Kayıtlar

Yalan etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Yalan ve İnsan: Müthiş Bir Tezat

Yalan ve İnsan: Müthiş Bir Tezat   İnsan, yaratılışı gereği haber almaya meraklıdır. Fakat ne yazık ki çoğu zaman duyduğu haberin doğruluğunu araştırmadan ona inanır. Hele hele haber korku, panik ve sansasyon içeriyorsa, insanlar onu çok daha çabuk kabul eder.   İnsanoğlunun en garip çelişkilerinden biri, dünyevî tehlikeler karşısındaki aşırı duyarlılığına rağmen, kaçınılmaz olan ahiret hakikatine karşı sergilediği derin vurdumduymazlıktır.   Hiç tanımadığımız, güvenilir olup olmadığını bilmediğimiz bir kimse çıkıp:   "Şu dağın ardında büyük bir yangın var, çok yakında buraya da ulaşacak!" dese...   Hemen telaşa kapılır, eşyalarımızı toplamaya, kaçış yollarını düşünmeye başlarız.   Bir başkası:   "Yarın çok şiddetli bir deprem olacakmış!" dese...   Doğruluğunu araştırmadan tedbir almaya koyuluruz.   Bir diğeri:   "Eli silahlı çeteler şehri bastı, buraya doğru geliyorlar!" dese...   Kapıları kilitler, ailemizi korumaya çalışır, elimi...

Bırak Beni Yalan Dünya

Bırak Beni Yalan Dünya   Yalanın çok yalancısın, Hem tatlısın, hem acısın, İçime düşen sancısın, Bırak beni yalan dünya.   Dünya, dünya yalan dünya, Beni benden çalan dünya, Tüm sevdiklerimi bir, bir, Acımadan alan dünya.   Ne Süleyman ne Harun’a, Ne Firavun ne Karun’a, Ne canlar gitti uğruna, Bırak beni yalan dünya.   Dünya, dünya yalan dünya, Beni benden çalan dünya, Tüm sevdiklerimi bir, bir, Acımadan alan dünya.   Bırak Hakk’a kul olayım, Sana değil Mevla’yayım, Nasıl edip kurtulayım? Bırak beni yalan dünya.   Dünya, dünya yalan dünya, Beni benden çalan dünya, Tüm sevdiklerimi bir, bir, Acımadan alan dünya.   Zalimlerce sevilirsin, Başlara tac edilirsin, İşini iyi bilirsin, Bırak beni yalan dünya.   Dünya, dünya yalan dünya, Beni benden çalan dünya, Tüm sevdiklerimi bir, bir, Acımadan alan dünya.   Seyfullah Çakmak Rahmetullahi Aleyh

Yalan Dünya

Yalan Dünya   İlk günden alıştığımız emektar dünya, Anne yüzünde dost yüzünde evlat yüzünde. Her sabah yeniden başlayan şeye doymadık, Düşümüz gerçeğimiz ne varsa yeryüzünde.   Gökyüzü belledik şu ürperen maviliği, Başımız darda kalınca el açtığımız yer. Gökyüzüdür avutan akıllıyı deliyi, Gökyüzünde bulutlar uçurtmalar ümitler.   Her mevsimiyle insanı ayrı ayrı saran, Bunca güzelliği nasıl koyup gideceğiz. Yaman çalacak o çalmayası saat yaman, Geçmiş ola bir kez yumuldu mu gözlerimiz.   Cahit Sıtkı Tarancı