Kayıtlar

Doğru Söyleseydin Canımı Verirdim

Doğru Söyleseydin Canımı Verirdim   Yahudi’nin biri, Mevlâna Rahmetullahi Aleyh'e gelerek: "Şems'i gördüm, geliyor…!" demiş. Mevlâna Rahmetullahi Aleyh çıkarıp gömleğini vermiş. Yahudi gülerek, "Yalan söyledim!" deyince, Mevlâna Rahmetullahi Aleyh, "Yalan söylediğini biliyorum." demiş. "Ben bu sözün yalanına gömleğimi verdim. Doğru söyleseydin canımı verirdim."

2026 Mevlid Kandili Mesajı

2026 Mevlid Kandili Mesajı   Bir kandil gecesi daha geldi; gönüllerimizi kırgınlıklardan, dilimizi kötü sözlerden, kalbimizi kötü düşüncelerden arındırma vakti…   Bu mübarek gece, sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in dünyaya teşriflerinin sevincini gönüllerimizde yaşama gecesidir. Gecenin karanlığını aydınlatan bir nur gibi, Peygamber Efendimiz’in güzel ahlâkı da insanlığa yol göstermeye devam ediyor.   Kandiller; kırgınlıkları unutup gönül alma, tövbe ederek kalplerimizi arındırma ve Allah Teâlâ’ya daha da yakınlaşma zamanlarıdır. Rabbim bizlere Peygamber Efendimiz’in merhametini, adaletini, sabrını ve güzel ahlâkını örnek almayı; sünnetini hayatımıza rehber edinmeyi nasip etsin.   Bu mübarek gecede ellerimizi semaya açarken Rabbim’den dileğimiz; sıkıntılarımızı ferahlığa, dertlerimizi devaya, hastalıklarımızı şifaya, korkularımızı güvene ve bekleyişlerimizi hayırlı sonuçlara dönüştürmesidir.   Rabbim açılan elleri boş çevi...

İman Edip Salih Ameller İşleyenler İçin

İman Edip Salih Ameller İşleyenler İçin “Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler için ise kesintisiz bir mükâfat vardır.” (Fussilet Sûresi, 8) “Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler için ise kesintisiz bir mükâfat vardır.” (Fussilet Sûresi, 8)

Rahatı Nerede Buluruz?

Rahatı Nerede Buluruz? Hasan-ı Basrî Rahmetullahi Aleyh’e sordular: “Rahatı nerede buluruz?” O şöyle cevap verdi: “Gafletten sonra secdede, Günahtan sonra tövbede…”

Dahîlek Yâ Rasûlallah

Dahîlek Yâ Rasûlallah   Arınmış bir ruhla Ravza'ya varsam, Kubbe-i Hadrâ'yı yakından görsem, Taş ve toprağına yüzümü sürsem: Diyerek: Dahîlek yâ Rasûlallah!   Ziyaret kasdıyla Ulu Server'i, Selâm kapısından girsem içeri, Kemâl-i hürmetle varsam ileri: Diyerek: Dahîlek yâ Rasûlallah!   Eşsiz Medine'de edeple kalsam, Bûy-i mânevîden bir şemme alsam, Solmayan cemâlin seyrine dalsam: Diyerek: Dahîlek yâ Rasûlallah!   Huzûr-ı pâkine eğilsem gitsem, Bütün varlığımı onda eritsem, Eriyen mum gibi tükenip bitsem: Diyerek: Dahîlek yâ Rasûlallah!   Müvâcehesinden dalsam huzura, Arzetsem kalbimi Ebedî Nûr'a, İmanım kemâlle erse şuura: Diyerek: Dahîlek yâ Rasûlallah!   Dr. Emin Işık Rahmetullahi Aleyh

Öleceğini Bilen Tek Canlı

Öleceğini Bilen Tek Canlı   “Öleceğini bilen tek canlı insan o da hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar. Mezarlıklar ‘Ben olmazsam bu dünya mahfolur!’ diyen insanlarla dolu…” Önemli Bir Tesbit Hayatın geçiciliğini bilmesine rağmen, insanın dünyayı vazgeçilmez sanması ve kendini hayatın merkezine koyması üzerine çok yerinde bir tespittir. Farkındalık: Ölüm gerçeğini bilen tek varlık insan olmasına rağmen, en büyük yanılgısı zamansızlık hissidir. Kibir ve Hırs: "Ben olmasam dünya dönmez!" düşüncesi, aslında insanın kendi önemini abartmasından kaynaklanır. Hayatın Gerçeği: Mezarlıklar, bir zamanlar dünyayı kendi omuzlarında taşıdığını sanan insanlarla doludur…

Çocuklarımız, Canımız Ciğerimiz Yavrularımıza

Çocuklarımız, Canımız Ciğerimiz Yavrularımıza   Çocuklarımıza ibadeti; korkutarak, ceza ile tehdit ederek değil, sevdirerek ve onlara güzel örnek olarak öğretmeliyiz.   Zira âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, din eğitiminin ve insan ilişkilerinin temel üslubunu bizlere şöyle bildirmiştir:   "Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz." (Buhârî, İlim, 11)   Çocuklarımızı namaza teşvik ederken, "Namazını kılmazsan cehenneme gidersin." diyerek onları korkutmak yerine, ellerinden tutup ibadete birlikte yönelmek çok daha hikmetli bir yoldur.   Yüce Rabbimiz de Kur'ân-ı Kerîm'de ailece ibadet etmenin ve bu birlikteliğin önemini şöyle bildirmektedir:   "Ailene namazı emret; sen de ona sabırla devam et." (Tâhâ Sûresi, 132)   "Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun." (Tahrîm Sûresi, 6)   Cennete hep birlikte, sevgiyle yürüyebil...

Amerika'da Bir Adam Camiye Girdi

  Amerika'da Bir Adam Camiye Girdi   Amerika'da bir adam camiye girdi ve minbere çıkıp, Fatiha suresini bilenlerden başkasının anlayamayacağı bir lehçeyle okudu ve ağladı, Sonra Camiden çıktı, İmam peşinden gidip neden böyle Bir şey yaptığını sordu… O adam ise şöyle cevap verdi; “- Ben iki gün önce Müslüman oldum ve İslâm hakkında bir kitap okurken Rasûllulah Sallallahü Aleyhi ve Sellem’in, “Benim tarafımdan bir ayet bile olsa onu tebliğ ediniz.” hadisi'ni gördüm ve ben şu an 7 ayet biliyorum, onları tebliğ ettim.”  

İkinci Abdülhamid Han Hakkında 7 İtiraf

Resim
İkinci Abdülhamid Han Hakkında 7 İtiraf   Osmanlı Devleti’nin en kritik bir devrinde otuz üç yıl hükümdarlık yapmış İkinci Abdülhamid Han için ağır ithamlarda bulunanların sayısı gittikçe azalmakla birlikte, yapılan iftiralar ve hakaretlerin kötü tesiri halen devam etmektedir. Osmanlı Devleti’nin çöküşünü otuz üç sene geciktiren ve eğitim, kültür, sanat, mimarî, askerî teşkilat, bilim ve teknoloji sahalarında yaptığı yenilik ve hizmetlerle, devlet ve millete şeref ve itibar kazandıran Abdülhamid Han hakkında yerli ve yabancı birçok meşhur şahsiyet itiraflarda bulunmuştur. Bunlardan 7 tanesi, sultanın uğradığı haksızlıkları gözler önüne sermek için yeterli olacaktır.   1. Otto Von Bismark Zamanın Alman Başbakanı Bismark; “Sultan Abdülhamid, Avrupa’da bir hasta olarak ele alınmaktadır. Fakat bana göre o, Haliç kıyılarında bulunanların hepsinden daha yüksek bir diplomattır. Ona karşı âdilâne hüküm verilmediği kanaatindeyim” demiştir.   2. Enver Paşa İttihat ve Terakki’nin li...

Dünyayı Ağlatan KARİKATÜR

Resim
Dünyayı Ağlatan KARİKATÜR İsrailli Çocuk: Babam dedi ki: Siz Araplar şeytansınız, teröristsiniz, hayvansınız! Filistinli Çocuk: Babam bana hiçbir şey demedi, sizinkiler öldürmüş!

Ey Mü'min! Tefekkür Et ve Rabbinin Sonsuz Kudretini Anla!

Ey Mü'min! Tefekkür Et ve Rabbinin Sonsuz Kudretini Anla!   Cenâb-ı Hak buyuruyor ki:   "Biz onlara ufuklarda ve kendi nefislerinde ayetlerimizi göstereceğiz ki, Kur'an'ın hak olduğu onlara apaçık belli olsun." (Fussilet, 41/53)   "Yeryüzünde kesin olarak inananlar için nice deliller vardır. Kendi nefislerinizde de öyle. Hâlâ görmüyor musunuz?" (Zâriyât, 51/20-21)   "O'nun emri, bir şeyi dilediği zaman ona sadece 'Ol!' demesidir; o da hemen oluverir." (Yâsîn, 36/82)   Rasûlullah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:   "Bir saat tefekkür bazen bir sene ibadetten daha hayırlıdır." (Süyûtî, Câmiu's-Sağîr, II/127; Aclûnî, I/310)   "Allah güzeldir, güzelliği sever." (Müslim, Îmân, 147)   Kâinattaki bu kusursuz ve muazzam düzen, Allah Teâlâ'nın cemâl ve kemâl sıfatlarını biz aciz kullarına ne güzel gösterir.   Yeryüzünde ve gökyüzünde tefekkür eden bir akıl için ilâhî mizanı gösteren sayısız ibret vardır. ...

Bırak Beni Yalan Dünya

Bırak Beni Yalan Dünya   Yalanın çok yalancısın, Hem tatlısın, hem acısın, İçime düşen sancısın, Bırak beni yalan dünya.   Dünya, dünya yalan dünya, Beni benden çalan dünya, Tüm sevdiklerimi bir, bir, Acımadan alan dünya.   Ne Süleyman ne Harun’a, Ne Firavun ne Karun’a, Ne canlar gitti uğruna, Bırak beni yalan dünya.   Dünya, dünya yalan dünya, Beni benden çalan dünya, Tüm sevdiklerimi bir, bir, Acımadan alan dünya.   Bırak Hakk’a kul olayım, Sana değil Mevla’yayım, Nasıl edip kurtulayım? Bırak beni yalan dünya.   Dünya, dünya yalan dünya, Beni benden çalan dünya, Tüm sevdiklerimi bir, bir, Acımadan alan dünya.   Zalimlerce sevilirsin, Başlara tac edilirsin, İşini iyi bilirsin, Bırak beni yalan dünya.   Dünya, dünya yalan dünya, Beni benden çalan dünya, Tüm sevdiklerimi bir, bir, Acımadan alan dünya.   Seyfullah Çakmak Rahmetullahi Aleyh

Kimler Kabir Azabı ve Sorgusundan Muaf Tutulur?

Kimler Kabir Azabı ve Sorgusundan Muaf Tutulur?   Yüce dinimize göre kabir azabı haktır; ancak bazı kimseler dünya hayatındaki teslimiyetleri, çektikleri zorluklar veya özel durumları sebebiyle bu azaptan ve kabir sorgusundan (kabir fitnesinden) muaf tutulurlar. İslâmi kaynaklara ve İslâm alimlerinin ortak görüşlerine göre kabir azabı görmeyecek başlıca kişiler şunlardır:   1. Manevi Mertebeleri Sebebiyle Muaf Olanlar Peygamberler: Allah'ın günahsız (ismet sıfatına sahip) elçileridir. Kabir azabından ve sorgusundan tamamen muaftırlar.   Sıddîklar: Peygamberlerden sonra imanda en yüksek mertebeye ulaşmış, hayatlarını doğruluk ve sadakate adamış (Hz. Ebubekir gibi) zatlardır. Yüksek ihlâsları sebebiyle kabir fitnesinden korunurlar.   Şehitler: Allah yolunda canını feda edenlerin kabir azabı görmeyeceği ve sorguya çekilmeyeceği net hadislerle bildirilmiştir. Bir sahabenin, "Müminler kabirlerinde imtihan edilirken şehitlerin bundan muaf tutulmasının sebebi nedir?" soru...

İnsanlığın Kurtuluş Reçetesi: İslâm’ın Yüce Gayeleri

İnsanlığın Kurtuluş Reçetesi: İslâm’ın Yüce Gayeleri (Kur'ân-ı Kerîm ve Sünnet Işığında)   Takdim Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah Teâlâ’ya; salât ve selâm O’nun Rasûlü Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e olsun.   İslâm, yalnızca bir inanç sistemi değil; insanın düşüncesini, ahlâkını, ibadetini ve toplum hayatını kuşatan ilâhî bir nizamdır. Bu nizamın her hükmü hikmetlidir ve insanı dünya ile ahiret saadetine ulaştırmayı hedefler.   Kur'ân-ı Kerîm ve sünnet-i seniyye dikkatle incelendiğinde, İslâm’ın temel gayelerinin belli esaslar etrafında toplandığı görülür. Bu gayeler hem bireyin hem toplumun ıslahını, insanın yaratılış gayesine uygun bir hayat sürmesini ve nihayet ebedî kurtuluşa ulaşmasını hedefler.   Bu risalenin amacı, İslâm’ın bu yüce gayelerini Kur'ân-ı Kerim ve Sünnet ışığında özet olarak ortaya koymaktır.   01. Her Türlü Şirki Ortadan Kaldırıp Tevhid’i Hâkim Kılmak Tevhid: İslâmın en birinci gayesi; her türlü şirki (Allah'a ortak koşma inan...

Allah Teâlâ’ya Kul Olabilmek

Allah Teâlâ’ya Kul Olabilmek   “Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz. Umulur ki, böylece korunmuş (Allah Teâlâ’nın azabından kendinizi kurtarmış) olursunuz.” (Bakara Sûresi, 21) Kulluk, her zaman Allah Teâlâ’nın huzurunda olduğunun bilincinde olmak ve ona göre bir duruş sergilemektir. Kulluk, kişinin kendisini ve benliğini bir hiç yerine koyması, Allah Teâlâ’nın yüceliği, azameti karşısında duyulan saygıdan dolayı bir ürperiş, bir teslimiyet, bir sığınma, bir söz dinlemesidir. Kulluk, halis ve samimi bir niyetle, sevap kazanmak üzere Allah’a yakın olmayı düşünerek ibadet yapmaktır. Kısaca, Yüce Allah Teâlâ’nın emir ve yasakların bütününü yerine getirmenin adıdır kulluk. Kulluğun amacı, Allah Teâlâ’nın rızasına ulaşmak, takva sahibi olmak, bununla dünya hayatını düzene koymak, iyi bir insan, iyi bir Müslüman olabilmek ve öldükten sonra ebedi hayatta da cenneti kazanmaktır.              Yaratan...