Kayıtlar

Güzel Kardeşim, Beğeniler Geçici; Allah Teâlâ'nın Rızası Ebedîdir!

Güzel Karde şi m, Be ğ en i ler Geç i c i ; Allah Teâlâ'nın Rızası Ebedîd i r!   Canım karde ş im, bu sözlerim seni incitmek, yargılamak için de ğ il; hep birlikte ahiretimizi dü ş ünüp Rabbimizin rızasına kavuşabilmek içindir.             Ne kadar ya ş ayaca ğ ımız belli de ğ il, bir saat sonrasına bile garantimiz yok. Fakat ölümün hak, hesabın hak oldu ğ u da bir hakikat. Tesettürlü veya açık fark etmeksizin, sosyal medyada ince ve dar kıyafetlerle tekrar tekrar poz payla ş an hanım karde ş lerimiz için gel bir an durup dü ş ünelim.             İ nsanların be ğ enisiyle Allah'ın rızasını aynı teraziye koyalım. Bugün seni binlerce ki ş i be ğ ense, yarın ne kalır elimizde? Hiçe hiç…             Bu Kıssayı Kalbimize Koyalım             Rabia Adeviyye Rahmetullahi Al...

Hakiki Âlimin 6 Alâmeti

  Hakiki Âlimin 6 Alâmeti   Tâbiîn devrinin hilmi, sabrı ve hikmetli sözleriyle maruf büyük siması Ahnef bin Kays’ın Rahimehullâh meclisinde oturanlardan bir kimse, bir şahsı kastederek; "Falan adam cahildir, zira okuma yazma bilmez!" demiştir.   Ahnef Hazretleri, cehaleti yalnızca okuma yazma eksikliğine bağlayan bu yüzeysel bakışı şu hakikatle düzeltmiştir:   “İnsan, yalnız, okuyup yazmakla cehaletten kurtulamaz. Hakîkî âlim olabilmek için şu altı husûsa da riâyet etmek gerekir.”   Ahnef bin Kays Rahimehullâh’a göre zihni malumatla dolu olsa dahi hayatına tatbik etmeyen kimse cehaletten kurtulamaz. Gerçek ilim sahibi şu 6 basiret ölçüsünü kuşanmalıdır:   1.     Herkese İtimad Etmemek: Önüne çıkan her ferde hemen güvenip aldanmaz; ölçülü, basiretli ve temkinli davranır.   2.     Lüzumsuz Konuşmaktan Kaçınmak: Faydasız yere lisanını tüketmez, lüzumsuz sözden sakınır ve sükûtun hikmetini idrak eder.   3.   ...

İmam-ı Rabbani Hazretleri’nin Hikmetli Sözleri

İmam-ı Rabbani Hazretleri’nin Hikmetli Sözleri   01-   “Şerîatin üç kısmı vardır: İlim, amel ve ihlâs. Bu üçü gerçekleşmeden şerîat tahakkuk etmez. Şerîat ne zaman yaşanırsa, işte o zaman bütün dünyevî ve uhrevî saâdetlerin üzerinde olan Cenâb-ı Hakk’ın rızâsı kazanılmış olur. Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur: «…Allâh’ın rızâsı en büyüktür…» (et-Tevbe, 72) Şerîat, bütün dünyevî ve uhrevî saâdetleri temin etmektedir. Şerîatin ötesinde, ihtiyaç duyacağımız başka bir gâye yoktur. Sûfîlerin teksîf olduğu tarîkat ve hakîkat ise, şerîatin hâdimleridir. Bunlar şerîatin üçüncü kısmı olan ihlâsı tamamlarlar. O hâlde bunları elde etmekten maksat, şerîati tamamlamaktır, yoksa şerîatin ötesinde başka bir şey değildir.   02-   Seyr u sülûk esnâsında sûfîlere verilen hâller, ilhamlar, mânevî ilim ve mârifetler, asıl maksat değildir. Bilâkis onlar, tarîkat çocuklarının terbiye edildiği vehimler ve hayâllerdir. Bütün bunlardan geçip, sülûk ve cezbe makamlarının nihâyeti olan rızâ makâ...

Mahşer Yeri Nasıl Olacak?

  Mahşer Yeri Nasıl Olacak?   İnsanları ve cinleri ölümlerinden sonra tekrar diriltecek olan Allah Teâlâ, daha sonra onların hepsini “Mahşer” denilen yere toplayacaktır. Buna “haşr” denir. Cenâb-ı Hakk’ın bir sıfatı da “Hesap günü için mahlûkâtı toplayan” anlamında Câmiu’n-nâs’tır.   Bütün canlıların Mahşer’e sevki, bunları alacak geniş meydan, gerek Allah’a gerekse birbirlerine yönelik bütün hak ve mesuliyetlerin muhasebesi bize çok zor görünebilir. Ancak semâvât ve arzın bütün ordularına sahip olan Yüce Yaratıcı   için bunun gayet basit olduğunu haber verilir:   “Muhakkak ki hayatı veren de, öldüren de biziz. Evet, herkes bizim huzûrumuza dönecektir. Yerin yarılıp kendilerinin büyük bir hızla mahşer meydanına koşacakları gün, mutlaka gelecektir. Bu diriltip mahşerde toplama bize göre çok kolaydır.” (Kâf, 43-44. Bkz. Kamer, 50; Lokmân, 28)   Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem şöyle anlatır:   “Bir adam vardı, (günah işlemekte) çok ileri idi. Ölüm ...

Cevahirli Tacın Olsa Ne Fayda?

Cevahirli Tacın Olsa Ne Fayda?   Malım var diye benlik edersin, Ecel şerbetini bir gün içersin. Baş açık, ayak yalın göçersin, Cevâhirden tâcın olsa ne fayda?   O nâzik tenin toprağa girince, Münker ile Nekir gelip sorunca, Cevâbına kâdir olamayınca, Altın, gümüş türben olsa ne fayda?   Gel zikreyle, çıkma tevhid yolundan, Allah’ın ismini bırakma dilinden. Kim kurtulmuş ki Azrâil elinden? Bütün dünya senin olsa ne fayda?   Yunus Emre Kuddise Sirrûh

Mahşer Meydanının Dehşeti ve Büyük Bekleyiş

Mahşer Meydanının Dehşeti ve Büyük Bekleyiş   Mahşer gününün dehşetli bekleyişinde bütün peygamberlerin acziyet arz ettiği şefaat makamında, Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem’in Makâm-ı Mahmûd’a yükselerek tüm insanlığı hesaba kavuşturma hadisesi. İnsanlık tarihinin en çetin ve kaçınılmaz günü olan kıyamet günü, mahlûkatın tamamı için tarifsiz bir acziyet sahnesidir. Sahih hadîs-i şerîflerde tafsilatıyla buyurulduğu üzere, Allâh Teâlâ o gün gelmiş ve gelecek bütün insanları düz, pürüzsüz ve alabildiğine geniş bir alanda (Arasat meydanında) toplayacaktır.   O öyle bir meydandır ki:   Mutlak Görüş: Yukarıdan bakan bir kimse, milyarlarca insanın tamamını tek bir bakışta görebilecek,   Mutlak Duyuş: Seslenen bir kimse, en uçtaki insana dahi sesini hiçbir engel olmadan ulaştırabilecektir.   O dehşetli günde güneş, insanların tepelerine adeta bir mızrak boyu yaklaşacak, hararetin ve kalabalığın şiddetinden insanlar tâkat getiremeyecekleri, dayanamayacak...