Kayıtlar

Senin Aklın Nerede?

Senin Aklın Nerede?   "Hocamız, şeyhimiz, liderimiz, çevremiz böyle istedi..." diye; Allah Teâlâ’nın razı olmayacağı işlere giriliyor; hatta bazen bile bile hakka sırt çevriliyor. Kardeşim, senin aklın nerede?   Allah Teâlâ insana akıl vermiştir. Müslüman, Allah’ın verdiği aklı vahyin rehberliğinde kullanmak zorundadır. Körü körüne bağlılık, İslâm’ın istediği bir şey değildir. İtaat, hakka olursa kıymetlidir. Hak ölçüsü ise insanların sözü değil; Allah Teâlâ’nın Kitabı ve Rasûlü Muhammed Sallallahü Aleyhi ve Sellem’in sünnetidir.   Elbette hocaya, âlime, anne-babaya ve yöneticiye saygı gösterilir. Ancak İslâmiyet’te kula itaat, yalnızca Allah’ın ve Rasûlü’nün emirlerine uygun olduğu sürece geçerlidir. Allah Teâlâ’ya isyan olan bir konuda hiçbir kimseye itaat edilmez. Çünkü Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: “Yaratan’a isyan olan konuda, yaratılmışa itaat edilmez.” (Müsned-i Ahmed, Buhârî, Müslim) Kur’ân-ı Kerîm’de ise: “Kim Rasûl’e itaat ed...

Marifetullah (Ebdedi Saadet kazanmak isteyenler okusun!)

Marifetullah (Ebeddi Saadet kazanmak isteyenler okusun!) Marifetullah; Allah Teâlâ’yı isimleri, sıfatları, fiilleri, kudreti ve ilâhî sanatlarıyla tanıyıp kalben idrak etmektir. Bu bilgi, yalnızca zihinsel ve teorik bir bilgi olmayıp; kalpte yerleşen bir iman, muhabbet, haşyet ve kulluk şuurudur. İnsan, Rabbini tanıdığı ölçüde O’nu sever; sevdiği ölçüde de O’na yaklaşır. Bu sebeple marifetullah, bütün mânevî makamların özü ve kulluk hayatının temelidir. Marifetullah, insana yaratılış gayesini, dünyadaki vazifesini ve kâinattaki yerini kavratan en yüce ilimdir. Hakikatte gerçek ilim; insanı Allah’a yaklaştıran, takvâya ve güzel ahlâka sevk eden ilimdir.   Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulur: “Yoksa geceleyin secde ederek ve kıyamda durarak ibâdet eden, âhiret azâbından sakınan ve Rabbinin rahmetini uman kimse (inkârcı gibi) midir? De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akl-ı selîm sahipleri düşünüp ibret alırlar.” (ez-Zümer, 39/9) Bu âyet-i kerîme, hakikî ...

Acı Bir İbret Vesikası

Acı Bir İbret Vesikası Çanakkale’de çarpışıyorduk Siperlerde bulunduğumuz sıralarda düşman tarafından bir askerin sıçrayarak bize doğru yaklaşmakta olduğunu gördük. Korkusuz bir delikanlıydı bu. Bizim erattan onu görenler arka arkaya ateş ediyor, fakat bu askerin bize yaklaşmasına engel olamıyorlardı. Düşmanımız anlaşılan bize sokularak el bombası atacaktı. Hemen silahımı doğrultarak nişan aldım ve ateş ettim. Vurularak yere düştü ve bir müddet çırpındıktan sonra hareketsiz kaldı. Ölmüş olduğunu gördüm. Fransız üniformalı zenci bir askerdi bu. Üzerini yokladım, iç cebinde bir şişkinlik vardı. Elimi üniformasından içeri sokarak onu aldığımda donakaldım. O değil de ben vurulmuştum sanki. Elimde tuttuğum şey sözde düşmanım olan o zencinin kanlarıyla ıslanmış bir Kur’an-ı Kerim’di. Ah o sömürgeci İngilizler, ah o Fransızlar. Evet, tüylerimiz ürpererek okuduğumuz bu hadise Çanakkale gazilerinden Mülazım Ahmet Halit Üngör'ün 15 Nisan 1915 tarihli bir hatırasıdır. Ve İslâm düşmanların...

Yahudiler Niçin Lânetlenmiştir?

Yahudiler Niçin Lânetlenmiştir?   Lânet: Allah Teâlâ'nın rahmetinden uzak kalmak anlamını taşır. Kur'an-ı Kerim'e göre Yahudilerin (İsrailoğulları’nın) lânetlenmesi; özellikle şu nedenlere dayanır.   01-   Yahudiler’in Allah Teâlâ’ya İhanetleri:             Kur’an-ı Kerim’de bazı Yahudi topluluklarının Allah Teâlâ’ya verdikleri sözü bozdukları ve ilahî emanetlere sadık kalmadıkları ifade edilir. Bu durum genellikle “misakı bozmak” (ahidlerini çiğnemek) şeklinde anlatılır.             Konuyla ilgili bazı ayetler:             (Bakara Sûresi, 40, - 83, - 100; Nisa Sûresi, 155 Mâide Sûresi, 12–13)             Bu ayetlerde: Allah Teâlâ’ya verilen sözlerin bozulması, peygamberlere karşı gelinmesi, bazı hükümlerin gizlenmesi veya değiştirilmesi, ilahî emirlere...