncelikle din kardeşine karşı kalbini temizlemelidir.
Yüce Rabbimiz uyarmaktadır:
"Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin (gıybetini yapmasın)..." (Hucurât Suresi, 49/12)
Rasûlullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem de şöyle
buyurur:
"Birbirinize haset etmeyin, birbirinize kin tutmayın, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah'ın kulları, kardeş olun!" (Buhârî, Edeb, 57; Müslim, Birr, 23)
Gönlünde kardeşine karşı kin ve haset taşıyan
bir insan, onun derdiyle samimiyetle dertlenemez.
Son Söz
Müslüman sadece kendi evinin değil, ümmetin de insanıdır.
Eliyle yardım edebiliyorsa etmelidir.
Malıyla yardım edebiliyorsa infak etmelidir.
Diliyle destek olabiliyorsa güzel söz söylemelidir.
Kalemiyle faydalı olabiliyorsa yazmalıdır.
Hiçbirine gücü yetmiyorsa samimiyetle dua etmelidir.
Çünkü mümin, kardeşinin derdine kayıtsız kalamaz.
Allah Teâlâ bizlere ümmet-i Muhammed'in
sevinciyle sevinen, acısıyla üzülen, imkânı ölçüsünde kardeşlerine destek olan,
merhamet sahibi kullardan olmayı nasip eylesin.
"Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma. Rabbimiz! Şüphesiz Sen çok şefkatli, çok merhametlisin." (Haşr Suresi, 59/10)
Âmin.
Hoşça kalın, dostça kalın, Allah Teâlâ'ya
emanet olunuz efendim.
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
"Müminler ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki rahmete eresiniz." (Hucurât Suresi, 49/10)
"İyilik ve takvâ üzerinde yardımlaşın; günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın." (Mâide Suresi, 5/2)
Ayağımıza küçücük bir diken batsa sadece ayağımız mı rahatsız olur?
Hayır.
Gözümüz uyuyamaz. Başımız ağrır. Elimiz hemen yardıma koşar. Bütün beden o acıyı paylaşır.
İşte iman da böyledir.
"Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin velileridir; iyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar." (Tevbe Suresi, 9/71)
Demek ki mümin, kardeşinin derdiyle ilgilenmeyi imanının bir parçası olarak görmelidir.
Bugün "Ümmetiz" diyoruz.
"Kardeşiz" diyoruz.
Fakat kardeşliğimiz ne kadar hayatımıza yansıyor?
Komşumuz açken haberimiz oluyor mu?
Yetimleri ziyaret ediyor muyuz?
Borçlu kardeşimize destek oluyor duyğumuzla el uzatıyor muyuz?
Hasta ziyaretine gidiyor muyuz?
Dargınların arasını buluyor duyğumuzla barıştırıyor muyuz?
Bir mazlum için gözyaşı döküyor muyuz?
Yoksa bütün gayemiz kendi rahatımız mı?
"Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir." (Hâkim, Müstedrek, II, 15)
"Kim bir Müslümanın dünya sıkıntılarından bir sıkıntıyı giderirse Allah da kıyamet günü onun sıkıntılarından birini giderir... Kul, kardeşinin yardımında olduğu sürece Allah da onun yardımcısı olur." (Ebû Dâvûd, Edeb, 60; Müslim, Zikir, 38)
Sen kardeşinin yardımına koşarsan Allah da senin yardımına koşacaktır.
Bazıları yardım denilince yalnızca para vermeyi anlıyor.
Hâlbuki bazen bir tebessüm sadakadır.
Bazen güzel bir söz sadakadır.
Bazen bir hastayı ziyaret etmektir.
Bazen yaşlı birinin yükünü taşımaktır.
Bazen bir öğrencinin eğitimine destek olmaktır.
Bazen bir yetimin başını okşamaktır.
Rasûlullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem buyuruyor:
"Her iyilik bir sadakadır." (Tirmizî, Birr, 45)
Allah katında küçük görülen değil, ihlâsla yapılan amel değerlidir.
Rasûlullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem buyuruyor:
"Sizden biri kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için de istemedikçe gerçek anlamda iman etmiş olamaz." (Buhârî, Îmân, 7)
"İman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de gerçek anlamda iman etmiş olamazsınız." (Müslim, Îmân, 93)
Merhamet arttıkça yardımlaşma artar.
Yardımlaşma arttıkça ümmet güçlenir.
Hasan-ı Basrî Rahmetullahi Aleyh şöyle buyurmuştur:
"Mümin, insanların derdiyle dertlenir; münafık ise yalnız kendi menfaatini düşünür."
"İnsanların en hayırlısı, insanlara faydası dokunandır."
"Merhamette güneş gibi ol."
Bir mümin ağlarken ben rahat uyuyabiliyor duyğumla uyuyor muyum?
Bir yetim üşürken benim vicdanım sızlıyor mu?
Bir mazlum için dua ediyor duyğumla el açıyor muyum?
İmkânım varsa infak ediyor muyum?
Bilgim varsa öğretiyor duyğumla paylaşıyor muyum?
Gücüm varsa yardım ediyor duyğumla koşuyor muyum?
Eğer bunları yapmıyorsak, iman kardeşliğimizi yeniden gözden geçirmemiz gerekir.
"Müslümanların derdini kendine dert edinmeyen onlardan değildir." (Hâkim, Müstedrek, IV, 352; Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat)
Ümmetin derdiyle dertlenmek yalnızca dilde kalan temennilerden ibaret olmamalıdır. Hakiki dertlenmek, samimi duaları fiilî adımlarla taçlandırmaktır.
"Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin ki bu da imanın en zayıf derecesidir." (Müslim, Îmân, 78)
Eliyle imkân verip mazlumun elinden tutmalı,
Diliyle ve kalemiyle hakikati haykırıp mazlumun sesi olmalı,
Kalbiyle de kötülüğe rıza göstermeyip daima hayrın yanında durmalıdır.
Ümmet bilinci en yakın daireden, yani aileden, akrabadan ve komşudan başlar. Yakınındaki bir fukaranın açlığını görmezden gelip uzak diyarlara merhamet taslamak samimiyetten uzaktır.
"Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin..." (Nisâ Suresi, 4/36)
Birlik ve beraberliği zedeleyen en büyük tehlike, kardeşler arasındaki haset, kin, gıybet ve suizan hastalıklarıdır. Kardeşinin derdiyle dertlenmek isteyen bir gönül, öncelikle din kardeşine karşı kalbini temizlemelidir.
"Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin (gıybetini yapmasın)..." (Hucurât Suresi, 49/12)
"Birbirinize haset etmeyin, birbirinize kin tutmayın, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah'ın kulları, kardeş olun!" (Buhârî, Edeb, 57; Müslim, Birr, 23)
Müslüman sadece kendi evinin değil, ümmetin de insanıdır.
Eliyle yardım edebiliyorsa etmelidir.
Malıyla yardım edebiliyorsa infak etmelidir.
Diliyle destek olabiliyorsa güzel söz söylemelidir.
Kalemiyle faydalı olabiliyorsa yazmalıdır.
Hiçbirine gücü yetmiyorsa samimiyetle dua etmelidir.
Çünkü mümin, kardeşinin derdine kayıtsız kalamaz.
"Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma. Rabbimiz! Şüphesiz Sen çok şefkatli, çok merhametlisin." (Haşr Suresi, 59/10)
Hazırlayan:
Fakir Kardeşiniz
Yaşar Akkaş
Yorumlar
Yorum Gönder