İnsanlığın Kurtuluş Reçetesi: İslâm’ın Yüce Gayeleri
İnsanlığın Kurtuluş Reçetesi:
İslâm’ın Yüce Gayeleri
(Kur'ân-ı Kerîm ve Sünnet Işığında)
Takdim
Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah Teâlâ’ya; salât ve selâm O’nun Rasûlü Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e olsun.
İslâm, yalnızca bir inanç sistemi
değil; insanın düşüncesini, ahlâkını, ibadetini ve toplum hayatını kuşatan
ilâhî bir nizamdır. Bu nizamın her hükmü hikmetlidir ve insanı dünya ile ahiret
saadetine ulaştırmayı hedefler.
Kur'ân-ı Kerîm ve sünnet-i
seniyye dikkatle incelendiğinde, İslâm’ın temel gayelerinin belli esaslar
etrafında toplandığı görülür. Bu gayeler hem bireyin hem toplumun ıslahını,
insanın yaratılış gayesine uygun bir hayat sürmesini ve nihayet ebedî kurtuluşa
ulaşmasını hedefler.
Bu risalenin amacı, İslâm’ın bu
yüce gayelerini Kur'ân-ı Kerim ve Sünnet ışığında özet olarak ortaya koymaktır.
01. Her Türlü Şirki Ortadan
Kaldırıp Tevhid’i Hâkim Kılmak
Tevhid: İslâmın en birinci gayesi; her türlü şirki (Allah'a ortak koşma inancını) ortadan kaldırıp, Tevhid'i hakim kılmaktır. İslam'a girişin anahtarı olan Kelime-i Tevhid yani "Lâ ilâhe illâllah Muhammedün Resûlullah" (Allah'tan başka ilâh yoktur, Muhammed O'nun elçisidir.) cümlesi, bu inancın sözlü beyanı ve kalbî tasdikidir.
İslâm’ın en temel gayesi;
yalnızca Allah Teâlâ’yı ilâh ve rab olarak tanımak, O’na hiçbir şeyi ortak
koşmamak, bütün bâtıl ilâhları, putları ve tâğutları reddetmek ve Hz. Muhammed
Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Allah’ın kulu ve Rasûlü olduğuna iman etmektir.
Tevhid, insanı kula kulluktan kurtararak yalnızca Allah Teâlâ’ya kulluğa
yöneltir. İslâm’ın inanç, ahlâk ogle hayat nizamı bu esas üzerine kurulur.
Allah Teâlâ buyuruyor ki:
“Andolsun ki biz her ümmete, ‘Allah’a kulluk edin ve tâğuttan sakının!’ diye bir peygamber gönderdik.” (Nahl, 16/36)
Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve
Sellem buyurdu ki:
“Allah’ın kulları üzerindeki hakkı, O’na ibadet etmeleri ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır.” (Buhârî, Müslim)
02. İnsanlara Hem Dünya Hem de
Ahiret Saadeti Kazandırmak
İslâm, insanı sadece ahiret için değil, dünya hayatında da huzur, güven ve istikamet içinde yaşatmayı hedefler. Dünya ile ahiret arasında denge kurar ve hayatı bir bütün olarak ele alır. Gerçek kurtuluş, Allah Teâlâ’nın rızasını kazanarak ebedî saadete ulaşmaktır.
Allah Teâlâ buyuruyor ki:
“Allah’ın sana verdiğinden ahiret yurdunu iste; dünyadan da nasibini unutma…” (Kasas, 28/77)
“Rabbimiz! Bize dünyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru.” (Bakara, 2/201)
Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve
Sellem buyurdu ki:
“Güçlü mümin, Allah katında zayıf müminden daha hayırlı ve daha sevimlidir. Sana fayda veren şeye yönel, Allah’tan yardım iste ve acizlik gösterme.” (Müslim)
03. Allah Teâlâ’ya Kulluğu ve
Samimi İbadeti Hâkim Kılmak
İnsan, Allah Teâlâ’ya kulluk etmek için yaratılmıştır. İbadet, yalnızca şekli amellerden ibaret olmayıp, Allah’ın rızasını gözeterek yapılan her salih davranışı kapsar.
Allah Teâlâ buyuruyor ki:
“Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zâriyât, 51/56)
Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve
Sellem buyurdu ki:
“Ameller ancak niyetlere göredir.” (Buhârî, Müslim)
04. Her Türlü Zulmü Ortadan
Kaldırıp Adaleti Hâkim Kılmak
İslâm, hayatın her alanında adaleti tesis etmeyi emreder. Adalet, hak sahibine hakkını vermek ve zulmün her türlüsünden uzak durmaktır.
Allah Teâlâ buyuruyor ki:
“Şüphesiz Allah adaleti, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emreder…” (Nahl, 16/90)
Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve
Sellem buyurdu ki:
“Zulümden sakının. Çünkü zulüm kıyamet gününde karanlıklardır.” (Müslim)
05. Her Türlü Ahlâksızlığı
Ortadan Kaldırıp Güzel Ahlâkı Hâkim Kılmak
İslâm, insanı ahlâken olgunlaştırmayı ve toplumda faziletleri yaymayı hedefler. Güzel ahlâk, imanla doğrudan bağlantılıdır.
Allah Teâlâ buyuruyor ki:
“Şüphesiz sen yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem, 68/4)
Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve
Sellem buyurdu ki:
“Ben ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” (Muvatta)
06. Sınıfsal ve Irksal
Asabiyeti Ortadan Kaldırıp Kardeşliği Hâkim Kılmak
İslamiyet’te ırkçılık (asabiyet), kesin bir dille yasaklanmış ve haram kılınmıştır. İslam, üstünlüğü soy, sop veya ırk gibi insanın elinde olmayan unsurlara değil, tamamen ahlaki ve kalbi bir hassasiyet olan takvaya bağlamıştır.
Allah Teâlâ buyuruyor ki:
“Şüphesiz müminler kardeştir.” (Hucurât, 49/10)
“Allah katında en üstün olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır.” (Hucurât, 49/13)
Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve
Sellem Veda Hutbesi'nde buyurdu ki:
"Ey insanlar! Rabbiniz birdir, babanız da birdir. Hepiniz Adem'lerdensiniz, Adem ise topraktandır. Arap'ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap'a, beyazın siyaha, siyahın da beyaza takva dışında bir üstünlüğü yoktur." (Ahmed bin Hanbel, el-Müsned, c. 41, s. 250, Hadis No: 23489 - Beyhakî, Şuabü'l-Îmân, c. 4, s. 289, Hadis No: 5137 - Câhiz, el-Beyân ve't-Tebyîn, c. 2, s. 33 - Ebu Nuaym el-İsfahânî, Hilyetü'l-Evliyâ, c. 3, s. 100)
07. İyiliği Yaymak, Kötülüğü
Engellemeye Çalışmak
Mümin, iyiliğin yayılması ve kötülüğün engellenmesi için sorumluluk taşır. Bu görev, hikmet ve güzel öğüt ile yerine getirilir.
Allah Teâlâ buyuruyor ki:
“Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarsınız.” (Âl-i İmrân, 3/110)
Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve
Sellem buyurdu ki:
“Sizden kim bir kötülük görürse onu değiştirsin…” (Müslim)
08. Canı, Dini, Aklı, Nesli ve
Malı Korumak
İslâm, insanın temel haklarını korumayı esas alır. Bu beş esas (Zarûrât-ı Diniyye), dinin korunmasını hedeflediği temel değerlerdir.
Allah Teâlâ buyuruyor ki:
“Kim bir canı haksız yere öldürürse bütün insanları öldürmüş gibidir…” (Mâide, 5/32)
Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve
Sellem buyurdu ki:
“Kanlarınız, mallarınız ve ırzlarınız birbirinize haramdır.” (Buhârî, Müslim)
09. İlim, Hikmet ve Tefekkürü Yaygınlaştırmak
İslâm, ilmi teşvik eder ve düşünmeyi ibadet seviyesine yükseltir. İlim, insanı hakikate ulaştıran en önemli yoldur.
Allah Teâlâ buyuruyor ki:
“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 39/9)
Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve
Sellem buyurdu ki:
“Kim ilim öğrenmek için bir yola girerse Allah ona cennetin yolunu kolaylaştırır.” (Müslim)
10. İnsan Onurunu, Fıtratı ve
Temel Hakları Korumak
İnsan, Allah Teâlâ tarafından şerefli kılınmış bir varlıktır. İslâm, insanın fıtratını korumasını ve onurlu bir hayat sürmesini hedefler.
Allah Teâlâ buyuruyor ki:
“Andolsun, biz Âdemoğullarını şerefli kıldık.” (İsrâ, 17/70)
Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve
Sellem buyurdu ki:
“Müslüman, elinden ve dilinden insanların güvende olduğu kimsedir.” (Buhârî, Müslim)
11. Ölümden Sonra Yok Oluş
Düşüncesini Ortadan Kaldırıp Ahiret İnancını Hâkim Kılmak
İslâm’a göre ölüm, yok oluş değil; ebedî hayatın başlangıcıdır. Ahiret inancı, insana sorumluluk ve hesap bilinci kazandırır.
Allah Teâlâ buyuruyor ki:
“Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.” (Ankebût, 29/57)
Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve
Sellem buyurdu ki:
“Akıllı kişi, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışandır.” (Tirmizî)
Son Söz
İslâm’ın bütün emir ve yasakları, insanı sıkıntıya sokmak için değil; onu dünya ve ahiret saadetine ulaştırmak için gönderilmiştir. Tevhid, adalet, ahlâk, ilim ve kardeşlik üzerine kurulan bir hayat; insanlık için gerçek huzurun kaynağıdır.
Yüce Allah’tan niyazımız,
bizleri bu hakikatleri anlayan, yaşayan ve insanlığa güzel örnek olan
kullarından eylemesidir.
Âmîn! Allahümme âmîn! Vel hamdü
lillâhi Rabbel âlemin!
Hazırlayan Fakir Kardeşiniz:
Yaşar Akkaş
(Kur'ân-ı Kerîm ve Sünnet Işığında)
Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah Teâlâ’ya; salât ve selâm O’nun Rasûlü Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e olsun.
Tevhid: İslâmın en birinci gayesi; her türlü şirki (Allah'a ortak koşma inancını) ortadan kaldırıp, Tevhid'i hakim kılmaktır. İslam'a girişin anahtarı olan Kelime-i Tevhid yani "Lâ ilâhe illâllah Muhammedün Resûlullah" (Allah'tan başka ilâh yoktur, Muhammed O'nun elçisidir.) cümlesi, bu inancın sözlü beyanı ve kalbî tasdikidir.
“Andolsun ki biz her ümmete, ‘Allah’a kulluk edin ve tâğuttan sakının!’ diye bir peygamber gönderdik.” (Nahl, 16/36)
“Allah’ın kulları üzerindeki hakkı, O’na ibadet etmeleri ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır.” (Buhârî, Müslim)
İslâm, insanı sadece ahiret için değil, dünya hayatında da huzur, güven ve istikamet içinde yaşatmayı hedefler. Dünya ile ahiret arasında denge kurar ve hayatı bir bütün olarak ele alır. Gerçek kurtuluş, Allah Teâlâ’nın rızasını kazanarak ebedî saadete ulaşmaktır.
“Allah’ın sana verdiğinden ahiret yurdunu iste; dünyadan da nasibini unutma…” (Kasas, 28/77)
“Rabbimiz! Bize dünyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru.” (Bakara, 2/201)
“Güçlü mümin, Allah katında zayıf müminden daha hayırlı ve daha sevimlidir. Sana fayda veren şeye yönel, Allah’tan yardım iste ve acizlik gösterme.” (Müslim)
İnsan, Allah Teâlâ’ya kulluk etmek için yaratılmıştır. İbadet, yalnızca şekli amellerden ibaret olmayıp, Allah’ın rızasını gözeterek yapılan her salih davranışı kapsar.
“Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zâriyât, 51/56)
“Ameller ancak niyetlere göredir.” (Buhârî, Müslim)
İslâm, hayatın her alanında adaleti tesis etmeyi emreder. Adalet, hak sahibine hakkını vermek ve zulmün her türlüsünden uzak durmaktır.
“Şüphesiz Allah adaleti, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emreder…” (Nahl, 16/90)
“Zulümden sakının. Çünkü zulüm kıyamet gününde karanlıklardır.” (Müslim)
İslâm, insanı ahlâken olgunlaştırmayı ve toplumda faziletleri yaymayı hedefler. Güzel ahlâk, imanla doğrudan bağlantılıdır.
“Şüphesiz sen yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem, 68/4)
“Ben ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” (Muvatta)
İslamiyet’te ırkçılık (asabiyet), kesin bir dille yasaklanmış ve haram kılınmıştır. İslam, üstünlüğü soy, sop veya ırk gibi insanın elinde olmayan unsurlara değil, tamamen ahlaki ve kalbi bir hassasiyet olan takvaya bağlamıştır.
“Şüphesiz müminler kardeştir.” (Hucurât, 49/10)
“Allah katında en üstün olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır.” (Hucurât, 49/13)
"Ey insanlar! Rabbiniz birdir, babanız da birdir. Hepiniz Adem'lerdensiniz, Adem ise topraktandır. Arap'ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap'a, beyazın siyaha, siyahın da beyaza takva dışında bir üstünlüğü yoktur." (Ahmed bin Hanbel, el-Müsned, c. 41, s. 250, Hadis No: 23489 - Beyhakî, Şuabü'l-Îmân, c. 4, s. 289, Hadis No: 5137 - Câhiz, el-Beyân ve't-Tebyîn, c. 2, s. 33 - Ebu Nuaym el-İsfahânî, Hilyetü'l-Evliyâ, c. 3, s. 100)
Mümin, iyiliğin yayılması ve kötülüğün engellenmesi için sorumluluk taşır. Bu görev, hikmet ve güzel öğüt ile yerine getirilir.
“Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarsınız.” (Âl-i İmrân, 3/110)
“Sizden kim bir kötülük görürse onu değiştirsin…” (Müslim)
İslâm, insanın temel haklarını korumayı esas alır. Bu beş esas (Zarûrât-ı Diniyye), dinin korunmasını hedeflediği temel değerlerdir.
“Kim bir canı haksız yere öldürürse bütün insanları öldürmüş gibidir…” (Mâide, 5/32)
“Kanlarınız, mallarınız ve ırzlarınız birbirinize haramdır.” (Buhârî, Müslim)
İslâm, ilmi teşvik eder ve düşünmeyi ibadet seviyesine yükseltir. İlim, insanı hakikate ulaştıran en önemli yoldur.
“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 39/9)
“Kim ilim öğrenmek için bir yola girerse Allah ona cennetin yolunu kolaylaştırır.” (Müslim)
İnsan, Allah Teâlâ tarafından şerefli kılınmış bir varlıktır. İslâm, insanın fıtratını korumasını ve onurlu bir hayat sürmesini hedefler.
“Andolsun, biz Âdemoğullarını şerefli kıldık.” (İsrâ, 17/70)
“Müslüman, elinden ve dilinden insanların güvende olduğu kimsedir.” (Buhârî, Müslim)
İslâm’a göre ölüm, yok oluş değil; ebedî hayatın başlangıcıdır. Ahiret inancı, insana sorumluluk ve hesap bilinci kazandırır.
“Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.” (Ankebût, 29/57)
“Akıllı kişi, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışandır.” (Tirmizî)
İslâm’ın bütün emir ve yasakları, insanı sıkıntıya sokmak için değil; onu dünya ve ahiret saadetine ulaştırmak için gönderilmiştir. Tevhid, adalet, ahlâk, ilim ve kardeşlik üzerine kurulan bir hayat; insanlık için gerçek huzurun kaynağıdır.
Yorumlar
Yorum Gönder