Kayıtlar

Cevahirli Tacın Olsa Ne Fayda?

Cevahirli Tacın Olsa Ne Fayda?   Malım var diye benlik edersin, Ecel şerbetini bir gün içersin. Baş açık, ayak yalın göçersin, Cevâhirden tâcın olsa ne fayda?   O nâzik tenin toprağa girince, Münker ile Nekir gelip sorunca, Cevâbına kâdir olamayınca, Altın, gümüş türben olsa ne fayda?   Gel zikreyle, çıkma tevhid yolundan, Allah’ın ismini bırakma dilinden. Kim kurtulmuş ki Azrâil elinden? Bütün dünya senin olsa ne fayda?   Yunus Emre Kuddise Sirrûh

Mahşer Meydanının Dehşeti ve Büyük Bekleyiş

Mahşer Meydanının Dehşeti ve Büyük Bekleyiş   Mahşer gününün dehşetli bekleyişinde bütün peygamberlerin acziyet arz ettiği şefaat makamında, Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem’in Makâm-ı Mahmûd’a yükselerek tüm insanlığı hesaba kavuşturma hadisesi. İnsanlık tarihinin en çetin ve kaçınılmaz günü olan kıyamet günü, mahlûkatın tamamı için tarifsiz bir acziyet sahnesidir. Sahih hadîs-i şerîflerde tafsilatıyla buyurulduğu üzere, Allâh Teâlâ o gün gelmiş ve gelecek bütün insanları düz, pürüzsüz ve alabildiğine geniş bir alanda (Arasat meydanında) toplayacaktır.   O öyle bir meydandır ki:   Mutlak Görüş: Yukarıdan bakan bir kimse, milyarlarca insanın tamamını tek bir bakışta görebilecek,   Mutlak Duyuş: Seslenen bir kimse, en uçtaki insana dahi sesini hiçbir engel olmadan ulaştırabilecektir.   O dehşetli günde güneş, insanların tepelerine adeta bir mızrak boyu yaklaşacak, hararetin ve kalabalığın şiddetinden insanlar tâkat getiremeyecekleri, dayanamayacak...

Müslümanlık, İnce İnsanlıktır

Müslümanlık, İnce İnsanlıktır   İslâm, yalnızca bir inanç esasları bütünü veya şeklî ibadetlerden ibaret değildir. O, insanın ruhunu, zihnini ve ahlâkını zarafetle dokuyan; insanı Rabbiyle, kendi nefsiyle, diğer insanlarla ve bütün mahlûkatla güzel bir münasebet kurmaya çağıran bir edep ve nezaket medeniyetidir. Cenâb-ı Hak, kulunun yürüyüşünden konuşmasına, bakışından muamelelerine kadar hayatının her safhasına inceliğin hâkim olmasını murad etmektedir.   Ömer Tuğrul İnançer’in şu sözü, aslında yazımızın bütününü özetleyen güçlü bir ölçüdür:   “Müslümanlık, ince insanlıktır. Dervişlik ise ince Müslümanlıktır. İnsanlar size bakıp Müslüman olmaya özenmiyorsa, imanınızı gözden geçirin.”   Bu söz, Müslümanlığın yalnızca dilde söylenen bir aidiyet olmadığını; insanın hâline, ahlâkına, sözlerine ve muamelelerine yansıması gerektiğini hatırlatır. Çünkü iman kalpte kök saldığında merhamet olur, edep olur, tevazu olur, adalet olur, affetmek olur; insanın etrafındakilere güve...

Ahireti Neden İstemiyoruz?

Ahireti Neden İstemiyoruz?   İnsanoğlu dünyada her şeyin fâni olduğunu, kendisinin de fâni bir varlık olduğunu hiçbir zaman unutmamalı. Asıl hayatın, ebedi yurdun, ahiret yurdu olduğunu aklından hiç çıkarmamalıdır. Sevgili Peygamberimiz ve ashâbı, onların vârisleri olan Allah dostları hep ahiret hedefli yaşayarak insanlığa rehberlik yapmış ve güzel örnek olmuşlardır. Kâmil müminler de bu çizgide, bu şuurda hayat sürerek çevrelerine ışık tutmuşlardır.   Ömürlerini, ahirette hesaba çekilme ve Allah’a arz olunma düşüncesiyle geçirmeye çalışmışlardır. Gönüllerinde   devamlı son nefes endişesini taşımışlardır. Her işte takva üzere yaşayarak hem dünya hem de âhiretlerini mamur etmişlerdir.   Yüce Rabbimizin şu ferman-ı ilâhisini kendilerine düstur edinmişlerdir. “ Yeryüzünde bulunan her canlı yok olacak. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacak.” (Rahman suresi: 26-27) “Gerçekten senin için âhıret dünyadan daha hayırlıdır.” (Duhâ suresi: 4)   “Ruhulbeya...

Türkistanlı Hacı Yoldaş

Resim
Türkistanlı Hacı Yoldaş https://www.facebook.com/watch?v=1437577104940544 Türkistan’dan Anadolu’ya Bir Kardeşlik Ve Şehadet Destanı Türkistanlı Hacı Yoldaş   Özbekistan’ın Margilan şehrinden hac niyetiyle yola çıkan Türkistanlı Hacı Yoldaş, Anadolu’ya ulaştığında Balkan Harbi’nin patlak verdiğini öğrendi. Anadolu’nun ve Osmanlı’nın zor durumda olduğunu görünce geri dönmeyi kabul etmeyerek etrafındaki Türkistanlılara:   “Türk kardeşim dardayken gidemeyiz!” diyerek seslendi ve kardeşleri için savaşması gerektiğini vurguladı. Hac yolculuğu onun için artık sadece bir ibadet değil; Türkistan’dan Anadolu’ya uzanan bir kardeşlik, fedakârlık ve mücadele seferine dönüştü.   Hacı Yoldaş, sadece yanındakileri sözle değil, yüreğiyle de ayağa kaldırdı. Anadolu’da yaşananları anlatıp soydaşlarını Osmanlı’ya yardıma çağırdı; Türkistan’a mektuplar göndererek hem maddi destek istedi hem de savaşabilecek yiğitleri davet etti.   Balkan Harbi’nin ardından Birinci Dünya Savaşı’nda da ce...

Ey Nefsim

Ey Nefsim   Ey nefsim, hain nefsim!   Kendine çok zulüm ettin.   O büyük hesap gününde   Ne cevap vereceksin?     Rabbinin huzurunda   Ne cevap vereceksin?   Ölüm insana çok yakın,   Yola gel ey nefsim!     Kefene sarılmadan   Kendine gel ey nefsim!   Ey nefsim, hain nefsim!   Kendine çok zulüm ettin.     O büyük hesap gününde   Ne cevap vereceksin?   Rabbinin huzurunda   Ne cevap vereceksin?   Ecel kapını çalmadan Akıllan ey nefsim! Şeytana uyma sakın, Kendine gel ey nefsim!   Ey nefsim, hain nefsim! Kendine çok zulüm ettin. O büyük hesap gününde Ne cevap vereceksin?   Rabbinin huzurunda Ne cevap vereceksin?   Seslendiren: Hasan Dursun

Bakma Güldüğüme Benim

Bakma Güldüğüme Benim   Gönlüm kırık, bağrım ezik, Bakma güldüğüme benim. Görüşüm dünyaya susuk, Bakma güldüğüme benim.   Düşündükçe ağrır başım, Dolar gözlerime yaşım, Batıyor ömür güneşim, Bakma güldüğüme benim.   Âşık İsa’yım, neyime? Yürürüm doğru yoluma. Acırım garip hâlime, Bakma güldüğüme benim.   Şairi: Âşık İsa

İlâhî Kameralar

İlâhî Kameralar   Her hâlimizle, her baktığımızla, her tuttuğumuzla, her yazıp-çizip söylediğimizle kayıt altına alındığımızın bilincinde olmak   Trafikte mobese kameraları var, ancak onların ölü noktaları var, aydınlık-karanlık gibi ortamlarda yetersiz kalanları var, mesâfe sorunları var. Köşeyi dönünce, ağacın arkasına gizlenince, kameraların açısının dışına çıkınca görmeyiveriyorlar.   Fakat Allâh Celle Celâlüh’ün görevli meleklerinin mobeselerinin, kameralarının kör noktası yoktur. Her halimiz, her işimiz, her günümüz, her mekânımız denetim ve gözetim altındadır. Sadece kameralar değil, o günde hiçbir şey gizli kalmaz, insan vücudunun bütün âzâları, hayâtımızın her safhasını   bir bir ortaya sayıp döker.   Kur’an-ı Kerim, tablolar hâlinde bizlere, dünya, kıyâmet ve âhiret hallerimizi anlatır:   “Gün gelecek, dilleri, elleri ve ayakları yapmış oldukları bütün kötülükleri tek tek bildirerek, aleyhlerinde şahitlik edecektir.” (Nur, 24/24)   “O gün müh...

Unutma Ey İnsan!

Resim
Unutma Ey İnsan! Hayatın Filme Alınıyor Sağ ve sol omuzunda ilâhi kameralar hayatının filmini çekiyor. Mahşer günü Allah Teâlâ’nın huzurunda sen ve tüm mahşer halkı dev ekranda izleyeceksin! Pozlarını iyi ver ki orada mahcup olmayasın! “Dünyada yapa yalnızdım, yanımda kimse yoktu! Bunları da kim çekmiş? Demeyesin! Kirâmen Kâtibîn “Şüphesiz üzerinizde koruyucu, şerefli yazıcılar var.” (İnfitar Sûresi, 10-11)

Mahşer Meydanının Dehşeti ve Büyük Bekleyiş

Mahşer Meydanının Dehşeti ve Büyük Bekleyiş   Mahşer gününün dehşetli bekleyişinde bütün peygamberlerin acziyet arz ettiği şefaat makamında, Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem’in Makâm-ı Mahmûd’a yükselerek tüm insanlığı hesaba kavuşturma hadisesi. İnsanlık tarihinin en çetin ve kaçınılmaz günü olan kıyamet günü, mahlûkatın tamamı için tarifsiz bir acziyet sahnesidir. Sahih hadîs-i şerîflerde tafsilatıyla buyurulduğu üzere, Allâh Teâlâ o gün gelmiş ve gelecek bütün insanları düz, pürüzsüz ve alabildiğine geniş bir alanda (Arasat meydanında) toplayacaktır.   O öyle bir meydandır ki:   Mutlak Görüş: Yukarıdan bakan bir kimse, milyarlarca insanın tamamını tek bir bakışta görebilecek,   Mutlak Duyuş: Seslenen bir kimse, en uçtaki insana dahi sesini hiçbir engel olmadan ulaştırabilecektir.   O dehşetli günde güneş, insanların tepelerine adeta bir mızrak boyu yaklaşacak, hararetin ve kalabalığın şiddetinden insanlar tâkat getiremeyecekleri, dayanamayacak...

Allah Teâlâ’nın Sonsuz Kudreti ve Kâinattaki Tefekkür Delilleri

Allah Teâlâ’nın Sonsuz Kudreti ve Kâinattaki Tefekkür Delilleri   İnsan kâinata baktığında yalnızca büyük bir boşluk değil; ölçü, denge, düzen, hareket, hayat ve hikmetle iç içe muazzam bir sanat görür. Gökyüzündeki milyarlarca yıldızdan insan bedenindeki küçücük bir hücreye, yağmur damlasından galaksilerin hareketine kadar her şey insanı aynı hakikate yönlendirir: Bu muazzam âlemin ardında sonsuz bir ilim, irade, hikmet ve kudret vardır. Kur’an-ı Kerim’in maksadı insana astronomi, fizik veya biyoloji öğretmekten önce, insanı yaratılmıştan Yaratıcı’ya götüren bir tefekkür yoluna sevk etmektir. Modern bilim ise bugün kâinatın büyüklüğünü, işleyişini ve hassas dengesini daha ayrıntılı biçimde ortaya koymaktadır. Mümin için bilimsel keşifler, İlâhî kudretin yerine geçen açıklamalar değil; O’nun yaratışındaki düzeni daha yakından görmeye vesile olan pencerelerdir.   Makro Âlemde İlâhî Kudret ve Kozmik Denge   1. Güneş’in Gücü ve Korunmuş Tavan (Atmosfer ile Manyetosfer) Gü...

Ey Dünya, Türk'e Kafa Tutulmaz

Ey Dünya, Türk'e Kafa Tutulmaz   Duysun cihan, bilsin cümle alem, Müslüman Türk'e kafa tutulmaz. Gözdağı veremez ne bir güç ne bir kalem, Müslüman Türk'e kafa tutulmaz.   Hakkın yolunda giden bir eri, Zaferle süslüdür her cephesi, yeri. Bilmez asla geri dönmeyi, Müslüman Türk'e kafa tutulmaz.   Bakın tarihe, görün o şanlı kanı, Kanla yazılmıştır şehadet andı. Düşmana mezar olur vatanın her yanı, Müslüman Türk'e kafa tutulmaz.   Azerbaycan'da yazdık destanımızı, Oğuz soyundan alırız biz gücümüzü. Şehit kanıyla suladık yurdumuzu, Müslüman Türk'e kafa tutulmaz.   Orta Doğu'da parlar Türk'ün yıldızı, Adalet için durdurur haksızlığı. Bükülmez bileği, silinmez izi, Müslüman Türk'e kafa tutulmaz.   Ya şehit olur Hakk'a ulaşır, Ya gazi olup düşmanı şaşırtır Bu millet hep dik durur, dağlar aşırır, Müslüman Türk'e kafa tutulmaz.   Özkılıçım, bu sözüm sana, Şanım büyük, aslım asil dosttur bana. Yalvarmaz Türk, boyun eğmez cihana, Müslüman Türk'e...

İnsan Bu Kadar NANKÖR!

İnsan Bu Kadar NANKÖR!   Kör bir genç sevdiği kıza sormuş: "Beni görseydin yine de benimle evlenir miydin?" Genç: "Tabiî ki!" demiş. Hayırseverin biri gence gözlerini vermiş. Genç çok heyecanlıymış, Çünkü sevdiği kızı ilk defa görecekmiş. Gözünü açtığında bakmış ki, kızın gözleri yok! Kız sormuş: "Ne zaman evleneceğiz?" Genç: "Ben seninle evlenmem, senin gözlerin yok!" demiş. Genç arkasını dönüp giderken kız gencin kolundan tutarak şu cümleyi söylemiş: "Gözlerime iyi bak, olur mu?"   (Alıntı)