Müslüman Böyle Yapmaz: Vurdumduymaz Olmaz!
Müslüman Böyle Yapmaz: Vurdumduymaz Olmaz!
Ümmet Bir Bendedir
Müslüman; başta Filistin ve Gazze olmak üzere
Doğu Türkistan’dan Yemen’e, Suriye’den Arakan’a kadar tüm İslâm coğrafyasında
kanı dökülen, evleri yıkılan, iffet ve haysiyetleri çiğnenen kardeşlerinin
acılarına karşı asla vurdumduymaz, tepkisiz ve gamsız olamaz.
O; ümmetin derdiyle dertlenen, zalimin
karşısında elif gibi dimdik durup kardeşine kalkan ve siper olan asil bir
imanın sahibidir. Müslüman, zulüm altındaki kardeşlerinin çığlığını duymazdan
gelemez; hakkı savunmak, adaleti gözetmek ve mazlumun elinden tutmak
zorundadır. Bu duruş, basit bir kişisel tercih değil; inancın, izzetin ve
insanlığın açık bir emridir.
Zulme Taraf Olmak ve Vicdanı Satışa Çıkarmak
Zulüm altındaki kardeşlerimiz feryat ederken,
anaların ve çocukların feryatları arşı titretirken; onların katillerini
finansal olarak besleyen, silahlara mermi, bombalara sermaye sağlayan
markalardan ve konfordan vazgeçememek büyük bir vebaldir. Bu umursamazlığı
"Altı üstü küçük bir alışveriş, ne değişir ki?" diyerek basite almak
ise derin bir vicdani ve ahlaki çöküştür.
Müslüman; kendi şahsi damak tadını, geçici
konforunu ve rahatını, kardeşinin canından ve namusundan üstün tutamaz.
Mazlumun yanında durup safını belli etmek yerine; harcadığı parayla zalimin
zulüm çarkına yağ sürmek, Müslümanın asil ahlakıyla ve imanın izzetiyle asla
bağdaşmaz.
Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerîm’de zalimlere ve
zulme meyil göstermenin tehlikesini şöyle bildirir:
"Zalimlerin yanında yer almayın, onlara
meyletmeyin; yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostunuz yoktur,
sonra O’ndan da yardım göremezsiniz." (Hûd Suresi, 11/113)
İsmail Hakkı Bursevî Hazretleri bu ayetin
tefsirinde der ki:
"Zalime rıza göstermek zulümdür. Zalimin
çarkı dönsün diye ona bir dirhem dahi katkıda bulunan, o zulmün ortağı
sayılır."
İmanın Şiarı: Kardeşlik Hukuku ve Boykot Şuurı
Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem
müminlerin birbirine olan bağlılığını ve duyarsızlığın imandaki tehlikesini şu
nebevi ölçülerle beyan buyurmuştur:
"Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse
kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki merhamet
olunasınız." (Hucurât Suresi, 49/10)
"Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir. Ona
zulmetmez, haksızlık yapmaz ve onu düşmana teslim etmez..." (Buhârî,
Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 32)
"Müminlerin karşılıklı sevgi, merhamet ve
şefkat göstermedeki misali bir beden gibidir. Bedenin bir uzvu
rahatsızlandığında, diğer uzuvlar da uykusuzluk ve humma ile onun sancısını
paylaşır." (Buhârî, Edep, 27; Müslim, Birr, 66)
"Müslümanların derdiyle dertlenmeyen,
onlardan değildir." (Hâkim, Müstedrek, IV, 352)
Bu hadis-i şerifler açıkça gösteriyor ki;
kardeşin ciğeri yanarken gamsız kalabilen bir kalbin iman bağı zayıflamış
demektir. Boykot, basit bir iktisadi tercih değil; kalbi ve fiili bir taraf
seçme mücadelesidir.
Müminin Sorumluluk ve Eylemleri
Sadece üzülmek yetmez; imanın gereği olan
duruşu somut adımlarla hayata geçirmek gerekir. Bu noktada her Müslümanın
üstlenmesi gereken temel eylemler şunlardır:
Bilinçli Olmak:
Yaşanan katliamları ve gelişmeleri yakından
takip eder; olayları unutmaz, unutulmasına izin vermez ve zamanla gündemin
kanıksanmasına asla müsaade etmez.
Yardım Etmek:
Duasıyla, duha vakti niyazıyla, infakıyla,
nakdi ve ayni yardımlarıyla elindeki tüm maddi ve manevi imkânları seferber
ederek mazlumların yanında saf tutar.
Hakkı Haykırmak:
Bulunduğu her ortamda, sosyal medyada veya
meclislerde zulme karşı sessiz kalmaz; nezaket ve kararlılıkla adaleti ve hakikati
savunur.
Birlik Olmak:
Kardeşlik bağını süslü kelimelerle veya
sloganlarla değil; güçlü bir dayanışma, ortak hareket ve sarsılmaz bir ümmet
şuuru ile somutlaştırır.
Dik Duruş ve İyiliği Emretmek (Tavır Koyma
Görevi)
Görevimiz; ailemizde, çevremizde, iş yerimizde
veya şahit olduğumuz herhangi bir ortamda, dökülen Müslüman kanını
umursamayarak zalime finansal güç veren ürünleri bile isteye tüketen ve bu
duyarsızlığı normalleştirmeye çalışan bir zihniyet gördüğümüzde net ve kararlı
bir duruş sergilemektir.
Hiçbir kabalık yapmadan, fakat imanın izzetine
yakışır bir nezaket ve kararlılıkla şöyle haykırmalıyız:
“Zalimin finansörüne verdiğin her kuruş,
kardeşine sıkılan kurşuna destektir.”. “Kardeşine Sırt Çevirmek Bize Yakışmaz!”
Unutma! Şahsınla, dilinle veya paranla yaptığın
bu duruş, çağın en büyük hayır ve hakikat mücadelelerinden biridir.
Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem buyurur:
"Sizden biri bir kötülük gördüğünde onu
eliyle düzeltsin; buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse
kalbiyle buğz etsin ki bu imanın en zayıf derecesidir." (Müslim, Îmân, 78)
Hikmet Ehlinin Uyanış Çağrısı
İslam alimleri ve fikir adamları, zulme karşı
duyarsız kalan fertlerin ve toplumların akıbeti konusunda insanlığı defalarca uyarmışlardır:
İmam Gazâlî (rahimehullah):
"Zalime yardım eden, sadece zulme değil,
kendi felaketine de zemin hazırlar. Parasını zalimin malına yatıran, dininin
bereketsizleşmesine razı olmuş demektir."
Mehmet Âkif Ersoy:
"Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta
ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
'Adam tıkla geç de git!' diyemem, aldırırım:
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar
kaldırırım!"
Necip Fazıl Kısakürek:
“Yıkılasın İsrail,
Enkazını göreyim!
Sana ülke diyenin;
Yüzüne tüküreyim!”
şuuruyIa, zalimin mülküne ve gücüne bir çakıl
taşı dahi taşımamak müminin haysiyet borcudur.
“Bunca zulüm yanınıza kâr
kalır mı sanırsınız?
Ey Firavun’un çocukları!
kendinizi ne sanırsınız?
Bu Ümmetin çocukları,
elbet uyanacak bir gün;
İşte o zaman kaçacak yer ararsınız…”
Sonuç
Müslüman, zilleti ve vurdumduymazlığı kabul
etmeyen adamdır. Tükettiği her üründe, attığı her adımda "Bu harcadığım
para kime gidiyor? Kardeşimin ahı var mı?" sorusunu sormayan bir bilinç,
medeniyet inşa edemez.
Gevşemeyeceğiz, mahzun olmayacağız,
alışmayacağız ve bu vurdumduymazlık çarkını rızamızla döndürmeyeceğiz! Bizler
iyiliğin, adaletin ve mazlum kardeşlerimizin yanında saf tutmaya devam
edeceğiz.
Dua
Allah'ım! Kalplerimizi ümmetin derdiyle
dertlenen samimi kalplerden eyle. Bizleri zalimlerin ve zulmün hiçbir türüne
yardımcı kılma; ayaklarımızı hak ve adalet üzere sabit eyle.
Bizi, ailemizi ve nesillerimizi gafletten,
vurdumduymazlıktan ve bencillikten muhafaza buyur. Filistin’de, Gazze’de ve
yeryüzünün dört bir yanında zulüm gören kardeşlerimize nusretinle yardım eyle,
katillerini ve destekçilerini kahreyle.
Âmin!
Hoşça kalın, dostça kalın, Allah Teâlâ'ya
emanet olunuz efendim.
Hazırlayan:
Fakir Kardeşiniz
Yaşar Akkaş
Yorumlar
Yorum Gönder