Kayıtlar

Kırgınım Kendime…

Kırgınım Kendime…   “Neden böyle yaptım, Neden şöyle yapmadım?” diye Kızgınım kendime…   “Neden yılları boşa geçirdim?” diye Kırgınım kendime…   Ömür ha bitti, ha bitecek… Sonsuz âhiret ha geldi, ha gelecek…   Mahşerde nasıl hesap vereceğim? Âlemlerin Rabbine ne diyeceğim?   Yüzüm ak mı çıkacak, yoksa mahcup mu olacağım?   Hem de pek çok, kırgınım kendime… Hem de pek çok, kızgınım kendime…   Bana verilen ömrü neden emanet bilmedim? Bana verilen nefesi neden şükürle tüketmedim?   Vakit fırtına gibi esip geçerken ben hep öteledim. İlimi ibadeti, salih amelleri, hep öteledim. Tevbeyi, tefekkürü hamd ve şükürü hep erteledim.   Geçici dünyanın büyüsüne, şeytanın vesvesesine; Nefsimin bitmeyen heveslerine kandım. Dünya meşgul etti, nefsim aldattı, şeytan oyaladı… Ben de kandım.   Gaflet uykusunda hep dünyayı sayıkladım. Sonsuz ahiret saadetini hep öteledim. Kendim için, ümmet-i Muhammed için; Duayı dilime çok gördüm…   Oysa ölümün nef...

Sanma Bu Köhne Sarâyı Ey Gönül Dâr-ı Karâr

Sanma Bu Köhne Sarâyı Ey Gönül Dâr-ı Karâr   Sanma bu köhne sarâyı ey gönül dâr-ı karâr, Gece gündüz sa‘y edüben bulagör bir bâkî yâr.   “Küllü şey’in hâlikün” sırrını cânâ zevk edüp, Ol vecihten kıldı ‘ârif cânı cânâna nisâr.   Nakd-i câna gevher-i bâkîyi eyle iştirâ, ‘Aşk-ı ma‘şûku edegör cân-ı dilden ihtiyâr.   Verd-i bî-hemtâ içündür ‘andelîbin nâlesi, Gece gündüz ol gül-i bî-hâra zâr eyler hezâr.   Cür‘a-i ‘aşk-ı ezelden her ki nûş eyler bugün, Nefsini kıldı melâmet terk edüp nâmûs u ‘âr.   Sâlik ol bu neş’e-i dünyâda “mûtû” râhına, Lâhık olur her kişiye yoksa mevt-i ıztırâr.   Berr-i firkat içre ‘atşân olmayalım yâ Kerîm, Ergörüp anı visâle etme sergerdân-ı zâr.   Cism ü câna kıl müyesser feyz-i akdesden nasîb, Ver habîbin hürmetine zât-ı pâke iktidâr.   “Küntü kenz”in bâbını feth et Fenâyî bendene, Pertev-i mihr-i ezelden eyle anı neş’edâr.   Ehl-i Cennet Fenâyî Mehmed Efendi Kuddise Sırruh   Bu Güzel Gazelin Günümüz Türkçesi...

Ahirette Herkes O Gazabı Görünce Birbirinden Kaçacak

Ahirette Herkes O Gazabı Görünce Birbirinden Kaçacak   Abese suresinde, ahirette herkes o gazabı görünce birbirinden kaçacak, deniliyor. Nasıl olur da orada çocuğundan veya sevdiğinden kaçar?   -   Işık saçan ve kapkara yüzler ne demektir?   Cevap Değerli kardeşimiz,   İlgili ayetlerin meali:   "Kulakları sağır eden o ses geldiğinde, 0 gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar. 0 gün her kişinin işi başından aşkındır. 0 gün birtakım yüzler ışık saçar; güleçtir, müjde almıştır. Bir takım yüzler de o gün toza toprağa bürünmüş; kapkara kesilmiştir. İşte bunlar inkarcılardır, günahkârlardır." (Abese, 80/33-42)   Kıyamet ve âhiretten bir kesitin son derece canlı bir tasvirini veren sûrenin bu son âyetleri, dünya hayatının geçici zevk ve tasalarını aşıp varlığının anlamı, değeri, amacı ve akıbeti üzerine düşünebilme seviyesine ulaşmış her insanı sarsıcı gerçeklerle yüz yüze getirmektedir. Kıyamet gününde evrende meydana ge...

NAMAZ

NAMAZ   Allah Teâlâ Buyurur ki   Ey kulum, Sana randevu verdim. Günde beş vakit buluşalım. Benim sana hiçbir ihtiyacım yok ama senin bana çok ihtiyacın var.   Ezan Der ki: Rabbin seni çağırıyor, Cennete geç kalma!   Cami Der ki: Ey Müslüman! Ben Allah Teâlâ’nın eviyim, camiye gel, Rabbimiz seni misafir edecek.   Abdest Der ki: Gel Cehennem ateşini söndür! Abdestini al, günahların bir bir dökülsün!   Namaz Der ki: Bana gel! Rabbinle buluş! Bende eğildikçe makamın yükselir, kalbin huzurla dolacak!   Secde Der ki: Eğildiğin tek yer Secde’dir, Allah Teâlâ’dan başka hiçbir şeye eğilme.   Selâm Der ki: Sağımdaki ve solumdaki tüm Müslümanlara selâm olsun! Bir daha ki buluşmaya kadar Selâmet üzere ol.

Müslümanın Derdiyle Dertlenmek

Müslümanın Derdiyle Dertlenmek   Bismillahirrahmanirrahim Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: "Müminler ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki rahmete eresiniz." (Hucurât Suresi, 49/10)   Yine Rabbimiz şöyle buyuruyor: "İyilik ve takvâ üzerinde yardımlaşın; günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın." (Mâide Suresi, 5/2)   İslâmiyet, insanı sadece kendi hayatından sorumlu tutan bir din değildir. Müslüman, yalnızca kendi ibadetini düşünen, kendi ailesiyle ilgilenen, kendi huzurunu arayan bir kimse değildir. O, aynı zamanda ümmetin bir ferdidir. Dünyanın neresinde olursa olsun bir müminin sevinciyle sevinir, acısıyla üzülür.   Çünkü iman, sadece dil ile söylenen bir söz değil; kalpte hissedilen, hayata yansıyan bir kardeşlik şuurudur.   Rasûlullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem buyuruyor:   "Müminler; birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede tıpkı bir beden gibidir. Bedenin bir organı rahatsız olursa diğ...

Hayırlı Hayat ve Hayırlı Ölüm Duası

Hayırlı Hayat ve Hayırlı Ölüm Duası   Rasûlullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem şöyle dua ederdi اللَّهُمَّ بِعِلْمِكَ الْغَيْبَ، وَقُدْرَتِكَ عَلَى الْخَلْقِ، أَحْيِنِي مَا عَلِمْتَ الْحَيَاةَ خَيْرًا لِي، وَتَوَفَّنِي إِذَا عَلِمْتَ الْوَفَاةَ خَيْرًا لِي، اللَّهُمَّ وَأَسْأَلُكَ خَشْيَتَكَ فِي الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ، وَأَسْأَلُكَ كَلِمَةَ الْحَقِّ فِي الرِّضَا وَالْغَضَبِ، وَأَسْأَلُكَ الْقَصْدَ فِي الْفَقْرِ وَالْغِنَى، وَأَسْأَلُكَ نَعِيمًا لَا يَنْفَدُ، وَأَسْأَلُكَ قُرَّةَ عَيْنٍ لَا تَنْقَطِعُ، وَأَسْأَلُكَ الرِّضَا بَعْدَ الْقَضَاءِ، وَأَسْأَلُكَ بَرْدَ الْعَيْشِ بَعْدَ الْمَوْتِ، وَأَسْأَلُكَ لَذَّةَ النَّظَرِ إِلَى وَجْهِكَ، وَالشَّوْقَ إِلَى لِقَائِكَ، فِي غَيْرِ ضَرَّاءَ مُضِرَّةٍ، وَلَا فِتْنَةٍ مُضِلَّةٍ، اللَّهُمَّ زَيِّنَّا بِزِينَةِ الْإِيمَانِ، وَاجْعَلْنَا هُدَاةً مُهْتَدِينَ . Okunuşu: Allâhümme bi'ilmikel-ğaybe ve kudretike alel-halkı, ahyinî mâ alimte'l-hayâte hayran lî, ve teveffenî izâ alimte'l-vefâte hayran lî. Allâhümme ve es'elüke haşyeteke ...

Allah'tan Af ve Âfiyet Dileme Duası

Allah'tan Af ve Âfiyet Dileme Duası Rasûlullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem sabah ve akşam şu duayı okurdu: اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فِي دِينِي وَدُنْيَايَ وَأَهْلِي وَمَالِي، اللَّهُمَّ اسْتُرْ عَوْرَاتِي، وَآمِنْ رَوْعَاتِي، اللَّهُمَّ احْفَظْنِي مِنْ بَيْنِ يَدَيَّ، وَمِنْ خَلْفِي، وَعَنْ يَمِينِي، وَعَنْ شِمَالِي، وَمِنْ فَوْقِي، وَأَعُوذُ بِعَظَمَتِكَ أَنْ أُغْتَالَ مِنْ تَحْتِي . Okunuşu:   Allâhumme innî es'elüke'l-'afve ve'l-'âfiyete fi'd-dünyâ ve'l-âhireh. Allâhumme innî es'elüke'l-'afve ve'l-'âfiyete fî dînî ve dünyâyâ ve ehlî ve mâlî. Allâhumme'stur 'avrâtî ve âmin rev'âtî. Allâhumme'hfaznî min beyni yedeyye ve min halfî ve 'an yemînî ve 'an şimâlî ve min fevkî, ve e'ûzü bi'azametike en uğtâle min tahtî. Anlamı: Allah'ım! Dünya ve ahirette Senden af ve âfiyet dilerim....