Azgın Nefsin Şerrinden Korunmak

Azgın Nefsin Şerrinden Korunmak
 
“Nefsin şerrinden korunmak”, İslâm ahlâkının tam merkezinde yer alan en hayati ve en önemli meselelerden biridir. İnsan hayatındaki en büyük mücadelelerden biri, dış düşmanlarla değil; insanın kendi içindeki nefisle verdiği mücadeledir. Çünkü nefis, kontrol edilmediğinde insanı günaha, kibire, azgınlığa, hevâ ve arzuların peşinden körü körüne gitmeye sürükleyebilir. Terbiye edilmediğinde insanı adım adım helâke götüren bu güç, terbiye ve tezkiye edildiğinde ise insanın manevî yükselişine, olgunlaşmasına ve hakiki kurtuluşuna en büyük vesile olur.
Bu konuda hem Kur’ân-ı Kerîm’de hem Hadis-i Şerifler’de, ayrıca sahâbe ve tasavvuf büyüklerinin sözlerinde bizlere bırakılmış çok zengin, köklü bir miras vardır.
 
1. İlahi Kelâmda Nefis Terbiyesi
Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm’de nefis terbiyesinin ve tezkiyesinin (arınmanın) gerekliliğini ve önemini açıkça ortaya koyarak şöyle bildirir:
 
“Nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. Onu kirleten ise ziyana uğramıştır.” (Şems, 9-10)
 
Başka bir Ayet-i Kerime’de ise nefsin insanı her an kötülüğe ve harama sürükleyebilecek potansiyeli şöyle ifade edilir:
 
“Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis, Rabbimin merhamet ettiği hariç, kötülüğü emreder.” (Yusuf, 53)
 
Rabbimiz, nefsani arzuları frenlemenin ebedi mükafatını ise şu müjdeyle beyan buyurur:
 
“Rabbinden korkan ve nefsini hevâdan alıkoyan kimsenin varacağı yer Cennet’tir.” (Nâziât, 40-41)
 
2. Sünnet-i Seniyye’de Nefis Mücadelesi
İki Cihan Güneşi, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Sallallâhü Aleyhi ve Sellem buyurmuştur:
 
“Gerçek mücahit, Allah Teâlâ’ya itaat yolunda nefsiyle cihad edendir.” (Sünen-i Tirmizî)
 
Manevi uyanıklığın ve akıllılığın ölçüsünü bildiren bir diğer hadis-i şerifte şöyle buyurulur:
“Akıllı kişi nefsini hesaba çeken ve ölüm sonrası için çalışandır.” (Sünen-i Tirmizî)
"Senin en büyük düşmanın, iki yanın arasındaki nefsindir." (Beyhakî, Şu'abü'l-İman)
 
Bu Hadis-i Şerifler, mümin için hayattaki en büyük, en çetin savaşın ve en büyük cihadın ancak nefse karşı verilen mücadele olduğunu açıkça ilan etmektedir.
 
3. Sahâbe ve İslâm Büyüklerinin Gözüyle Nefis
Sahâbe efendilerimiz ve İslâm âlimleri nefis muhasebesini hayatlarının merkezine koymuşlardır.
·       Ömer bin Hattab Radiyallâhü Anh şöyle buyurmuştur:
·       “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin.”
·       Hasan-ı Basrî Rahmetullahi Aleyh şöyle der:
·       “Mümin, nefsinin hâkimidir; onu her an hesaba çeker. Fâcir ise nefsinin peşinden gider.”
·       İmam Gazâlî Rahmetullahi Aleyh eserlerinde nefis terbiyesinin ihmal edilmesi hâlinde insanın helâke sürükleneceğini, terbiye edildiğinde ise manevî yükselişe vesile olacağını vurgulamıştır.
·       Abdülkâdir Geylânî Rahmetullahi Aleyh, nefsin arzularına karşı daima dikkatli olunmasını öğütlemiştir.
·       Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Rahmetullahi Aleyh ise nefsi fırsat bulduğunda insanı yutabilecek bir ejderhaya benzeterek onun tehlikesine dikkat çekmiştir.
·       İmam Rabbânî Rahmetullahi Aleyh de nefse teslim olmanın kalbi karartacağını ve kulu hakikatten uzaklaştıracağını ifade etmiştir.
·       İslâm düşüncesinde meşhur olan şu hikmetli söz de nefis muhasebesinin önemini veciz şekilde ifade eder:
·       “Nefsini bilen Rabbini bilir.”
 
4. Nefisle Mücadele ve Islah Yolları
Azgınlaşan nefsin şerrinden korunmak, dünya hırsını azaltmak (zühd) ve onu dizginlemek için İslâm ahlak geleneğinde tavsiye edilen temel yöntemler şunlardır:
 
A. Nefis Muhasebesi Yapmak
İnsan, uyanık bir bilinçle sürekli kendisini sorgulamalıdır: “Ben ne yapıyorum? Şu anki niyetim nedir? Attığım bu adım Allah Teâlâ’nın rızasına uygun mu?” İşte bu derin iç muhasebe, kalbi diri, ruhu uyanık tutar.
 
B. İbadetlere Sarılmak
Namaz kılmak, kalp ve dil ile sürekli zikir halinde bulunmak, Kur’ân-ı Kerim okumak ve samimi dualarla Allah’a sığınmak; nefsi terbiye eden ve onu kötülüklerden alıkoyan en büyük manevi kalkanlardır.
 
C. Oruç Tutmak
Oruç ibadeti, nefsin hayvani yönünü ve kontrolsüz şehvetsel arzularını zayıflatır. Nitekim Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Sallallâhü Aleyhi ve Sellem buyurmuştur:
 
“Oruç bir kalkandır.” (Sahih-i Buhârî, Sahih-i Müslim)
 
D. Evlenmek
Maddi ve manevi imkânı olan gençlerin evlenmesi, nefsi haramlardan, zinadan ve ahlaki yozlaşmadan koruyan en güçlü kalelerden biridir. Evlilik, içsel arzuları meşru ve "helal yoldan dengeler". Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem bu hususta şöyle buyurur:
 
“Ey gençler! Kimin gücü yeterse evlensin…” (Sahih-i Buhârî, Sahih-i Müslim)
 
E. Hevâ ve Arzulara Karşı Direnmek (Mücâhede)
Nefsin her istediğini pervasızca yapmak özgürlük değil, tam aksine ona köle ve esir olmaktır. Gerçek özgürlük, nefsi iradeyle kontrol edebilme gücüdür. İslam'da "nefis terbiyesi" olarak da ifade edilen bu yaklaşım; anlık, geçici nefsi istekler yerine disiplinli, bilinçli, uzun vadeli, doğru, faydalı ve ahlâkî olanı tercih etmektir. Kolay olanı değil, doğru olanı seçmek nefis terbiyesinin ta kendisidir.
 
F. Salihlerle Beraber Olmak
İnsan sosyal bir varlıktır ve çevresinden etkilenir. Yüce Kur'an-ı Kerim’de: “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğrularla (sadıklarla) beraber olun.” (Tevbe, 119) buyrulmaktadır. Salih ve sadık insanlarla vakit geçirmek, onlarla hemhal olmak kulun hayatında şu muazzam kapıları açar:
 
·       Ahlâkı Güzelleştirir: İyi insanlarla vakit geçirdikçe sabır, dürüstlük ve merhamet duyguları kendiliğinden güçlenir.
 
·       İbadete Teşvik Eder: Salih kişiler ibadetlerine son derece dikkat eder ve zamanı verimli kullanırlar; bu halleri çevresindekileri de olumlu yönde etkileyerek ibadet etme ve kendini disipline etme isteğini artırır.
 
·       Kötülüklerden Uzaklaştırır: İyi bir çevre, insanı yanlış alışkanlıklardan, günahlardan ve zararlı davranışlardan muhafaza eden manevi bir koruma duvarıdır.
 
·       Manevi Huzur Verir: Salihlerle beraber olmak insanın iç huzurunu artırır; kalpteki stresi, kararsızlığı ve dünya bunalımlarını azaltır.
 
·       Samimi Nasihat Ederler: Sıkıştığında sana doğru yolu bulman için rehberlik ederler. Bir hata yaptığında seni kırmadan, incitmeden, sevgiyle uyarırlar.
 
·       Ahiret Bilincini Güçlendirir: Sana dünya hayatının geçici bir gölgeden ibaret olduğunu hatırlatır; kalbe sorumluluk duygusu ve ahiret şuuru kazandırırlar.
 
G. Riyâzet Yapmak (Nefsi Terbiye Etme Disiplini)
Riyâzet; nefsin meşru ve gayrimeşru arzularını kırmak, iradeyi güçlendirmek ve kalbi fani hırslardan arındırmak için uygulanan bilinçli bir manevi perhiz ve disiplin sistemidir. Bu köklü yöntem, şu temel pratiklerle nefsin azgınlığını tamamen kırar:
 
·       Kıllet-i Taam (Az Yemek): Aşırı iştahı, oburluğu ve israfı terk ederek sadece bedenin ihtiyacı kadar, ölçülü beslenmektir. Az yemek nefsin şehvetini ve tembelliğini zayıflatır, kalbe incelik verir.
 
·       Kıllet-i Menam (Az Uyumak): Ömrü gaflet uykusunda tüketmemek, ölçülü yaşamak ve özellikle gecenin bereketli vakitlerini manevi uyanıklık, ibadet ve tefekkürle ihya etmektir.
 
·       Kıllet-i Kelam (Az Konuşmak): Dili yalandan, gıybetten, dedikodudan ve malayâniden (boş sözlerden) titizlikle muhafaza etmektir. Sadece hayır konuşmak, onun dışındaki vakitlerde susmayı (samt) ve kalbi zikirle meşgul etmeyi seçmektir.
 
·       Uzlet ve İnziva (Boş Vakti Hayırla Doldurmak): Kalbi dünyevi karmaşalardan uzaklaştırmak için zaman zaman kendi iç dünyasına çekilmek; gözü, kulağı ve tüm azaları haramlardan ve fuzuli meşguliyetlerden koruyarak boş vakitlerin tamamını ilim, zikir ve faydalı işlerle doldurmaktır.
 
·       Tevbe ve İstiğfarı Çoğaltmak: Kulun her an acziyetini bilmesi, kusurlarını itiraf ederek kalbini tövbe cilasıyla temizlemesi ve sürekli arınma halinde bulunmasıdır.
 
5. Mücâhede Kavramı ve Yaşayan Örnekleri
Mücâhede; insanın içindeki yanlış arzulara, süfli heveslere karşı bilinçli, kararlı bir şekilde direnmesi, kolay olanı değil zor da olsa doğru olanı seçerek kendini adım adım terbiye etmesidir.
 
Mücâhedenin hayatın her anına yayılan pratik örnekleri şunlardır:
·       Öfkelenince nefsine uyup yakıp yıkmak yerine susabilmek,
·       Haram bir manzara karşısında gözünü hemen başka tarafa çevirmek,
·       Dili gıybet, dedikodu ve yalandan muhafaza etmek,
·       Sağ elin verdiğini sol el görmeyecek şekilde, kimse bilmeden sadaka vermek,
·       Şüpheli lokmalardan ve haram kazançtan aslandan kaçar gibi kaçınmak,
·       Bedenen yorgun olsa dahi üşenmeden ibadetlerini vaktinde eda etmek,
·       Gücü yettiği ve intikam alma imkânı olduğu hâlde affetmeyi seçmek,
·       Sana gelmeyene gitmek, dargın duran kimseyle barışmak,
·       Nefsinin hoşuna gitmese de hakkı söylemek ve hakkın yanında durmak.
İşte bunların hepsi, adeta birer kahramanlık nişanesi olan nefisle mücadele örnekleridir.
 
Hikmet Ehli Zatlardan Tarihi ve İbretlik Kıssalar
Tarih, nefislerini pranga altına alarak manevi sultanlığa ermiş zatların ibret dolu hayat hikayeleriyle doludur:
 
Hazret-i Abdulkadir Geylani’nin Sarsılmaz Dürüstlüğü: Bağdat’a ilim yolculuğuna çıkarken eşkıyalar tarafından yolları kesildiğinde, annesine asla yalan söylemeyeceğine dair verdiği söz sebebiyle paralarını gizlememiş, yerini dosdoğru söylemiştir. Onun bu çocuk yaştaki sarsılmaz dürüstlüğü ve ahde vefası, koskoca bir eşkıya çetesinin gözyaşları içinde tövbe etmesine ve hidayetine vesile olmuştur.
 
Bişr-i Hafi’nin Hidayet Kâğıdı: Sarhoş ve gafil bir hayat yaşarken yerde üzerinde Allah Teâlâ’nın isminin yazılı olduğu kirli bir kağıt parçası görmüş; onu çiğnetmemek için yerden kaldırıp temizlemiş, güzel kokular sürerek yüksek bir duvara koymuştur. Saygıyla yaptığı bu küçük ama ihlaslı amel, onun kalbinin temizlenmesine ve büyük bir veli kul olmasına vesile olmuştur.
 
Rabia el-Adeviyye Rahmetullahi Aleyha’nın Saf Aşkı: Kulun niyetini sadece Allah rızasına bağlamasının en büyük timsalidir. O, Allah Teâlâ’ya sadece bir Cennet ümidiyle yahut Cehennem korkusuyla değil; hiçbir menfaat gözetmeksizin, saf ve hesapsız bir Allah sevgisiyle ibadet ettiğini söyleyerek adeta nefsin ibadetlerdeki gizli çıkarlarını bile yerle bir etmiştir.
 
Sonuç
Nefisle mücadele, insanın ilk nefesinden son nefesine kadar hayat boyu kesintisiz süren en büyük cihadıdır. İnsanın dışındaki tüm engeller bir şekilde aşılabilir; fakat insanın kendi göğsünün içinde taşıdığı o azgın nefsin hilelerini aşmak ancak sarsılmaz bir iman, kesintisiz bir muhasebe, salih bir çevre, bilinçli bir mücâhede ve disiplinli bir riyâzet ile mümkündür.
 
Unutulmamalıdır ki, yeryüzündeki en asil ve en büyük zafer; orduları bozguna uğratmak ya da dünyaları fethetmek değil, insanın kendi nefsine hâkim olabilmesi ve onu ilahi rızaya tabi kılarak yönetebilmesidir.
 
Hazırlayan: Fakir Kardeşiniz Yaşar Akkaş

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Esmaül Hüsna (Arapça- Türkçe) دُعٰٓاءُ اَسْمٰٓاءُ الْحُسْنٰى

Devri Alâ Duası حزب الدَّورُ الأَعلَى (حِزْبُ الوِقَايَةِ)

Kayıp Bulma Duaları