Kayıtlar

Hz. Muhammed Aleyhisselâm’ın Çiçeği: Hz. Fâtıma Radiyallahü Anha

Hz. Muhammed Aleyhisselâm’ın Çiçeği: Hz. Fâtıma Radiyallahü Anha                 Hazret-i Fâtıma Radiyallahü Anha annemiz; İslam tarihinin en müstesna, en zarif, en asil ve en örnek şahsiyetlerinden biridir. O, Hazret-i Peygamber Sallallahü Aleyhi ve Sellem'in en küçük kızı, Ehl-i Beyt'in mukaddes öncüsü ve soyunu kıyamete kadar devam ettiren mübarek bir neslin anasıdır. Ahlakı, sabrı, derin ibadet hayatı, mütevazı aile yaşantısı, ilmi kişiliği ve zühdüyle tüm İslam alemine rehber olmuştur.               Manevi mertebesini simgeleyen iki büyük lakabı vardır: Yüzündeki benzersiz nur ve parlaklık sebebiyle "Zehra" (bembeyaz, nur yüzlü, parlak çiçek); dünya zevklerinden tamamen el-etek çekip kendini ibadete ve Allah'a adadığı için de "Betül" unvanlarıyla anılmıştır.               Ehl-i Sünnet ...

İman Dağı: Hazreti Asiye Radyallahü Anhâ

İman Dağı: Hazreti Asiye Radyallahü Anhâ   Hz. Asiye Radyallahü Anhâ, yeryüzünün en acımasız zalimi olan Firavun’un eşiydi. Sarayların ihtişamı, zenginliği ve dünya nimetleri ayaklarının altındayken, o ruhunu ve kalbini Allah Teâlâ’ya teslim etti. İmanını uzun süre Firavun’dan gizledi. Ancak saklanan bu ilahi nur bir gün açığa çıktığında, Firavun çılgına döndü. Eşine her türlü işkenceyi reva görerek ondan tek bir şey istedi: "Dininden dön!"             Fakat Hz. Asiye Radyallahü Anhâ, imanın lezzetini tatmıştı; saraylar da gelse, kırbaçlar da inip kalksa geri adım atmayacaktı. Firavun özel sopalar getirterek işkenceyi iyice artırdığında, Hz. Asiye Radyallahü Anhâ tarihe geçecek o sarsılmaz duruşu sergiledi ve zalimin yüzüne şöyle haykırdı:             "Sen de biliyorsun ki, benim nefsim ve kalbim Allah Teâlâ’nın koruması altındadır. Beni paramparça etsen bile, bu zulmün s...

Kendini Bilen Fani Olduğunu Bilir...

Kendini Bilen Fani Olduğunu Bilir...   Kimsenin ahını almayın, Ah alan âbad olmaz.   Büyük konuşmayın, Gün gelir, hayat yanınıza koymaz.   Kimseyi kınamayın, Kınadığınız başınıza gelmeden canınız çıkmaz.   İnsanları küçük görmeyin, Yarın olduğunda hayat size de acımaz.   Haddini bilen kendini bilir arkadaşlar, Kendini bilen de fani olduğunu bilir…

Allah Teâlâ'nın rızası Ebedîdir

Allah Teâlâ'nın Rızası Ebedîdir Babası, İbrahim Aleyhisselâm'dan razı değildi. Eşi ve oğlu, Nuh Aleyhisselâm'dan razı değildi. Amcası, Rasûlullah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem'den razı değildi. Siz ne kadar ahlâklı, dürüst ve güzel huylu olursanız olun, sizden razı olmayacak insanlar daima olacaktır. Bu yüzden insanların değil, Yaradan'ın rızasını kazanmaya gayret edin. Çünkü insanların rızası sınırlı, Allah Teâlâ'nın rızası ise ebedîdir.

Azgın Nefsin Şerrinden Korunmak

Azgın Nefsin Şerrinden Korunmak   “Nefsin şerrinden korunmak”, İslâm ahlâkının tam merkezinde yer alan en hayati ve en önemli meselelerden biridir. İnsan hayatındaki en büyük mücadelelerden biri, dış düşmanlarla değil; insanın kendi içindeki nefisle verdiği mücadeledir. Çünkü nefis, kontrol edilmediğinde insanı günaha, kibire, azgınlığa, hevâ ve arzuların peşinden körü körüne gitmeye sürükleyebilir. Terbiye edilmediğinde insanı adım adım helâke götüren bu güç, terbiye ve tezkiye edildiğinde ise insanın manevî yükselişine, olgunlaşmasına ve hakiki kurtuluşuna en büyük vesile olur. Bu konuda hem Kur’ân-ı Kerîm’de hem Hadis-i Şerifler’de, ayrıca sahâbe ve tasavvuf büyüklerinin sözlerinde bizlere bırakılmış çok zengin, köklü bir miras vardır.   1. İlahi Kelâmda Nefis Terbiyesi Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm’de nefis terbiyesinin ve tezkiyesinin (arınmanın) gerekliliğini ve önemini açıkça ortaya koyarak şöyle bildirir:   “Nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. Onu kirleten ise ziya...

Nefisle Mücadele, Tevazu ve Hakiki Kurtuluş

Nefisle Mücadele, Tevazu ve Hakiki Kurtuluş   İnsan hayatındaki en büyük mücadele, dış düşmanlarla değil; kendi nefsiyle verdiği mücadeledir. Çünkü nefis; kibri, gururu, hevâyı, dünya sevgisini ve kötülüğü insana süslü gösterir. Terbiye edilmediğinde insanı helâke sürükler; terbiye edildiğinde ise Allah Teâlâ’ya yaklaştırarak kurtuluşa erdirir. Bu yönüyle nefis terbiyesi, insanın kötülüklerden iyiliğe, gafletten şuura doğru çıktığı bitmek bilmeyen bir manevi hicret yolculuğudur.   Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurur: “Nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. Onu kirleten ise ziyana uğramıştır.” (Şems, 9-10)   Bir başka ayet-i kerimede ise nefsin bu amansız yönüne şöyle dikkat çekilir: “Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis, Rabbimin merhamet ettiği hariç, kötülüğü emreder.” (Yusuf, 53)   Bu yüzden Mü’min, nefsine asla güvenmez; onu her an adeta bir elekten geçirir gibi hesaba çeker ve durmaksızın terbiye etmeye çalışır.   Kibir: Şeytanın İlk Günahı Kibrin...

Bugünün Hicreti…

Bugünün Hicreti…   Yalandan dürüstlüğe, Haramdan helâle, Haksızlıktan adalete, Nefretten sevgiye, Zulümden merhamete, Kibirden tevazuya, Gafletten şuura hicret etmektir.   Bugün her zamankinden daha fazla; dürüstlüğe, adalete, merhamete, sevgiye ve İslâm’ın ahlâk ile fazilet ölçülerine hicret etmeye ihtiyacımız var.   Rabbim bizlere Asr-ı Saadet’in güzelliklerine dönmeyi nasip eylesin!