Kayıtlar

Amerika’nın “Yanlışlık” Maskesi Altındaki Katliamları

Resim
  Amerika’nın “Yanlışlık” Maskesi Altındaki Katliamları Soykırımcı İsrail’in tahrikleriyle Amerika’yla birlikte başlattığı İran’a yönelik giderek sertleşen ve kapsama alanı genişleyen savaşta sivil kayıpları artarak sürüyor.   Verilen çelişkili mesajlar ve artan tehdit diliyle ivme kazanan savaşta askeri hedeflerden enerji tesislerine, hastane ve okullardan spor tesislerine, su altyapısından sivil konutlara düzenlenen ağır saldırılar yaşamı felce sürüklüyor.   İran’ın güneyindeki Minab şehrinde Şacereh Tayebeh kız okulunun ilk gün defalarca bombalanmasıyla çoğunluğu çocuk 165 kişinin hayatını kaybetmesi ve 96 kişinin yaralanması ise savaşın en karanlık sayfası olarak hafızalara işledi.   ABD yönetimi sorumluluğu kabul etmeye dirense de, Pentagon’un basına sızan ön soruşturması okulun Amerikan ordusu tarafından “güncel olmayan istihbarat” nedeniyle vurulduğunu gösterdi.   İran’ın dini lideri Ali Hamaney ve 48 üst düzey askeri yöneticiyi trafik kameralarından cep ...

Ebû’l-Kâsım el Hakîm Rahmetullahi Aleyh Hazretleri Kimdir?

Ebû’l-Kâsım el Hakîm Rahmetullahi Aleyh Hazretleri Kimdir?   Ebû’l-Kâsım el-Hakîm Rahmetullahi Aleyh hazretlerinin asıl ismi Muhammed bin Ali bin Hasan bin Bişr’dir. Künyesi: Ebü Abdullah’tır. Lakabı: Hakîm’dir. Tirmiz’de doğduğu için Tirmizî diye tanındı. Bazı kaynaklarda adı, ‘Muhammed bin Ali Hakîm Tirmizî’ diye geçmektedir. Bazı kaynaklarda da kısa olarak Hakîm-i Tirmizî olarak geçer. Hakîm-i Tirmizî Rahmetullahi Aleyh hazretlerinin doğum tarihi bilinmemektedir. 932 (H. 320) senesinde Nişabûr’da şehid edildi. Hakîm-i Tirmizî Rahmetullahi Aleyh hazretlerinin sadece bir evi vardı. Evinin de kapısı yoktu. Kapı yerine bir perde asardı. Bir ara evinden ayrılıp seyahate çıkmıştı. Geri döndüğünde bir köpeğin evine girip orada yavruladığını gördü. Ses çıkarmadı. Talebeleri: “- Efendim müsaade edin köpeği yavruları ile birlikte evinizden atalım, dediler. O büyük zât: “- Olmaz!”, dedi. “- Ne yapacaksınız?” “- Belki, yakında yavrularını alıp kendiliğinden buradan çıkıp gider. Gidec...

Ölünün Dili Olsaydı...

Ölünün Dili Olsaydı...   Ölünün dili olsaydı, ağlaya inleye bağıra çağıra şöyle diyecekti: “Ey diri insan dilin dönerken Cenâbı Hakkı zikret. Dudaklarını yumma. Bizim zamanımız gaflet ile geçti. Sen bizim gibi olma, birkaç nefesini fırsat say!   Ölülerin Dirilerden Beklentisi: Duâ ve Sadakanın Sırrı Ehl-i Sünnet inancında ölülerin dirilerin duasından nasıl faydalandığını, kabirde boğulan adam misalini ve mübarek gecelerde kapımıza gelen ruhların o sarsıcı nidasını hemen keşfedin.   İslam inancında (Ehl-i Sünnet itikadında) ölüm, sevdiklerimizle aramızdaki bağın tamamen koptuğu mutlak bir son değil, boyut değiştirdiği manevi bir köprüdür. Okuduğunuz metinde yer alan hakikatler, hayatta olanların yapacağı duaların ve verecekleri sadakaların, kabir âlemine intikal etmiş Müslümanlar için nasıl hayati bir can simidi olduğunu sarsıcı bir dille ortaya koymaktadır.   Gelin, kabir ehlinin o çaresiz bekleyişini, boğulan adam misalini ve bilhassa mübarek gecelerde evlerimizin k...

Kimde Şu Beş Haslet Varsa...

Kimde Şu Beş Haslet Varsa...   Abdullah bin Amr bin As Radiyallahü Anh hazretleri buyurdu ki: "Kimde şu beş haslet varsa, dünyâda ve âhirette mesûd olur, huzurlu olur: 1-   Her zaman "Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah!" söylemek. Hadis-i şerifte, "Her halükârda Allahü teâlâyı çok anınız. Çünkü, Allahü teâlâya, O'nu zikirden daha sevgili ve kulu, dünyâ ve âhiretteki her kötülükten kurtaran daha güzel bir amel yoktur!" buyuruldu. 2-   Başa bir belâ ve musibet gelince, "İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn ve lâ havle velâ kuvvete illâ billâh-il-aliyyil azîm!" demek. 3-   Bir ni'mete kavuşunca, ni'mete şükür olarak "Elhamdülillahi Rabbil-âlemin!" demek. 4-   Bir işe başlarken, "Bismillâhirrahmânirrahîm!" demek. 5-   Günah işlediğinde, "Estağfirullahel' azîm ve etûbü ileyh!" demek. Hadis-i şerifte, "Size hastalığınızı ve ilâcını bildireyim mi? Hastalığınız günahlar, ilâcı istiğfardır.", ‘Lâ...

Cennete Götüren Ameller

Cennete Götüren Ameller   Arapça “seleme” kökünden türemiş olan İslâm kelimesi, sözlükte “itaat etmek, teslim olmak, selâmete ulaşmak” mânâlarına gelir. Istılah anlamı ise; “Âlemlerin Rabbine teslim olup itaat etmek, Hazret-i Muhammed Mustafa -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in Peygamberliğini kabul edip tebliğ ettiği her şeye gönülden bağlanıp îman etmektir.”   1.     Güzel Ahlâk   İslâm Dîni, insanları dünya hayatında emir ve nehiylerle terbiye edip kemâlâta ulaştırırken, sosyal hayatta da adalet, huzur ve barışı hâkim kılmak istemektedir. Bu vesîleyle, Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, “Dîni, güzel ahlâkın tamamı”[1] olarak bildirmiş; ilk tebessüm edenin, ilk önce selâm verenin, yardım eden ve kolaylık gösterenin mûteber olduğunu öğretmiştir. Hadîs-i şerîflerde şöyle buyrulur:   “Kıyâmet gününde mü’min kulun terazisinde güzel ahlâktan daha ağır bir şey bulunmaz Allah Teâlâ çirkin hareketler yapan, çirkin sözler söyleyen kimseden nefret...

Peygamberlerin Kadim Mirası: Hayâ

Peygamberlerin Kadim Mirası: Hayâ Ebubekir Sifil   İnsanın özünden uzaklaştığı, kendine yabancılaştığı ve insanlık hasletlerinden birer birer koptuğu bir zaman diliminde, bize kendimizi hatırlatan bir kavram olarak öne çıkıyor hayâ...   Sahip olduğu geniş ve derin anlam çerçevesi üzerinde duracağımız bu kavramın, günümüzde çağrıştırdığı tek anlam “utanma”dır ve o da bir “kişilik arızası” olarak algılanmaktadır.   Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, insanın kendisini başkalarına ispat etmesi, toplum tarafından beğenilip takdir görmesi, kıyafetinden yeteneklerine ve hatta vücuduna kadar nesi varsa her şeyini büyük bir “cesaretle” sergilemesi, teşhir etmesi, başkalarını geride bırakarak öne geçebilmek için hak-hukuk tanımadan her fırsatı değerlendirmesi özendiriliyor.   Böyle yapanlar paraya, şöhrete, konfora ve her türlü maddi imkana kestirmeden ulaşıyor; toplumun önüne “örnek” olarak konuyor.   Günümüz toplumlarına hakim olan değer yargılarının dayattığı bu hayat tarz...