Kayıtlar

İmam-ı Rabbani Hazretleri’nin Hikmetli Sözleri

İmam-ı Rabbani Hazretleri’nin Hikmetli Sözleri   01-   “Şerîatin üç kısmı vardır: İlim, amel ve ihlâs. Bu üçü gerçekleşmeden şerîat tahakkuk etmez. Şerîat ne zaman yaşanırsa, işte o zaman bütün dünyevî ve uhrevî saâdetlerin üzerinde olan Cenâb-ı Hakk’ın rızâsı kazanılmış olur. Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur: «…Allâh’ın rızâsı en büyüktür…» (et-Tevbe, 72) Şerîat, bütün dünyevî ve uhrevî saâdetleri temin etmektedir. Şerîatin ötesinde, ihtiyaç duyacağımız başka bir gâye yoktur. Sûfîlerin teksîf olduğu tarîkat ve hakîkat ise, şerîatin hâdimleridir. Bunlar şerîatin üçüncü kısmı olan ihlâsı tamamlarlar. O hâlde bunları elde etmekten maksat, şerîati tamamlamaktır, yoksa şerîatin ötesinde başka bir şey değildir.   02-   Seyr u sülûk esnâsında sûfîlere verilen hâller, ilhamlar, mânevî ilim ve mârifetler, asıl maksat değildir. Bilâkis onlar, tarîkat çocuklarının terbiye edildiği vehimler ve hayâllerdir. Bütün bunlardan geçip, sülûk ve cezbe makamlarının nihâyeti olan rızâ makâ...

Mahşer Yeri Nasıl Olacak?

  Mahşer Yeri Nasıl Olacak?   İnsanları ve cinleri ölümlerinden sonra tekrar diriltecek olan Allah Teâlâ, daha sonra onların hepsini “Mahşer” denilen yere toplayacaktır. Buna “haşr” denir. Cenâb-ı Hakk’ın bir sıfatı da “Hesap günü için mahlûkâtı toplayan” anlamında Câmiu’n-nâs’tır.   Bütün canlıların Mahşer’e sevki, bunları alacak geniş meydan, gerek Allah’a gerekse birbirlerine yönelik bütün hak ve mesuliyetlerin muhasebesi bize çok zor görünebilir. Ancak semâvât ve arzın bütün ordularına sahip olan Yüce Yaratıcı   için bunun gayet basit olduğunu haber verilir:   “Muhakkak ki hayatı veren de, öldüren de biziz. Evet, herkes bizim huzûrumuza dönecektir. Yerin yarılıp kendilerinin büyük bir hızla mahşer meydanına koşacakları gün, mutlaka gelecektir. Bu diriltip mahşerde toplama bize göre çok kolaydır.” (Kâf, 43-44. Bkz. Kamer, 50; Lokmân, 28)   Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem şöyle anlatır:   “Bir adam vardı, (günah işlemekte) çok ileri idi. Ölüm ...

Cevahirli Tacın Olsa Ne Fayda?

Cevahirli Tacın Olsa Ne Fayda?   Malım var diye benlik edersin, Ecel şerbetini bir gün içersin. Baş açık, ayak yalın göçersin, Cevâhirden tâcın olsa ne fayda?   O nâzik tenin toprağa girince, Münker ile Nekir gelip sorunca, Cevâbına kâdir olamayınca, Altın, gümüş türben olsa ne fayda?   Gel zikreyle, çıkma tevhid yolundan, Allah’ın ismini bırakma dilinden. Kim kurtulmuş ki Azrâil elinden? Bütün dünya senin olsa ne fayda?   Yunus Emre Kuddise Sirrûh

Mahşer Meydanının Dehşeti ve Büyük Bekleyiş

Mahşer Meydanının Dehşeti ve Büyük Bekleyiş   Mahşer gününün dehşetli bekleyişinde bütün peygamberlerin acziyet arz ettiği şefaat makamında, Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem’in Makâm-ı Mahmûd’a yükselerek tüm insanlığı hesaba kavuşturma hadisesi. İnsanlık tarihinin en çetin ve kaçınılmaz günü olan kıyamet günü, mahlûkatın tamamı için tarifsiz bir acziyet sahnesidir. Sahih hadîs-i şerîflerde tafsilatıyla buyurulduğu üzere, Allâh Teâlâ o gün gelmiş ve gelecek bütün insanları düz, pürüzsüz ve alabildiğine geniş bir alanda (Arasat meydanında) toplayacaktır.   O öyle bir meydandır ki:   Mutlak Görüş: Yukarıdan bakan bir kimse, milyarlarca insanın tamamını tek bir bakışta görebilecek,   Mutlak Duyuş: Seslenen bir kimse, en uçtaki insana dahi sesini hiçbir engel olmadan ulaştırabilecektir.   O dehşetli günde güneş, insanların tepelerine adeta bir mızrak boyu yaklaşacak, hararetin ve kalabalığın şiddetinden insanlar tâkat getiremeyecekleri, dayanamayacak...

Müslümanlık, İnce İnsanlıktır

Müslümanlık, İnce İnsanlıktır   İslâm, yalnızca bir inanç esasları bütünü veya şeklî ibadetlerden ibaret değildir. O, insanın ruhunu, zihnini ve ahlâkını zarafetle dokuyan; insanı Rabbiyle, kendi nefsiyle, diğer insanlarla ve bütün mahlûkatla güzel bir münasebet kurmaya çağıran bir edep ve nezaket medeniyetidir. Cenâb-ı Hak, kulunun yürüyüşünden konuşmasına, bakışından muamelelerine kadar hayatının her safhasına inceliğin hâkim olmasını murad etmektedir.   Ömer Tuğrul İnançer’in şu sözü, aslında yazımızın bütününü özetleyen güçlü bir ölçüdür:   “Müslümanlık, ince insanlıktır. Dervişlik ise ince Müslümanlıktır. İnsanlar size bakıp Müslüman olmaya özenmiyorsa, imanınızı gözden geçirin.”   Bu söz, Müslümanlığın yalnızca dilde söylenen bir aidiyet olmadığını; insanın hâline, ahlâkına, sözlerine ve muamelelerine yansıması gerektiğini hatırlatır. Çünkü iman kalpte kök saldığında merhamet olur, edep olur, tevazu olur, adalet olur, affetmek olur; insanın etrafındakilere güve...

Ahireti Neden İstemiyoruz?

Ahireti Neden İstemiyoruz?   İnsanoğlu dünyada her şeyin fâni olduğunu, kendisinin de fâni bir varlık olduğunu hiçbir zaman unutmamalı. Asıl hayatın, ebedi yurdun, ahiret yurdu olduğunu aklından hiç çıkarmamalıdır. Sevgili Peygamberimiz ve ashâbı, onların vârisleri olan Allah dostları hep ahiret hedefli yaşayarak insanlığa rehberlik yapmış ve güzel örnek olmuşlardır. Kâmil müminler de bu çizgide, bu şuurda hayat sürerek çevrelerine ışık tutmuşlardır.   Ömürlerini, ahirette hesaba çekilme ve Allah’a arz olunma düşüncesiyle geçirmeye çalışmışlardır. Gönüllerinde   devamlı son nefes endişesini taşımışlardır. Her işte takva üzere yaşayarak hem dünya hem de âhiretlerini mamur etmişlerdir.   Yüce Rabbimizin şu ferman-ı ilâhisini kendilerine düstur edinmişlerdir. “ Yeryüzünde bulunan her canlı yok olacak. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacak.” (Rahman suresi: 26-27) “Gerçekten senin için âhıret dünyadan daha hayırlıdır.” (Duhâ suresi: 4)   “Ruhulbeya...